Ticaret savaşları gündemde! Zamanlama tesadüf mü?

08.05.2020
Murat ÖZSOY
  • Murat ÖZSOY
  • Biz Finansal Danışmanlık - Kurucu Ortak
  • @murozs
Covid-19’un dünya gündeminin ilk sırasına oturması ve salgının yarattığı ekonomik kriz ortamının dünya borsaları ile altın, petrol, döviz kurlarını etkisi altına alması sonucunda 2019’un en sıcak gündem maddesi olan ABD-Çin arasındaki ticaret savaşları oldukça geri planda kalmıştı.

Hatta neredeyse bir ara ABD-Çin arasında ticaret savaşları konusu vardı en son hangi aşamada kalmıştı şeklinde sorular ortada dolaşırken, takvimler 1 Mayıs’ı gösterdiğinde ABD Başkanı Trump konuyu yeniden gündeme taşıdı. Covid-19 virüsünün Çin’deki bir laboratuvarda üretildiğini söyleyerek Çin’i virüs salgının baş sorumlusu ilan etmesinin ardından Çin’e ilave gümrük tarifeleri getirmelerinin yeniden gündemde olduğunu hatırlattı.

Peki ticaret savaşlarını gündeme getirmek için Trump böyle bir zamanı neden seçmiş olabilir? Tesadüf mü?

Veri takvimine göz attığımızda bu hafta önce ABD sonra da Çin’den dış ticaret dengesi ile ihracat ve ithalat rakamlarının gelecek olmasını gördüğümüzde bu zamanlamanın pek de tesadüf olmadığını anlamak güç olmadı.

Öte yandan Trump’ın kasım ayında yaklaşan seçimlerde en önemli kozlarından biri olacak ABD endekslerinin yukarı yönlü performansta olmasını böyle bir açıklama ile nasıl riske edebildi?

Bunun da cevabı, ABD endekslerine kote şirketlerin karlılıkları açıklama sezonuna denk gelmesi sonucu ticaret savaşlarına dair yapacağı açıklamanın oluşturacağı negatif etkinin çabuk ortadan kalkacağına dair öngörüsü ve inancı etkili oldu diyebiliriz. Nitekim gerçekten de öyle oldu. 1 Mayıs’ta negatif performans gösteren Dow Jones, S&P500 ve Nasdaq endeksleri hızlı bir toparlanma gösterdiler ve hatta 7 Mayıs günü itibariyle 1 Mayıs’taki seviyelerinin üzerine çıktılar. Ancak yeri gelmişken şu notu da düşmek gerekli olacak ki, ABD endekslerinin ekonominin şu anki gerçek durumunu yansıttığı kanaatinde değiliz. Bu konuya ayrı bir başlık altında ileriki günlerde özel olarak değinebiliriz. 

Şimdi gelelim, ABD ve Çin ticaret rakamları açıklanması veri akışı serüvenine…

Piyasalar öncelikle ABD verilerini karşıladı ve ABD ticaret açığının bir önceki 39.8 milyar dolar seviyesinden 44.4 milyar dolar seviyesine yükseldiği açıklandı. ABD’nin ihracatı bir önceki aya göre yüzde 9.6 küçülerek 187.7 milyar dolara; ithalatı da yüzde 6.2 oranında küçülerek 232.2 milyar dolara geriledi. Covid-19, sınırlı üretim kapasiteleri, seyahat kısıtlamaları bu rakamlar da Kasım 2016’dan bu yana gelen en kötü performanslar olarak kayıtlara geçmesinde başlıca rol oynadılar.

Ticaret savaşlarının diğer cephesi Çin’den gelen veriler ise beklentileri şaşırttı. Çin’in nisan ayı ticaret dengesi beklentilerin oldukça üzerinde fazla vererek 45.34 milyar dolar açıklandı ki, 1 önceki yılın aynı dönemindeki rakam 13.02 milyar dolardı. Çin’in ihracatının bu yılın ilk 4 aylık süresinde ilk defa artış göstermesi karşılığında ithalatın son 4 yıl içerisindeki en düşük seviyede olması bu sonucu ortaya çıkardı.

İki ülke arasındaki ticarette 2019 ve 2020 yıllarının ilk 4 aylık dönemlerini karşılaştırdığımızda; Çin lehine ticaret fazlası 85.9 milyar dolardan 58.4 milyar dolara gerilemiş olsa da aylık bazda mart ayında 15.3 milyar dolar olan ticaret fazlası nisan ayında 22.9 milyar dolara yükseldi.

Peki şimdi ne olacak? Ticaret savaşları nasıl bir yön izleyecek?

Bu veriler ışığında ABD-Çin arasındaki ticaret savaşlarına dair gündem önümüzdeki hafta da devam edecek. ABD Başkanı Trump, bu gelişmeler karşısında ibrenin ABD’ye dönmesi için ilave tedbirlerin gündeme gelmesine çalışacak ki; hatta faz 1’de anlaşma sağlanan bazı kotaların da yeniden gözden geçirilmesini gündeme getirmeye başladı bile. Öngörümüz şu ki, eğer ilave kotalar yürürlüğe sokulmaz ise ticaret savaşları Covid-19 salgını kontrol altına alınana kadar ibrenin ABD lehine dönmesi zor görünüyor. Hatta talebin kıpırdanması halinde ABD iç piyasasında ekonomi oldukça durağan bir durumdayken ve üretim çıktısı kapasite altında iken Çin’den ithalat yapmaya devam etmek zorunda kalacak. Çin ise üretim faktörlerini dünya devletlerine nazaran daha erken devreye soktuğu için ABD’ye ihraç malı satabilecek.

Kendi açımızdan baktığımızda Türkiye’ye bu durumun etkileri olur mu diye bakacak olursak...

Türkiye ABD ile ticaretinde yaklaşık 4 milyar dolar açık veriyor iken; Çin ile ticaretinde yaklaşık 18 milyar dolar açık veriyor. Avrupa’nın imalat ve hizmet PMI rakamları tarihi düşük seviyelerde iken, Avrupa pazarı Türkiye’nin ithalatı için eskiye göre pek cazip görünmüyor. TL’nin dolar karşısında 7 TL seviyesinin de geçilmesi sonucunda Türkiye için ithalat maliyetlerini gözetmek daha önemli hale geldi. Birincisi Çin’deki düşük maliyetli ürünler ikincisi ise Avrupa’nın sınırlı üretim kapasitesi olarak iki unsuru göz önüne aldığımızda Türkiye’nin ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında 1. sırada olan Rusya yerini 2. Sırada olan Çin’e bırakabilir. Ancak bu aşamada siyasi ve politik unsurların da masada olacağını tahmin edebiliyoruz. Zor dengelerin yönetimi ile geçecek bir süreci tecrübe edeceğiz.

TümüMurat ÖZSOY - diğer yazıları