En Çok Arananlar
Endeksin hızlı bir yükselişin ardından girdiği konsolidasyon sürecinin sonlanmasının ardından sert dalgalanmalar oluşması beklenebilir. Ancak bu aralığın hangi yöne doğru kırılabileceğini tam olarak kestirmek güç. Endekste geçen haftalarda hafif güç kaybı oluşurken, BDDK’nın Ocak ayı raporunda bankaların net kar rakamının geçen yıl aynı döneme göre yüzde 50 artmış olduğu görüldü. Buna ek olarak özsermaye karlılıklarının da yüzde 11 seviyelerinden yüzde 14 seviyelerine yükseldi. Bu veri başta banka hisseleri olmak üzere endeksin 88 bin 800 seviyesini geçerek 90 bin direncini zorlamasına neden oldu. Hafta içerisinde bu veri sonrasında pek çok analist raporunda banka hedef fiyatlarının yukarı revize edildiğini gördük.
Bütün bunlar endeksin bir miktar daha yukarı yükselmesini sağlayabilecek yeni bir potansiyel yaratabilir. Ayrıca yabancı yatırımcıların hissedeki alımları azalan bir ivmeyle de olsa devam ediyor. Endeksin 90 bin direncini kırması durumunda yükseliş hızlanabilir. Bu durumda yeni alımlar yapmak doğru olabilir. Ancak 90 bin direnci kırılmadan yeni alımlar riskli olabilir. Genel olarak 87 bin endeks seviyesi kırılmadan pozisyonları biraz azaltarak da olsa tutmakta fayda var.
Haftaya bakıldığında yurtiçinde Hazine’nin 11 milyar TL’si iç piyasaya olmak üzere 13.5 milyar TL iç borç ödemesi bulunuyor. Bunun için Hazine Pazartesi ve Salı toplamda 4 adet ihaleye çıkıyor. Yüklü bir ay olan Mart ayında ihale haftasında oluşacak faiz ve gelecek teklif miktarları piyasa üzerinde etkili olabilir. Diğer yandan Çarşamba günü yılın ilk sanayi üretim verisini alacağız. Yıllık bazda yüzde 1.7 artış beklentisi bulunuyor. Özellikle 2017 yılındaki büyümeye yönelik ilk ipucu olması bakımından sanayi üretim veri önemli olabilir.
Dışarıda ise ABD kanadında en önemli veri Cuma günü açıklanacak Tarım dışı İstihdam verisi olacak. İstihdam açısından önemli olurken, asıl olarak enflasyonist baskının bir işaretçisi olacak saatlik kazançlardaki artış yine takip edilecek. Avrupa tarafında ise Perşembe günü AMB’nin faiz toplantısını izleyeceğiz. Beklentiler faizlerde bir değişiklik yapılmayacağı yönünde bulunuyor. Salı günü ise Euro bölgesi 4.çeyrek büyüme final verisini alacağız. Önceki hesaplama olarak yıllık yüzde 1.7 büyümeye paralel beklentiler bulunuyor. Beklentiler Gelecek hafta Fed toplantısı olması nedeni ile bu hafta Fed üyeleri konuşmayacak. Ancak bu piyasada Fed’e yönelik spekülasyonların azalması anlamına gelmemeli. Dolar endeksinin 102 seviyesini geçip geçmeyeceği piyasalar için önemli olacak.
Endeks bu süreçte döviz bazında oldukça cazip bir noktaya gelmişti. Aynı dönemde dolar kurunun 3.80 seviyelerinde olması fırsat arayan sıcak para için cazip bir giriş seviyesi sunmuştu.
Merkez Bankasının döviz kurlarındaki yükselişe kayıtsız kalamayarak sahaya inmesi fırsat kollayan sıcak para için kurdaki aşırı oynaklığın sona ereceğine yönelik güven yarattı ve endekste son dönemde yaşanan yükseliş oluştu. Aralık başında gerilemiş endekste gelen alımlar, TCMB’nin likidite yönetimini aktif bir şekilde uygulamaya başladığı 11 Ocak tarihinden sonra daha güçlendi. Aynı tarihlerde endeks dolar bazında 2 sent seviyesinin altına sarkmıştı.
Bunun sonucunda Endeks ocak başından bugüne Türk Lirası bazında %11 seviyesinde yükseliş gösterdi. Aynı hesabı aralık başından bugüne aldığımızda bu performans %17 seviyesine çıkıyor. Aynı süreçte yabancıların borsadaki payında da artış görülüyor. TCMB verilerine göre yabancıların hisse senedi alımı aralık ayı başından bu yana 158 milyon dolar seviyesinde oluştu.
Aslında dolar kurunun 3.50 seviyelerinden 3.96 seviyesine fırladığı dönemde yabancılarda bir tereddüt oluştu ve aralık ayının son, ocak ayının ilk haftasında 90 milyon dolara yakın bir satış gözledik. Ancak TCMB’nin aktif olarak dövize yönelik uygulamalara başladığı hafta alımlar tetiklendi ve bir haftada 103 milyon dolar seviyesinde alım oluştu. TCMB’nin uygulamaları ile birlikte kurda yeniden agresif bir değer kaybı ihtimali zayıfladı. Bu, mevcut iyimserliğin endekste bir süre daha devam etmesini sağlayabilir. BIST endeksinde 86000-88000 bölgeleri görülebilir. Fazlası şimdilik zor görünüyor. Not düşürmesi neredeyse kesinleşen Fitch’in ise piyasalarda aşırı bozulma yaratmasını beklemiyorum.
Cari açık verisi yılın ilk on bir ayında 28.584 milyon $ seviyesine ulaşırken, Yıllıklandırılmış veri 33.651 milyon $ seviyesine ulaştı. Cari açıkta bu veriler geçen yıl sırasıyla 27.211 milyon $ ve 33.651 milyon $ düzeyinde oluşmuştu. On bir aylık veride geçen yıla göre 1.373 milyon $ artış görülüyor. Bu veriler ile 2016 yılını 34 milyar $ seviyesinde bir cari açık rakamı ile kapatacağız görünüyor. 2015 yılını 32.278 milyon $ cari açık ile kapatmıştık. Yılın başındaki cari açıktaki azalma eğilimi yerini yükselişe bırakmıştı ve 2016 yılını 2015 yılının üzerinde kapatacak gibi duruyor.
Turizm düşmeye devam ediyor… Cari işlemler hesabına bakıldığında açığın büyük kısmını dış ticaret oluşturuyor. Hizmetler dengesinden gelen girişlerdeki azalma cari açıkta geçen aya göre artışı oluşturuyor. Bu kalemde ise turizm gelirlerinde düşüş devam etmiş.
Finansman tarafında portföy çıkışları olumsuz… Finansman tarafında ise doğrudan yatırımlardan 444 milyon $ giriş oluşurken, portföy yatırımlarından 2.693 milyon $ çıkış yaşanmış. Kasım ayında USDTRY kurundaki yükselişin agresif olduğunu hatırlarsak, portföy çıkışlarının sebep olduğu görülebilir. Diğer yatırımlar kaleminden ise 1 milyar $ giriş görülüyor. Bunun içinde yurtdışından kredi kullanımları ve yurtdışı bankaların yurtiçi birimlerindeki döviz mevduat hesaplarındaki artış etkili olmuş.
TCMB’den rezerv kullanmak zorunda kaldık… Sonuç olarak finansman kalitesinde ciddi bir düşüş var. Porftöy çıkışları finansman sıkıntısının ana kaynağı görülüyor. Bu nedenle TCMB’de 788 milyon $ rezerv kullanmak zorunda kalmışız.
Bu seyirlerden gelişen ülke para birimleri negatif etkilendi. Piyasaların kısa sürede net bir şekilde fiyatladığı beklentiler, Trump’ın politikaları sonucunda ABD ekonomisinde hızlı bir büyüme olacağı, enflasyonun hızlanacağı ve istihdamın artacağı şeklinde özetlenebilir. Bir süredir ise piyasalarda bekle gör süreci yaşıyor gibiyiz. Trump 20 Ocak tarihinde başkanlık koltuğuna oturacak ve yüz günlük icraatlarını gözlemeye başlayacağız.
Bu arada Trump’ın ekonomik vaatlerini öven yazıların yanında bu vaatlerin aslında beklenen gelişmeleri yansıtmayacağını içeren yorumları da görmeye başladık ve bunların sayısı giderek artıyor. Bunlardan en dikkat çekeni ise ekonomi Nobel ödülü sahibi profesör Joseph STIGLITZ’in görüşleri. Stiglitz, geçtiğimiz günlerde yine dünya gazetesinde yayınlanan makalesinde, Trump’ın ekonomik politikalarının hem ABD’yi hem de dünyayı sarsacağını iddia ediyor. Büyük vergi muafiyetlerinin ve büyük harcama artışlarının kaçınılmaz olarak ülkeyi büyük cari açığa götüreceğini ve tüm bunların Trump’ın vaatleri ile çelişki içinde olduğunu belirten Stiglitz makalesinde, yükselen faizlerin gayrimenkulde ve imalat sektörlerinde istihdamı azaltacağını, politikaların doların değerini yükselterek cari açıktaki bozulmayı hızlandıracağını ifade ediyor. Bununla birlikte ticaret savaşlarının başlaması durumunda ABD vatandaşlarının yaşam maliyetlerinin ciddi biçimde artmasını bekliyor.
Stiglitz gibi düşünenlerin sayısı az değil. Ne dersiniz? Piyasalar önden yüklemeli fiyatlamaların ardından bekle gör sürecini tahminlerden daha fazla uzatabilir mi? Piyasalarda bu görüşlerin daha yaygınlaşmaya başlaması durumunda dolardaki değerlenme yerini daha sakin bir seyre bırakabilir. ABD borsalarında zirve seviyelerde yatay bir dönem geçirebiliriz. Tabi böyle bir senaryo Türkiye piyasaları için olumlu anlamına gelir.
TCMB faizlerde değişikliğe gitmedi. Piyasada genel beklentiler Merkez’in faiz artırımı yapacağı yönündeydi. Kararın ardından kurda 3.5445 seviyesine kadar bir refleks yükselişi oldu ancak uzun soluklu olmadığını izledik. Dolar kuru yeniden 3.52 seviyelerine doğru gevşeme gösterdi.
TCMB açıklamalarında şunu söylüyor, birincisi son çeyrekte ılımlı bir toparlanma var ancak bu toparlanma istenilen seviyede olmayabilir. Bu nedenle büyümeyi sekteye uğratmamak için faiz artırımından kaçınıyor. İkincisi enflasyona yönelik risklere işaret ediyor. Enflasyon yükselecek ancak bu yükselişin hangi şiddette olacağını ve tolere edip edemeyeceğini görmek istiyor. Bu nedenle izlemekten yana. Üçüncüsü ise global piyasalardaki gelişmeleri görmek istiyor. Gelişen ülkelere yönelik fon akışlarının ne şekilde oluşacağını, Trump’ın göreve gelmesi ile birlikte yapılacak icraatlar gibi gelişmeleri ve etkilerini görmek isteyebilir. Bu nedenle zorunlu olmadıkça faiz artırımından yana tavır sergilemeyebilir.
Gelişen ülkeler için ılımlı süreç yaşanıyor… Son bir iki haftadır gelişen ülke piyasalarında ılımlı seyirler izliyoruz. Dolar endeksinin 103 seviyesini geçmesine rağmen gelişen ülke para birimlerinde dolara karşı değer kayıpları görülmüyor. TL’de bu rüzgardan etkileniyor. Bu nedenle TCMB kararı sonrasında ılımlı seyirlerin sürdüğünü izliyoruz. Dolar kurunun 3.45-3.55 aralığında dalgalanmasını sürdürmesi muhtemel. Şimdilik 3.45 seviyesinin altına gerilemesini sağlayacak iç taraf kaynaklı bir gelişme yok.
Dışarıda gelişen ülkelere güçlü fon akışları olursa bu durumda 3.45 seviyesinin altını görebiliriz. Buna karşın 3.55 seviyesi üzerinde inatçı seyirler görürsek ilerleyen süreçte dolar kurunda 3.58-3.59 seviyelerine doğru baskılar oluşabilir. Şimdilik ılımlı seyir sürüyor.
Önceki ay açıklanan 1.684 milyon $ rakamına oldukça yakın bir veri. 2015 Ekim ayında cari açığımız 343 milyon $ gibi küçük bir seviyede oluşmuştu. Bununla birlikte dokuz aylık cari açık 26.468 milyon $ seviyesine ulaşmış oldu. Geçen yıl aynı dönemde cari açığımız 24.978 milyon $ seviyesinde oluşmuştu. Geçen yıla göre yılın ilk dokuz ayında cari açıkta %6’ya yakın artış var.
YILLIK CARİ AÇIKTA YÜKSELİŞ SON ÜÇ AYDIR DEVAM EDİYOR
Yıllık (on iki aylık) cari açık ise 33.773 milyon $ seviyesine ulaştı. Yıllık veride temmuz ayından bu yana düşüş durdu ve son üç aydır yükseliş var. Cari açıkta dış ticaret açığının büyük ağırlığı var ancak yıllık verilerde artışa geçmemizde Turizm gelirlerindeki düşüş bunda etkili oldu. Ocak-Ekim döneminde turizm gelirleri 12.389 milyon $ olurken ve rakam geçen yıl aynı dönemde 19.507 milyon $ seviyesinde oluşmuştu. Burada Turizm’den kaynaklı 7.1 milyar $ seviyesinde bir kayıp var.
FİNANSMAN TARAFINDA BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE GİRİŞ VAR
Finansman tarafında ise eylül ayına kıyasla oldukça güzel bir görüntü var. Ekim ayında toplam 4.3 milyar $ giriş yaşarken, bu rakam eylül ayında 3 milyar $’a yakın çıkışı işaret ediyordu. Ekim ayında doğrudan yatırımlardan 665 milyon $, portföy yatırımlarında 1.990 milyon $ ve diğer yatırımlar hesabından 596 milyon $ giriş görülüyor. Eylül ayında 1.4 milyar $ portföy çıkışı oluştuğu göz önüne alınırsa ekim ayı finansman verileri beklenenden iyi geldi.
EKİM AYINDAN TCMB REZERVLERİNE KATKI YAPTIK
Finansman tarafındaki yüksek girişin sonucunda TCMB rezervlerine 2.923 milyon $ koyabilmişiz. Eylül ayında rezervlerden 4.818 milyon $ kullanmak zorunda kalmıştık. Ekim ayındaki kur hareketlerine bakıldığında portföy çıkışı olabileceği yönünde beklentiler vardı. Bu açıdan ekim ayındaki cari açık verisi beklentilerin üzerinde denilebilir.
YILI %4.5 CARİ AÇIK İLE BİTİRECEĞİZ GÖRÜNÜYOR
Geçen ay %3.1 düşüş yaşamıştı. Aynı şekilde çekirdek veri olan imalat sanayi verisi de aynı dönemde %1.7 arttı. Çekirdek veri de geçen ay %3.7 azalma göstermişti.
Geçen ayki kayıplar geri alınmış görünüyor… Aylık değişimlerde de eylül ayındaki sert düşüşler geri alınmış görünüyor. Sanayi endeksi arındırılmış veride geçen aya göre %3.7 artarken, imalat sanayi verisi ise %4.1 zıplama yaptı. Bu veriler geçen ay sırasıyla 53.7 ve %3.8 düşüş göstermişti.
İlk başta bakıldığında eylül ayındaki sert düşüşün bir tepkisi gibi görülüyor. Ancak hükümetin açıkladığı tedbirlerin etkileri de yavaş yavaş ortaya çıkmış olabilir. Bilindiği gibi TCMB her toplantısında sürekli yılın son çeyreğinde ekonomide ılımlı bir toparlanma beklediğini ifade ediyor.
Büyümeye pozitif sinyal… Gelen ekim verisi, yılın son çeyreğinin ilk verisi olması açısından çok önemli. Son çeyreğe sanayi üretiminde %2’lik bir büyüme ile girmiş olduk. Üçüncü çeyrek sanayi üretim ortalaması %-1.9 seviyesinde oluşmuştu. Bu derece sert düşüş oluşan çeyrekten sonra son çeyreğe %2 ile girmemiz olumlu. Yine çekirdek veri olan imalat sanayide %-2.9 olan üçüncü çeyrek ortalamasının ardından son çeyreğe %1.7’lik bir artışla girmiş oldu. Aynı temponun hatta birazda artarak devam etmesi son çeyrek büyümesine yönelik beklentileri olumlu etkileyecektir.
Ana metal sanayi üç aydır sürekli yükseliyor… Enerji sektöründe yoğun bir toparlanma görünürken, dayanıklı tüketim tarafında geçen ayki %9.5 düşüşün bu ayda korunuyor olması dikkat çekici. Aram malı ve sermaye malı imalatındaki toparlanmalar büyüme için iyi sinyaller. Devam etmesi olumlu olacaktır. İhracatçı sektörlerde karışık seyirler mevcut. Tekstil ve giyim grubunda hala negatif rakamlar oluşurken, otomotiv ve ana metal sanayi gruplarında çok iyi seyirler gözleniyor. Özellikle ana metal sanayi grubunda son üç aydır sürekli artan bir üretim var. Her iki sektörün büyüme üzerindeki ağırlığı daha fazla ve bu büyüme için iyi sinyaller veriyor.
Yıllık enflasyonda geçen ayki %7.14 seviyesinden %7 seviyesine doğru düşüş var. Geçen yıl aynı kasım ayında enflasyon %0.67 seviyesinde oluşmuştu. Yıllık enflasyondaki düşüş buradaki baz etkisinden kaynaklanıyor.
Yıllık çekirdek enflasyon son dört aydır düşüyor… Çekirdek enflasyonda ise yıllık bazda %6.99 seviyesinde bulunuyor. Burada manşet verinin altındayız. Bu durum geçen ayda bu şekilde gerçekleşmişti bir de temmuz ayında olmuştu. Diğer yandan çekirdek enflasyonun yıllık bazda son dört aydır gerilediğini not almakta fayda var.
Gıda grubu negatif katkı sağladı… Kasım verisinin beklentilerin altında kalmasında Gıda grubundaki %0.58 oranındaki düşüş etkili oldu. Gıda grubu enflasyonda 0.14 puan negatif etki yapmış durumda. Diğer yandan giyim gurubunda mevsimlik etkiler görülürken, enerji grubunun enflasyonda yukarı etkileri görülüyor.
Enflasyon dört aydır her ay son on bir yılın ortalamasının altında geliyor… Son on bir yılın kasım ayı tüfe ortalaması %0.89 seviyesinde bulunuyor. Bu ortalamaya gelen veri oldukça başarılı diyebiliriz. Özellikle temmuz ayından sonra gelen aylık veriler kendi döneminin son on bir yıllık ortalamalarının altında gerçekleşiyor.
%7.5 hedef hayal değil… TÜFE 2016 yılında ocak-kasım döneminde %6.78 seviyesine ulaşmış durumda. TCMB’nin %7.5 hedefi için 0.72 puanlık bir alan daha var. Aralık dönemi ortalamalarına baktığımızda son on bir yılın ortalamasının 0.17 gibi düşük bir seviyede olduğunu görmekteyiz. Buna göre yıllık %7.5 hedefini tutturmaya oldukça yakın görünüyoruz.
Ancak son bir aydır kurda yaşanan artışlar ve yapılan zamlar bu yıl aralık ayını ortalamanın üzerinde çıkaracak gibi duruyor. Kur geçişkenliğinin ileriki aylarda etkili olması beklenebilir. Ancak gelen ÖTV zamlarını aralık ayında hissedeceğiz. Bu yıl enflasyon hedefi geçse bile uzun zamandan sonra hedefe çok yakın bir noktada yılı tamamlayabiliriz. Ancak 2017 yılında kur geçişkenliği enflasyon üzerinde etkili olacak görünüyor.
TCMB enflasyonun seyrini görmek isteyecektir… TCMB faiz indirimi konusunda enflasyonun önümüzdeki aylardaki seyrini izlemek isteyecektir. Kasım verisinin veya aralık verilerinin düşük gelmesi, fazla gösterge olmayabilir. Çünkü zamların ve kur geçişkenliğinin ilerleyen aylarda enflasyon üzerinde nasıl bir etkiye sahip olacağını görmek isteyecektir.