En Çok Arananlar
2022 yılı ise artan enflasyon neticesinde, yükselen faiz ve teşviklerin geri çekildiği bir dönem oldu. 2021 yılının aksine riskli ürünlerin sürekli olarak aşağı yön izlediğini gördük.
2023 yılı ise bir yukarı bir aşağı dalgalanmaların olduğu bir yıl oluyor. Bu yıl net bir yukarı veya aşağı trend olmadan piyasaların dalgalanarak ilerleyeceğini yılın başındaki yazımlarımda ifade etmiştim. Bunun en büyük sebeplerinden biri ise para politikalarına yönelik karışık beklentiler.
Fed’in faiz artırım sürecinin sonuna yaklaştığını artık tüm dünya biliyor. Mayıs ayı başındaki toplantıda muhtemelen son kez bir 25 bps artırım yapıp ardından beklemeye geçecekler. Burada karışık beklentiler yaratan konu, bu sürenin ne kadar olacağıdır.
Bazı kurumlar yaz aylarının bitiminde faiz indirimi başlayacağını düşünürken, bazı kurumlar ise yıl sonunu işaret ediyor. Açıkçası bu tarz bir beklenti oluşturmanın bir faydası olacağını düşünmüyorum. Çünkü piyasada beklentiler birkaç günde 180 derece değişebiliyor. Bunun en güzel örneğini Mart ayında yaşadık.
ABD ekonomisinden güçlü verilerin geldiğini görmekteyiz. Dün ADP tarım dışı istihdam 150 bin beklenirken 235 bin geldi ve güçlü bir sinyal verdi. Haftalık işsizlik başvuruları ise son 14 haftanın en düşük seviyesine geriledi. Bu veriler dolar endeksini yukarı çekerken, riskli varlıkları ise baskıladı.
Bugün ABD’den gelecek olan istihdam piyasası verileri önemli olacaktır ve sert harekete neden olabilir. İşsizlik oranının %3.7’de kalması bekleniyor. Tarım dışı istihdamın 200 bin, ortalama saatlik kazançların ise yıllık olarak %5.0 artış göstermesi bekleniyor. Bu veriler de dünkü veriler gibi pozitif gelirse Fed’e yönelik faiz artırım beklentilerinin 25bps yerine 50bps olarak değişmesini beklerim. Bu durum dolar endeksi ve 10 yıllık faizleri yukarı çekecekken, riskli varlıkları baskı altında tutacaktır. Zayıf bir istihdam verisinde piyasalar biraz nefes alır.
Dolar endeksinde Mayıs 2021’den gelen yükselen trendi izliyorum. Bu trendin destek bölgesi 102.50’den geçiyor. Bu açıdan baktığımızda 102.50 üzeri kalındığı sürece görünüm yukarı kalacaktır. Tabii bu yükselişlerin verilerle de desteklenmesi gerekiyor.
Majör borsalara baktığımızda ise özellikle ABD borsalarında baskının sürdüğünü görüyoruz. Teknoloji şirketlerinde yaşanan sıkıntılı durumlar Nasdaq endeksini baskı altında tutuyor. Buna benzer şekilde S&P endeksinde de baskı ön planda. Dolar endeksi güçlü durduğu sürece küresel bazda risk iştahının düşük kalmasını beklerim.
Küresel ekonomilere yönelik artan resesyon endişeleri, yüksek enflasyon beklentileri ve bu neticede faiz beklentilerinin devam etmesi majör borsalarda bu hafta son dönemin en sert düşüşüne neden oluyor.
ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısında, üyelerin gelecek yıla yönelik enflasyon ve faiz beklentilerini yukarı yönde revize etmesi önemliydi.
Avrupa Merkez Bankası’ndan da (ECB) faiz konusunda oldukça agresif mesajlar geldi. Başkan Lagarde, yaptığı açıklamada yüksek enflasyon riskinin sürdüğünü ve bu nedenle faiz artırımlarına güçlü şekilde devam edeceklerini açıklarken, ekonomide aşağı yönde riskin devam ettiğini ekledi.
Tüm bu gelişmeler neticesinde Almanya endeksi DAX, ABD teknoloji endeksi Nasdaq, ABD endeksi S&P gibi borsalarda sert düşüşler gördük. Bu baskının kolay kolay ortadan kalkmasını beklemiyorum. Küresel bazda enflasyon endişeleri azalıp, faiz beklentileri yumuşadığı zaman borsalar için yukarı yönde bir beklentiden bahsedebiliriz; fakat bu aşamada böyle bir durum öngörmüyorum.
Dolar endeksi ise, küresel bazda yaşanan endişelerden pozitif etkileniyor. Her ne kadar Fed’e yönelik faiz beklentileri azalış gösterse de küresel bazda yaşanan bu sıkıntılı durum dolar talebini canlı tutacaktır. Teknik anlamda 102.00 bölgesi dolar endeksi için oldukça önemli. Bu seviye üzerinde kalındığı sürece küresel bazda dolar talebinin canlı kalmasını beklerim.
ABD ve Fed ne durumda?
Mart 2022 döneminde faiz artırım sürecine başlayan Fed ardı ardına yaptığı güçlü faiz artırımları neticesinde faizi yüzde 4 seviyesine kadar çıkardı. Fed aynı zamanda aylık 95 milyar dolar tutarında bilanço daraltmaya da devam ediyor. Tabii Fed’in bu şekilde sıkılaşmasının en büyük nedeni yüksek enflasyon.
Mevcut durumda manşet enflasyon yüzde 7.7, çekirdek enflasyon ise yüzde 6.3 seviyelerinde seyrediyor. Ekim ayına ait olan bu oranlar piyasa beklentilerinin altında kalınca piyasalar Fed daha yavaş faiz artıracak beklentisiyle birlikte pozitif bir fiyatlama yaptı.
Şöyle arkamıza yaslanıp duruma baktığımızda, Fed Başkanı Powell’in ‘’Enflasyon yüzde 2’ye düşene kadar sıkılaşacağız’’ açıklamasını hatırlamamız gerekiyor. Tabii ki Fed zaten her toplantıda 75 baz puan (bps) artırım yapmayacak fakat sıkılaşma devam edecek. Bu nedenle faiz artırımlarının hızı düşük olsa da gelecek yıl da devam edeceğini faiz oranının yüzde 5.25 – yüzde 5.50’lere çıkacağını düşünüyorum. Faiz artırımları sonlansa da mevcut yüksek oranların, artırımlar bittikten sonra en az iki çeyrek daha masada kalacağını düşünüyorum.
Avrupa ve ECB ne durumda?
Avrupa’da işler yolunda gitmiyor. Mevcut durumda Avrupa ülkeleri hem yüksek enflasyon hem de resesyon tehlikesiyle karşı karşıya... Bu iki sıkıntılı durumun arasında kalan ECB (Avrupa Merkez Bankası) ise, sıkılaşmak ile sıkılaşmamak arasında karar vermeye çalışıyor. Faizleri Fed gibi artırsalar ekonomiler iyice kötüleşecek. Faizleri artırmasalar enflasyon problemi daha yüksek seviyeye çıkacak. Açıkçası ECB’nin atacağı her adım ve vereceği her karar bazı yönlerden sorun oluşturacaktır.
Avrupa’da gelecek çeyreklerde ekonomik aktivitelerdeki yavaşlamadan dolayı çeyrek bazda daralmalar yaşanabilir. Burada bir resesyon ihtimalini de göz ardı etmemek gerekiyor. ECB tarafında, biraz mecburiyetten faiz artırım sürecini devam edeceğini düşünüyorum. Fakat gelecek aylara yönelik güçlü bir sıkılaşma sinyali beklemiyorum. Ne şiş yansın ne kebap politikaları devam edecektir.
Dolar endeksi tekrar yükselişe geçer mi?
Geçen yıl küresel faizlerin sıfıra yakın olması ve merkez bankalarının her ay piyasaları desteklemesi sonucu risk iştahı yüksek seyrediyordu. Bu yıl ise, enflasyon nedeniyle küresel faizlerin yüksek, risk iştahının düşük seyrettiği bir dönemdeyiz.
Geçen yıl yüzde 1’in altına kadar gerileyen ABD 10 yıllık faizlerin bu hafta yüzde 4 üzerini görmesi sanırım durumu anlatmak için tek başına yeterli olacaktır.
İçerisinde bulunduğumuz yüksek enflasyon, yüksek faiz, düşük risk iştahı süreci kolay kolay ortadan kaybolacak bir durum değil. Özellikle enflasyon konusunda henüz dünya genelinde bir iyimserlik oluşmadı; hatta endişelerin daha da arttığını söyleyebiliriz. Hal böyle olunca küresel faizler yükselmeye ve bu durum insanları riskten kaçmaya yöneltiyor.
Uzun süredir dolar endeksi lehine görüş bildiren biri olarak, bu sürecin aslında sürpriz olmadığını söyleyebilirim. Marttan bu yana güçlü şekilde faiz artıran bir Fed görmekteyiz ve bu artırımların devamı gelecek. ABD Merkez Bankası (Fed) sadece faiz artırmadı, tahvil alım programını bitirdi ve şimdi her ay bilanço küçültüyor. Evet tüm dünyada (birkaç ülke hariç) bir sıkılaşma politikası var fakat hiçbiri Fed kadar güçlü adım atmıyor. Özellikle Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) baktığımızda Fed’in yanında esamesi bile okunmaz.
Avrupa’da da yüksek enflasyon sorunu var. Fakat faiz artırım konusunda oldukça geride kaldılar. Üzerine bir de enerji problemi eklenince yüksek enflasyon ve düşük büyüme arasında sıkışıp kaldılar. Bu nedenle sıkılaşma konusunda Fed’e yaklaşamazlar. Aynı zamanda ekonomileri de daha zayıf seyredecektir. Hal böyle olunca Euro baskı altında kalmaya devam edecek ve bu durum küresel risk iştahını aşağıda tutacaktır.
Riskli varlıklar olarak ifade ettiğim majör borsalar ve kriptolarda da görünüm oldukça zayıf. Güçlü faiz ve güçlü dolar ortamında bu tarafın pek cazibesinin olacağını düşünmüyorum. Tabii ara ara yukarı yönde tepkiler gelecektir; fakat ana resimler zayıf olduğu için yükselişler piyasa tarafında satış fırsatı olarak değerlendirilebilir.
Yurtiçinde ise tüm dünyanın tersine faiz indirim politikası izleniyor. Son iki toplantıda 200 baz puan faiz indiren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) gelecek toplantılarda da faiz indirmesi beklenebilir. Yüksek enflasyon, düşük faiz ve güçlü dolar endeksi ortamında TL’deki kırılganlık devam edecektir.
Özetle, piyasalarda kusursuz kaos fiyatlamalarının devamını bekliyorum…
Doğalgaz tarafında Rusya-Ukrayna gelişmelerinin sürüyor olması ve buna bağlı olarak Rusya ile Avrupa arasında yaşanan tedarik sorunu fiyatları yukarı çekiyor. Kış sezonuna yaklaşıyor olmamız nedeniyle talebin de artacağını düşünürsek üretimin veya gaz tedarikinin buna eşlik etmesi bu aşamada zor gözüküyor. Bu nedenle gaz fiyatlarında yukarı yönde potansiyel devam edebilir.
Petrol tarafında ise, OPEC’in üretimi kısabileceğine yönelik beklentiler etkili oluyor. Bu hafta gelen teknik sıkışmadaki yukarı yönde kırılma da bu hareketlerin devam edebileceğini bizlere gösteriyor. Ham petrol tarafında 84 dolar üzeri kalındığı sürece yukarı yönde hareketlerin sürmesini bekliyorum.
Enerji fiyatlarındaki bu yükseliş küresel enflasyon için tehdit olmaya devam edecektir. Bu nedenle enflasyon beklentilerinde henüz net bir düşüş beklentisi oluşmaması da küresel faizleri yukarıda tutacaktır. ABD 10 yıllık faizlerinin bu hafta yüzde 3.10 üzerini test etmesinin bir sebebinin de bu olduğunu söyleyebiliriz.
Özellikle doğalgaz fiyatlarında yaşanan yükselişler Avrupa ekonomileri üzerinde baskıya neden oluyor. Bu yükselişlerin devam etmesi durumunda Euro üzerindeki baskının devamı beklenebilir. Bu makro denge ise, Türkiye’nin dinamikleri açısından negatif etkiler yapabilir. İhracatımızda önemli bir paya sahip olan AB ülkelerinde yaşanan problemler direkt olarak Türkiye ekonomisi üzerinde etkili olacaktır.
Bir de yarınki ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın konuşmasına değinmek gerekebilir. Tüm dünya Jackson Hole toplantısında konuşma yapacak olan Powell’ı bekliyor. Ben açıkçası bu konuşmaya büyük anlam yüklemiyorum. Tabii konuşma ile birlikte piyasalarda oynaklık oluşacaktır; fakat ana trendler veya para politikası beklentilerinde bir değişiklik beklemiyorum. Powell, muhtemelen dengeli bir konuşma yaparak piyasaları biraz toparlamaya çalışabilir. Enflasyonda henüz düşüş emaresi görmediklerini, bu nedenle faiz artırımlarına devam edeceklerini tekrarlayacaktır. Buna ek olarak, faiz artırım hızının düşebileceğini ekleyebilir be bu ifade piyasalarda kısa vadeli pozitif seyre neden olabilir.
Euro Bölgesi’nde haziran ayı enflasyonu yüzde 8.6 artış göstererek tarihi rekor kırdı. Enflasyon tarafında henüz pozitif bir beklenti olmadığını söyleyebiliriz. Gelecek aylarda yükseliş ivmesi devam edebilir. Yüksek enflasyona ek olarak, büyüme tarafında da endişelerin arttığını görmekteyiz. Bugün açıklanan temmuz ayı imalat PMI verileri Almanya ve Euro Bölgesi’nde 50 puanın altında gelerek Haziran 2020’den bu yana ilk kez daralma sinyali verdi.
Bilindiği üzere Avrupa Merkez Bankası (ECB) dün faizleri 50 baz puan artırmıştı. Fakat bunun Euro üzerinde pozitif bir etkisi görmedik; hatta değer kayıpları yaşandı. Bunun en büyük sebebi ise, zaten ECB’nin dün faiz artıracağına yönelik birkaç aydır bir beklentinin fiyatlanması; fakat daha da önemlisi, ECB Başkanı Lagarde’in gelecek toplantılarda faiz artışına dair net bir kuvvetli söylemde bulunamasaydı. Halihazırda kuvvetli şekilde yavaşlayan ekonomiyi düşündüğümüzde ECB’nin zor bir durumda kaldığını söyleyebiliriz.
ilk faiz artırımında dünyanın bir hayli gerisinde kalan ECB’nin, gelecek süreçte enflasyonu mu yoksa büyümeyi mi baz alacağını kestirmek gerekiyor. Ben burada daha çok büyüme tarafını düşüneceklerini düşünüyorum. Euro Bölgesi’nin siyasi, ekonomik ve demografik yapısı yüksek faizi kaldıracak durumda değil. Bu nedenle faiz artırımları sürse de bunu çok kuvvetli olacağını düşünmüyorum; hatta gelecek yıldan itibaren faiz indirim beklentileri bile oluşabilir.
Buradaki yazılarımı okuyanlar veya beni sosyal medyada takip edenler, Euro için genel resimde hep negatif olduğumu biliyorlardır. Yukarıdaki görüşlerimi de göz önünde bulundurduğumuzda EuroDolar paritesi için zayıf seyrin süreceğini düşünüyorum. Bazı günler veya dönemler toparlanmalar/yükselişler olabilir; fakat bunun Euro lehine bir trende dönüşmesini mevcut şartlarda zor görüyorum. Bu nedenle EuroDolar paritesinde genel eğilimin aşağı kalmasını ve olabilecek yükselişlerin piyasaya satış fırsatı vermesini bekliyorum. Aşağıda takip ettiğim EuroDolar grafiğini bulabilirsiniz.
Yazıma son verirken Euro Bölgesi ekonomilerinde yaşanan bu yavaşlamanın bize olası etkilerinden bahsetmek istiyorum. Türkiye ekonomisinin yapısı gereği ağırlık olarak Dolar ile satın alıp, Euro ile ihraç ediyoruz. Bu nedenle EuroDolar paritesinde yaşanan düşüşlerin bize negatif etkisi bulunuyor. Dolar ile satın aldığımız için daha pahalı ithal edip, Euro ile ihraç ettiğimiz için daha ucuz ihraç ediyoruz. Toplam ihracatımızda önemli bir paya sahip olan AB ülkelerinde yavaşlamanın devam etmesi ve resesyona girilmesi durumunda bu durumun ülke dinamiklerini negatif etkileyeceğini söyleyebilirim.
Yılın geri kalanında Fed’den toplamda 1.75 puan daha faiz artışı bekleniyor. Kalan 4 toplantıda 75-50-25-25 veya 50-50-50-25 şeklinde faiz artışları görebiliriz. Burada Fed’in önden yüklemeli faiz artışı yaparak enflasyonu dizginlemeye çalıştığını görmekteyiz.
Fed tarafında net olan bir durum var. O da enflasyon düşene kadar bu işin peşini bırakmayacakları konusudur. Ne zaman ki enflasyon tarafında bir gevşeme veya en azından yatay süreç gerçekleşir o zaman Fed’in frene basması ve piyasaların toparlanması beklentisi içerisinde olabiliriz. Fakat enflasyonun gerilemesi için de pozitif bir katalizör gerekiyor. Burada da tek çarenin Rusya olduğunu söyleyebiliriz.
Bu yıl Rusya-Ukrayna gelişmeleri nedeniyle enflasyon tarafında yukarı yönde ivme gördük. Enerji ve gıda tarafında yaşanan yükselişler küresel enflasyonu da yukarı çekiyor. İlerleyen zamanlarda piyasaların ana gündemi yeniden Rusya-Ukrayna olayları olacaktır. Bu durum bir savaş yerine ekonomik gelişmelere dayanıyor. Rusya’dan Ukrayna ile ilgili pozitif bir açıklama/anlaşma gelirse bu durum enflasyon tarafını aşağı çekecektir. Böyle bir konjonktürde Fed başta olmak üzere küresel merkez bankaları sıkılaşma politikalarını yumuşatacaklardır. En nihayetinde piyasalar bu durumu pozitif fiyatlayacak. Fakat böyle majör bir katalizörün piyasaya kısa süre içerisinde geleceğini düşünmüyorum. Daha çok yılın son çeyreğinde böyle bir gündem beklenebilir.
Enflasyonda iyileşme sağlanana kadar sıkılaşma politikaları devam edeceği için küresel bazda risk iştahı genel resimde zayıf seyredecektir. Dönem dönem tepki alımlarıyla birlikte toparlanmalar gelebilir fakat ana resmin değişmesi bu aşamada zor. Bu nedenle piyasalar için görünen somut çarenin Rusya olacağını düşünüyorum.