En Çok Arananlar
Tarım dışı istihdam rakamının 271 bin açıklanmasından ziyade ortalama saatlik kazançlar verisinin bu yılın en yüksek seviyesinde açıklanması çok daha önemli oldu. FED ‘in son toplantısında vurguladığı enflasyonda toparlanma beklentisi gerçekleşmeye başladı diyebiliriz. Son yıllarda önemli ölçüde toparlanan işsizlik ramakları ise istediği seviyeye yani yüzde 5 seviyesine geldi. Senaryo tam da FED‘in istediği gibi. Önce Çin etkisinin geçiciliğine vurgu yaptı sonra istihdamın enflasyona yansımasını bekleyeceğini vurguladı. Saatlik kazançlar verisindeki yükseliş ilerleyen dönemde FED ’in yüzde 2’lik enflasyon hedefine ulaşmasını sağlayabilir. Bu da FED ‘in faiz kapısını aralamasını sağlayacaktır.
Fiyatlamanın bu kadar sert olmasının sebebi sadece FED değil şüphesiz. Dolar endeksinde yeniden 100 seviyesine yaklaşılması diğer ülke Merkez Bankalarının kendi para birimlerini değersizleştirmek adına attığı adımlardan da kaynaklı. ECB kur savaşlarına anında cevap verip Aralık ayında ek parasal genişlemeye işaret etti, Çin ise faiz indirimlerine devam etmek için kapıyı açık bıraktı ve Aralık ayında yeniden değerlendirme yapacağını açıkladı. Diğer yandan İngiltere’de oyuna dâhil oldu ve faiz artırımı beklentilerini 2017 yılına erteleme çabası içerisinde. Dolar ise şu an için en güvenli liman. FED faiz artırımına başladıktan sonra fiyatlama bitmeyecektir. Çünkü uzunca süre faiz artırımı beklentisi içerisinde olan piyasa birçok erteleme ile karşılaştı ve faizler artırıldıktan sonra ABD verileri çok daha önemli hale gelecektir. Açıklanan her olumlu veri özellikle de enflasyon rakamları bir sonraki adım için ipucu verecektir. Böylece parasını değersizleştirmek için çaba sarf eden diğer ülkelerden kaçış hızla devam edecektir. Şüphesiz bu süreç içerisinde en büyük darbeyi gelişmekte olan piyasalar görmeye devam edecek.
İçeride ise Merkez Bankasını zor günler bekliyor. Genel seçimler sonrası ekonominin başında kimin olacağı belirsizliğini korurken Merkez Bankasının kadrosunda da değişikliğe gidilebilir. Daha önceki açıklamalarında FED faiz artırmadan harekete geçmeyeceğini dile getiren Erdem Başçı, Aralık ayında faiz artırmak zorunda kalabilir. Kurun yeniden 3 TL’nin üzerinde fiyatlanmaya başlaması ve enflasyon görünümünde önemli ölçüde bozulma olması faiz artırımını zorunlu hale getirebilir. Ancak bu süreçte yeniden bir faiz indirimi çağrısı ya da Merkez Bankasını bağımsızlığına ilişkin bir tartışma olması halinde kur üzerinde artan faizlerin hiçbir etkisini görmememizi sağlayabilir. 22 Aralıkta gerçekleşecek olan toplantı FED ‘in faiz artırması durumunda hayati önem taşıyacak. 16 Aralıkta FED toplantısı var. Arada 1 haftalık bir süre olacak. Tabi TCMB karar alıp toplantıyı öne çekmezse ya da olağanüstü bir toplantı ile faiz kararı almazsa.
Aralık ayı her bakımdan oldukça önemli. Hem FED hem ECB hem de TCMB önemli kararlar alacak. Ve 2016 yılında çok daha hareketli bir piyasa görmemize sebep olacaklar.
Evet, hem siyasi ve jeopolitik anlamda hem de ekonomik anlamda zor bir yıl geçiren Türkiye bir yılda ikinci kez seçime gidiyor. Ancak ikinci seçimde riskler daha az görünüyor. İç dinamikleri değiştirecek olan genel seçim sonuçları önemli bir belirsizliği de ortadan kaldıracak. Üçüncü bir seçim olasılığını ise piyasa aklına bile getirmek istemiyor.
KOALİSYON SONUCU PİYASAYI ŞAŞIRTMAZ
7 Haziran seçimlerinde koalisyon sonucunun çıkması piyasalarda sert hareketlere sebep olmuştu. Dolar’da 2.80 seviyesi aynı gece test edilmiş ardından da rekor üstüne rekor gelmişti. 2.65 ile seçimlere giren kur 2.80 fiyatını zirve olarak belirledikten sonra önemli ölçüde düşüş yaşasa da koalisyonun bir türlü kurulamaması ve yeni bir seçim ihtimali 3 seviyesinin üzerinde tutunmamıza sebep oldu. Bugün ise kurda belirsizliğin ortadan kalkacağına ve dış gelişmelere başlı olarak 2.90 seviyesine yakın bir seyir görüyoruz. Koalisyon artık piyasayı eskisi gibi korkutmuyor. Özellikle uzun süre tek partili iktidar ile önemli bir istikrar yakalayan ekonomide ilk koalisyon tepkisine alışılmış görünüyor. Bu yüzde 1 Kasım seçimlerinde yine koalisyon sonucunun çıkması piyasayı şaşırtmayacaktır.
Fiyatlamalarda ilk tepki negatif olsa bile ilerleyen süreçte endeks tarafında yeniden 80 binin üzerinde tutunma olabilir. 82 bin 500 ise halen hedef dahilinde görünüyor. İlk etapta 75 bin seviyesine yakın bir açılış gerçekleşirse yeniden alımlar ilerleyen dönemde endeksin kuvvetlenmesine sebep olabilir. Oluşacak GAP yani fiyat boşluğu seçim sonrasındaki hafta da kapanabilir. Kur kanadında ise 2.97’ye yakın bir açılış oluşması muhtemel. Ancak bu süreçte yine kurda gevşeme görülebilir. İlerleyen haftalarda yeniden 2.87-2.85 aralığı test edilmesi muhtemel. Koalisyon sürecinde olası anlaşmazlık ise kurun hızla 3 seviyesinin üzerine taşınmasına sebep olabilir.
Bu süreçte koalisyon kurmak için görevlendirmenin yapılacağı süre ve koalisyon görüşmeleri oldukça önemli olacaktır. Süre uzamaz ve liderler kısa bir sürede koalisyon kurmaya karar verirse pozitif fiyatlama görülebilir. Ardından kurulacak hükümette kimin ekonominin dümeninde olacağı çok önemli. Süreç sonrası yönünü daha çok ekonomik verilere ve yurtdışı gelişmelere çevirecek olan Türkiye özellikle Avrupa’nın ek parasal genişlemesi ve Aralık ayında olası bir FED faiz artırımını fiyatlayacaktır. Süreç içerisinde üçüncü bir erken seçimin konuşulması ise piyasada kaosa sebep olabilir. O yüzden şimdilik bu ihtimali aklımıza bile getirmiyoruz.
Koalisyonda kimlerin yer alacağı ise oldukça önemli. Temsil oranı yüksek ve önemli ölçüde uzlaşmış bir tavrın ortaya çıkması reformların devam edeceğine ilişkin mesajların piyasaya sunulması durumunda endekste ve Türk Lirasında kısa süreli de olsa yani dış etkenler devreye girene kadar devam edecektir.
TEK PARTİ İKTİDARI POZİTİF FİYATLAMALARI HIZLANDIRABİLİR
Tek partili bir sonucun çıkması durumunda ise önemli fiyatlamalar olacaktır. 7 Haziran seçimlerinden farklı bir sonuç ortaya çıkacağı için hem Türk Lirasında hem de endekste önemli bir değerlenme görülebilir. Endeks kanadında 82 bin 500 seviyesinin kırılması durumunda yeniden yukarı yönlü trend başlangıcı görebiliriz. Bu süreçte yurt dışı beklentileri Türkiye lehine olursa yani FED faiz artırımını 2016 yılına bırakır ve Avrupa bahsettiği gibi parasal genişlemeyi artırma kararı alırsa endekste 90 bin seviyesinin üzerinde 92 bine kadar önemli bir seyir görülebilir. Kur kanadında ise tek partili iktidar sonucu değer kaybına sebep olacaktır. 2.85 seviyesinin altında kalabilecek kur yeniden 2.80 seviyesinin geçilmesini sağlayabilir. Kurda FED etkisi yeniden devreye girerse bu süreç bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Uzun vadede yani 1 yıldan daha uzun bir sürede FED ’in yeniden piyasaya girmesi ile dolarda yukarı yönlü hareketin başladığını görmemiz muhtemel.
Merkez Bankasının bu haftaki toplantısında herhangi bir adım atmaması ve piyasada hiçbir etkisinin olması normal olsa da enflasyon görünümüne ilişkin yaptığı açıklamalar oldukça önemli. Özellikle son dönemde kurdan kaynaklı olarak yükselişini sürdüren enflasyon rakamlarında yükseliş kalıcı hale gelebilir. Ancak içerideki politikayı daha çok dışarıdaki gelişmelerin sonuçlarına bağlamayı tercih etmesi yılın sonunda yüksek enflasyon rakamı görmemizi sağlayabilir. FED Aralıkta adım atarsa Merkez Bankası’nın adım atacağını bile piyasa bu durumda adımın daha büyük olması için elinden geleni yapabilir. Bu bir risk. Ancak bu hafta yaşanan olumlu havanın kalıcılığı Merkez Bankası için hayati önem taşıyor.
ECB parasal genişlemeye ihtiyaç duymasının en önemli sebebi şüphesiz enflasyonda düzelmenin kalıcı olarak sağlanması oldu. Parasal genişlemeye başladıktan sonra enflasyon görünümünde düzelme görülse de son dönemde enerji fiyatlarında yaşanan kalıcı düşüş yeniden negatif hanelere dönüşü sağladı. Euro’nun değerlenmeye başlaması ve FED’in çekingen adımları ile beklediği faydayı elde edemeyen ECB, Aralık ayında ek parasal genişleme kararı alabilir. Karar gelişmekte olan ülkeler için hayati önem taşıyor. İlk günden bile endeksler pozitif seyrederken Çin’in faiz indirimine bir yenisi daha eklemesi endeksler kanadında olumlu seyri devam ettiriyor. Bu süreç gelecek hafta başlarında da devam edebilir. Türk lirasının güçlü kalması ile bir miktar rahatlayan iç piyasa gelecek hafta FED toplantına kadar pozitif seyretmeye devam edebilir. Beklenmedik bir haber ise bu seyrin hızlı bir şekilde bozulmasına sebep olabilir.
En büyük korku ise FED. FED gelecek hafta gerçekleştireceği faiz toplantısında şahin bir tutum sergilerse bu pozitif seyri bozabilir. Son günlerde yaşanan gelişmeler aslında FED’ e alan bırakan nitelikte. Daha önceki faiz toplantısında Çin etkisine dikkat çeken FED bu sürecesin geçici olup olmadığına bakacaklarını söylemişti. Doyasıyla toplantı sonrası FED üyelerinin yaptığı açıklamalarda ABD ekonomisine ilişkin güven tazeleme çabaları yerini Ekim toplantısında şahin bir tutuma bırakabilir. Şu an için Ekim ayı toplantısında faiz artırımı beklenmiyor. Olasılık çok düşük. Ancak beklenti FED ’in son gelişmeleri de değerlendirerek Aralık ayına yönlendirme yapması. Son açıklanan TÜFE verilerinde bir miktar kıpırdanma görülmüştü. Özellikle çekirdek enflasyonun yukarı yönlü hareketlenmesi FED’in elini bir miktar rahatlatabilir ve açıklamaların enflasyondaki hareketlenme çerçevesinde şekillenmesi beklenebilir. FED özellikle istihdam piyasasındaki yavaşlamayla ilişkinde açıklamalarda bulunacak. İstihdamda ki yavaşlama tam istihdam seviyesine ulaşmış bir ekonomide her ne kadar normal olsa da ortalama saatlik kazançlar verisinde henüz istenen yükseliş kalıcılık sağlamış değil.
Bu süreçte önümüzdeki hafta FED toplantısında şahin tutum çıkarsa bu tablo bozulabilir. Ancak FED daha önceki söylemlerini değiştirmez ve güvercin kalmaya devam ederse faiz artırımının da 2016 yılına kaldığını rahatlıkla söyleyebilecek olan gelişmekte olan ülkelerde yeniden alımlar kuvvetlenebilir. Hemen ardından açıklanacak istihdam verileri ise Aralık ayının kaderini belirleyecek.
Çin korkusu tüm küresel ekonomiyi sarmaya başladığı şu günlerde altın yatırımcısının yüzü gülüyor. Hafta boyunca açıklanan veriler de Çin’in ithalat rakamlarının yüzde 20 düşmesi ve ihracatta yüzde 3.7’lik daralma alınan önlemlerin etkili olmayacağı yönünde söylemlere sebep oluyor. Enflasyon rakamında da istediğini bulamayan Çin gelecek dönem daha önemli düşüşler kaydedebilir.
Gelecek hafta açıklanacak olan büyüme rakamı ise oldukça önemli. Son dönemde büyüme endişeleri oldukça artmış durumda. Shanghai endeksinde yaşanan sert düşüş ardından Yuan’ın devalüe edilmesi ve halen toparlanamayan Çin piyasaları büyümede yüzde 7’nin altında rakam görmesi halinde büyük yara alabilir. Beklenti Çin’in yüzde 6.8 oranında büyümesi ancak yıl sonu hedefinden giderek uzaklaşması küresel ekonomide yavaşlamanın beklenenden daha büyük olabileceği endişelerini de beraberinde getiriyor. Enflasyon rakamlarında ise son 5 yılda aynı büyüme de olduğu gibi önemli ölçüde düşüş var. Büyüm rakamlarının 2010 yılında yüzde 12 ile zirve yaptığı dönemden bu yana yüzde 7 ye kadar gerilemesi ve enflasyonda yüzde 6 rakamının üzerinden yüzde 1.6’ya kadar çekilmesi yavaşlamanın boyutunu gözle önüne seriyor.
*Çin ve ABD büyüme rakamları son 5 yıl
ABD ekonomisine baktığımızda ise büyüme de dalgalı bir seyir izlense de yapılan 3 büyük parasal genişlemenin sonuç verdiği ve son yıllarda büyüme rakamlarında yukarı yönlü bir ivme kazandığı görülüyor. Ancak aynı tablo enflasyon için halen söylenemez. Enflasyon rakamları halen düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor. Dün açıklanan verilerde de yüzde 2 hedefinin altında seyir görüldü. Sıfıra yakın seyreden faizlerin artırılabilmesi içinse FED ’in ön koşulu enflasyonda yeniden yükseliş olması. Çekirdek TÜFE’de her ne kadar 1.9 seviyesine gelinse de ilerleyen dönemde zorlu kış koşullarıyla karşılaşacak olan ABD’de rakamların daha yukarı gitmesi pek muhtemel görünmüyor hele ki Çin ekonomisinin daraldığı bir ortamda. Bu sebep le FED, Ekim ayında da faiz artırımını pas geçebilir.
FED faizleri ertelemesi ve Çin’de büyüme kaygıları Altına yaramaya devam ediyor. 1190 seviyesinin üzerini gören ons fiyatları gelecek hafta verilerin kötü gelmesi ile 1200 doları aşabilir. 1174 doların üzerinde kalıcılık olduğu sürece de altında yukarı yönlü hareket kuvvetlenmeye devam edebilir. İçeride gram tarafında ise her ne kadar doların ateşinin bir miktar sönmesi ile geri çekilme görülse de ons desteği ile 110 TL seviyesinde seyir devam ediyor. Gelecek hafta içerideki veri akışı kaynaklı ve Merkez Bankası faiz kararında doları değerlendirecek bir söylem olması halinde 112 TL fiyatı test edilebilir. Seviyenin kırılması durumunda ise 114 TL’de yeni bir zirve belirlenebilir. 108 TL’nin altında ise yeniden 105 TL test edilebilir. Ancak seviye oldukça kuvvetli görünüyor.
Ancak bu seyir ne kadar devam eder?
Son dönemde seçim öncesi TL’deki pozitif seyir dikkat çekiyor. Özellikle ABD’nin faiz artırımını gelecek yıla erteleyeceği beklentileri ve siyasi arenada daha fazla belirsizlik olmayacağı beklentisi piyasalar destek olmuş durumda. Ancak bu risk alınır mı? Kısa vade de ayrışma pozitif olsa da beklentilerin bozulması için ABD’den gelecek olan bir açıklama tüm seyri tersine çevirebilir. Özellikle son dönemde FED yetkililerinin açıklamalarına baktığımızda bu yıl için kuvvetli işaretler var. Aralık ayını işaret eden açıklamalar son dönemde alınacak ekonomik verilerin kuvvetlenmesi durumunda beklentileri keskin bir şekilde değiştirebilir.
İstihdam rakamlarında istediğini bulamayan FED ilerleyen verilerde toparlanma görmesi halinde Aralık söylemini ön plana çıkaracaktır. İstihdam verilerinin düşük gelmesine piyasa bir süre sonra alışabilir. Çünkü bu yıl oldukça kuvvetli rakamlar alması sonucunda daha önce adlandırdığı tam istihdam seviyesine yakın seyir devam ediyor. Yüzde 5.051 olarak açıklanan işsizlik rakamı 5’in altına gerilemekte zorlanabilir. Dolayısıyla artık çok yüksek tarım dışı istihdam verileri beklemek pek gerçekçi değil. Zaten FED bu açıklamayı bir önceki toplantıda gerçekleştirmiş sadece bir miktar daha gerileme beklediğini açıklamıştı. Dolayısıyla 200 bine yakın rakamların açıklanması FED ’in elini kuvvetlendirecektir. Ayrıca gelecek hafta ABD TÜFE verileri yol gösterici nitelikte olacak.
Perakende satışlar verisi ilk etapta artış göstermesi durumunda dolarda değerlenme görülebilir. TÜFE’de ise çekirdek rakamlar aylık bazda artış gösterebilir. İşsizlikte düşüş yakalanması ve bunun enflasyona yansıdığının görülmesi FED’i yeniden şahin yapabilir.
İçeride ise son dönemde siyasilerden gelen açıklamalar tek partili bir iktidar çıkmasa bile koalisyon hükümetinin kurulacağı yönünde. Bu durum siyasi belirsizliğin bir miktar ortadan kalkması yönünde olumlu algılanmış durumda. Anca piyasa genel seçim anketlerine baktığında nasıl bir tablonun ortaya çıkacağı ve mitinglerde ne gibi söylemler olacağını henüz bilmiyor. Yine kırmızı çizgiler ortaya konduğunda nasıl bir koalisyon ortaya çıkar henüz bu fiyatlama gerçekleşmedi. Tek parti iktidarında ise TL’de güçlenme bir miktar daha devam edebilir.
Dolar kanadında gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırdığımızda TL’nin performansı halen iç açıcı değil. Dolayısıyla İstihdam verilerinin etkisi diğer kırılgan ülkelere göre biz de yeteri kadar fiyatlanamadı. Bu da piyasanın halen doların toparlanacağına olan inancını kaybetmemesinden kaynaklanıyor. Tabi jeopolitik riskleri de unutmamak lazım. Rusya ile ilişkiler gerilir mi? Suriye’de yeni gelişmeler olur mu? İlerleyen günlerde göreceğiz ama tedirginliği halen aklımızın bir köşesinde duruyor. Kurda 2.92-2.90 aralığı test edilebilir. Ancak bu seviyelerde uzun süreli kalıcılığın zor olacağını düşünüyorum.
Son 10 yıldır dünyanın içinde bulunduğu konjonktür gelişmekte olan ülkeler önemli faydalar sağladı. Özellikle Türkiye konumu dolayısıyla Türk varlıklarına olan talep büyük ölçüde artmıştı. Ancak ABD’nin krizden kurtulması ve yatırımlarda risk iştahının azalması gelişmekte olan ülkelerden çıkışın hızlanmasına sebep oldu. Kırılganlıkları yüksek olan gelişmekte olan ülkelerde bu durum negatif fiyatlamanın hızlanmasına sebep olurken Türkiye’de siyasi belirsizliğin de artması Türk varlıklarının talebini düşüren en önemli unsur oldu.
Son dönemde risklerdeki artış ve büyüme endişeleri ekonomik güveni de sarsmış durumda. Ekonomik güven kriz dönemi seviyelerine döndü. Bu durum vatandaşın tedirginliğini yansıtan en önemli unsur. Dolar kurunun 3 TL’nin üzerinde gösterge faizlerin ise yüzde 11.50’nin üzerinde fiyatlandığı bir ortamda seçimlere girecek olan Türkiye, seçim sonuçları sonrası da ekonomik bozulmanın devam ettiğini görebilir. Son dönemde hızla artan tüketici kredileri ve dış borç stoku ilerleyen dönemde yaşanabilecek olası bir krizin ne denli büyük olacağını gösteriyor. Dış borç stokunda son 10 yılda 3 katından fazla bir yükseliş söz konusu. Tüketici güveninde ise yarı yarıya bir azalma var. Yani kriz dönemlerine dönülmüş durumda.
Merkez Bankası’nın kurun yukarı yönlü hareketine engel olamaması, enflasyondaki hızlı artışın önüne geçememesi ve ilerleyen dönemde büyüme rakamlarının da aşağı yönlü gitmesi ekonomik sıkıntıların en önemli yansımaları olarak ön plana çıkıyor. Mevcut planda ucuz TL ile ekonomik büyümeyi desteklemeye çalışan Merkez Bankası, doların ikame etkisine engel olamıyor. Enflasyon etkisini ise ilerleyen dönemde daha fazla hissedeceğiz. Net dış bor açığı 180 milyar dolardan daha fazla olan özel sektörde ise son dönemde vergi indirimi, kur sabitlemesi gibi söylemler ön plana çıkmaya başladı. Aslında dolar üzerinde artan spekülatif talep maliyetleri de yükselttiği için ülke ekonomisine zararı oldukça yüksek. Merkez Bankası ise bir yol ayrımına girdi. Ancak bu kararı henüz vermiş değil. Eğer enflasyona odaklanmayı seçerse kuru baskılamak zorunda. Bu durumda faiz artışı gerçekleştirerek maliyetlerin azalmasına yardımcı olacak. ancak bu kararı verebilmek için seçim sonuçlarını beklemeyi tercih ediyor. Her ne kadar FED’i beklediğini iddia etse de FED faiz artırımından sonra ne denli cesur davranacağı ise tam bir muamma. Böyle bir ortamda ise doların yükselmemesi için bir sebep yok.
Veriler ekonominin giderek bir çıkmaza itildiğini gösteriyor. Bu durumda dolara olan talep seçim sonuçları ne olursa olsun orta vade de artış gösterecektir. Seçim sonuçlarından çıkacak her sonuç siyasi belirsizliği ortadan kaldırması adına kurda bir miktar gevşeme getirebilir. Ancak hangimiz “kur düşse de dolar alsam” diye beklemiyoruz? İşte bu psikolojik baskı Merkez Bankası’nın kura müdahale etmeyeceği beklentisi ve de ABD’nin küresel ekonomiden pozitif ayrışması beklentisi ile oluşuyor. Dolayısıyla Merkez Bankası raporlarında bildiklerimizi söylemek yerine yeniden sahneye çıkmazsa ekonomide sıkıntılı günler kapıda görünüyor.
Öncelikle Merkez Bankası’nın faizleri değiştirmemesinin ardından Dolar kurunda 3 seviyesinin üzerinde tutunma gördük. MB enflasyon vurgusu ise karar da ön plana çıkan en önemli nokta. Daha önceki beklenti anketinde 7.98 seviyesine çekilen enflasyon tahmini ilerleyen günlerde 9 seviyesine bile yaklaşabilir. Çünkü Eylül ayından sonra kur etkisi daha fazla hissedilecek ve baz etkisi sebebiyle enflasyonda yükseliş kaydedilecek. Merkez Bankası ise genel seçim sonuçlarına göre büyüme ya da enflasyon arasında artık bir tercih yapmak zorunda. Enflasyonu tercih etmesi durumunda faizlerde önemli artış kararları ardı ardına gelebilir.
Çarşamba günü biz piyasaları kapattıktan ECB Başkan’ı Draghi’nin konuşması piyasaları etkileyecek. Bu etki gelecek hafta içeride hissedilecek. Draghi daha önceki açıklamalarında parasal genişleme miktarının gerektiğinde artırabileceğini vurgulamıştı. Yani piyasanın istediği haberi verdi. Eğer Avrupa toparlanamaz ve Euro güçlenmeye devam ederse ECB kur savaşlarında daha etkin hale gelebilir. Ancak burada zamanlama çok daha önemli. Bir önceki toplantıda tahvil alım tabanını yüzde 25’ten yüzde 32 ‘ye çekmesi ilk hamle oldu. Kur savaşlarında kılıcı çeken Draghi Çarşamba günü yapacağı konuşmasıyla piyasalara yeniden parasal genişlemenin artıracağı sinyalini verebilir. Bu durumda Euro kanadında gerileme görülebilir. Endekslerde ise olumlu havayı hissedebiliriz. Euro /TL 3.34 seviyesi oldukça önemli. Seviyenin Draghi etkisiyle kırılması durumunda 3.30 seviyesinin altına sarkma olabilir. Hemen ardından açıklanacak Avrupa PMI rakamları da oldukça önemli. Parasal genişlemenin etkinliğini gösterecek olan veri de toparlanma göremememiz halinde Euro’da satış baskısı artabilir.
Diğer yandan biz tatildeyken ABD’den büyüme rakamları açıklanacak. Ilımlı büyümenin devam etmesini bekleyen FED yine büyüme rakamlarında istediğini alabilir. Bir önceki rakamda yüzde 3.7 seviyesi yakalanmıştı. Veride beklenti yeniden 3.7 rakamının yakalanması yönünde. Bu durum doları güçlendirebilir ve 3.04 seviyesinin üzerinde 3.0650 kırılırsa yeni zirvelerin oluşmasına sebep olabilir. Daha önce belirttiğimiz gibi yeni zirvenin 3.08 seviyesinin üzerinde oluşmasını bekliyoruz. Yükseliş gelecek haftaya da kalıp bizim tatilden dönmemizi bekleyebilir. Verinin kötü gelmesi halinde kurda yeniden 3 seviyesinin altına sarkma görülebilir.
Gram altın tarafında ise doların değer kazanması ile yükseliş beklentimizi koruyoruz. ONS aşağı gelse bile kurda hızlı hareket gram altın fiyatlarının 110 seviyesini kırmasını sağlayabilir. Bu durumda 114 seviyesinde yeni zirve oluşabilir. 105 TL ise önemli destek seviyesi.
Bir sonraki hafta ise ABD istihdam verilerini bekleyeceğiz. İşte bir kritik hafta daha. Tatil dönüşü açıklanacak olan tarım dışı istihdam verisi ve ortalama saatlik kazançlar verisi oldukça önemli. Dolar eğer veride beklentilerin yükseldiği bir ortamda haftaya başlarsa beklendiğimiz zirveler verilerin açıklanmasını beklemeden gerçekleşebilir.
Şimdiden bayramınızı kutlar, nice mutlu bayramlar dilerim.
Faizleri artıramaz çünkü küresel ekonomide daralma endişeleri çok yüksek diyenlerle artırmaması için hiçbir sebep yok çünkü ekonomik verilerden istediğini aldı diyenler hafta başından bu yana fiyatların yatay seyretmesine sebep oluyor. Peki, FED ne yaparsa ne olur? Şu an geçerli üç senaryo var.
Birincisi; FED faizleri artırmaz. Bu ayı da pas geçer. Ekim ya da Aralık ayına faiz beklentilerini erteler. Böylece küresel ekonomi ve de Çin’de ki gelişmeleri dikkate aldığını gösterir. Ancak FED küresel ekonomi de yaşananların geçici olduğunu daha önce vurgulamıştı. Yani Çin’deki çöküşün Çin hükümetinin alacağı tedbirler ile ortadan kalkabileceğine inanıyordu. Eğer faizleri artırmaz ise Çin endişesi artarak devam edecektir. Bu durumda FED piyasa tarafından yönlendirecek ve belki de Aralık ayında aynı tabloyla karşılaşacaktır. Böylece yeni tartışma konusu FED ’in faizleri 2016 yılına erteleyeceği yönünde olacağı için dolar önemli derecede gerileme görülebilir. Dolar/ TL 3 seviyesine yakın seyrediyoruz. Bu senaryoda satış bir miktar daha devam edebilir. Hem realizasyon hem de gelecek aylarda dolar riskini almak istemeyenlerin satışı ile kurun 2.90 seviyesine doğru çekildiğini görebilir. Ancak önümüzdeki genel seçimler ve FED’in faiz adımı halen fiyatlanmaya devam edeceği için satışlar yeniden alım fırsatı olacaktır. Daha önce dolara yatırım yapamayıp geç kalanlar bu durumu fırsat göreceği için dolar talebinde önemli bir artış olabilir. Altın kanadında ise yükseliş tetiklenebilir. 1120 dolar seviyelerinde bulunan ONS fiyatı yukarı yönlü hareketin kuvvetlenmesi ile 1152 ardından da 150 günlük hareketli ortalama seviyesi olan 1160 doların üzerine çıkabilir. Bu durum da ilk soluklanma 1174 dolar seviyelerinde gelebilir.
İkinci senaryoda FED ‘in daha şahin bir tutum sergilemesi olur. Faizleri uzun zamandır beklediğimiz gibi 0.25 oranında artırması ve küresel ekonomiyi umursamadığını belirtmesi olur. Bu durum doların lehine olacaktır. Piyasa FED ‘in faiz artıramayacağını fiyatlıyor bir süredir. Böyle bir karar hem Çin endişelerini ortadan kaldıracak hem de gelecek dönem FED ‘in şahin tutumunun devam edeceğine olan inancı artıracağı için volatilite çok daha fazla olacaktır. Tüm enstrümanlara karşı doların talebinin artırdığını görmemiz mümkün. Dolar endeksinde 98 seviyesinin kırıldığını ve EUR/USD paritesinde yeniden 1.08 seviyelerine dönüldüğünü görmemiz muhtemel. Dolar / TL’de ise yeni rekorlar bizi bekliyor olacaktır. 3.06 seviyesinin üzerinde tutunmasıyla 3.9750- 3.0870 aralığında ki hareket bizi 3.12 seviyelerine kadar götürebilir. Ve ilerleyen süreçte yeni rekorlarla kurun 3 seviyesinde oldukça uzaklaştığını görmemiz muhtemel olur. Altın tarafında ise 1110 doların altında yeniden 1080 ardından da 1060 dolar seviyesi görülebilir.
Üçüncü senaryo ise şu an için en olası senaryo olarak görünüyor. FED faizleri artırır. Ancak bu adım sınırlı kalır. Yani 0.10 ve 0.15 seviyelerinde bir faiz artırımı ardından da Aralık ayında 0.25’e tamamlanarak bu yılı 0.50 seviyelerinde kapatacağı mesajı olacaktır. Ancak FED piyasanın oynaklığını azaltmak için 2016 ve 2017 faiz projeksiyonlarında aşağı yönlü bir revize gerçekleştirebilir. Böylece hem küçük bir adımlar faiz artıracak hem de dolardaki değerlenmenin maksimum seviyesinde olmasının önüne geçecektir. Böyle bir ortamda yine doların bir miktar değer kaybettiğini görebilir. Dolar/TL’de 2.90 seviyesinin altına sarkmalar olabilir ve bir süre bu seviyelerde kalıcılık görülebilir. EUR/USD da ise yukarı yönlü hareket yeniden 1.1440 seviyesinin üzerinde 1.1600 seviyesine yaklaşmamıza sebep olabilir. Ancak yarın ve gelecek hafta piyasalarda sakinleşme olacaktır ve eski seviyelerine geri döndüğü görülebilir. Bu durumda ise talebi artacak olan altın tarafı olabilir. 1124 doların üzerinde 1135 ardından da 1160 seviyesi görülebilir. Aşağıda ise 1107 kırılırsa 1096 ve 1180 seviyelerine doğru bir hareket gözlemlenebilir.
Senaryoların hepsinde de piyasalarda ciddi derecede bir hareketlilik bizi bekliyor. Unutmamak gerekir ki FED piyasa tarafından yönlendirilen bir kurum değildir. Tam aksine FED piyasaları yönlendiren bir kurumdur. ECB’nin tam tersine piyasalar FED’i sıkıştıramaz ve beklentileri doğrultusunda hareket etmesini sağlayamaz. Eğer FED böyle bir mesaj algılarsa piyasalara haddini bildirecektir. Bu yüzden bu akşam FED’de sürpriz bir karar da görebiliriz.