Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Murat Tufan

      Murat Tufan

      murat.tufan@meksa.com.tr

      2016’da dolar kaç TL olur ?

      31 Aralık 2015
      İç ve dış piyasada Fed’ in izlediği faiz politikası, ülkemizde yaşanan genel seçimler, Çin ekonomisinin yeterli büyümeyi sağlayamaması, düşen petrol fiyatları derken oldukça zorlu bir yılı geride bırakmaya hazırlanıyoruz.

      Bakıldığında TL varlıkları açısından Kasım ayı genel seçimleri öncesi birçok senaryo çizilmiş ve bu senaryoların içerisinde iyi, kötü ve felaket senaryoları üzerinden tahminler yapılmıştı. Gördüğümüz kadarıyla ne çok korkulan oldu, ne de TL varlıkları açısından tam anlamıyla istikrar sağlandı.

      2015’de İç Piyasada Yaşanan Önemli Gelişmeler;

          Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ile ilgili değerlendirmelerinde değişiklik olmadı

          TCMB’nin de 20 Ocak ve 24 Şubat toplantıları dışında faizlerde bir değişikliğe gitmediğini hatırlıyoruz. Ayrıca Türkiye'de 7 Haziran’da yapılan genel seçimler sonucunda hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamamasına işaret etmesi sonrasında, borsa ve kurda sert hareketler göze çarpmıştı.

          Partilerin koalisyon görüşmelerinden olumlu bir sonuç çıkmaması sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 20 Ağustos'ta erken seçime gidileceğini açıklamıştı. Ak Parti 1 Kasım seçimlerinde %49,50 oy alarak yeniden tek başına iktidar oldu.

          Seçimlerin ardından siyasi belirsizliğin ortadan kalkması yurt içi piyasalarda olumu bir havanın hakim olmasına neden olmuştur. Negatif gelişmeler ağırlıkta olmasına rağmen Türkiye ekonomisi 2015 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda % 2.3, ikinci çeyreğinde % 3.8 ve üçüncü çeyreğinde % 4 büyüme kaydetmiştir.

          Son olarak hafızalarda tazeliğini koruyan 24 Kasım'da Türk hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesiyle meydana gelen krizi hatırlıyoruz. Sert açıklamalar ve iki ülkenin birbirlerine karşı uygulayacağını açıkladığı yaptırımlar sonrasında piyasalarda dalgalanmalar artmıştı.

      2015’de Dış Piyasada Yaşanan Önemli Gelişmeler;

      Yazının Devamını Oku

      FED çağırıyor, dolar ana vatanına dönüyor!

      24 Aralık 2015
      FED çağırıyor, dolar ana vatanına dönüyor!

      Yukarıda gördüğünüz grafikte dünya ekonomisinde ülkelerin payları görülmektedir. Resimde ilk sırayı ABD ve ikinci sırada Çin ve onları da sırasıyla Japonya, Almanya ve İngiltere izlemektedir. Bu tabloyu vermenin nedenine gelecek olursak, global ekonomide en büyük payı alan ABD ekonomisinin ne kadar önemli bir orana sahip olduğunun altını çizmek ve bu dev ekonominin zora girmesi durumunda küresel ekonomik çarklarının yavaşlayacağını vurgulamaktı. Dünyanın en büyük ekonomisinin parasını yöneten FED, küresel finans sistemi içinde çok büyük bir öneme sahiptir.  ABD’nin dünya ekonomisi içinde aldığı en büyük payın dışında, doların küresel ticaretteki yeri nedeniyle FED politikaları geçmişten günümüze kadar yakından takip edilmektedir. Özellikle 2008 Mortgage krizinden çıkmak için FED’in uygulamış olduğu para politikaları ABD ekonomisinin toparlanmasını sağlamış ancak sonrasında geleneksel olmayan politikaların etkilerini ve sonuçlarını yaşadığımız yeni bir zaman dilimine geçildiğini söyleyebiliriz.

      ABD, 2008 yılında Lehman Brother’ın batışıyla ekonomik açıdan darboğaza düşmüştü. Bu dönemde FED para basma ve tahvil alımı yoluyla parasal genişleme politikası izleyerek krizin etkilerini azaltmaya çalışmıştı ve halen daha bu krizin etkileri derinden hissedilmektedir.  Bu dönemde büyüme rakamları sert düşüşler kaydetmiş, işsizlik artmış yani kısacası ekonominin çarkları ciddi oranda yavaşlamıştı. ABD ekonomisinin yeniden toparlanabilmesi adına o dönemde FED parasal genişleme programı uygulama kararı aldı ve bir asrı deviren ABD Merkez Bankası  finansal kriz ve sonrası dönemde uyguladığı politikalar ile küresel ekonomiye damga vurdu. 

      2008 Krizi Sonrası FED’in Parasal Genişleme Adımlarını Hatırlayalım..

      ABD piyasalarından yayılarak "mortgage krizi" adıyla anılan likidite krizinin, 2006 sonlarında başlayıp daha sonra tüm dünyayı etkisi altına almasının ardından, FED para basma ve tahvil alımı yoluyla parasal genişleme politikası izleyerek krizin etkilerini azaltmaya çalışmıştı.

      FED 25 Kasım 2008'de 600 milyar dolar mortgage destekli ve kurumsal tahvil alacağını söylemesi, ABD Merkez Bankası için parasal genişleme sürecini başlattı. QE olarak bilinen parasal genişleme 16 Aralık 2008'de resmi olarak başlatıldı ve 2010 yılının ortasına kadar devam etti. 18 Mart 2009'da FED QE1'e 750 milyar dolarlık mortgage ve kurumsal tahvil ile 300 milyar dolarlık Hazine tahvili alımını ekleyerek genişletti.  İlk parasal genişleme döneminde(QE1), toplam 1,3 trilyon dolarlık hazine bonoları ve ipoteğe dayalı menkul kıymetleri, piyasadan satın alarak finans sistemine fon aktarıldı. QE1 on yedi ay ile en uzun ve en büyük ölçekli parasal genişleme programı oldu. FED her ay 100 milyar dolarlık mortgage tahvili satın aldı. Amerikan ekonomisi, desteklenen kredi piyasaları ve özel sektöre sağlanan likidite sayesinde ilerleme kaydetti. QE1 sürecinde faizler yüzde 6.3'ten yüzde 5.2'ye gerileyerek, büyümeyi destekledi. 

      3 Kasım 2010'da FED aylık 75 milyar dolar olmak üzere toplam 600 milyar dolarlık uzun vadeli Hazine tahvili alacağını açıklayarak, QE2 olarak da bilinen ikinci tur parasal genişleme programını başlattı. QE2 Haziran 2011'de sonlandı. Kasım 2010 ile 30 Haziran 2011 arasında gerçekleşen ikinci parasal genişlemede (QE2) 600 milyar dolarlık tahvil alım programı gerçekleştiren FED, ekonominin daha güçlü bir şekilde toparlanmasına destek olmaya çalıştı. QE2'nin QE1'den farkı;  FED'in Hazine tahvilleri alması oldu. Bu süreçte, faizler yüzde 4.6'ya indi.

      FED, Eylül 2012'de başlayan üçüncü parasal genişleme sürecinde (QE3) 12 Aralık 2012'de FED QE3'ü genişletme kararı alarak, ayda 40 milyar dolarlık mortgage destekli tahvil ve 45 milyar dolarlık uzun vadeli Hazine tahvili alacağını söyledi ve yüzde 0-0.25 aralığındaki federal fon faizini, işsizlik yüzde 6.5'e gerileyinceye ve enflasyon yüzde 2.5'in üzerine çıkıncaya kadar aynı tutacağını açıkladı. FED, ABD finans sistemindeki çöküşü önlemek amacıyla piyasaya likidite pompalayarak tüketimi ve üretimi canlandırmak ve para bolluğu sayesinde faizlerin ucuzlamasının önünü açmak için 2008 yılının Aralık ayından bu yana sürdürdüğü üç aşamalı varlık alım programına Ekim 2014'te noktayı koydu.

      Yazının Devamını Oku

      Düşük petrol kriz mi, kurtuluş mu?

      16 Aralık 2015
      Petrol fiyatları uzunca bir süredir sert düşüş yaşıyor ve küresel ekonomide petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi kadar düşmesi de ciddi bir tehlike anlamına geliyor.

      Hatırlayacağımız üzere geçtiğimiz günler içerisinde dünya petrolünün yaklaşık 3’te birini üreten Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), üretim miktarını düşürmeyeceklerini açıkladı.

      OPEC bu politikasını değiştirmeyedursun diğer yandan İran’a ekonomik yaptırımların kalkmasının ardından petrol üretimini artıracağını açıklaması, Brent Petrol fiyatlarının son 11 yılın dibini görmesine neden oldu. 

      Petrol fiyatlarının düşmesinin diğer önemli nedenleri ise; ABD’nin kaya gazı arzını artırması ve OPEC ülkelerinin de pazar paylarını kaybetmemek adına düşük petrol fiyatlarına razı olmaları gösterilebilir. 

      Buna Avrupa, Çin ve Japon ekonomilerinin büyümelerinin kaygı verici boyutta olmaları ve 
      Fed’in yıl içerisinde faizleri artıracağı beklentisi sonucu ABD Dolarının değer kazanmaya devam etmesi eklenebilir.

      ABD Rusya’yı cezalandırmak için kasıtlı olarak petrol fiyatlarını düşürüyor!

      Petrol fiyatlarının geri çekilmesi ile ilgili bir çok senaryo bulunuyor ve bu senaryoların en başında ABD’nin Rusya’yı cezalandırmak için kasıtlı olarak petrol fiyatlarını düşürdüğü yönündeki iddialar yer alıyor. Dünyanın en büyük enerji ihracatçılarından biri olan Rusya, petroldeki düşüşten en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor. 

      Ruble karşısında değer kazanan doları da hesaba katarsak, düşük petrol fiyatı Rusya ekonomisi açısından büyük tehdit oluşturuyor. Petrolde 30 Dolar altı senaryosu  Rusya için tam bir felaket olarak değerlendirilebilir.

      Yazının Devamını Oku