En Çok Arananlar
Yasemin SALİH
Jeopolitik riskler ve iklim değişikliğinin neden olduğu küresel felâketlerin gölgesinde yaklaşan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’nda (COP31) önemli kararlar alınması bekleniyor. Türkiye, alınacak taahhüt kararlarıyla ilgili beklentilerini, önerilerini yüksek sesle dile getirmeye başladı. “2035’e kadar yüzde 35 emisyon” hedefi bunlar arasında yer alıyor. Bu küresel anlamda büyük bir karar. Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeye önemli görevler yüklüyor. Herkesin dile getirdiği “Yeşil dönüşüm”ün romantik bir hedeften çıkıp vücut bulması için önemli başlıklardan biri de finansman. 2050 yılına kadar küresel yeşil dönüşüm ve sıfır emisyon hedefleri için 100 trilyon doları aşan devasa bir finansman ihtiyacı hesaplanıyor. Önceki akşam Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan ev sahipliğinde yapılan toplantıda bu konumasaya yatırıldı.
“Dönüşümün Finansmanı: COP31 Yolunda Türkiye” başlıklı basın buluşmasında birliğin yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra konuk olarak Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol da yer aldı. Çakar, bankacılık sektörünün enerji yatırımlarına kullandırdığı kredilerin 1 trilyon TL’yi aştığını belirtti.
‘SORUMLULUK ÜSTLENİYORUZ’
Önümüzdeki dönemin önemli yatırım alanları arasında; yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, sanayinin düşük karbonlu üretime geçişi ve yeni teknolojilere uyum gibi başlıkların öne çıktığını söyleyen Çakar, “Enerjideki bu dönüşüm, çok büyük bir yatırım ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı, 2026 yılında küresel enerji yatırımlarının 3.4 trilyon dolara ulaşmasını, bunun yaklaşık 2.2 trilyon dolarının temiz enerji alanlarına yönelmesini bekliyor. Türk bankacılık sektörü olarak biz de bu alanda önemli bir sorumluluk üstleniyoruz. Ülkemizin enerji dönüşümünün finansmanında aktif biçimde yer alıyoruz” dedi. Bankacılık sektörünün enerji projelerinin finansmanı tarafında 695 milyar TL’lik kredi kullandırdığını, bunun 347 milyar TL’sini yenilenebilir enerji kredilerinin oluşturduğunu vurgulayan Çakar, “Bir başka ifadeyle, enerji sektörüne verilen her 100 TL’lik proje finansmanının 53 TL’si yenilenebilir enerjiye sağlanmış durumda” dedi.
YENİ MODELLER İÇİN ÖNEMLİ FIRSAT
Daha fazla kaynağı yeşil ve sürdürülebilir yatırımlarla buluşturmayı ve yeni finansman modelleri geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Çakar, şunları söyledi: “‘1.5 derece hedefi’ için yıllık yaklaşık 7.8 trilyon dolarlık iklim yatırımına ihtiyaç duyulurken, küresel iklim finansmanı yaklaşık 2 trilyon dolar seviyesinde. Türk bankacılık sektörü olarak sermayeyi nitelikli ve sürdürülebilir yatırımlarla buluşturmada önemli bir rol üstleniyoruz. COP31’in yeni finansman modelleri ve işbirlikleri için önemli bir fırsat olduğuna inanıyoruz.”

‘GELECEK ELEKTRİKTE’
Toplantıda soruları yanıtlayan Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol da COP31’in Antalya’da yapılacak olmasının büyük fırsat yarattığını söyledi. Birol, “COP31, Türkiye için muazzam bir fırsat. Antalya’da önemli kararların alınmasının yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadeleyi ve bu alanda atılabilecek somut adımları Türkiye kamuoyuna anlatmak için de önemli bir platform olacak. Elektrifikasyon konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla Antalya’nın ana hedeflerinden biri, bugün dünyada yüzde 23 olan elektriğin enerji sistemlerindeki payını 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarmak. Böyle bir karar alınması, piyasalara çok güçlü bir sinyal verecek. Gelecek elektrikte” diye konuştu .
Elektrifikasyon hedefinin arkasında çok uzun bir yatırım zinciri bulunduğunu vurgulayan Birol, şöyle devam etti:
DÜNYA İÇİN KAZANIM
“Türkiye’nin uluslararası temaslarında, Avustralya’yla birlikte ortaya koyduğu ‘2035 yüzde 35’ hedefinin giderek daha geniş bir kabul gördüğünü görüyoruz. Antalya’da birçok ülkenin bu konuda taahhüt vermesini sağlayabilirsek bu yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir kazanım olacak ve Antalya yıllar boyunca hatırlanacak. Dünyada enerji yatırımlarının dağılımına baktığımızda çok önemli bir dönüşüm görüyoruz. Geçmişte yatırımların yüzde 40’ı yenilenebilir enerjiye, yüzde 60’ı fosil kaynaklara giderken, bu yıl tablo tam tersine döndü. Yenilenebilir enerji yatırımları çok hızlı büyüyor. Bunun iklim politikalarından bağımsız olarak teknolojiyle de güçlü bir ilişkisi var. Bu dönüşüm bana umut veriyor; çünkü Antalya’da güçlü bir taahhüt ortaya koyabilirsek, bu yatırımların daha da büyümesinin önünü açabiliriz.”
‘FON KRİZİNİN BANKACILIĞA NEGATİF YANSIMASINI BEKLEMİYORUZ’
TBB Başkanı Alpaslan Çakar, toplantıda gazetecilerin fon soruşturmasına ilişkin sorularını da yanıtladı. Bu konunun bankacılık sektörüne negatif yansımasını ‘asla beklemediklerini’ belirten Çakar, “Pazar aynı pazar. Oradan çıkan para nereye gitti? Bankacılık sektörüne girdi. Yani dolayısıyla sistemin içinde kaldı para. O nedenle bankacılık sektörünü negatif etkilemesi söz konusu değil” dedi.
Çakar, Merkez Bankası (TCMB) tarafından KOBİ kredilerindeki yüzde 4.5’lik büyüme sınırının yüzde 5’e çıkarılmasının fon soruşturmalarıyla ilgisinin olup olmadığına ilişkin soruyu da, “Piyasada zaten son zamanlarda buna bir ihtiyaç vardı. Çünkü likiditeye ulaşma noktasında en büyük sorun KOBİ’lerin likiditeye ulaşmasıydı. Büyüklerin çok fazla bir sorunu yok o anlamda. Beklediğimiz bir konuydu. O nedenle fonla bir alakası yok. Fon soruşturmasından önce de likiditeyi rahatlatan bazı kararlar vardı. O kararların devamı mahiyetinde değerlendirebiliriz” yanıtını verdi.