Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Zeynel Balcı

      Zeynel Balcı

      Borsa “Düzeltme” sürecinde…

      3 Haziran 2014
      Endekste kâr satışları görülürken gösterge bono faiz oranlarında düşüş ve döviz kurlarında ise yatay seyir devam ediyorEndekste kâr satışları görülürken gösterge bono faiz oranlarında düşüş ve döviz kurlarında ise yatay seyir devam ediyor. Son günlerin gündemi ağırlıklı olarak, merkez bankası başkanı Başçı’nın bakanlar kuruluna yapacağı sunumdu.

      Zeynel BALCI
      Meksa Yatırım / Stratejist
       

      Sunum sonrası acaba hükümeti uyguladığı politikaya inandırabilecek miydi? Ayrıca, Mayıs enflasyon verileri ve bu verilere bağlı olarak faiz indirimi gelecek mi? gibi bir çok soru ve bekleyiş vardı. Bu sorular kısmen cevap bulmaya başlayabilir.

      Başçı’nın sunumu sonrası hükümet sözcüsünün yaptığı açıklamalardan Başçı’nın hükümeti uygulanan politikalara ikna ettiği izlenimi çıkıyor. Faiz indirimini için ağırlıklı olarak enflasyonu baz alan ve enflasyon ile mücadelede faizi önemli bir araç olarak göre politika kabul görmüş gibi. Mayıs enflasyonu beklentilerin hafif altında geldi. Gıda fiyatlarının da etkisiyle Nisan ayından daha düşük gelmesine rağmen Mayıs verileriyle enflasyon yüzde 9.66 seviyesine yükseldi ve çift haneye yaklaştı. Enflasyondaki yükselişin ivme kaybetmesi merkez bankasının faiz düşürmesi için yeterli olur mu? Zaten merkez bankası Haziran sonrası enflasyonda düşüş beklemiyor mu? Bu açıdan sunum sonrası biraz hafiflese de merkez bankasının üzerindeki siyasi baskıyı da dikkate alırsak, önümüzdeki toplantılarda faiz indirim konusunda daha esnek davranıp kontrollü faiz indirimini sürdürmesi akla yakın geliyor. Diğer yandan gerek siyasette gerilimin düşmesi, gerekse dış piyasalardaki iyimserlik ve Türkiye’nin CDS (risk primi) oranlarındaki ciddi gerileme merkez bankasının elinin daha da rahatlamasına neden olabilir.

      Şimdi bir başka soru, faiz indirim beklentileri piyasaları ne kadar taşıyabilir veya beklenti ihtiyacını karşılayabilir mi? Gelen hava olumlu olduğu için piyasaya katkı yapabilir, ama faiz indiriminin çok agresif olmadıktan sonra tek başına piyasayı taşıması veya yukarılara itmesi zor görülüyor.

      Endeksin seyrine bakıldığında son günlerde daha çok “Patinaj” görünümü hakim. Yukarı çıkışlarda satışla karşılaşan ama çok da gerilemeyen bir görünüm. Çıkış trendi korunuyor, gelen satışlar bu aşamada “Düzeltme” boyutunda. 77.200-80.400 destek-direnç bandı endeksin yönü ve çıkışının devamı konusunda önemli noktalar. 77 binlerin altına gelinmesi çıkış trendinin güç kaybı ve kâr satışlarının devamı, 80.400 seviyesinin üzerinde kalınması ise çıkışın kaldığı yerden sürmesi açısından önemli referans noktaları. Teknik göstergelerdeki uyumsuzluğun sürmesi ve çıkış açısının ivme kaybetmesi “Yorgunluk” işaretlerini artırıyor.

      Son dönemdeki düşüşü ile dikkat çeken “Altın” için de birkaç söz söylemekte yarar var. Temel parametreler olarak bir süredir FED, ABD verileri ve Ukrayna gibi gelişmelerin etkisinde. Teknik açıdan ise 1.290 desteğinin kırılmasıyla yatay hareket yerini düşüş trendine bırakmış görülüyor. İlk destek 1.240 seviyesinde. Bu seviyenin üzerinde gelen tepki alım denemeleri henüz güç kazanmış değil. 1.240 seviyesinin altında düşüşün devamı gelebilir. Ara desteklere rağmen sonraki önemli destek noktaları 1.200-1.180 seviyelerinde bulunuyor. Bu seviyelere olası çekilme söz konusu olursa üçlü dip formasyonu oluşabilir. Tepki yükselişinin dirençleri ise 1.268 ve 1.292 seviyelerinde. 1.292 seviyesi geçilmediği sürece satış baskısı korunabilir. Bu aşamada dalgalı seyirle birlikte destek seviyelerinin öne çıktığı bir görünüm daha ağır basıyor.       
      Yazının Devamını Oku

      Piyasaları bankalar taşıyor

      30 Mayıs 2014
      Bankaların finans piyasaları üzerindeki ağırlığı tartışılmaz...Bankaların finans piyasaları üzerindeki ağırlığı tartışılmaz. Bu görünüm borsa için de geçerli. Yabancıların en çok alıp sattığı hisseler olması, likit, işlem derinliği olan ve ortaklık yapılarıyla endekse yön veriyor.

      Zeynel BALCI
      Meksa Yatırım / Stratejist
       

      Faiz tartışmaları şimdilik güncelliğini kaybetse de Merkez Bankası üzerindeki faiz indirim baskısının biraz daha arttığı görüşü hakim. Piyasa bu görünümden vazife çıkarmışa benziyor ki banka hisselerindeki yukarı yönlü hareket soluksuz devam ediyor. Bu açıdan Merkez Bankası Başkanı'nın bakanlar kuruluna 2 Haziran’da yapacağı sunum önemli olacak. Toplantı sonrası faiz konusunda daha net bir projeksiyon yapma imkanı doğabilir. Banka hisselerine olumlu etki eden bir diğer gelişme de yabancı yatırım bankalarından (JP Morgan) Türk banka hisseleri için gelen “Ağırlık artır” ve hedeflerin yukarı çekilmesi tavsiyesi. Banka hislerindeki  bu görünüm lokomotif işlevi olduğu için piyasanın geneline yansımış durumda.

      Endekste çıkış trendi devam ediyor. Çıkış hareketinin devamı açısından ilk önemli direnç 80.400 seviyesinde bulunuyor. Bu seviyeye hareketlenmelerde kısa dönemli satışlar görülebilir. 80.400 seviyesinin üzerinde sonraki dirençler 82.200 ve 84.800 olarak görülüyor. İlk destek ise 77.500 seviyesinde. Bu seviyenin üzerinde çıkış hareketi gücünü koruyabilir. 80.400 seviyesi orta dönem için de önemli. Bu seviyenin üzerinde kalınması endekste son dönemde oluşmaya başlayan çıkış formasyonlarından “Ters omuz baş omuz ve çanak” formasyonlarının işlerlik kazanması demek.

      Faiz oranlarında düşüş eğilimi devam ediyor. Merkez Bankası faiz indirim beklentisinin güç kazanmasıyla birlikte Gösterge faiz oranlarında çıkış trendi kırılıp, yerini düşüş trendine  bıraktı. Daha önceki yazılarımızda öne çıkardığımız direnç noktası yüzde 8.50 test edildi. Bu seviyenin altında kalınması durumda yüzde 8.00 ve 7.50 sonraki direnç noktaları. Yukarı yönlü hareketlenmelerde yüzde 8.80-9.00 ilk destek seviyeleri olarak görülürken tepki çıkışının güç kazanması için yüzde 9.00 seviyesinin üzerinde kalınması önemli. Yüzde 9.00 seviyesinin altında kalındığı sürece aşağı yönlü baskı korunabilir.

      Döviz kurlarında da faiz indirim beklentilerinin  etkilerini görmek mümkün. Düşüş trendi yerini yatay harekete bıraktı. Ancak gelen tepki çıkışları piyasada genel iyimserlik nedeniyle güç kazanamıyor. Dolar/TL’de 2.11-2.12 ilk direnç noktaları olarak görülürken destekler 2.08-2.06 seviyelerinde bulunuyor.

      Euro/TL paritesinde ise, 2.83 desteği güç kazanmış durumda, ilk dirençler 2.88-2.92 seviyelerinde bulunuyor. Döviz kurlarında tabanda çıkış formasyonları (ikili dip) oluşumu görülse de direnç seviyeleri geçilemeyince işlerlik kazanamıyor.

      Bu açıdan, destekler kırılmadığı takdirde “Tut”, pozisyon artırmak için ise hareketlenmeyi veya dirençlerin yukarı yönlü kırılmasını beklemek, daha uygun strateji olarak görülüyor.
      Yazının Devamını Oku

      Kolay alıp, kolay satacak dönemdeyiz

      29 Mayıs 2014
      Dalgalı seyirle birlikte piyasalarda iyimserlik sürüyor...Dalgalı seyirle birlikte piyasalarda iyimserlik sürüyor. Endekste kısa düzeltmelerle çıkış trendi korunurken faiz ve dövizde düşüş eğilimi sürüyor.

      Zeynel BALCI
      Meksa Yatırım / Stratejist
       

      Piyasayı taşıyacak beklenti eksikliğine rağmen zor gündemin seçim sonrası yerini daha sakin gündeme bırakması olumlu havanın devamında etkili. Diğer yandan alternatif piyasaların zayıflaması ve borsaya para girişlerinin sürmesi, FED ve öncü merkez bankalarının “Gevşek para politikası ve düşük faize devam” politikalarının etkisiyle gelişen piyasalardaki çıkış trendleri borsada iyimserliğe katkı yapan önemli konu başlıkları. Bir diğer referans noktası da son günlerde dikkat çekici bir şekilde artan yabancı yatırım bankalarından Türkiye ve özellikle banka hisseleri için gelen olumlu tavsiyeler… Endeks 60 binli seviyelerde iken olumsuz, ancak endeks 80 bin sınırına dayandığında “Ağırlık artır” tavsiyeleri… Ne demeli bilmem… Allah o tavsiyelere göre alıp satana yardım etsin diyelim. Belki de üzerinde durulması gereken en önemli nokta, şu anda borsada doğru hissede ise yatırımcının para kazanıyor olması.

      BIST100 endeksin son üç aylık getiri yaklaşık yüzde 25, banka hisselerinde ise yüzde 40 kazanç… Banka faiz oranlarına, gayrimenkule, döviz ve altın getirilerine bakınca hiç de fena değil. Yatırımcı para kazandığı bir piyasa aracını olağandışı önemli bir şey olmadıktan sonra da kolayca bırakamıyor. Bu açıdan gelen kâr satışları ve teknik düzeltmeler çok kısa sürüyor, alım fırsatı olarak kullanılıyor. Dış piyasalar olumlu, içeride en azından Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine kadar olumsuz gündem yok görülüyor. Şimdilik bakış bu. Gerçi burası Türkiye, her zaman sürpriz olasılığını akılda tutmakta yarar var. 

      Başbakan ve Merkez Bankası Başkanı arasında yaşanan faiz polemiği hükümetin ekonomi kanadından iki bakanın katılımıyla devam ediyor. İki bakanın tavrı daha çok merkez bankası başkanından yana görülüyor. Şimdi merkez bankası başkanının 2 Haziran’da bakanlar kuruluna yapacağı rutin sunum bekleniyor. Bu toplantıdan sonra taraflar yüz yüze görüşünce tartışmalar bitebilir, beklentisi hakim. Piyasa için bu tartışmanın bir başka önemli tarafı, buradan bir beklenti çıkar mı? idi. Şimdiye kadar kısa dalgalanmaları saymazsak fazlaca bir etkisi olmadığı söylenebilir.

      Peki, bundan sonra ne olabilir? sorusu bu seviyelerde daha çok önem kazanıyor. Borsada “Yatırımcının en iyi dostu trendlerdir” sözünden hareketle çıkış trendi bozulmadığı sürece orta ve uzun dönemli hisseler taşınıyor. Fakat ciddi direnç seviyelerine yaklaşılmış ve mevcut iyimserlikler fiyatlara önemli ölçüde dahil olmuş durumda. Ayrıca piyasayı taşıyacak beklenti eksiliğini tekrar vurgulamakta yarar var. Teknik verilerdeki “Yorgunluk” işaretleri de belirginleşmiş durumda. Diğer yandan memleketimizin doğası gereği sürpriz olasılığını bir yana bırakırsak piyasayı olumsuz etkileyecek en azından şimdilik bir gündem görülmüyor. Borsa endeksinde son dönemde yaşanan dalgalanmanın sebebi biraz da bu. Tamam mı, devam mı... kararsızlığı. Kısa dönem için destek direnç noktalarını yakından izlemekle birlikte “Kolay alıp, kolay satma” şimdilik en uygun strateji gibi görülüyor. 
      Yazının Devamını Oku

      Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan...

      27 Mayıs 2014
      Finans piyasalarında son günlerin öne çıkan tartışması başbakan ile merkez bankası başkanı arasındaki faiz konusundaki görüş ayrılığıFinans piyasalarında son günlerin öne çıkan tartışması başbakan ile merkez bankası başkanı arasındaki faiz konusundaki görüş ayrılığı.

      Zeynel BALCI
      Meksa Yatırım / Stratejist


      Başbakanın önce merkez bankasının “Olağanüstü toplanıp nasıl artırdıysa şimdi de olağanüstü toplanıp düşürsün” dediği faiz oranı son merkez bankası toplantısında 50 baz puan düşürülünce ikinci bir uyarı geldi. Bu defa “Dalga mı geçiyorsun” diyerek enflasyonun nedenini faizin yüksek olmasına bağlayan başbakanın uyarısı ekonominin klasik tartışmasını hatırlattı. Enflasyon… Sonuç mu? Sebep mi? Tavuk.. yumurta… hikayesi gibi. “Tartışmanın uzun olması, iki tarafında haklılığını veya haksızlığını gösterir” sözünden hareketle ekonomi yönetiminde kimsenin yüksek faiz istediğini sanmıyorum. Bu noktada faiz indirimi için şartların olgunlaşması ve zamanlamanın önemi ortaya çıkıyor.

      Para bolluğunun yaşandığı global ekonomide farklı uygulamalar var. Almanya ve ABD gibi gelişmiş ülke ekonomilerinde faiz oranları yüzde 0.25 iken enflasyon oranları yüzde 1.3 ve 2.00 seviyelerinde. Likidite bolluğunun etkisiyle ve “Likidite Tuzağı” tartışmalarıyla birlikte faiz oranları yerlerde sürünüyor.  Türkiye’nin aynı ligde yer aldığı ve ölçü kabul edilecek ülkeler de ise Rusya’da faiz oranı yüzde 7.5, enflasyon 7.3, diğer gelişen ülke piyasalarının diğer önemli ülkesi Brezilya’da ise faiz oranı yüzde 11, enflasyon ise 6.2 olarak görülüyor. Her ülke kendi konumuna göre farklı pozisyon almış. Rusya, Brezilya ve Türkiye gibi Gelişen Ülkelerin sıkıntısı daha çok Fed kaynaklı. FED’in varlık alımlarını azaltması, likiditeyi kısma sürecine karşılık gardını alma durumunun etkisi var, sanki.  Ekonomi çarkını ağırlıklı olarak dış finansmanla çeviren Türkiye için görünüm Rusya veya Brezilya’dan çok mu farklı. FED kaygısı Türkiye’de yok mu? Diye sormak gerekir. Merkez Bankası da bu kaygıları taşıyor olmanın yanında asli görevi olan “Enflasyon” ila baş etmek derdinde olabilir. Zaten enflasyonu Haziran sonrası düşüş bekliyor, enflasyon düşerse faizin düşmesi için zemin hazır olacak.

      Faiz oranlarını etkileyen enflasyon, ekonomik büyüme, döviz kurları… gibi parametrelere bakıldığında iki dikkat çeken ayrıntı göze çarpıyor. Faiz düşünce Dolar/TL paritesinin genelde yükseliş gösterdiği, bir diğeri de enflasyon yükselince faiz oranlarının yükseldiği görüntüsü. Faiz oranlarının en duyarlı olduğu parametre enflasyon olarak görülüyor. Merkez Bankası ekonomide “Sıkı duruş” görünümün gereği olarak faizde kontrollü bir düşüş politikası güdüyor. Faiz oranlarındaki sert düşüş, ithalata dayalı ekonomide döviz kurlarını yukarı çekerse bu durum enflasyonu da yukarı çekmez mi? Döviz kuru enflasyonu artırırsa faizleri ne kadar düşük tutabilirsin? Türkiye’nin FED’de malum süreç devam ederken gelişmiş ülke ekonomileri gibi “Negatif faiz” politikası uygulayabilecek lükse sahip mi? Başbakan ile merkez bankası başkanının görüş ayrılığından ziyade kamuoyu önünde tartışır görüntüsü bir yana önümüzdeki günler için de farklı beklentileri beraberinde getirdi. Sonuçta merkez bankası başkanı hükümetin emrinde bir bürokrat, emre uyulur, uymazsa gereği yapılır, merkez bankası baskıyı kaldıramaz, merkez bankasının bağımsızlığı veya özerkliğindeki aşınmayı da göze alarak başbakanın sözünü ortada bırakmaz diyenler de var... Merkez bankası ekonomik işleyişinin dışındaki zorlamalara prim vermeyebilir, diyenler de yok değil. Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek?

      Bir de bu tartışmaların piyasaya yansımaları nasıl olacak? İki farklı yönden bakmak gerekecek. Faiz oranlarında başbakanın dediği “Agresif” bir indirim olursa borsa ve döviz kurları yukarı, Haziran’da enflasyon düşüşü görülerek Başçı’nın daha önce vurguladığı gibi “Kontrollü bir indirimde” ise piyasa üzerinde fazla dalgalanmaya neden olmayan ama faiz düşüş beklentisi korunan bir piyasa yapısı daha mümkün görülüyor.
      Yazının Devamını Oku

      Faiz indirimi ve S&P’nin ardından piyasalar

      23 Mayıs 2014

      Endekste yükseliş hareketi ivme kaybetmekle birlikte devam ediyor. Gösterge bono faiz oranları ve döviz kurlarında düşüş eğilimi korunmasına rağmen hafif tepki yükselişi görülüyor.Zeynel BalcıMeksa Yatırım Stratejisti
      Merkez Bankasından gelen faiz indirimi, gerek sermaye piyasaları, gerekse para piyasaları üzerinde olumlu algıya neden oldu. Borsa, alternatif piyasaları olarak görülen döviz ve faizdeki zayıflamadan dolayı daha fazla tepki verdi. Diğer yandan S&P, hafta içi not artış spekülasyonlarına karşılık beklendiği üzere Türkiye’nin kredi notlarında değişikliğe gitmedi, uyarılarla yetindi. Dolayısıyla piyasalar üzerinde etkili olmadı. İki önemli gündemi geride bırakan ve önemli ölçüde fiyatlamasını yapan piyasalarda önümüzdeki günlerde piyasaları derinden etkileyecek gündem, kısa dönem için görülmüyor. Bu açıdan makro ekonomik veriler, dış piyasaların seyri, toplumsal ve siyasi gelişmeler öne çıkabilir. Dış gündemde ise FED başta olmak üzere merkez bankası kaynaklı gelişmeler, ABD ekonomik verileri izlenecek. İç piyasalar son günlerde para girişlerine bağlı olarak dış piyasalardan tekrar olumlu ayrışmaya başladı.

      İyimserlik sürmesine karşılık piyasayı taşıyacak beklenti ve gündem eksikliğine bağlı yorgunluk işaretleri görülebilir.

      Endekste kısa bir düzeltme ve kâr satışlarının ardından çıkış trendi devam ediyor. İlk direnç 79.000 ve 80.000 seviyesinde bulunuyor. Kısa ve orta dönem için önemli görülen bu seviyelere hareketlenmelerde satışlar görülebilir. 80.000 seviyesinin üzerinde sonraki dirençleri bu aşamada bilgi olarak vermek gerekirse 82.000 ve 85.000 öne çıkıyor. İlk destekler ise 77.600-77.000 ve 76.000 seviyesinde. 76.000 kısa dönem için daha önemli. Bu seviyenin üzerinde çıkış hareketi gücünü koruyabilir. 77.600-77.000 seviyeleri ara destek konumunda. 76.000 altında kalınması durumunda kâr satışlarının devamıyla birlikte sonraki destek 74.500 seviyesinde bulunuyor. Endekste çıkış trendi korunuyor. Ancak direnç noktalarında kâr satışları görülebilir. Çıkış trendinin devamı ve piyasanın yönü konusunda 76.000-80.000 destek direnç bandı önemli görülüyor.

      Yazının Devamını Oku

      Merkez Bankası piyasaya uyum sağladı

      22 Mayıs 2014
      Piyasaların beklediği merkez bankası faiz kararı açıklandı...Piyasaların beklediği merkez bankası faiz kararı açıklandı.  Son yazımızda vurgu yaptığımız politika faizinde 50 baz puanlık indirim gerçekleşti. Bu kararla piyasaya uyum sağlanmış oldu.

      Zeynel BALCI
      Meksa Yatırım / Stratejist
       

      Faiz artışına neden olan siyasi tansiyonun düşmüş olması, dış piyasaların olumlu seyri, döviz kurlarının gevşemesi, FED başta olmak üzere merkez bankalarının gevşek para politikası ve düşük faiz ortamının devam edeceği beklentileri ve de piyasa gösterge faiz oranlarının merkez bankası oranlarının altında seyrederek yüzde 9 seviyelerine yaklaşmış olması faiz indiriminin gerekçeleri arasında olabilir. Ayrıca piyasa baskısının dışında başbakanın “Faiz indirimi” yönündeki açıklamaları sonrası merkez bankası üzerindeki siyasi baskıyı da bir ölçüde azaltmış oldu. Diğer yandan piyasa dostu mesaj vermek istemiş de olabilir. 

      Toplantı sonrası yapılan “Enflasyonda iyileşme gerçekleşene kadar para politikasında sıkı duruş devam edecek” açıklaması önümüzdeki dönemde merkez bankasının kontrollü ve önünü görerek hareket edeceğini gösteriyor. Doğrusu da bu. Enflasyonun faiz için en önemli parametrelerden biri olduğu vurgusunu tekrarlamakta yarar var.

      Bu saatten sonra faiz indirim kararının piyasalara yansımalarına bakmak gerekecek. Bu sabahtan itibaren beklentiler daha çok faiz oranlarının sabit tutulacağı yönünde olsa da dün akşama kadar piyasa 50 baz puanlık indirimi yönünde belli bir fiyatlama da yapmıştı. Endeks 77 bin seviyelerini test ederken piyasa gösterge faiz oranları yüzde 9.00 seviyesinin altına çekildi. Ancak Dolar/TL paritesinde yaklaşık 2.12 seviyesine kadar yükseliş olduysa da dış piyasaların olumlu seyri ve ABD Dolarının dışarıda değer kazanmasının da etkisiyle o seviyelerde tutunamadı ve gevşedi. Faiz indirimi fiyatların içinde önemli ölçüde var. Piyasada olumlu seyrin devamıyla birlikte bu gelişme çok fazla dalgalanmaya neden olmayabilir.

      Faiz oranları üzerinde Haziran sonrası düşük enflasyon beklentisi ve merkez bankasının bu yönde tavrının netlik kazanması nedeniyle biraz daha kalıcı etki yapmasını olağan karşılamak gerekir. Yüzde 9.0 direnç seviyesinin aşağı yönlü kırılmasıyla 8.85 ve 8.50-8.20  geri çekilme ve sonraki teknik direnç noktaları olarak görülüyor.  9.10-9.50 destek bandı yukarı kırılmadığı sürece düşüş yönlü baskı korunabilir.

      Endekste çıkış hareketi devam ediyor 77.000-77.500 ilk direnç olarak geçerliliğini korurken ilk önemli destek ise 75.500 seviyesinde. Bu seviyenin üzerinde çıkış hareketi gücünü koruyabilir. 77.500 seviyesinin üzerinde ise 80.000 sonraki önemli direnç noktası olarak görülüyor.

      Dolar/TL paritesinde ise  çıkış formasyonlarından “Alçalan takoz” formasyonu henüz işlerlik kazanmadı. 2.09 ve 2.06 destek noktaları olarak görülürken dirençler 2.12 ve 2.15 seviyelerinde.  Aynı formasyon Euro/Dolar paritesi için söz konusuydu, orada da henüz gerçekleşmiş değil. Bu aşamada döviz kurlarında yatay hareket söz konusu.

      Bu haftanın ikinci önemli gündemi Cuma günkü S&P’nin Türkiye konusundaki kredi notu ile ilgili   değerlendirmeleri olacak. Siyasi tansiyonu düşen ve cari açığı daralan Türkiye için not değişikliği zor olasılık. Daha çok değerlendirme notları izlenecek gibi.
      Yazının Devamını Oku

      Merkez Bankası toplantısı beklenirken...

      20 Mayıs 2014
      Bu haftanın ağırlıklı gündemi Perşembe günkü Merkez Bankası toplantısı ve faiz kararı olacak gibiS&P’nin Türkiye’nin kredi notuyla ilgili değerlendirmesiyle birlikte bu haftanın ağırlıklı gündemi Perşembe günkü Merkez Bankası toplantısı ve faiz kararı olacak gibi.

      Zeynel BALCI
      Meksa Yatırım / Stratejist
       

      Başbakanın seçim sonrası “Merkez Bankası daha önce olağanüstü toplanmak suretiyle nasıl yükselttiyse bu seferde olağanüstü toplanıp faizi düşürmesi gerekir” açıklaması, Merkez Bankası başkanı Başçı’nın da bu söyleme kısmen onay vermesiyle piyasalarda bu yönde beklenti oluşmuştu.

      Ama geçen ayki toplantıda merkez bankası faiz indirimi yapmadı. Belki Merkez Bankası’nın Haziran’a kadar enflasyonu yüksek beklemesi, belki aynı ligde yer aldığımız Rusya ve Brezilya’nın faiz artırması veya likidite kısma süreci devam eden FED politikalarına karşı gardını almak   gerekçesi faiz oranlarının sabit tutulmasında etkili olmuş olabilir.

      Faiz için en önemli parametrelerden biri enflasyondur. Hatırlatmak açısından, geçtiğimiz yıllarda bazı ekonomi yönetimleri “Enflasyonu düşürmeden faizi düşürüp”, hazine borçlanma ihaleleri iptal edilip piyasada bol likidite bırakılmıştı. Faiz ile enflasyon arasındaki makas açıldı, faiz baskı altında kalırken enflasyon yükseldi. Ama sonrasında piyasa hesabı görüp, gerekli düzletmeyi acı bir şekilde yapmıştı.  Ekonominin de doğa kanunları gibi “Dere yatağına ev yaparsan sel alır, veya fay hattı üzerine bina yaparsan depremde yıkılır” gibi  kendine özel yasaları ve işleyişi vardır. Piyasa dışı zorlamalarda yanlış hesap bir şekilde Bağdat’tan dönüyor. Merkez Bankası şimdiye kadar çoğunlukla doğru hamleler yaptı. Faiz araçtır, ekonominin gereği olarak artırmak gerekirse artırılır, düşürmek gerekirse de düşürülür, ihtiyaca göre kullanılır, gözüyle gördü.

      Ama bu haftaki toplantıda piyasanın faiz indirim beklentisi daha da güç kazanmış görülüyor. Ağırlık 50 baz puan ama 100 baz puanlık indirim de beklentiler dahilinde. Faiz indirimi için enflasyonda düşüş beklediği Haziran ayını bekler diyenler de var.  İndirim beklentilerinin referans noktası, piyasada gösterge faiz ve 10 yıllık tahvil faiz oranlarının yüzde 9 seviyesine yaklaşması ve merkez bankası oranın altında seyretmesi, olarak görülüyor. Ayrıca gerek FED, gerekse Avrupa ve Japon merkez bankalarının “Gevşek para ve düşük faiz” politikalarına devam kararının tekrar vurgulanması, dış piyasalarda iyimserliğin korunması diğer referans noktaları.

      50 bazlık indirimin gerek borsaya gerekse faiz ve döviz seviyeleri üzerine etkileri olumlu ancak sınırlı kalabilir. Yıllık TÜFE yüzde 9.38 iken çok zor görülen 100 baz indirim gerçekleşirse piyasaya etkileri tabi ki daha olumlu ve ciddi olacaktır. Bizim beklentimiz de Merkez Bankasının faiz oranlarını, bu ay da sabit tutarsa sürpriz görmemekle birlikte, 50 baz puanlık indirimin daha olası olduğu, bunun da piyasalar üzerinde fazlaca bir dalgalanmaya neden olmayacağı yönünde. 50 baz puanlık indirimle birlikte borsada banka hisselerinin öncülüğünde tekrar 77 bin, gösterge faiz oranlarında yüzde 9.00 seviyesine çekilme  veya 9.00’un hafif altı, Dolar/TL’de ise 2.10 seviyesinin üzerinde 2.15 önemli noktalar olarak görülebilir. Dip not olarak vermek gerekirse, Perşembe Merkez Bankası toplantısı, Cuma günü ise S&P’nin Türkiye değerlendirmesi bekleniyor. Merkez Bankası toplantısı S&P’nin değerlendirmesi sonrası yapılsa önünü daha net görmek açısından yararlı olabilir miydi?
      Yazının Devamını Oku

      Çıkamayan borsa düşüyor

      16 Mayıs 2014
      Endekste kâr satışlarına bağlı düşüş ivme kaybetmekle birlikte sürüyorEndekste kâr satışlarına bağlı düşüş ivme kaybetmekle birlikte sürüyor. Bono faiz oranları ve döviz kurlarında ise tepki yükselişi var. Piyasalarda “Çıkamayan borsa düşer” anlayışı öne çıktı ve son günlerdeki yorgunluk satış getirdi.

      Zeynel BALCI
      Meksa Yatırım / Stratejist
       

      Piyasayı taşıyacak beklenti eksikliğinin yanı sıra önümüzdeki  hafta Merkez Bankası toplantısı ve faiz kararı ile birlikte S&P’nin, Türkiye’nin kredi notu konusundaki değerlendirmesini açıklayacak olması piyasada temkinli bir görünümü de beraberinde getirdi. Piyasanın yönü konusunda bu iki gelişme belirleyici olabilir. Yükselen enflasyon nedeniyle Merkez Bankası toplantısından “Faiz indirimi” beklentisi zayıf. Son dönemde diğer kredi derecelendirme kuruluşları ve yabancı yatırım bankalarından gelen olumlu değerlendirmeleri ve gerileyen cari açığı dikkate alırsak S&P’nin kararında radikal bir not değişimi beklenmiyor. Son günlerde dış piyasalardaki düşüş, bu aşamada iç piyasalar için olumsuz fiyatlamaya konu olmasa da dış desteği azattı.

      Endekste gelen kâr satışlarıyla birlikte güç kaybı görülse de iyimserliğin bozulduğunu söylemek bu aşamada erken. İlk destek ise 74.400-74.200 seviyesinde. Çıkış sırasında bu seviyelerde Gap (boşluk) oluşmuştu. Bu açıdan bu seviyeler destek olarak izlenebilir. 74.200 seviyesinin altında kalınması durumunda sonraki önemli destek 73.000 seviyesinde. 73.000 seviyesinin altında kalınması güç kaybının artmasıyla düşüşü “Düzletme” boyutundan çıkarabilir. İlk direnç 75.300 seviyesinde. Tepki çıkışının devamı ve tekrar toparlanma için 75.300 seviyesinin üzerinde kalınması gerekecek. Bu durumda sonraki ve daha önemli dirençler 76.000 ve 76.800-77.000 seviyesinde bulunuyor. Endekste destek seviyelerinde tepki alımları görülse de kâr satışları bir süre etkili olabilir.

      Kısaca, son günlerde hareketlilik kazanan Dolar/TL paritesinin teknik görünümüne de bakmak gerekirse, 2.10 seviyesi öne çıkıyor. Son günlerde belirmeye başlayan çıkış formasyonlarından “Alçalan takoz” formasyonunun işlerlik kazanması için 2.10 seviyesinin üzerinde tutunması önemli. 2.10 seviyesi taban yapılacak olunursa ara dirençlere rağmen ilk ciddi direnç 2.15 seviyesinde. 2.10’un üzerinde kalınamazsa ise  yine 2.06-2.05 TL yine destek olarak geçerliliğini koruyacak.

      Düşüş trendini sürdüren “Gösterge Bono” faiz oranlarında yön tayini için izlenecek bant yüzde 9.00-9.60 seviyelerinde görülüyor. 9.00 seviyesinin altına salınım, düşüşün devamını getirmekle birlikte aksine 9.60 üzerine bir hareketlenme ise daha üst seviyeler için sinyal verebilir. 
      Yazının Devamını Oku