Dış borç göstergeleri alarm veriyor

Güncelleme Tarihi:

Dış borç göstergeleri alarm veriyor
Oluşturulma Tarihi: Nisan 05, 2001 00:00

2000 yılında uygulanan dış borçlanma politikası, Türkiye`nin dış borç stoku ve dış borç servisiyle ilgili göstergelerini önemli ölçüde olumsuzlaştırdı

2000 yılında uygulanan dış borçlanma politikası, Türkiye`nin dış borç stoku ve dış borç servisiyle ilgili göstergelerini önemli ölçüde olumsuzlaştırdı. Türkiye, hızla çok borçlu ülkeler kategorisine doğru yükselmeye başladı. Milli gelirin yüzde 10`undan fazlası dış borç servisi için kullanıldı.

Uygulanan program gereğince iç borçların bir bölümünü dış borca dönüştüren Türkiye geçen yıl 25 milyar dolardan fazla yeni dış borç kullandı. Bu nedenle dış borç stkou 114.3 milyar dolara kadar tırmandı. Bunun sonucunda da dış borçların Türkiye`nin milli gelirine oranı yüzde 57`ye kadar tırmandı. Bu oran 1997 yılında yüzde 43.9, 1998 yılında yüzde 47.3, 1999 yılında da yüzde 55.3 seviyesinde bulunuyordu. Uluslararası karşılaştırmalarda yüzde 50`nin üzeri olumsuz bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Devletin dış borcu artıyor
Kamunun orta ve uzun vadeli dış borçlarının milli gelire oranı ise yüzde 28.8`den yüzde 30.1`e çıkarken, dış orç stokunun Türkiye`nin yıllık döviz gelirine oranı ise yüzde 193.5`ten yüzde 194.6`ya kadar yükseldi. Bu oran 1997 yılında yüzde 145, 1998 yılında da yüzde 154.8 olarak gerçekleşmişti. Türkiye 2000 yılında bavul ticareti de dahil 58.8 milyar odlarlık döviz geliri elde etmişti.

Dış borç ihracatın dört katına gidiyor
Uluslararası karşılaştırmalarda önemli bir gösterge olan dış borç stokunun ihracat gelirlerine oranı ise bavul ticareti de dahil yüzde 351.3`ten yüzde 366.3`e kadar tırmandı. 1997 yılında yüzde 259.7, 1998 yılında da yüzde 310.4 olan bu oranın son yıllarda hızla yükselmesi ihracat gelirlerinin neredeyse yerinde saymasından kaynaklanıyor. Dış borç stokunun döviz geliri ve ihracata oranında yaşanan hızlı yükselme Türkiye`nin normal döviz geliri yerine dış ödemelerini borçlanmayla yapabildiğinin bir göstergesi sayılıyor.

Türkiye 2000 yılında faiz dahil 21.9 milyar dolarlık dış borç geri ödemesi yapmak zorunda kaldı. Bu da Türkiye`nin 2000 yılında 201.2 milyar dolar olan toplam milli gelirinin yüzde 10.9`u kadar bir kaynağı dış borç ödemeleri için kullandığı, başka bir ifadeyle yarattığı milli gelirin giderek daha fazla artan bir bölümünü yurt dışına transfer etmek zorunda kalıyor. Bu oran da 1997 yılında yüzde 6.3, 1998 yılında yüzde 8.1, 1999 yılında ise yüzde 9.8 olmuştu.

Geri ödeme yükü artıyor
Türkiye`nin yıllık döviz gelirlerinden ve ihracat gelirlerinden dış borç geri ödemeleri için ayırmak zorunda kaldığı pay da giderek büyüyor. 1997 yılında toplam döviz gelirinin yüzde 20.8`ini dış borç geri ödemeleri için kullanan Türkiye, 2000 yılında bu gelirinin yüzde 37.3`ünü bu işe ayırmak zorunda kaldı. Dış borç geri ödemelerinin iharcat gelirlerinden aldığı pay ise son dört yılda yüzde 37`den yüzde 70.3`e kadar tırmandı.

Türkiye dış borç faiz ödemeleri için de her yıl döviz ve ihracat gelirleri ile milli gelirinden daha büyük bir bölümü ayırmak zorunda kalıyor. 1997 yılında yüzde 2.4 olan faiz ödemelerinin milli gelire oranı 2000 yılında yüzde 3.1`e çıktı. İhracat gelirlerinin faiz ödemelerine giden bölümü de aynı yıllar itibariyle yüzde 14.1`den yüzde 20.7`ye kadar yükseldi.

Rezervin dış borcu karşılama oranı azalıyor
Merkez Bankası`nın rezervlerinin Türkiye`nin dış borç stokunu karşılama oranı da giderek azalıyor. 1997 yılında Türkiye Merkez Bankası`nın rezervleriyle dış borçlarının yüzde 23`ünü karşılayabiliyordu. 1999 yılında bu oran yüzde 23.5 olarak gerçekleşmişti. 2000 yılında ise yüzde 18`e kadar geriledi.

Borçluluk ölçülürken kullanılan önemli göstergelerden biri olan döviz rezervlerinin kısa vadeli dış borçları karşılama oranı da sürekli azalıyor. 1997 yılında rezervler kısa vadeli dış borçlardan yüzde 8.1 oranında fazlaydı. 2000 yılında ise Merkez Bankası rezervleri kısa vadeli dış borçların ancak yüzde 71.3`ünü karşılayabilir bir noktaya geriledik. Kısa vadeli dış borçlar 2000 sonunda 28.9 milyar dolara kadar yükseldi. Merkez Bankası rezervi ise 20.6 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye`nin dış borç göstergelerinde yaşanan bu olumsuzluğun temel kaynağını 2000 yılındaki 10 milyar dolara yakın cari işlemler açığı oluşturdu. Türkiye 2000 yılında milli gelirinin yüzde 5`i oranında cari işlemler açığı verdi. Bu oran 1997 yılında yüzde 1.7, 1999 yılında da yüzde 0.7 seviyesinde gerçekleşmiş, 1998 yılında ise milli gelirin yüzde 1`i kadar fazla verilmişti.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!