Küresel ekonomi 'salgın' mücadelesini 2022'de kazanacak

25.06.2020 - 15:23
Küresel ekonomi 'salgın' mücadelesini 2022'de kazanacak | Ekonomi Haberleri

"Ekonominin Koronavirüsle Mücadelesi" raporuna göre, en iyimser senaryoda bile küresel ekonominin 2021’in ilk yarısına kadar "V" şeklinde bir toparlanma yaşaması beklenmezken, gelecek yıl salgının büyük ölçüde ortadan kalkması şartıyla 2022 yılı, ekonomide toparlanma ve telafi yılı olacak.

AA muhabirinin Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından yayımlanan "Ekonominin Koronavirüsle Mücadelesi" raporundan derlediği bilgilere göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını modern dünyada daha önce eşi benzeri görülmemiş şiddette ve büyüklükte bir krize yol açtı.

Krizden ekonominin hem arz hem de talep cephesi farklı boyutlarda çok ciddi darbelere maruz kalırken, finansal piyasalar da bu kriz nedeniyle ciddi bir çöküş yaşadı. Ülke ekonomileri salgın sürecinde arz, talep ve finans boyutlarıyla kendilerini önemli bir krizin içinde buldu.

Koronavirüs kriziyle mücadele kapsamında hükümetler devasa mali destek paketleri açıklarken merkez bankaları da bol sıfırlı yeni likidite imkanları sunarak ekonomiyi ayakta tutmaya çalıştı.

Ülkeler, bir taraftan karantina önlemleriyle halkın sağlığını korumaya çalışırken diğer taraftan ekonomik aktivitenin mümkün olduğunca devam etmesi için yoğun bir uğraş verdi. Küresel ölçekte açıklanan ekonomik paketlerin toplam değeri 8 trilyon dolara yaklaştı.

"2021’İN İLK YARISINA KADAR "V" ŞEKLİNDE BİR TOPARLANMA YAŞAMASI ZOR"

Raporda, ortalama senaryoda, koronavirüs salgınının güçlenip zayıflamakla birlikte temelde 1-2 yıl süreceğine işaret edildi. Şu an dünyada salgınla ilgili uygulanan "virüsün yayılmasını geciktirme ve zamana yayma" stratejisinin temelde, sağlık sisteminin salgın nedeniyle çökmesinin önüne geçmek ve gereken tıbbi adımları atma kapasitesini korumak ile virüsün aşısı ve antiviral ilaçları bulunana veya virüs yeterince mutasyon geçirerek görece zararsız hale gelene kadar zaman kazanmak adına uygulandığı belirtildi.

Raporda, "Hastalık düşük bir yayılma hızıyla 1-2 yıllık süreçte muhtemelen nüfusun ciddi bir kısmına bulaşmış olacaktır ki bu da ciddi düzeyde bir 'kitlesel bağışıklık' anlamına gelir. Öte yandan, bu süreçte tam bir kitlesel bağışıklığın kazanılamaması veya koronavirüse yönelik aşının ve güçlü antiviral ilaçların bulunamaması durumunda ise salgının 3. yıl ve sonrasında da hayatlarımız üzerinde, ilk 1-2 yılki kadar olmasa da önemli ölçüde etkili olacağı unutulmamalıdır." ifadelerine yer verildi.

Toplum sağlığı, tedavi ve aşı boyutlarında çok fazla belirsizlik bulunması sebebiyle koronavirüs krizinin küresel ekonomi üzerinde kısa ve orta vadeli etkilerine dair nokta atışı tahminde bulunmanın oldukça zor olduğuna değinilen raporda, şunlar kaydedildi:

"En iyimser senaryoda bile küresel ekonominin 2021’in ilk yarısına kadar 'V' şeklinde bir toparlanma yaşaması çok mümkün gözükmemektedir. Küresel ekonominin kendine gelmesi için en az 1,5-2 yıl gerekebilir. 2. yıl için de salgının büyük ölçüde ortadan kalkması şartıyla 3. yıl çok büyük oranda bir toparlanma ve telafi yılı olacaktır. Fakat ne toparlanma eksiksiz bir şekilde gerçekleşecektir ne de ekonomi 'eski haline' dönecektir. Bu durumun arka planında ise temel olarak bir taraftan şirketlerin, yatırımcıların risk algılarında ve stratejik anlayışlarında yaşanacak dönüşüm diğer taraftan da tüketicilerin satın alma davranışlarında görülecek değişim bulunmaktadır."

"DEVLETLER KISA VE ORTA VADEDE SAĞLIK SİSTEMİNİN DİRENCİNİ KORUMAYI AMAÇLIYOR"

Raporda, krizin ülkeler üzerindeki etkisinin farklı derecelerde hissedileceği belirtilirken, devlet kapasitesi ve sosyal sermayesi yüksek olan ülkelerin krizi atlatma konusunda daha başarılı olacağı kaydedildi.

Devletlerin kısa ve orta vadeye yönelik en önemli amaçlarının sağlık sistemini direncini korumak, şirketleri ayakta tutmak ve işsizliği önlemek olacağı aktarılan raporda, "Uzun vadede ise bu yaşananların küresel sistemdeki olası etkilerini iyi analiz edip akıllı ve kapsamlı politikaları hayata geçirmek, ülkelerin politika ajandasının bir numaralı gündem maddesi olacaktır. Bunları başarabilen ülkelerin ilerleyen yıllarda küresel ekonomideki ağırlıklarını kayda değer oranlarda artırmaları beklenebilir." ifadelerine yer verildi.

Türkiye özelinde ise yarı karantina uygulamalarının iç talep üzerindeki olumsuz etkileri ve küresel ekonomik aktivitedeki yavaşlamadan dolayı koronavirüs salgınının ekonomik büyümeyi aşağıya çekmesinin ve işsizliği artırmasının kaçınılmaz olduğu vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:

"Sanayide kapasite kullanım oranlarının gerilemesi ve hizmetler sektöründe faaliyet gösteren birçok şirketin uzunca bir süre kapalı kalması da büyümeyi dramatik şekilde daraltmaktadır. Koronavirüs krizi nedeniyle küresel ekonomide yaşanan daralma doğal olarak Türkiye'nin ihracat düzeyini kayda değer oranda düşürecektir. Türkiye’nin gerçekleştirdiği ihracatta ciddi bir paya sahip olan Avrupa'nın koronavirüs krizinden birincil düzeyde etkileniyor olması da ihracattaki düşüşü perçinleyecektir."

"TÜRKİYE, OLUŞACAK YENİ SİSTEMDE POZİTİF AYRIŞABİLİR"

Türkiye'nin gelecek yıllarda oluşacak yeni sistemde pozitif ayrışabileceğinin vurgulandığı raporda, şu ifadelere yer verildi: "Çok uluslu şirketler, üretime dair riskleri farklılaştırmak ve dağıtmak için üretim tesislerinin bir kısmını Çin’den başka coğrafyalara taşımayı tercih edebilirler. Burada gerek imalat sanayiindeki ürün çeşitliliği ve yetişmiş insan gücü gerekse lojistik avantajlarından dolayı Türkiye önümüzdeki yıllarda daha fazla doğrudan yabancı yatırım çekerek üretim ağını güçlendirme fırsatı yakalayabilir.

Düşen petrol fiyatlarının sebep olacağı ekonomik sıkıntılardan dolayı Rusya ve Orta Doğu piyasalarının da daralacağı dikkatlerden kaçmamalıdır. İhracatın yanı sıra cari dengeyi olumsuz etkileyebilecek bir başka alan turizmdir. Koronavirüs krizi turizm sektörünü derinden etkilemektedir. Bu durum Türkiye gibi turizm sektörünün ekonomideki ağırlığı yüksek olan ülkeler için ciddi bir dezavantaj oluşturmaktadır. Öte yandan, petrol fiyatlarındaki sert gerileme ise yılda ortalama 37,5 milyar dolar 'enerji açığı' olan Türkiye açısından cari işlemler hesabını dengeleyici bir unsurudur. Azalan ekonomik aktiviteyle birlikte şirketlerin ve bireylerin ithalat eğilimde ciddi bir gerileme yaşanması da kuvvetle muhtemeldir."

Raporda, pandemi sonrası dönemde, tıbbi cihazlar, kimya, hijyen ürünleri, gıda, tarım, robotik, 3D yazıcılar, yapay zeka, büyük veri, yenilenebilir enerji teknolojileri, su ve atıksu arıtma sektörler ve teknolojilerinin daha fazla öne çıkabileceği belirtildi.


Etiketler

Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
  • BIST
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
1.191 Değişim: 0,00% Hacim : 20.571 Mio.TL Son veri saati : 17:59
Düşük 1.179 23.10.2020 Yüksek 1.205
Açılış: 1.200
7,9808 Değişim: 0,17%
Düşük 7,9313 26.10.2020 Yüksek 7,9863
Açılış: 7,9671
9,4443 Değişim: -0,05%
Düşük 9,4241 26.10.2020 Yüksek 9,4649
Açılış: 9,4492
487,00 Değişim: -0,04%
Düşük 484,83 26.10.2020 Yüksek 488,15
Açılış: 487,20
bigpara

Copyright © 2020 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Foreks Bilgi İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.