Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close

      Ekonomi yönetiminden OVP yorumu! ''Kamuda tasarrufun yatırımlardan kesinti ile olduğu algısı doğru değil'

      Ekonomi yönetiminden OVP yorumu Kamuda tasarrufun yatırımlardan kesinti ile olduğu algısı doğru değil

      Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, açıklanan Orta Vadeli Program hakkında açıklamalarda bulundu. Karahan, enflasyon görünümüne yönelik karamsarlığa neden olabilecek bir revizyon görmediklerini belirtti. 'Para politikasını etkileyen alanlarda enflasyon verilerinin olumlu geldiğini görüyoruz' ifadelerini kullandı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise "Kamuda tasarrufun yatırımlardan kesinti ile olduğu algısı doğru değil." dedi.

      REKLAM
      REKLAM

      Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yıl sonu enflasyon tahminindeki revizyona ilişkin, "Ciddi bir revizyon ama enflasyon görünümünde karamsarlığa sebep olacak bir revizyon olarak da değerlendirmiyoruz." dedi.

      Karahan, 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program'ın (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde açıklanmasının ardından soruları yanıtladı.

      Açıkladıkları son enflasyon raporunda, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini güncellerken 2027 ve sonrası için olan süreci, OVP kapsamında yapacaklarını anlattıklarını belirten Karahan, bugün yapılan revizyonun da bunun bir yansıması olduğunu söyledi.

      Karahan, "Merkez Bankasının hedeflerinden yüksek hedef açıklandığının" söylendiğini ama bu hedeflerin eşgüdüm içinde belirlenen hedefler olduğunu dile getirerek, "Dolayısıyla eşgüdümün bundan sonraki süreçte, özellikle yönetilen-yönlendirilen fiyatlarda daha da güçlü olacağı mesajını da içeriyor." dedi.

      Bir yıl içinde enflasyonun hedefin üstünde gerçekleşmesinin, sonraki yıllara da bir miktar sarkan etkisinin olduğuna işaret eden Karahan, "Dolayısıyla revizyonun bir kısmı bunu yansıtıyor. Bir diğer kısmı da aslında küresel konjonktürde değişen dinamikleri yansıtıyor." diye konuştu.

      Karahan, son yıllarda arz şoklarının çok daha sık ve yüksek boyutlarda görüldüğü bir küresel ekonomiden bahsettiklerini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

      "2020'den bu yana baktığımızda bu durumu çok net görebilirsiniz. Önce pandemiyle başladı, daha sonra tedarik zincirlerinde yaşanan dönem dönem sıkıntılar, ticaret savaşları ve bu yıl da gerçekleşen fiziksel savaşlar, bunların enflasyon dinamiğine ciddi etkisi oluyor. Nitekim bu yıl da bu etkinin 7 puana yakın olduğunu hesaplıyoruz."

      Söz konusu 7 puanlık etkinin içinde çeşitli kalemlerin olduğunu dile getiren Karahan, artan enerji maliyetleri, ulaştırma hizmetleri, gıda ve birçok ürüne yansıyan etkilerin bulunduğunu bildirdi.

      "PARA POLİTİKASININ ETKİLEYEBİLDİĞİ KALEMLERDE BAŞARILI OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ"

      REKLAM
      REKLAM

      Karahan, savaşın getirdiği dinamiklerle, gübre başta olmak üzere tarıma girdi teşkil eden kalemlerde yukarı yönlü fiyat baskıları ve bunun enflasyon sepetinde yol açtığı etkilerin yaşandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

      "Dayanıklı tüketim mallarında, petrokimyaya bağlı ürünlerde yukarı yönlü baskılar gördük. Bütün bunları değerlendirdiğimizde 7 puana yaklaşan bir etki görüyoruz. Onun dışında ciddi bir revizyon ama enflasyon görünümünde karamsarlığa sebep olacak bir revizyon olarak da açıkçası değerlendirmiyoruz. Enflasyon verilerine son dönemde baktığımızda, savaşın birçok olumsuz etkisine rağmen para politikasının etkileyebildiği alanlarda, özellikle talebe dayalı alanlarda enflasyon verilerinin olumlu geldiğini görüyoruz. Bunu temel mallarda görebiliriz. Hem emtia fiyatlarında yaşanan artışlara hem de kurda bir miktar daha yıl içinde yaşanan gelişmelerin etkisine baktığımızda, bunlara kıyasla temel mal enflasyonunun daha düşük olduğunu, bunun da talepteki dengelenmeyle uyumlu olduğunu, dolayısıyla para politikasının etkileyebildiği kalemlerde başarılı olduğunu görüyoruz."

      REKLAM
      REKLAM

      Hizmet enflasyonunda aylık verilere bakıldığında bir katılığın söz konusu olduğuna işaret eden Karahan, hizmet ve eğitim gibi ataletin olduğu kalemlerde, önceki sayılara göre daha olumlu bir görünümün bulunduğunu anlattı.

      Karahan, yatay görünümün ulaştırma ve haberleşme kalemlerinden kaynaklandığını belirterek, "Özellikle ulaştırma tarafında bunun savaş nedeniyle olduğu aşikar. Dolayısıyla bu seneki temel sapmanın sebebi aslında savaşın hem beklenenden daha şiddetli gerçekleşmiş olması hem de sürecin hala devam ediyor olması." diye konuştu.Ekonomi yönetiminden OVP yorumu Kamuda tasarrufun yatırımlardan kesinti ile olduğu algısı doğru değilKAMUDA TASARRUFLARDA CİDDİ BİR ARTIŞ VAR

      Şimşek, 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program'ın (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde açıklanmasının ardından soruları yanıtladı.

      REKLAM
      REKLAM

      Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında alınan önlemlere ilişkin bilgi veren Şimşek, yatırımlardan yapılan kesintiyle kamuda tasarruf olduğu algısının doğru olmadığını söyledi.

      Şimşek, yatırımların milli gelir içindeki payının 2027 bütçesinde 2026'ya göre düşmediğini belirterek, "Tam aksine yedek ödenekte park ettiğimiz, yatırımların hızlandırılması kapsamında kullanmayı planladığımız ödeneklerle birlikte milli gelire oranla kamu yatırımlarının payında cüzi de olsa bir artış var. Yani yüzde 1,8'e yükseltme gibi bir durum söz konusu. Dolayısıyla 'Tasarrufu yatırımları azaltarak yapıyorsunuz' ifadesi tam gerçeklerle uyuşmuyor." diye konuştu.

      Kamuda tasarrufta başarı olduğuna işaret eden Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda güçlü bir iradesi olduğuna dikkati çekti.

      REKLAM
      REKLAM

      Şimşek, 2024'te yayımlanan tasarruf genelgesinde farklı bir çerçeve oluşturulduğunu, güçlü bir izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım çerçevesi oluşturulduğunu hatırlattı. Bakanlığın yaptırım boyutu hariç izleme, denetleme ve raporlama boyutlarında çok güçlü bir fonksiyon ifa ettiğini ve sonuç aldığını aktaran Şimşek, kamunun cari tüketiminin önemli boyutlarının savunma hariç bu kapsamda olduğunu anlattı.

      Kamu taşıtları, kamu binaları, haberleşme giderleri, seyahat giderleri, enerji, su, kırtasiye, demirbaşlar gibi alanlarda yapılan tasarruflara değinen Şimşek, "Tasarruf Genelgesi'nden önceki 10 yılda bu kalemlerin bütçe harcamaları içindeki payı yüzde 4,6'ydı. Bugün bu kalemlerin bütçe içindeki payı 2025 sonu itibarıyla yüzde 2,9. Muhtemelen 2026'da da çok fazla değişmeyecek. Cari fiyatlarla baktığınız zaman bu tasarruf 484 milyar liraya tekabül ediyor. Bu da aslında 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir tasarrufa karşılık geliyor. Onun için bunu önemsiyoruz. Mesela en çok vatandaşlarımızın sahada bize ilettiği hususlardan bir tanesi, kamuda taşıt kullanımı. Örneğin, Tasarruf Genelgesi'nin yayımlanmasının ardından, sözleşmesi sona eren kiralık taşıtların yenileme sürecinde kiralık araç sayısını yüzde 21 azalttık. Yani diyelim ki 100 taşıtın kiralama sözleşmesi bitti, yenilerken bunu 79 olarak yenilemişiz. Dolayısıyla burada çok güçlü bir tasarruf var. Yatırımlar boyutuyla bakarsanız sadece ve sadece hizmet bina yapımlarını gözden geçirdik, onları sınırladık." ifadelerini kullandı.

      Zorunlu haller dışında hizmet binalarının yenilenmesinde temkinli olduklarının altını çizen Şimşek, özellikle enerji ve su kullanımında ciddi tedbirler alındığını vurguladı. 

      "VERGİDE ADALETİ SAĞLAMAK İÇİN ÇOK CİDDİ TEDBİRLER ALDIK"

      Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele ederken gönüllü uyumu önceliklendirdiklerini ve vergiye uyumda sorun yaşayan kesimleri cezalandırma gibi bir yaklaşımları olmadığını dile getirdi. Tespitlerin yapılmasının ardından, denetlemeden önce düzeltme için mükellefler ve temsilcilerle tespitlerin paylaşıldığını bildiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

      "Peki denetim nerede yoğunlaşıyor? Sahada algı farklı ama her 100 büyük şirketin 31'ini denetliyoruz. Yani büyük şirketlerde denetim oranı 2026 yılı için yüzde 31,3. Mesela 2024'te bu yüzde 11 civarıydı. Dolayısıyla büyük şirketlerde üçe katlamışız denetim oranını. Orta ölçekli şirketlerde yüzde 3,6'dan yüzde 7,3'e artırmışız. Toplumda küçük işletmelerde uğraşılıyor gibi bir algı var, öyle bir şey yok. Küçük ölçekli şirketlerde denetim oranı 2024'te yüzde 2,1 iken, bu sene yüzde 1,1'e geriledi. Dolayısıyla gönüllü uyum esas, rehberlik esas ama burada tabii ki büyüklere bir yoğunlaşma var."

      Şimşek, gelir vergisi beyannamesi sayısının 3,8 milyondan 5,5 milyon gibi rekor bir düzeye ulaştığını vurgulayarak, bu durumun vergi gelirlerine yansıdığına da dikkati çekti. 2022'de vergi gelirlerinin milli gelire oranının yüzde 15,4 iken, 2023'te yüzde 16,6'ya, 2026'da ise 17'nin üzerine çıktığı bilgisini paylaşan, Şimşek, 2027'de tahminin ise yüzde 17,9 olduğunu aktardı.

      Dolaylı vergilere de değinen Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

      "Vergide adaleti sağlamak için çok ciddi tedbirler aldık ve bu tedbirler sayesinde dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını azalttık. Bakın, 2023 yılında dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı yüzde 65,5'e kadar çıkmıştı. 2026 için tahminimiz yüzde 60'ın belki biraz altına kadar inebilir yani yüzde 59 küsur yüzde 60 civarı. Bu ciddi bir ilerleme, oran hala yüksek ama ciddi bir ilerleme söz konusu." 

      "ENFLASYONUNUN KONTROLDEN ÇIKMAMASI ÖNEMLİYDİ"

      Şimşek, programların performansının küresel ve içerideki konjonktürle ilişkili olduğuna dikkati çekerek, son birkaç yılda gerek bölgede, gerekse küresel ekonomide çoklu şoklar yaşandığını söyledi. Zor bir coğrafyada, risklerin yüksek olduğu bir dönemden geçildiğini belirten Şimşek, önceki dönemlere göre daha zorlu bir süreçle karşı karşıya olunduğuna vurgu yaptı.

      OVP'nin en önemli getirisinin, öngörülebilirlik olduğunu belirten Şimşek, hedeflerin tartışılabiliceğini ama uygulanan programın öngörülebilirliği artırdığını ifade etti. Kural bazlı yaklaşım ve proaktifliğin bu dönemde esas olduğunu ve tamponlar inşa ettiklerini bildiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

      "Bu zor coğrafyada, bu zor dönemde ekonominin şoklara karşı dayanıklılığında ciddi bir artış var, bu rakamlara da yansıyor. Programın dayanıklılığı artırma noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızdan çok güçlü bir siyasi irade var. Enflasyon böylesine zorlu bir konjonktürde bırakın düşmeyi kontrolden çıkabilirdi, çıkmadı. Evet arzuladığımız noktada değiliz, başlangıçta hedeflerimiz tabii ki iddialıydı. Biz ataleti muhtemelen düşük gördük. Bakın, açık konuşuyorum. Bu zorlu konjonktürde enflasyonun, dış koşulların yanı sıra özellikle 2023’te deprem, KKM ve EYT’nin etkileri de var. Böylesine zorlu bir konjonktürde, enflasyonun kontrolden çıkmaması önemliydi."

      Bakan Şimşek ayrıca, temel mal enflasyonunun yüzde 16'nın altına düştüğünü, kira ve eğitim gibi bazı alanlarda önceki düzenlemelerin etkilerinin bu program dönemine taşındığını ifade etti.

      Şimşek, cari açıkta kırılganlığın azalmasının ve yapısal olarak bir bozulma olmamasının çok değerli olduğunu da söyledi.

      Gelir dağılımında son 2 yıldır iyileşmenin olduğunu ve daha da iyileşmenin gerektiğine vurgu yapan Şimşek, şunları kaydetti:

      "KKM önemli bir koşullu yükümlülüktü, oradan çıkış önemliydi bizim açımızdan. Vatandaşlarımızın bütün bu şoklara rağmen geçmişe oranla döviz talebi ciddi ölçüde azaldı, yani liraya olan güven çok farklı bir noktada. Bütün bunları ben programın kazanımları olarak görüyorum. Yani olayın sadece birkaç hedefin takibi şeklinde olmaması gerektiğine inanıyorum."