Faizsiz kazanç zorda mı?

Güncelleme Tarihi:

Faizsiz kazanç zorda mı
Oluşturulma Tarihi: Şubat 19, 2001 00:00

Onlar faiz haram diye inançları gereği paralarını özel finans kurumlarına yatırdılar. Paraları güvencede, ruhları ise huzurdaydı. Ama ne yazık ki bir sabah uyandılar ve bütün yatırımlarının yok olduğunu gördüler.


Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana yüzlerce batan banka ve finans kuruluşu ile karşı karşıya kaldı. Marbank, İmpexbank bunlardan sadece birkaçı. Evet Türkiye’de yüzlerce banka mağduru insan var. 1999 yılının Aralık ayından itibaren bir bankalar operasyonu esmeye başladı. Önce Yaşarbank, Esbank, Sümerbank, Yurtbank’la başlayan fırtına 2000 yılının sonlarına doğru kasırga gibi esmeye başladı. Demirbank, Etibank, Bank Kapital... Aslına bakılırsa bu bankaların müşterileri o kadar da şanssız değil. Çünkü paraları Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu’nun güvencesi altında. Hesapları üzerinde istedikleri gibi tasarrufta bulunabiliyorlar. Ama onlar kadar şanslı olmayanlar da var. Şimdi gözlerinizi kapatın ve düşünün. Bir sabah uyanıyorsunuz ve yıllar boyu didinip durduğunuz, dişinizden tırnağınızdan artırarak biriktirdiklerinizin bir anda adeta kül olduğunu görüyorsunuz. Evet korkunç bir durum değil mi? Ne yazık ki geçtiğimiz günlerde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Üst Kurulu tarafından faaliyet izinleri durdurulun İhlas Finans’da paraları olanlar bu duruma düştü. Şimdi çaresizlik içinde bekliyorlar. Peki nedir bu Özel Finans Kuruluşları? Ne işe yararlar? Ne zamandan beri faaliyet gösteriyorlar?

Özel Finans Kurumları (ÖFK) kısaca faizsiz kazanç sağlayan finans kurumları olarak tanımlanabilir. İnançları gereği faizin haram olduğunu düşünen birçok kişi paralarını burada değerlendiriyor ve ‘kar payı’ adı altında kazanç sağlıyorlar. Yani bir anlamda şirkete ortak oluyorlar. ÖFK’larda toplanan mevduata faiz uygulanmıyor. Mudiler yatırdıkları para ile yapılan ticari işlemlerdeki kar ve zarara da ortak olmuş oluyor. Fon, kara veya zarara katılma hesabı denilen hesaplarda ya da ticari hesaplarda toplanıyor. Döviz veya TL cinsinden toplanan fonlara 1-3 ve 6 ay ile 1 yıl vade uygulanıyor. Bu fonların kullanılmasından doğan karın belli bir yüzdesi hesap sahiplerine dağıtılıyor. Ayrıcamudiler hem kara hem de zarara ortak olmuş oluyor.

ÖFK’lar ilk olarak 1983 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın girişimleriyle kuruldu. Faize haram gözüyle bakan ve o nedenle paralarını altın ya da dövizde tutan kesimlerin birikimlerini ekonomiye katmak amaçlandı. Faisal Finans ve Al Baraka ilk kurulan ÖFK’ları arasında yer aldı. Bu şirketlerin sermayelerinin yüzde 80 ile 90’ı Ortadoğu kökenli İslam bankalarına aitti. Ayrıca yerli kurucu ortaklar arasında o dönemin ANAP’ına yakın sermayedarlar dahi bulunuyordu. Faisal Finans ve Al Baraka’yı Vakıfbank’ın da katılımıyla kurulan Kuveyt Türk izledi. Bu üç finans kuruluşunun ardından da Türk sermayeli kuruluşlar geldi. İlk olarak Kayseri’de HES Kablo’nun sahipleri 1991 yılında Anadolu Finans’ı kurdular. Daha sonra 1995 yılında Türkiye Gazetesi etrafında medya-sanayi-ticaret topluluğu kuran Enver Ören’in İhlas Finans’ı faaliyete geçti. Kamuoyu Enver Ören’i Işık Tarikatı’nın kurucusu Hüseyin Hilmi Efendi’nin damadı olması sebebiyle çok yakından tanıyordu. Ören, İslami çevreler tarafından pragmatik bir islamcı olarak biliniyor. Ayrıca Ören’in diğer bir özelliği de hem faizsiz bankacılık hem de faizli bankacılıkla ilgilenmesi. ÖFK zincirine son olarak Fethullah Hoca cemaatine yakın olarak tanımlanan Asya Finans katıldı. Asya Finans, Ülker Grubu, Kar Şirketler Topluluğu, Aydınlı Giyim, Hasırcılar gibi cemaatin sermayedarları tarafından kuruldu. Görüldüğü gibi ÖFK’ların geçmişi bankalar gibi çok uzun bir sürece dayanmıyor. Ama bu şirketler Fethullah Gülen’in “Birleşin, holdingler tesis edin. Batı ile yarışma buna bağlı, Eximbank’tan birşey alacaksanız bu ancak güce bağlıdır” düsturu ile Türkiye’deki sermaye piyasalarında önemli yerlere geldiler.


80’li yılların faizsiz sistemi 90’lı yıllarda zirvesini yaşadı. Anadolu’nun en ücra köşelerinde dahi yeni yeni şubeler oluşmaya başladı. Faizin haram olduğuna inanan çevreler yastık altında biriken paralarını, dövizlerini bu kurumlara yatırdılar. Hem paraları güvendeydi, hem de ruhları huzurda. Asya Finans’a destek olan Fethullah Hoca cemaati, Al Baraka Türk ve Kuveyt Türk’ün arkasındaki Arap sermayesi adeta bu kuruluşların teminatıydı. Enver Ören’in İhlas Finans’ı ise holdingiyle yatırımcıların en güvendiği finans kuruluşları arasındaydı. Özellikle TGRT ile Türkiye’nin ve dünyanın her yanına ulaşılabiliyordu. Şirketin yaklaşık 200 bin müşterisi olduğu tahmin ediliyor. Yani kısacası faizsiz kazanç eşittir İhlas Finans anlamına geliyordu. Fakat ne yazık ki 2001 yılı İhlas Finans’a uğurlu gelmedi. İlk önce mudilerinin vadesi gelmiş paralarını ödeyememeye başladı. Daha sonra paraların en geç nisan ayına kadar ödeneceği yönünde bir açıklama yapıldı. Fakat İhlas Finans’ın ömrü nisan ayına kadar sürmedi. 10 Şubat günü İhlas Finans’ın faaliyetleri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Üst Kurulu (BDDK)’ndan yapılan bir açıklamayla durduruldu.


BDDK tarafından faaliyet izni iptal edilen İhlas Finans ile ilgili murakıp raporları şirketin bağlı olduğu İhlas Holding’in son yıllardaki hızlı büyümesinin nedenlerini ortaya çıkardı. Bankalar yeminli murakıpları tarafından hazırlanan ve önümüzdeki günlerde tamamlanması beklenen raporlara göre, İhlas Finans’a faizsiz kazanç elde etmek isteyen vatandaşlar tarafından yatırılan paralar, İhlas Holding’e bağlı şirketlere aktarıldı. Bu şirketlerin yüksek miktarda kredi kullanmasını sağlamak için çeşitli operasyonlar yapıldı. Bu arada, holding şirketleri verdikleri malların bedelini tahsil edememeye başladı. Ayrıca söylenenlere göre İhlas Holding’e ait olan TGRT’de program yapan sanatçıların transfer ücretleri de ödenemeyince, bu kişilere İhlas Finans’tan kredi kullandırıldı. Bankalar yeminli murakıpları bu durumu yaklaşık bir yıl önce tespit etti. İhlas Finans’tan grup şirketlerine aktarılan paranın 1,3 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamın Egebank hariç diğer bütün bankalarda yapılan vurgundan çok daha fazla olduğu söyleniyor.


Bütün bunların üzerine İhlas Finans tarafından bir açıklama yapıldı. Hukuki tasfiye sürecinin başladığı belirtilen açıklamada, “İhlas Finans, tasfiye mevzuatına uygun olarak, alacaklarını tahsil edip, mudilerin alacağını ödeyecektir. Kurumun mevcutları borçlarını fazlasıyla karşılayacak seviyededir. Herkesin alacağı ödenecektir. Telaşa ve endişeye gerek yoktur” denildi. Ama bu açıklamalar mudiler için yeterli olmadı. Kendilerine paralarının karşılığında mikser, saç kurutma makinesi gibi ufak ev aletleri teklif edilen mudiler, İhlas Finans’ın kendilerinin din duygularını sömürdüğünü söylüyor.


Peki bu durum diğer özel finans kurumlarını nasıl etkileyecek? İşte şimdi en çok merak edilen konu bu. Türkiye’de İhlas Finans’ın faaliyetlerinin durdurulması sonucunda şu an beş tane ÖFK bulunuyor. Bunlar Kuveyt Türk Evka Finans, Al Baraka Türk, Anadolu Finans, Asya Finans ve Faisal Finans. Bu kurumların yaklaşık 1 milyon civarında müşterileri olduğu tahmin ediliyor. Toplam mevduatları ise 3 milyar doları aşıyor. Şube sayıları ise 100’ün üzerinde. 2000 yılı başına kadar kararname ve tebliğlerle yönetilerek Hazine ve Merkez Bankası tarafından denetlenen ÖFK’lar artık BDDK’ya bağlı. Ayrıca ÖFK’lar ile ilgili yeni düzenlemelerin bir an evvel çıkması bekleniyor. Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu Başkanı Zekeriya Temizel, “İhlas Finans’ın dışındaki diğer finans kurumlarında bir problem yok” diye bir açıklama yaptı. Fakat söylenenlere göre diğer finans kurumlarının müşterileri de ayaklanmış durumda. Buna karşılık Özel Finans Kurumları Birliği (Finansbir) bir açıklama yaptı.


Açıklama aynen şöyle: Sektörümüzde yer alan ve son yıllarda hızlı büyümesiyle dikkat çeken söz konusu kurumun son aylarda tasarruf sahiplerine olan taahhütlerini yerine getiremediği, bir süredir kamuoyu ve ilgililer tarafından bilinmekteydi. İlgili kurumun sıkıntıya düşmesinin nedeni BDDK’nın ifadesiyle, “Şirket kaynaklarını, yönetim ve denetimini elinde bulunduran ortaklarına şirketin emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan ve dolaylı olarak kendi lehlerine kullandırmasıdır”. Yani kısacası Finansbir, İhlas Finans’ın artık kendilerini pek de alakadar etmediğini belirtiyor. Zaten bilinen bir gerçek var ki, uzun bir süreden beri birlik İhlas Finans’ı bu zor günlerinde yalnız bıraktı. Birliğin yaptığı açıklama şöyle devam ediyor: Diğer finans kurumları için resmi makamlarca buna benzer bir tespit yapılmadı. Nitekim BDDK’nın ilgili kararıyla bu durum açıkça anlaşılmaktadır. Bu kurumlar kaynaklarını bankacılık teamüllerine uygun olarak çok geniş bir yelpaze içerisinde reel ekonomiye aktarmışlardır. Bu nedenle tasarruf sahiplerinin herhangi bir endişeye kapılmasına gerek yoktur. Aslında birliğin yaptığı bu açıklamanın üzerine söylenecek bir şey yok herhalde.


KİM NE DİYOR?

Ekonomist yazar Arslan Başar Kafaoğlu, kara ortak olmanın bir anlamda zarara da ortak olmak anlamına geldiğini belirtiyor. Aslında böyle bir finans kurumunun olamayacağını söyleyen Kafaoğlu, Turgut Özal’ın bir icadı olarak tanımladığı ÖFK’ların Özal’ın tüm icadları gibi tepetaklak olduğunu savunuyor. Kafaoğlu, İhlas Finans’ın iflası konusundaysa, iktisadi olaylarda mali kurumların standartlardan ayrılmasıyla birlikte felaketlerin doğduğunu kaydediyor. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. İzzettin Önder, bazı özel finans kuruluşlarının öz varlıklarının yetersiz olduğunu düşünüyor. İhlas Finans’ın da bunlardan birisi olduğunu kaydeden Önder, kar payının da faiz oranlarına çok yakın olduğunu söylüyor. Bu tip kurumların bankacılık yapmadıklarını düşünen Önder, İslami sermaye kavramının Türkiye’de biraz fazla abartıldığını ve bunun da MÜSİAD ile TÜSİAD’ın çatışmasından doğduğunu iddia ediyor. Bütün bu problemlerin özel finans kurumlarını denetleyen bir kanunun olmamasından kaynaklandığını belirten İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Esfender Korkmaz ise, sorunun kaynağını BDDK’nın bankaların ve özel finans kurumlarının risklerinin yönetimi konusunda genel bir kuralın olmamasına bağlıyor.


Böyle bir temel kuralın olmaması nedeniyle nakit imkanlarının şirket sahipleri tarafından istedikleri yerlere aktarıldığını kaydeden Korkmaz, onların da fonları kendi şirketlerine kaydırdıklarını söylüyor. Esfender Korkmaz, İhlas Finans’ın sıkıntıya girmesinin 4-5 aydan beri bilinen bir gerçek olduğunu ifade ediyor ve şirketin aldığı tedbirlerin çok da fazla savunulacak bir yanının olmadığını vurguluyor. Bankalara tanınan imkanların bu tip finans kurumlarına da tanınması gerektiğini düşünen Korkmaz, özellikle buradaki mevduatın da devlet güvencesi altına alınması gerektiğini savunuyor. Korkmaz, İhlas’ın faaliyetlerinin durdurulmasının diğer finans kuruluşlarını da olumsuz yönde etkilediğini sözlerine ekliyor. Bunlar işin iktisadi boyutu. Ama konunun halkı ilgilendiren tarafı şüphesiz yargı boyutu.


Yani kısacası İhlas Finans’zedelerin bu durumdan nasıl kurtulacakları? Veya daha doğru ifadeyle İhlaszedeler paralarını kurtarabilecekler mi? Zaten sorunun en zor olan bölümü de bu. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi İhlas Finans’ın mudileri diğer fona devredilen bankaların mudileri kadar şanslı değil. Çünkü onların paraları devlet güvencesinde değil. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Ünal Tekinalp, İhlas Finans mudilerinin ticaret mahkemelerine bireysel başvurularda bulunabileceklerini ama bu arada BDDK’ya da mutlaka durumlarını belirten faks çekmeleri gerektiğini söylüyor. Mahkemeye başvurmak için herhangi bir süre olmadığını belirten Tekinalp, bu davaların normal olarak icra kanunu çerçevesi içerisinde sonuca ulaşabileceğini vurguluyor.


SORUN YOK AMA FON ÇIKIŞI VAR:

Özel Finans Kurumları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Anadolu Finans Genel Müdürü Yunus Nacar, İhlas Finans’ın durumunun böyle bir gelişmeye zaten hazırlıklı olan diğer finans kurumlarını çok fazla etkilemediğini bununla birlikte yaşanan süreçte kurumlardan bir miktar fon çıkışının olduğunu ifade ediyor. İhlas Finans dışındaki diğer kuruluşlarda herhangi bir sorun olmadığını belirten Nacar, kendi müşterilerinin herhangi bir panik havasına girmediklerini söylüyor. Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, ÖFK sisteminde bir finans kurumunun talihsiz bir şekilde tasfiyeye tabii tutulduğunu, bu noktada BDDK Başkanı Zekeriya Temizel’in açıklamaları doğrultusunda bu tasfiyenin bütün ÖFK sektörüne mal edilmemesi gerektiğini söylüyor. Temizel’in ve Özel Finans Kurumları Birliği Finansbir’in de açıklamalarında belirttiği gibi geride kalan 5 Özel Finans Kurumu’nda herhangi bir sorun olmadığını vurgulayan Uyan, BDDK’ya bağlı banka yeminli murakıpları denetimi ve gözetiminde bu kuruluşların sağlıklı çalıştığını ifade ediyor.


Bankalardan farklılar...

ÖFK’ların topladıkları fonlar, mevduat olarak kabul edilmediği için TMSF kapsamında değiller. Ancak mali bünyeleri ve işlemleri, diğer bankalarda olduğu gibi denetime tabi. Ve zor duruma düştüklerinde tasfiyelerine karar verilebiliyor, tıpkı İhlas Finans’ta olduğu gibi. ÖFK’lar yasa gereği de bankacılık sisteminden ayrı tutuluyor. Bunun en önemli sebebi ise bankaların topladıkları mevduatların devlet güvencesinde olmasınakarşın, bu tip finans kuruluşlarının hiçbir güvencesinin olmaması. Peki bu durumda şirket batarsa ne olacak? Mudiler, bireysel olarak ticaret mahkemelerine başvurabiliyorlar. Tüm alacaklıların şirketin iflasını istemesi halinde iflas masası oluşturulabiliyor. Ardından tasfiye memurlarının nakde çevirdikleri varlık alacaklılara dağıtılıyor.


Borsada İhlas:

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından faaliyeti durdurulan İhlas Finans Kurumu’nun halka açık hisselerinin tutarı 3,2 trilyonu aşıyor. Borsa verilerine göre, 10 trilyon lira sermayesi bulunan şirketin yüzde 37,36 hissesi halka açık. Hisselerin tutarı, son kapanış değeri olan 860 bin liradan hesaplamayla 3 trilyon 212 milyar 960 milyon lira. Bu arada, İhlas Finans’ın İMKB Takas ve Saklama Bankası nezdinde 18 bin 720 müşteri alt hesabı yer alıyor. İhlas Finans’la, İhlas Grubu şirketlerin halka açık hisselerinin toplam değeri de, borsadaki işlem sıraları kapatılmadan önceki fiyatlara göre, 21 trilyon 986 milyar 461 milyon 60 bin 294 lira idi. Gruptaki İhlas Finans, İhlas Holding, İhlas Ev Aletleri, İhlas GYO ve Kristal Kola’nın Takasbank nezdinde 70 bin 511 müşteri alt hesabı bulunuyor. Ayrıca bu hisselerin tahtaları da kapanmış durumda.


ÖFK’ların şube sayısı:

İhlas Finans 35
Asya Finans 25
Kuveyt Türk 25
Albaraka Türk 22
Anadolu Finans 25
Faisal Finans 12


Faizsiz finansman doğru işliyor mu?

İçinde bulunduğumuz günlerde merak edilen ve üzerinde konuşulan konulardan bir tanesi de faizsiz olarak kar payı dağıttıklarını söyleyen özel finans kurumlarının İslami kurallara uygun olup olmadığı. Konuyla ilgili olarak İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Doç Dr. Abdülaziz Bayındır, Ekonomi ve Politika’da Trend Dergisi’ne şu açıklamalarda bulundu:


Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde faiz yerine riba kelimesi geçer. Ribanın sözlük anlamı artma, çoğalmadır. Terim olarak borçtan elde edilen gelir veya bu geliri elde etmek için yapılan işlem anlamına gelir. İslamiyette faiz kesin olarak yasaklanmıştır. Kredi sistemi sermayeyi sahibinden bağımsızlaştırır. Ortaklık sisteminde sermayenin sahibiyle bağlantısı mecburen devam eder. Çünkü bu sistemde kişi, parasının akibetini düşünmek ve ekonominin gidişatını takip etmek zorunda kalır. Ortak olmanın verdiği sorumluluk onu, daha dikkatli ve etkili bir hale getirir. Çünkü o, ortak olacağı kişileri tanımaya ve ne olup bittiği ile ilgilenmeye ihtiyaç duyar. Yoksa kar beklerken zarar edebilir. Bu süreç içinde piyasayı öğrenir ve işadamlığı yeteneği kazanır. Ortaklık sisteminde ekonomik ve sosyal gerginlikler azalır, verimlilik artar. İş sahipleri toplumun güvenini kazanmak için özel bir gayret göstermek zorunda kalır. Böylece bir huzur ve güven ortamı doğar. Sistem, mantığına göre işlerse çağdaş toplumlarda rastlanan işçi işveren sürtüşmesi de olmaz.

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
Doç Dr. Abdülaziz Bayındır

İhlas Finans’ın künyesi

Kuruluş Tarihi : 1995
Faaliyet alanı : Faizsiz bankacılık
Kayıtlı sermaye : 150.000 milyar TL
Personel sayısı : 732
Genel Merkez : 29 Ekim Caddesi No: 23
Yenibosna / İstanbul
Telefon : (0212) 454 12 00
Faks : (0212) 454 16 16

Ortaklık yapısı Pay (%)
İhlas Holding A.Ş. 50,27
Halka açıklık 34,59
İslam Kalkınma Bankası 10
Diğer 5,14

Önemli iştirakler Pay (%)
İhlas GYO 0,6


Diyanet Vakfı da İhlaszede:

Türkiye Diyanet Vakfı’nın İhlas Finans’ta hisse senedi bulunduğu uzun süreden beri bilinen bir gerçek. Vakıf, İhlas Finans’a yüzde 8’lik hisse ile ortak oldu. Yüzde 8’lik hisse sermaye artırımına gidilmemesi nedeniyle yüzde 5’e düştü. İhlas Finans’ın borsaya açılmasından sonra vakıf yüzde 5’lik hissesinin yüzde 2,2’sini sattı. Böylece vakfın elinde şu an yüzde 2,8 oranında İhlas Finans hissesi bulunuyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!