En Çok Arananlar
Mart 2020’de pandemi patlayınca ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere majör merkez bankaları faizleri 0’a yaklaştırırken, ciddi miktarlarda parasal genişleme yaptı. Bu politikanın sonucunda piyasalar ve ekonomiler toparlandı. Tabii kaçınılmaz sonuç olarak da enflasyon riski ortaya çıktı.
Tüm dünyada enflasyon sorunu yaşandığı gibi ABD’de de enflasyon son 31 yılın en yüksek seviyelerinde ve bu yükselişin devam etmesi bekleniyor. Bundan aylar önce Fed Başkanı Powell, ‘’enflasyon geçici’’ derken biz hep bunun tersini savunmuştuk. Ve gelinen noktaya baktığımızda Fed tarafından artık ‘’geçici’’ ifadesinin kullanılmadığını ve tahvil alımlarını azaltmaya başladıklarını gördük.
Enflasyonun yanı sıra ABD’de hem istihdam piyasası hem de öncül ekonomik veriler güçlü sinyaller veriyor. Bunları birleştirdiğimizde dolar endeksindeki güçlenme ortaya çıkıyor. Fed tahvil alımlarını her ay 15 milyar dolar azaltacağını açıklamıştı. Bunun miktarının biraz artırılarak Haziran 2022’den önce tahvil alım programının bitme ihtimalini yüksek görüyorum. Her ne kadar Fed piyasaları endişeye götürmemek için faiz artırımı yapmayacağız dese de ben gelecek yılın ortalarında bir faiz artırımı gelebileceğini düşünüyorum.
Sonuç olarak; yukarıdaki gelişmelerle birlikte dolar endeksi özellikle son iki haftada çok ciddi bir şekilde değer kazandı. Orta-uzun vadede yukarı yönde eğilimin sürmesini bekliyorum. Fakat bu sabah sosyal medyada paylaştığım üzere, dolar endeksi teknik olarak ilk hedefimize ulaştı. Mevcut seviyelerden kısa vadede kar satışları gelme ihtimali söz konusu. Fakat bu satışlar orta-uzun vade görünüm için dolar endeksi lehine alım fırsatı vermeye devam edebilir.
Mart 2020’de küresel bazda pandemi yaşandığından bu yana neredeyse tüm merkez bankaları faizleri düşürerek piyasaya ciddi miktarlarda teşvik sağladı. Gelinen durumda ise, ülkeler yüksek enflasyon tehdidiyle karşı karşıya. Hangi ülke veya bölgeye bakarsanız yüksek enflasyon endişelerinin olduğunu görüyoruz. Bu nedenle çoğu ülke merkez bankası politika değiştirmeye başladı.
Yeni Zelanda, Rusya, Meksika ve Brezilya gibi ülkeler faiz artırımlarına başladı. Kanada ise, geçen hafta teşvikleri sonlandırdığını ve faiz artırım sürecinin hızlandığını ifade etti. İngiltere’den de erken bir sıkılaşma beklentisi var. Tabii burada kritik nokta ABD Merkez Bankası’nın (Fed) vereceği karar olacaktır.
Fed Başkanı Powell, yaptığı son açıklamada enflasyonun uzun süre yüksek kalacağını ve tahvil alımlarının 2022 ortasında biteceğini söyledi. Hem yüksek enflasyon hem de istihdam piyasasındaki iyileşmeyi düşündüğümüzde çarşamba akşamı tapering (tahvil alımının azaltılması) açıklanma ihtimali yüksek gözüküyor. Burada tahvil azaltım programının detayı da önemli olacaktır. Fed, mevcut durumda her ay piyasaya 120 milyar dolar veriyor. Bunun kaçar kaçar azaltılacağı önemli olacaktır. Benim tahminim 15-20 milyar dolar azaltım olması yönünde.
Böyle bir karar çıkarsa dolar endeksindeki kuvvetlenmenin devamını ve borsalarda ise aşağı yönde bir düzeltme görebiliriz. Piyasada mevcut durumda ayrışmalar var. Dolar endeksi güçlenirken aynı zamanda riskli varlıklarda da pozitif seyir var. Bu ayrışmanın sürdürebilir olacağını düşünmüyorum. Fed’in tapering’i erteleme ihtimalini düşük görsem de masada duran bir ihtimal olduğunu söyleyebiliriz. Böyle bir durumda dolar endeksinde baskı ve riskli varlıklarda değer kazanımları görebiliriz.
Küresel bazda enflasyon endişeleri devam ediyor. Bu hafta ABD’den açıklanan enflasyon verisinin yükselmeye işaret ettiğini gördük.
Muhtemelen enflasyon 1-2 ay daha kuvvetli şekilde yükselmeye devam edecektir. Diğer yandan ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yakın izlediği istihdam piyasasında da işler yolunda gidiyor. İşsizlik oranı yüzde 4.8’e düşerken, haftalık işsizlik başvuruları ise Mart 2020’den bu yana en düşük seviyesine geldi.
Fed üyelerinin açıklamalarına baktığımızda ise enflasyon endişelerinin arttığını ve tahvil alımlarının azaltılmasına başlanması gerektiği yönünde açıklamalar görüyoruz. Fed Başkanı Powell da enflasyonun kalıcı olması yönündeki görüşlerini dile getirmişti.
Bu gelişmeler yaşanmasına rağmen piyasada henüz net bir fiyatlama görmüyoruz. Dolar endeksinin bu hafta baskı altında kaldığını, majör borsaların ise yükseldiğini gördük. Bu hareketlerin sürdürülebilir olacağını düşünmüyorum. Dolar endeksindeki düşüşlerin alım fırsatı vermesi ve borsalardaki yükselişlerin ise satış fırsatı vermesi beklenebilir. Tabii burada günlük kısa hareketlere bakmak yerine genel resimde yapılacak bir stratejiden bahsediyorum.
Mevcut durumda piyasalar için en büyük risk enflasyon riskidir. Bunu uzun süredir belirtiyorum. Uzun süre boyunca ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından enflasyonun geçici olacağı ifade edilerek piyasalar rahatlatılmaya çalışıldı. Ancak pandoranın kutusu açıldı ve Fed Başkanı Jerome Powell geçen günlerde yaptığı açıklamada enflasyonun beklediklerinden uzun süre yüksek kalacağını ifade etti. Bunun üzerine bir de dünya genelinde enerji fiyatlarında ciddi yükselişler yaşanıyor. Dünyanın bu yükselişlere dayanacağını sanmıyorum. Bu neticede borsalar baskı altında kalırken, dolar endeksi ise değer kazanıyor.
Enflasyon endişeleri merkez bankalarının piyasadan desteğini azaltmasına neden olacaktır. Bugün Yeni Zelanda Merkez Bankası 7 yıl aradan sonra ilk kez faiz artırdı. Avustralya Merkez Bankası tahvil alımlarını azaltmıştı. Avrupa Merkez Bankası ise pandemi yardımlarını azalttı. Tabii burada kilit rol Fed’de olacak. Son toplantısında belki tapering (tahvil alımı azaltımı) açıklamadı, fakat kasım ayında bunu yapacaklarına yönelik sinyal verdiler. Aynı zamanda üyelerin faiz beklentileri de artış göstermişti. Tüm bunları değerlendirdiğimizde gelecek süreçte risk iştahının düşük kalması ve dolar endeksinin değer kazanması devam edecektir.
Bir diğer kritik nokta ise, ABD 10 yıllık faizlerinde yaşanan yükselişler… Faizler bugün yüzde 1.57’yi test etti ve yüzde 1.98’e kadar yükselme potansiyeline sahip. Faizlerdeki bu durum emtiaları baskı altına alıyor.
Gün gün piyasada tepki hareketleri olsa da ana resimlerin değişmesi zor olacaktır. Bu nedenle kısa süreli hareketlere bakmak yerine geniş resmi okumak daha iyi olacaktır.
Küresel bazda artan enflasyon nedeniyle merkez bankaları önlemler almaya başladı. Avustralya Merkez Bankası varlık alımlarını 5 milyar Avustralya Dolarından (AUD) 4 milyar AUD’a düşürdü. Kanada Merkez Bankası Başkanı yaptığı açıklamada faiz artırım sinyali verdi. Son olarak, Avrupa Merkez Bankası yaptığı son toplantıda pandemi yardım programını azalttığını açıkladı. Bu merkez bankaları bölgesel olarak etkili oluyor. Fakat ABD Merkez Bankası’nın (Fed) atacağı adım tün dünya piyasalarını etkileyecektir.
ABD’de istihdam piyasası güçlenme yolunda emin adımlarla gidiyor. Haftalık işsizlik başvuruları Mart 2020’den bu yana en düşük seviyeye geldi. İşsizlik oranı ise yüzde 5.2’ye indi. Bu gelişmeler Fed’in varlık alımlarını azaltacağı beklentilerini güçlendiriyor. Dün açıklanan enflasyon her ne kadar beklentilerin altında artış gösterse de genel görünümde yüksek seviyede kalmaya devam ediyor.
Fed tarafında da tapering (varlık alımı azaltımı) konusunda açıklamalar geliyor. Neredeyse tüm üyeler tahvil alımlarının azaltılmasına bir an önce başlanması gerektiğini ifade ediyor. Fed Başkanı Powell da bu konuda bir görüş bildirdi. Eğer 22 Eylül’de tapering açıklanırsa bu durum dolar endeksinin güçlenmesine ve risk iştahının düşmesine yol açacaktır. Tapering ertelenirse, bu durum piyasalara biraz nefes aldırır. Fakat tapering bir şekilde gelecektir. Zaten geçtiğimiz haftadan bu yana ABD borsalarında yaşanan baskı bu beklentilerin ön planda olduğunu gösteriyor.
Bu konuyu ons altın özelinde değerlendirdiğimizde, olası bir tapering kararı emtialar üzerinde baskıya neden olacaktır. Ons altın, haziran ayından bu yana (ağustos başındaki hareketi göz ardı ettiğimizde) oldukça yatay bir görünüm sergiliyor. Fed kararlarıyla birlikte burada da artık yeni bir eğilim belirlenebilir. Benim genel görüşüm, ons altında aşağı yönde hareketlerin ön planda olması ve yükselişlerin satış fırsatı vermesi yönünde... Bu stratejim uzun süredir devam ediyor ve çalıştığını görmekteyiz.
Teknik olarak baktığımızda; 1830-1844 bölgesinin önemli bir direnç olduğunu görmekteyiz. Bu bölge, yukarı yönde geçilemediği her durumda baskı ön planda olacaktır. Düşüşlerde 1775 desteği dikkatle izlenmelidir. Bu destek kırılırsa satış baskısı derinleşecektir.
Majör merkez bankaları dediğimizde bunların başını ABD Merkez Bankası (Fed) çekiyor. Küresel piyasalar için önemli bir karar alınacaksa buna Fed öncelik ediyor ve arkasından diğer merkez bankaları geliyor. Bunu önceki yıllarda gördük. Mevcut durumda da ilk kararın Fed’den geleceğini düşünüyorum.
Enflasyon sadece ABD’de değil dünya genelinde risk unsuru olmaya devam ediyor. Gıda fiyatlarında yaşanan artışlar, faizlerin uzun süredir yüzde 0 seviyelerinde olması ve piyasaya verilen milyarlarca doların karşılığında son 20 yılın en yüksek enflasyonu yaşanıyor. Enflasyondaki yükseliş ilk başlarda çok umursanmasa da artık Fed’i rahatsız etmeye başladı. Geçtiğimiz haftalarda başta Fed Başkanı Powell olmak üzere neredeyse tüm Fed üyeleri tahvil alımlarını azaltmaya (tapering) bir an önce başlanılması gerektiğini ifade etti. Bu açıklamalar ilk aşamada piyasaları etkilemese de gecikmeli bir fiyatlama görmekteyiz. Özellikle bu hafta ABD 10 yıllık faizlerinin yüzde 1.38 üzerine yükselmesi ve dolar endeksindeki değer kazanımları bunun sinyallerini veriyor.
22 Eylül’deki Fed toplantısı kritik olacaktır. Bu toplantıda tapering kararı çıkarsa dolar endeksi ve faizlerdeki yükselişin devamı gelecektir; diğer yandan ise riskli varlıklardan kaçışlar görebiliriz. Tabii bu öyle 1-2 günlük bir hareket olarak kalmayacaktır. Çünkü, tapering bittiğinde artık faiz artırımının ne zaman yapılacağı konuşulacaktır. Bu nedenle bu olaya geniş bir süreç olarak bakmak gerekiyor.
Bu hafta Avustralya Merkez Bankası varlık alımlarını haftalık 5 milyar Avustralya Doları’ndan (AUD) 4 milyar AUD’a düşürdü. Küresel merkez bankaları, enflasyon riskine karşılık piyasadan desteğini ufak ufak çekmeye başlıyor. Fakat asıl önemli olan Fed’in kararı olacaktır. Fed’in müdahalesi tüm piyasalar için önem taşıyor.
Bu aşamada ABD 10 yıllık faizleri benim için sinyal niteliği taşıyan önemli bir enstrüman. Mevcut görüntüde yüzde 1.50’ye kadar yükseliş potansiyeli görüyorum. Faizlerin yüzde 1.50’ye gitmesi demek, riskli varlıklar için negatif sinyal anlamı taşıyacaktır. Çünkü, libor borçlanma maliyeti arttığı sürece özellikle gelişmekte olan ülke varlıkları baskı altında kalacaktır. Diğer yandan faizlerin yükselmesi altın, gümüş gibi emtialar için de negatif etki yapacaktır. İlerleyen süreçte faizlerin yüzde 1.50 üzerinde seyretmesi ise bizleri çok farklı bir piyasa fiyatlaması (negatif anlamda) ile karşı karşıya bırakacaktır.
Önemli enstrümanlara kısaca baktığımızda, EuroDolar ve SterlinDolar paritelerindeki yükselişlerin sınırlı kaldığını ve genel resimde zayıf görünümün sürdüğünü görmekteyiz. Bu nedenle yükselişler ana resimde satış fırsatı vermeye devam ediyor.
Ons altın tarafında ısrarla aşağı yönde hareketleri savunmuştum. Cuma günü 1830 doları test ettikten sonra dün 1790 dolara doğru bir düşüş yaşadı. Faizlerdeki yükseliş devam ettiği sürece ons altın negatif kalacaktır. Dolar kurunda ise, son dönemde baskı ön plandaydı fakat bu hafta toparlanma var. Dolar kurunda kısa vadeli hareketler yanıltıcı olacaktır. Geniş resimde düşüşlerin kademeli alım fırsatı vermesini bekliyorum. Son olarak majör borsalara değinmek gerekiyor. Piyasalarda ne kadar olumsuz gelişme yaşanırsa yaşansın majör borsalarda hiçbir bozulma görmedik. Gizli bir el borsalardaki düşüşü engelliyor. Fakat bunun artık daha fazla sürdürülebilir olacağını düşünmüyorum. Buradaki kritik nokta Fed’den tapering kararı gelip gelmeyeceğidir. Eğer tapering açıklanırsa majör borsalarda da aşağı yönde ivmelenme görebiliriz.
Geçen yılın mart ayında pandemi patladıktan sonra başta Fed olmak üzere diğer büyük merkez bankaları piyasaya ciddi miktarlarda teşvik sağladılar. Bu kapsamda ekonomilerde ve piyasalarda toparlanmalar gördük. Fakat gelinen mevcut durumda enflasyon riski kuvvetli bir şekilde masada duruyor. ABD’de enflasyon son 20 yılın en yükseğine gelirken, diğer ülkelerde de benzer şekilde riskler mevcut. Tabii gıda fiyatlarında yaşanan sert yükselişlerin de buradaki rolünü yok sayamayız.
Fed Başkanı Powell, her ne kadar enflasyonun geçici olduğunu söyleyip piyasaları sakinleştirmek istese de Fed üyeleri içerisinde ayrışmaların artık önemli boyuta geldiğini görmekteyiz. St. Louis Fed Başkanı Bullard, Dallas Fed Başkanı Kaplan, Boston Fed Başkanı Rosengren ve Fed yöneticisi Waller gibi üyeler enflasyon riskine dikkat çekerek, bir an önce tahvil alımlarının azaltılması gerektiğini ısrarla ifade ediyor. Fed içerisinde tapering (varlık alımının azaltılması) seslerinin artması neticesinde dolar endeksi gücünü korurken, risk iştahında ise kısmi bir düşüş görmekteyiz.
22 Eylül Fed toplantısına kadar bir tarım dışı istihdam ve bir enflasyon verisi göreceğiz. Bu veriler artık tapering’in gelip gelmeyeceğine yönelik beklentilerin netleşmesine neden olacaktır.
Fed mevcut durumda her ay 120 milyar dolarlık tahvil alımı yapıyor. Eylül ayındaki toplantıda bunun azaltılacağına yönelik bir karar gelirse, bu durum küresel risk iştahı ve özellikle gelişmekte olan ülke piyasaları için negatif bir sürecin başlangıcı olacaktır. Bu süreçte dolar küresel bazda güçlü kalmaya devam edecektir. Tapering eylül ayında gelmez ve ertelenirse hareketler de gecikecektir. Fakat kaçınılmaz sona gidildiğini söyleyebiliriz.
Dünkü toplantıda bazı önemli konular vardı. Bunlardan biri, Fed üyelerinin artık daha sesli bir şekilde varlık alımlarının nasıl azaltılması gerektiğini konuşmalarıydı. Fed’in bir sonraki toplantısının eylül ayında olacağını düşünürsek bu toplantıya kadarki süreçte gelecek olan enflasyon ve istihdam verileri Fed üyelerinin görüşlerinde bir netlik oluşmasını sağlayacaktır.
Daha önce Japonya, Kanada ve Yeni Zelanda Merkez Bankaları’nın tahvil alımlarını azalttıklarını ifade etmiştik. Küresel bazda yaşanan yüksek enflasyon ortamında merkez bankaları bu riski göz önünde bulundurarak desteklerini azaltıyor. Fakat burada kritik nokta Fed’in yaklaşımı olacaktır. ABD’de manşet enflasyon yüzde 5.4, çekirdek enflasyon yüzde 4’e yükseldi.
Önümüzdeki aylarda enflasyonda yükseliş devam edecek gibi gözüküyor. Buna rağmen Fed Başkanı Powell, enflasyondaki yükselişin geçici etkilerden kaynaklandığını ısrarla ifade ediyor. Evet enflasyon buralarda kalmayabilir fakat normalleşmenin olacağı seviye yüksek ihtimalle Fed’in hedefi olan yüzde 2’nin üzerinde kalacaktır. Böyle bir durumda Fed tapering yapmaya başlayabilir.
Kısacası Fed piyasaları oyalamaya, dengede tutmaya devam ediyor. Ancak bu oyalamanın yavaş yavaş sonlarına geldiğimizi düşünüyorum.
Fed toplantısının ardından dolar endeksinde düşüşler görülürken, majör borsalar ise yatayda kaldı. Dolar endeksindeki düşüşlerin bir kar satışı olduğunu ve orta-uzun vadede dolar endeksinin güçlü olacağını düşünüyorum. Bu nedenle bu tarz düşüşler dolar endeksi lehine alım fırsatları yaratabilir. Majör borsalarda ise Eylül toplantısına kadar majör bir hareket beklemiyorum.