Bankaların hakimiyetindeki fon piyasasında, aracı kurumlar da rekabet ediyor. Ekinciler B Tipi Değişken ve B Tipi Likit Fon’un kurucu ve yöneticisi Ekinciler Menkul Değerler’in Genel Müdürü Alp Tekince, borsanın düşüş trendini görüp A tipi fonlarını, B tipine çevirerek yatırımcılarına yüksek getiri sağladıklarını söylüyor.
Özellikle düşüş dönemlerinde aylık ortalamada yüzde 25 oranında hisse taşıma zorunluluğu olan A tipi fonlarda verimli fon yönetimi uygulamanın zorluğuna değinen Fon Yöneticisi Mine Tarakçıoğlu ise yatırımcılara volatil dönemlerde riskin daha az olduğu B tipi fonları öneriyor.
Ekinciler Yatırım B Tipi Değişken Fon, geçen hafta yatırımcısına yüzde 1,01 kazandırırken, yılbaşından bu yana yüzde 48,48 getiri sağladı. Ekinciler B Tipi Likit Fon ise yatırımcısına bu yıl yüzde 38,83 kazandırdı. Fonlarla ilgili sorularımızı Alp Tekince, Fonlardan ve Hazine’den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mine Tarakçıoğlu ve Fon Operasyon Uzmanı Volkan Kuğucuk yanıtladı.
A tipi fonunuzu neden B’ye çevirdiniz?
Tekince: B tipi likit ve değişken fonumuz bulunuyor. A tipi fonlarda aylık ortalamada asgari yüzde 25 hisse senedi taşıma zorunluluğu var. Bu SPK’nın belirlediği bir kural. Ancak, piyasa düşerken yüzde 25 hisse senedi tutma zorunluluğuyla, yatırımcıya kaybettirirsiniz. Piyasadaki trendi gördük ve 2000 yılında A tipi fonumuzu B tipine çevirdik. Fonu değiştirmekle ne kadar doğru bir karar verdiğimizi şimdi yatırımcımıza sağladığımız kazancı görünce daha iyi anlıyoruz.
Fondaki yüksek getiriyi nasıl sağladınız?
Tarakçıoğlu: Biz fonu stratejik olarak ele alıyoruz. Aylık hedefler koyuyoruz. Fonu kurucudan bağımsız bir departman olarak konumlandırdık. Her fonun bir getiri eşiği olmalı. Ve bu eşik yatırımcısına mutlaka enflasyonun üzerinde kazandırmalı. Fonların getirisine 1 ay, 3 ay gibi vadelerde bakmamak lazım. En az bir yıllık getirilere odaklanmalı.
Fonun başarısında yöneticinin yönetim tarzı önemli midir?
Tekince: Yöneticinin piyasayı okuyarak doğru zamanda doğru kararlar alması ve fonun getirisini yükseltmesi çok önemli. Kurumlarında fon yöneticilerini çeşitli şekillerde motive etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizde fon yöneticisi, fon getirisine endeksli olarak prim alıyor. Fonun getirisi ne kadar yüksekse, fon yöneticisinin geliri o derece artıyor. Fon yöneticisi, fonların kazandığı yönetim ücretinden prim almıyor. Direkt yatırımcıya kazandırdığı getiri üzerinden prim alıyor.
İstikrarlı getiriye bakmalı
Fon alırken nelere dikkat edilmeli?
Tarakçıoğlu: Yatırım fonu yatırımcısı yatırım yaptığı fonun iç tüzüğünü okumakla sorumludur. En önemli referans bu. Yatırımcı fon getirisine de uzun vadeli bir perspektifte bakmalı. Fonun iç tüzüğünde yatırımın ne kadar riskli olduğu yazılı. Böylece, en azından fon getirisinin standart sapmasını tahmin edebilir yatırımcı. B tipi değişken fon, yatırımcılar için en ideal fon. B tipi değişkende fon yöneticisinin inisiyatifi daha fazladır. Bu fonda yönetici hem sabit getirili enstrümanlarla, hem de hisse senediyle getirisini maksimum kılabilir.
Sizin bankanız yok. Yatırımcılarınız fonlarınıza hangi dağıtım kanalından ulaşabilir?
Kuğucuk: Şu anda Türkiye genelinde 9 adet şubemiz bulunuyor. Yatırımcılarımız şubelerimizdeki müşteri temsilcilerine ulaşarak fon alım satım emri verebilirler. Ayrıca www.ekinvest.com adresinden internet şubemize ulaşarak online olarak yine fon alım satım emri verebilirler. Yatırımcılarımızın internetten gerçekleştirdiği fon alım satım emirleri hiçbir aracıya gerek duyulmaksızın anında müşteri hesabına yansıyor.
Fonlarımızla ilgilenen yatırımcılar, İstanbul’da faaliyet gösteren iki şubemizden Kadıköy şubesine 0216 - 349 91 63 nolu telefondan, Levent şubesine ise 0212 270 71 54 numaralı telefonlardan ulaşabilirler.
Ekinciler Yatırım’ın fon karnesi
Fonun adıHaftalık getirisi Aylık getirisiYatırımcı sayısı
Ekinciler B Tipi Değişken 1.01 3.58 374
Ekinciler B Tipi Likit 0.31 2.21 3636
Paranın güvenli adresi
Yatırım sanatı ve riski yönetebilmek - 1
HALİM ÇUN
Ak Portföy Yönetimi AŞ Genel Müdürü
Piyasalarda seçim sonrasında oluşan iyimser havanın tersine dönmeye başladığı ve Irak konusundaki karar sürecinin gittikçe daraldığı bu günlerde piyasalar geçen haftayı tedirginlik içinde ve oldukça dalgalı geçirdi. Birtakım risklerin öne çıkmasıyla birlikte birçok yatırımcının yatırım tercihlerini gözden geçirme gereksinimi duyduğunu tahmin ediyorum. Risk kelimesi yatırımcılar tarafından pek sevilmez. Riskli ortam denilince hemen defansif ve likit yatırım araçları olan repo ve
döviz akla gelir. Fakat yatırım kararlarını tek boyutlu olarak vermeden önce risk kelimesinin finans literatüründeki yerine bakmakta yarar var.
Yatırımcı riski sevmez
Finansın belki de en tartışılan konusu risk kavramıdır. Risk kelimesinin sözlük anlamı da beklenmeyen bir durumun gelecek de ortaya çıkma olasılığıdır. Finansal açıdan risk kavramı ise beklenen getiri ile gerçekleşen getiri arasındaki artı veya eksi yönlü sapma olarak ifade edilebilir.
Risk kelimesi İtalyanca risicare den gelmektedir ve anlamı da cesaret etmek, cüret etmek, meydan okumak demektir. Yani risk, aktif bir seçimin ifadesidir. Hatta ünlü yatırım yazarı Peter L. Bernstein’a göre, binlerce yıllık insanlık tarihi içinde modern çağı ayıran en önemli faktör insanoğlunun risk kavramını bularak geleceğine hükmetmeye başlamasıdır. Yatırım sanatı da riskle getirinin en iyi bileşimini bulmak üzerine kurulmuştur.
Getiri ile risk arasında dengeli bir ilişki kurmak profesyonel portföy yönetiminin en temel fonksiyonlarından birisidir. Bireysel yatırım kararlarında söz konusu dengenin dikkate alınması bilinçli yatırım sürecinde tasarruf sahibi açısından önem taşır.
Karar aşamasında yatırımcının zihninde bir getiri beklentisi oluşmuştur. Yatırımdan sağlanan dönemsel getirinin karar aşamasında beklenilen getirinin üzerine çıkması veya altına düşmesi mümkündür. Bu olasılık yatırımın riskini oluşturur.
Bir menkul kıymetin gerçekleşen getirisi beklenen getiriden ne kadar büyük sapma gösterirse yatırım enstrümanının da riski o oranda yüksektir. Bu noktada finansal piyasalarda risk kavramının sadece olumsuz olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizmek gerekir. Gerçekleşen getirinin beklenen getiriden düşük olması kadar yüksek olması da finansal piyasaların risk kavramı içerisinde yerini bulur.
Yatırım mı? Kumar mı?
Zaten, gelecekte ne olacağını doğru tahmin ederek tüm yatırımlarını en uygun enstrümana yöneltmek bir yatırım eyleminden çok kumar mantığını taşır. İyi bir portföy yönetimi, her zaman geleceğin beklediği gibi olmaması durumunuda göz önünde bulundurmalı ve pozisyondan en az zararla çıkabilmeyi dikkate almalıdır.
Finans piyasalarında verilen ani kararların her zaman en iyi sonucu vermediğini de tarih gösteriyor. Örneğin, geçen yıl 11 Eylül sonrasının kargaşalı ve panik ortamında en riskli araç hisse senetlerine yatırım yapanlar üç ay içinde
dolar bazında yüzde 100 kazanırken, en güvenli liman olan dolara yatırım yapanlar TL bazında bile kaybettiler. O halde denklemi iyi kurmak gerekir.