Güncelleme Tarihi:

Şimşek, "Yükselen Türkiye Zirveleri"nde yaptığı konuşmada, yapay zeka, robot ve otonom sistemlerin büyük bir fırsat olduğunu kaydederek, bunun maalesef eşit dağılmayacağını, bu teknolojileri kontrol edenlerin, bu teknolojileri üretenlerin avantajlı durumda olduğunu söyledi.
Yapay zekanın en büyük ayağının verimliliği artıracak bir teknolojik hizmet sunacak olması olduğunu aktaran Şimşek, istihdam piyasaları üzerinde büyük etkisi olacağını dile getirdi.
Şimşek, geçmişte nitelikli görülen ve hiç etkilenmeyecek denilen alanların şu anda çok hızlı şekilde yapay zeka ile arka plana itilmekle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Artan gelir ve servet eşitsizliği riski, ülke içinde, ülkeler arasında ciddi bir risk. Bölgeler arası dengesizlikler ciddi risk. Yapay zeka verimliliği artırarak refahı artırabilir ama onun dışındaki etkilerin yönetilmesi gerekir. Şimdi tabii otonom, yani robotlar, otonom sistemler dedik, oturup şikayet edeceğimize, sanayicimiz için söylüyorum, daha çok erken aşamadayız. Küresel robot piyasası, 100 milyar dolar civarı bir piyasa. Az bir piyasa değil ama küresel ekonomi için ufak bir piyasa. Bu piyasa, 2050'ye kadar 100 milyar dolardan 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşecek. Şimdi bizim üniversitelerimizin, sanayicilerimizin oturup bu trendleri ıskalamaması lazım. Bunlara odaklanması lazım. Çünkü katma değer burada, kar marjları burada, en azından orta vadede. Dolayısıyla fırsat pencereleri Türkiye için büyük. Yapay zekanın hukuk, sosyal bilimler, yönetim gibi alanları çok daha dramatik bir şekilde etkilemesi bekleniyor ama el yordamıyla yapılan işlere etkisi daha düşük görülüyor."
"KALICI, SÜRDÜRÜLEBİLİR YÜKSEK BÜYÜMENİN FORMÜLÜ DÜŞÜK ENFLASYONDUR"
Bakan Şimşek, dünyanın borcunun dünya milli gelirine oranının yüzde 300'ün üzerine çıktığı bilgisini paylaşarak, gelişmekte olan ülkelerde bu oranın yüzde 235, Türkiye'de ise bu oranın yüzde 92 olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin burada avantajı olduğuna işaret eden Şimşek, "Bizde borçluluk çok yüksek değil. Ne hane halkının ne devletin ne şirketlerin ne de finans sektörünün. Şimdi bu bize ne anlatıyor? Türkiye'nin yine bu küresel meydan okumalardan bir tanesi olan borçluluk noktasında avantajlı olduğunu gösteriyor. Hane halkı ve reel sektörün borcu düşük olduğu için biz eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır. Bu enflasyonla mücadele çok oluyor, artık bir yerde duralım yaklaşımları var. Bu çok miyopik bir yaklaşımdır. Çünkü kalıcı, sürdürülebilir yüksek büyümenin formülü, tabii ki düşük enflasyondur." diye konuştu.
Şimşek, dünyada diğer bir meydan okumanın dünyada hızla yaşlanan nüfus olduğuna işaret ederek, Türkiye'de de nüfusun hızlı şekilde yaşlanacağını söyledi.
Nüfusun hızlı yaşlanmasının getirdiği dramatik etkiler olduğuna değinen Şimşek, "Biz fırsat penceresine bakacağız. Sağlık turizmi, yaşlı bakım hizmetleri şu an 4,2 trilyon dolarlık bir pazar. Orta vadede 8,5 trilyon dolara çıkıyor. Dolayısıyla her yerde fırsat var. Meydan okumalar var ama fırsatlar da var. Önemli olan şikayeti bırakıp bu fırsatlara odaklanmak. Biz turizmde çok iyi bir ülkeyiz, sağlıkta çok iyi bir noktadayız. İkisini birleştirelim, buyurun size muazzam fırsat. Şimdi küresel ısınma bir realite dedik. Bunu ben söylemiyorum, istatistikler söylüyor. Birçok ülkede, Türkiye dahil, su stres seviyesi yüksek. Bütün bunlar bizim tabii ki değişim, dönüşüm yapmamızı gerektiriyor. Hükümetlerimiz döneminde sulama yatırımlarına çok ciddi kaynak ayırmışız. 108 milyar dolarlık yatırım yapılmış sadece sulamaya. Biz burada da seyirci değiliz. Tabii ki birçok anlamda tedbir lazım. Yeşil teknolojiler, yenilenebilir enerjide Türkiye büyük bir potansiyele sahip. Bunu ben söylemiyorum, uluslararası akademisyenler söylüyor. Küresel temiz enerji yatırımları da yine ikiye katlanacak. Daha fazla artacak. Yani 2 trilyon dolar civarından 4,5 trilyon civarına çıkacak." ifadelerini kullandı.
"BU PROGRAM OLMASAYDI ENFLASYON NEREYE GİDERDİ SORUSUNU SORMAK İÇİN BİRAZ KAFA YORMAK GEREKİYOR"
Şimşek, küresel ekonominin kısa vadede savaşın beraberinde getirdiği önemli bir arz şokuyla karşı karşıya olduğunu belirterek bunu iyi yönettiklerini bildirdi.
Orta-uzun vadede dünyanın karşı karşıya olduğu büyük meydan okumalar olduğuna işaret eden Şimşek, "Bu meydan okumalara karşı biz ülkemizi doğru ve güçlü bir şekilde konumlandırıyoruz ve fırsat penceresinden olaylara bakıyoruz. Bizim uygulamakta olduğumuz ekonomi programının 3 evresi var. Birinci evre risklerin kontrolüydü, yönetimiydi. 2023'te tarihimizin en büyük felaketi, deprem felaketi yaşanmış, 13 ilimizde milyonlarca vatandaşımız büyük bir depremden etkilenmişti. Bugün hiç yokmuş gibi söylemler var. Şimdi bu depremin yaralarını sararken büyük bütçe açıkları verip de bu bütçe açıklarını parasallaştırırsanız, yani para basarak finanse ederseniz, hiperenflasyona girersiniz. Bunu yapmamanız lazım. EYT hayata geçirildi. 3 milyon civarında vatandaşımız, yani 37-38 yaştan 40'lı yaşlara kadar erken emekli oldu, daha olacak, EYT kanunu bu." şeklinde konuştu.
Şimşek, Türkiye'de, 2023'te 120 milyar dolar seviyesinde ciddi bir dış ticaret açığı bulunduğunu kaydederek, finansmana, dış finansmana erişimde sıkıntıların olduğunu anımsattı.
Bu risklerin yönetiminin önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, "Ülkenin bir ödemeler dengesi stresine girmemesi, enflasyonun 3 haneye gitmemesi için çok ciddi bir çaba gösterilmesi gerekiyordu. Çok kolay söylemler var, 'enflasyon şuradaydı da şimdi buraya gelmiş', tamam da bu program olmasaydı enflasyon nereye giderdi sorusunu tabii sormak için biraz kafa yormak gerekiyor. Kolaycı yollar her zaman tercih ediliyor. Şimdi dolayısıyla ilk yılı biz böyle geçirdik, o geride kaldı." dedi.
"BÜTÇE AÇIĞI YÜZDE 5,1'DEN YÜZDE 3'ÜN ALTINA DÜŞTÜ, YÜZDE 3'ÜN ALTI ZATEN İDEAL"
Bakan Şimşek, programda ikinci evrede hedefin ekonomideki dengesizlikleri azaltmak olduğunu hatırlattı.
Şimşek, "Enflasyonu azaltmaya başlamak, bütçe açığını azaltmak, cari açığı azaltmak, KKM'den çıkış. KKM çok önemli bir koşullu yükümlülüktü. İkinci evreyi de geriye bıraktık ve ana hedeflerin tamamında ilerleme sağladık, sonuç aldık. Şimdi üçüncü evre var. Üçüncü evre ise biraz önü açık bir evre. Normalde 2027 sonu diye bekliyorduk bu evrenin tamamlanması için. Fakat gerek geçen sene yaşanan şoklar, gerek bu sene çok daha devasa bir dış şokla karşı karşıyayız. Bu şoklar tabii üçüncü evreyi etkiliyor. Bu bir bahane de değil, bu bir gerçeklik. Bütün dünya şu anda bu şokun etkileriyle mücadele edecek, bunları yönetecek." değerlendirmesinde bulundu.
Hedeflerinin bugüne kadarki kazanımları pekiştirmek olduğunu dile getiren Şimşek, bunun da reformla pekiştirilebileceğini söyledi.
Şimşek, "Politikayla bir yere varırsınız. Para politikası, maliye politikası gibi ama bunu kalıcı hale getirmenin tek yolu var, o da reformdur, dönüşümdür. Bu reel sektörde de dönüşüm gerekiyor, kamuda da dönüşüm gerekiyor. Genel anlamda bir reform çabası gerekir. İkincisi, tabii burada tek haneli enflasyon, cari açığın kalıcı olarak sorun olmaktan çıktığı, bütçe açıklarının kalıcı olarak yüzde 3'ün altına düştüğü ve verimlilik ve rekabet gücünün kalıcı bir şekilde arttırıldığı bir dönem. Şimdi bu döneme ilişkin vizyonumuzda zerre değişiklik yok ama tabii ki bu dönemin ne kadar süreceği meselesi, tabii ki dış gelişmelerin bir fonksiyonudur. Burada da bizim söylediğimize aykırı bir şey yok." şeklinde konuştu.
Enflasyonun yüzde 85 ile Ekim 2022'de zirveyi bulduğunu, yılı 64 ile kapattığını ve ondan sonra 2023'te enflasyonu 65'te tuttuklarını anlatan Şimşek, "Dezenflasyon 2024'te başlamış, yüzde 44. Geçen sene yüzde 31, şu anda da yüzde 31 civarı. Geçici olarak 1-2 ay bu son gelişmeler etkiler ama enflasyonun aşağı yönlü trendinde bir değişiklik olmayacak, enflasyonu düşürmek ve o trendi devam ettirmek Türkiye için önemli bir kazanım. Gelir dağılımının kötüleştiği dönemler var son 20-25 yılda. İyileştiği dönemler var. Dezenflasyonla birlikte gelir dağılımında iyileşme başlamıştır ama tabii ki daha gideceğimiz mesafe var." dedi.
Şimşek, muhtemelen bu yılın ortası itibariyle deprem bölgesinde yeniden inşa ve ihya sürecinin büyük oranda tamamlanmış olacağını bildirdi.
Geçen sene sonu itibariyle 90 milyar dolar para harcandığını aktaran Şimşek, "Bunu piyasalara hissettirtmeden, önemli bir şok yaşatmadan, bu imkanları biz ilgili Bakanlığa aktardık, ilgili birimlere aktardık ve bu 455 bin konut teslim edildi. Şimdi devam eden 166 bin var. Bu sene içerisinde onlar da tamamlanmış olacak. Dünyada bu kadar büyük bir yükün altından bu kadar rahat bir şekilde çıkışı başaran kaç tane ülke vardır bilmiyorum. Ama bu önemli bir kazanım. Çabuk unutuyoruz. Bu deprem yaralarının sarılmasına rağmen, 90 milyar dolar para harcamamıza rağmen, EYT'nin sisteme etkisine rağmen, bakın bütçe açığı yüzde 5,1'den yüzde 3'ün altına düştü. Yüzde 3'ün altı zaten idealdir." şeklinde konuştu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dünya ticaretindeki parçalanmalara karşı Türkiye'nin stratejisine dikkati çekerek, "Küresel parçalanmalara karşı biz bağlantısallığa, bölgesel ekonomik entegrasyona yatırım yapıyoruz, bu koridorları Türkiye'nin menfaatine güçlendiriyoruz." dedi.
Şimşek, Kanal 7 Medya Grubu tarafından düzenlenen "Yükselen Türkiye Zirveleri"nde yaptığı konuşmada, dünyanın hiçbir dönemde olmadığı kadar yoğun bir belirsizlikle karşı karşıya bulunduğunu, kutuplaşmaların, çatışmaların, gerilimlerin söz konusu olduğunu söyledi.
ABD/İsrail-İran savaşının beraberinde getirdiği geçici birtakım makro ekonomik etkilerin olduğunu dile getiren Şimşek, küresel enflasyonda bir yükseliş beklentisi, finansal koşullarda bir miktar sıkılaşma riski ve büyümede bir ivme kaybının konuşulduğunu ifade etti.
Şimşek, dünyanın savaşlar, jeopolitik gerginliklerle beraber iklim krizi, borç sorunu, ticarette korumacılık gibi birçok sorun ve başlıkla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Türkiye için önemli hususlardan birinin ticaret ortakları olduğunu ifade eden Şimşek, "Biz dünyaya mal ve hizmet satıyoruz. Geçen sene 400 milyar dolar civarında dünyaya mal ve hizmet sattık. Şimdi 400 milyar dolar önemli bir para, önemli bir büyüklük. Peki bizim bu mal ve hizmet sunduğumuz ülkelerde büyüme nasıl? İhracatımızın yüzde 95'inin gittiği ülkelerde büyüme geçen sene yüzde 2,4'tü. Dünya büyümesinin bir puan altındaydı. Bu sene IMF'nin tahminlerine göre, bu da referans senaryo, yani makul bir senaryo, yüzde 1,6'ya gerileyecek, yani bizim mal sattığımız ülkelerde talep zayıflayacak. Özellikle Avrupa Birliği'nde (AB) ama daha önemlisi Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da savaşın etkisiyle büyüme dramatik bir şekilde yavaşlayacak. Bunlar öngörü. Tabii bu bizim ihracatımızı önemli ölçüde etkileyebilecek bir faktör." diye konuştu.
"ÇİN, ABD'YE SATAMADIĞI ÜRÜNLERİ BÜTÜN DÜNYA PAZARLARINA YÜKLÜYOR"
Bakan Şimşek, Merkez Bankasının yaptığı bir çalışmaya değinerek, ihracatın dış talep esnekliğinin kur esnekliğine kıyasla 11 kat güçlü olduğunu, esas belirleyici olanın dış talep olduğunu söyledi. Şimşek, "Kur etkisizdir demiyorum ama esas belirleyici taleptir ve maalesef talepte de 2026 için en azından şu an itibarıyla öngörüler çok da olumlu değil." dedi.
"İkinci Çin Şoku"na işaret eden Şimşek, "Birinci Çin Şoku"nun kural bazlı bir dünyada Çin'in Dünya Ticaret Örgütüne katılımı olduğunu dile getirdi.
Şimşek, Çin'in bugün dünya imalat sanayinin yüzde 30'unu ürettiğini belirterek, "Eğer dünya bu şekilde devam ederse, Çin önümüzdeki 10 yıl içinde belki dünya imalat sanayinin yüzde 45'ine hakim olacak. Tek başına bir ülke küresel imalat sanayinin neredeyse yarısına hakim olacak. Çin'de artık ucuz iş gücü üzerinden bir üretim yok. Çin teknolojide Batı'yı geride bıraktı." değerlendirmesinde bulundu.
Ticarette önemli kırılmalar yaşandığını dile getiren Şimşek, ABD'nin Çin'e karşı yüksek gümrük tarifleri uygulamasına rağmen Çin'in dış ticaret fazlasının 1,2 trilyon dolar olduğunu söyledi.
Bakan Şimşek, bunların Türkiye'ye de etkisi olduğunu, Çin'in ABD'ye satamadığı ürünleri bütün dünya pazarlarına yüklediğini ifade etti.
"KÜRESEL SAVUNMA SANAYİ HARCAMALARINDAKİ ARTIŞ TÜRKİYE İÇİN BİR FIRSAT PENCERESİ"
Şimşek, küresel ekonominin kısa vadede belirsizliklerle karşı karşıya bulunduğunu, orta uzun vadede ise önemli meydan okumalar ve fırsatlar olduğunu söyledi.
Önemli bir meydan okumanın küresel savunma sanayi harcamaları olduğunu dile getiren Şimşek, şöyle konuştu:
"Bütün ülkeler, mesela Avrupa'da şu anda bazı ülkeler milli gelirinin yüzde 5'ini savunma sanayine harcamaya başladı. Trump'ın istediği de NATO ülkelerinden bu biliyorsunuz. Yüzde 3,5 doğrudan doğruya silah sanayine, yüzde 1,5'i de dolaylı olarak onu destekleyen altyapıya. Şimdi Türkiye burada büyük bir fırsat penceresi görüyor. Cumhurbaşkanı'mızın 20-25 yıldır buradaki güçlü liderliği, buradaki hassasiyetleri Türkiye için büyük bir fırsat penceresi aralamış durumda. Şimdi küresel savunma sanayi harcamaları 2,6 trilyon dolardan 6,6 trilyon dolara çıkacak. Dolayısıyla savunma sanayinde Türkiye çok güçlü bir altyapıya sahip ve bundan dolayı da biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz. Aynı zamanda Türkiye'nin caydırıcılığını da artıran önemli bir faktör."
"KÜRESEL PARÇALANMALARA KARŞI BAĞLANTISALLIĞA YATIRIM YAPIYORUZ"
Şimşek, ikinci büyük trendin ticarette korumacılık olduğunu, ticaretteki korumacı önlem sayısının 4 bin tedbir civarına çıktığını söyledi.
Bunun çok dramatik bir artış olduğu değerlendirmesini yapan Şimşek, bu konjonktürde Türkiye'nin durumuna ve kendini konumlandırmasına değindi. Şimşek, "Biz de bu korumacılığa karşı kendimizi nasıl daha güçlü konumlandırırız? Onun çabasındayız. Bir taraftan bağlantısallığı, Türkiye'yi merkeze oturtan ticaret, enerji ve diğer bütün koridorların merkezinde oturtan bir çaba içindeyiz. Kalkınma Yolu onlardan biri. Daha savaştan çok önce Körfez ülkeleri ve Irak'ı ikna edip gelin Basra'dan Türkiye'ye yaklaşık olarak 1200-1250 kilometrelik bir demir yolu hattı döşeyelim, bir otoyol yapalım, yanına bir de enerji koridoru yapalım, bu Cumhurbaşkanı'mızın fikri ve daha savaştan çok önce. Burada Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Irak bunların hepsi birer paydaş." dedi.
Orta Koridor'un önemini vurgulayan Şimşek, bu koridorun Asya'yı Avrupa'ya bağlayan ana koridorlardan biri olduğunu ve Anadolu'dan geçtiğini belirtti.
Şimşek, bu koridorun güçlendirildiğini dile getirerek, "İstanbul'daki 3. Köprü, o köprüden geçecek demir yolu bağlantısı için özellikle geniş yapıldı, bu Orta Koridor'un en önemli birleşeni 8,1 milyar dolarlık bir proje. Projenin yüzde 83'ünü uluslararası finansal kuruluşlar sağlayacak. Onun çok önemli bir bileşeni olan Dünya Bankası ile olan anlaşmayı biz imzaladık. Niye bunu yapıyoruz? Orta Koridor'u güçlendirmek için. Dolayısıyla ticaretteki parçalanmalara karşı bizim stratejimiz ne? Küresel parçalanmalara karşı biz bağlantısallığa, bölgesel ekonomik entegrasyona yatırım yapıyoruz, bu koridorları Türkiye'nin menfaatine güçlendiriyoruz." diye konuştu.
"YENİ NESİL TİCARET ANLAŞMALARININ PEŞİNDEYİZ"
Bakan Şimşek, yeni nesil ticaret anlaşmalarının peşinde olduklarını belirterek, hizmet ticaretinde henüz bir korumacılık olmadığını dile getirdi.
Şimşek, sağlık turizmi, eğitim, normal turizm, yeniden inşa yani taahhüt işlerinin de ihracat olduğunu kaydederek, "Şimdi hizmet ihracatında henüz bizim bildiğimiz anlamda bir korumacılık, yani tarife veya tarife dışı uygulamalar yok. Bu yüzden bundan sonra yapacağımız ticaret anlaşmalarına diyoruz ki hizmetleri de katalım, kamu alımlarını da katalım, tarımı da katalım diyoruz." ifadesini kullandı.
AJet'ten çocuklara özel 23 Nisan kampanyası