Güncelleme Tarihi:

Bundan iki yıl önceydi. Kadın gazetecilerle yine bir masanın etrafında toplanmış, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) yürüttüğü projeler hakkında bilgi alıyorduk. Kadın girişimciliğinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de istenilen hızda yayılamadığını, bunun için rol modellerin görünürlüğünün artırılması kadar finansman destekleriyle ilgili çalışmaların da geliştirilmesi gerektiğini konuşuyorduk. KAGİDER’in 20 yıldır bu konuda yaptığı çok şey var gerçekten. Bunlardan da lafı geldikçe bahsediliyordu. Hep sosyal projeleri dinlerken düşündüğüm gibi yine aklımda aynı soru vardı; bütün bu projeler yapılıyor, kaynaklar aktarılıyor, gönüllüler mesai harcıyor süper, çok kıymetli. Ama bunların ne faydası oluyor, katkısı ölçülüyor mu? Hani o meşhur replikteki gibi, “Bütün bunlar yapıldı da ne oldu?”
Ben sorumu sordum, KAGİDER yönetim kurulu da düşündü. “Çok olumlu geri bildirimler alıyoruz, sahada etkilerini görüyoruz ama evet, biz bu konuya çalışalım” dedi.
Geçtiğimiz günlerde beni yine bir toplantıya davet ettiler. “Bize bir ödev verdiniz, dersimizi çalıştık” dediler. Ve KAGİDER’in 5 Yıllık Sosyal Etki Karnesi’nin sonuçlarını paylaştılar.
‘KALICI DÖNÜŞÜM SAĞLADI’
Bu karneye ulaşmak için KAGİDER’in 2020-2025 dönemini kapsayan faaliyetlerinin sosyal etkisinin ölçümlendiği “Yatırımın Sosyal Getirisi Etki ve Kalitatif Araştırma Raporu” hazırlanmış. Sonuçlar hakkında bize bilgi veren KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, dünyada en yaygın etki analizi çerçevesi olarak kabul edilen Yatırımın Sosyal Getirisi yöntemiyle araştırma sonuçlarını hazırladıklarını anlattı. Sıkı denetimler, sorgulamalar yapıldığının da altını çizdi. Ve karne notunu şöyle açıkladı: “KAGİDER’in 2020–2025 dönemindeki projelerinde yapılan her 1 TL’lik yatırım, paydaşlar için 4.80 TL değerinde sosyal fayda oluşturdu.”
Tamam, bunu bilmek KAGİDER için bundan sonraki yolculuğunda ne ifade ediyor?
Bezircioğlu’nun yanıtında Anadolu detayı dikkat çekti:
“Sosyal getiri oranının 1’e 4.80 çıkması, toplumsal fayda üretme kapasitemizin ne kadar yüksek olduğunu kanıtladı. Bu ortalama değer, 6 TL’nin üzerine çıktığımız projelerimiz var. Kadınların hayatındaki o ‘cesaret’ ve ‘aidiyet’ duygusunu görmek bizler için en büyük başarı ödül aslında. Şimdi ise çarpan etkimizi Anadolu’nun her köşesine yayarak büyütmeye devam edeceğiz. 38 sektörden üyemiz var, 12 bin kişiyi istihdam eden bir girişimci grubunu temsil ediyoruz. Ekonominin yüzde 10’unu temsil ediyoruz. Bugüne kadar 47 aktif proje gerçekleştirdik. Yeni projeler eklenecek. 2026’da Anadolu’da güçlenmeyi planlıyoruz. İkinci başlığımız yapay zekâ. Tüm ülkenin girişimci kadınlarını kapsayan projelerimiz var. Üçüncü başlık ise finansmana erişim, hazine yönetimi. Bu konularda eğitimler vereceğiz.”
DESTEKLENECEK 15 GİRİŞİM BELLİ OLDU
TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) ve Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) işbirliğiyle geçen yıl hayata geçirilen TSKB Co-Venture programına bu yıl 300’e yakın başvuru geldi. Bu yıl programda iklim, sürdürülebilir tarım, sağlık, eğitim ve afet teknolojileri odaklı yenilikçi fikirler yer aldı. 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerden çıkan ekipler ve kadın girişimcilere öncelik verildi. Başvurular arasından seçilen 15 girişimci ekip, uzun soluklu bir yolculuğa adım atmış oldu. İlk modülü fikir aşamasındaki girişimci ekiplerle başlayacak programın, Nisan 2026’da ileri aşama girişimlerin de katılmasıyla daha da zenginleşmesi planlanıyor.
TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, TSKB Co-Venture aracılığıyla girişimciler için bir finansman kaynağı olmanın ötesinde, yenilikçi fikirleri kalıcı ve güçlü yapılara dönüştürecek stratejik rehberlik sunmayı amaçladıklarını söyledi. GİRVAK Genel Müdürü Mehru Öztürk ise işbirliğine dair değerlendirmede bulunarak, “TSKB ile hayata geçirdiğimiz bu venture builder modeliyle gençlerimizin etki yaratma potansiyelini nitelikli rehberlik ve güçlü bir ekosistem desteğiyle harmanlıyoruz. Bugün yola çıkan 15 ekibin Türkiye’nin girişimcilik hafızasında iz bırakacak değer katan projelere imza atmalarını diliyorum” dedi.