4 gün çalışma Dünya’yı kurtarır mı?

12.07.2020 - 12:36
4 gün çalışma Dünya’yı kurtarır mı? | Ekonomi Haberleri

İklim değişikliği şirketlerin en önemli gündem maddelerinden. Bir yandan şirketler karbon ayak izlerini azaltmak için taahhüt verirken, diğer yandan gezegenimizi kurtarmak için daha az çalışmayı savunan modeller üzerinde duruluyor. Yurtdışında bazı şirketlerde ve ülkelerde haftada 4 gün çalışma tartışılıyor. Pandemi, bu görüşü savunanların sayısını arttırdı.

Hürriyet gazetesinden Burcu Özçelik Sözer'in haberine göre; küresel ısınma sebebiyle son yıllarda sıklıkla dile getirilen ‘daha az çalışıp Dünya’yı kurtarma’ görüşü pandemi ile tekrar gündeme geldi.

Yurtdışında bazı şirketler ve hatta ülkeler haftada 4 gün çalışmayı gündemlerine aldılar. Son olarak Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, haftanın 4 günü çalışıp, 3 günü tatil yapmanın mümkün olacağı bir çalışma planı sundu ve işverenleri bu konuda teşvik edeceklerini söyledi.

Daha önce Microsoft, Japonya’da çalışanlarına 4 gün mesai, 3 gün tatil hakkı tanımış ve çalışanların verimliliklerinin yüzde 40 arttığını görmüştü.

Geçtiğimiz yıl da İngiliz İşçi Partisi dört gün çalışma tasarısı sunmuştu.

Daha az çalışıp, dünyayı kurtarma görüşünü savunanlar ikiye ayrılıyor. Birinci grupta yer alan ‘yeşil büyüme’ (green growther) taraftarları daha az çalışıp, aynı maaşı alalım derken, ikinci grupta yer alan ‘planlı ekonomik küçülme’ (degrowther) taraftarları ise ancak ücretler, çalışma saatleri ve ekonomimiz küçülürse, 2050’deki sıfır karbon hedefine ulaşabileceğimizi savunuyorlar. Yani onlara göre tüketimi azaltmanın tek yolu 4 gün çalışıp 4 günlük maaş almak. Ekonomik küçülme taraftarları, çalışma saatlerinden dolayı eğlence tüketimi artarsa, seyahat ve eşya tüketimi daha çok artacağından gelirde de bir azalmaya gidilmesi gerektiğini savunuyor.

Pandemi ve iklim değişikliği ekseninde çalışma hayatının nasıl bir değişimden geçeceğini İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKT Türkiye) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin’e sorduk.

Pandemi bize çalışma hayatı açısından ne öğretti?

Bu süreçte hem doğamız kendini yeniledi hem de bizler insanlık olarak mevcut koşullara adapte olurken yeni deneyimleri gözlemledik. Örneğin, salgının Türkiye’de yayılmaya başladığı ilk günden itibaren birçok şirket evden çalışma opsiyonunu uygulamak zorunda kaldı. Yani, firmalar da yeni normale bir şekilde adapte oldu.

Bundan sonra çalışma hayatı nasıl olacak?

Şirketler, pandemiden sonra süreçte kârlılığı nasıl sağlarız sorusunun üzerine yoğunlaşıyor. Sürecin sebep olduğu ekonomik zararların etkisini minimize etmeye çalışacak hamlelerin planlarını yapmaya başladılar… Bu çalışmalar sırasında oluşan en büyük farkındalık ise özellikle dijitalleşme konusunda oldu. Sürecin getirdiği diğer etkilere bakacak olursak da özellikle; (1) tedarik zincirlerinin yerelleşmesi, (2) işlerin aksatılmadan yürümesini sağlayacak evden çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve (3) gelmesi muhtemel olan dalgalara karşı yani potansiyel şoklara karşı hazırlıklı olunması şirketlerin gündem maddelerini oluşturuyor.

YEŞİL TAHVİL 828 MİLYAR DOLAR

Pandemide iklim değişikliğinin rolü nedir?

Bugün ekonomik ve sosyal yaşamı neredeyse durma noktasına getiren bu pandemi sürecinde iklim krizinin de büyük rolü var. Yalnızca ormansızlaştırma faaliyetleri bile salgın hastalıkların ortaya çıkma riskinin yüzde 31’ini oluşturuyor. Böyle bir ortamda, şirketlerin çalışma modellerinde yalnızca ekonomik parametreleri değil, çevresel ve sosyal riskleri de göz önünde bulunduran hizmet anlayışına sahip olması gerekiyor. Elbette bunun yapılış şekli sektörden sektöre farklılık gösterebilir. Örneğin finans sektöründe COVID Bond gibi yeni sosyal ve sürdürülebilir tahvil örneklerine rastlıyoruz. Pandeminin birçok ülkede önemli ölçüde seyrettiği mayıs ayında, yeşil, sürdürülebilir ve sosyal tahvil piyasasının değeri, küresel çapta 828 milyar ABD dolarına ulaştı. Sosyal ve sürdürülebilir tahvil ihracatı hacimleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artış göstermeyi başardı.

Bu da bizlere gösteriyor ki gelecek dönemde, finans sektöründe yalnızca finansal kârlılığı değil, gezegenin ve toplumun farkında olan ürün ve hizmetlerle karşılaşacağız… Bunun yanında, üretim alanında aktif olan sektörlerin de tedarik zincirlerini kurgularken çok daha yenilikçi davranması gerekiyor.

PANDEMİDE BİLE KARBON EMİSYONU YÜZDE 8 DÜŞTÜ

Haftada 4 gün çalışma pandemi ile yeniden gündem oldu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Birçok uzman, fikir önderi, hatta sosyal bilimci bu krizin sonrasında insanlığın eski düzenine geri dönemeyeceği konusunda hem fikir. Kurulacak yeni düzenin ise nasıl olacağı işte bu noktada çok büyük önem kazanıyor.

Örneğin, salgın nedeniyle insanların evde kalması, trafik yoğunluğunun azalması ve ofis işlerinin eve alınması sonucu yakıt tüketimi yüzde 70 oranında azaldı. Bu durum havadaki karbondi-oksit miktarını aşağı çektiği için İstanbul’da hava kirliliği yüzde 36, Ankara’da yüzde 45 oranında azaldı.

Biz SKD Türkiye olarak çok uzun yıllardır iş yapış biçimlerinin değişmesi gerektiğini savunuyoruz. Daha az otomobil daha az trafik hayatın yeni dinamiği olabilir. Buralara harcanan kaynaklar sürdürülebilirlik prensiplerine uygun yeni üretim tesislerine, bu krizin bize gösterdiği şekilde tarıma yönlendirilebilir.

Çatı örgütümüz Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) Başkanı ve CEO’su Peter Bakker, çok çarpıcı bir noktaya dikkat çekiyor. Bakker, “Küresel ısınmayı 1.5 derecede sınırlandırmak için 2030’a kadar karbon emisyonlarını her yıl yüzde 7 düşürmeliyiz. Dünyanın yarısının evde kaldığı pandemi sayesinde ise sadece yüzde 8 düşürebildiğimizi dikkate alınca bu hedefin ne kadar zor olduğunu anlıyoruz” diyor.

YEŞİL MUTABAKAT TÜRKİYE İÇİN AVANTAJ

Pandemi sonrası eski düzene dönülürse ne olur?

Eğer toparlanma döneminde eski ekonomi modeline geri dönme hatasına düşersek, aksiyon alma açısından en azından 2-3 yıl kaybetmiş olacağız. Şu anda sıcaklık artışını 1,5 derecenin altında tutmak için sadece 10 yılımız var ve her geçen gün bu zaman daralıyor. Hepimizin A’dan Z’ye iş modellerini gözden geçirdiği bir dönemdeyiz, yeni modeli bu gelişmelere göre kurabilmek açısından ben çok büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Buradaki en büyük risk belki de bu fırsatları kaçırmak olacak.

Bir yandan da işin küresel ekonomi boyutu var. Ekonomik darbe almış bir Avrupa Birliği kendi ekonomisi yeşil önlemler konusunda elini taşın altına sokmuşken tabii ki bundan böyle yeterince adım atmayan ülkelerle işbirliğini gözden geçirecek. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı çerçevesinde AB ülkeleri arasında daha yakın tedarik noktalarını tercih etmeye yönelik bir eğilim olacak. Ülkemiz gerek coğrafi gerekse yapısal özellikleri göz önüne alınınca bu mutabakat sayesinde oldukça avantajlı bir konuma geliyor. Türkiye’de faaliyet gösteren sektörler fırsatları doğru değerlendirebilirse, risk olarak saydığımız birçok durumu fırsata dönüştürebiliriz.


Etiketler

Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
  • BIST
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
1.524 Değişim: -1,43% Hacim : 31.570 Mio.TL Son veri saati : 18:05
Düşük 1.516 15.01.2021 Yüksek 1.548
Açılış: 1.537
7,4586 Değişim: 1,33%
Düşük 7,3521 16.01.2021 Yüksek 7,5102
Açılış: 7,3609
9,0118 Değişim: 0,49%
Düşük 8,9346 16.01.2021 Yüksek 9,0938
Açılış: 8,9683
437,78 Değişim: 0,06%
Düşük 436,61 15.01.2021 Yüksek 444,73
Açılış: 437,53
bigpara

Copyright © 2021 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Foreks Bilgi İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.