En Çok Arananlar
Not indirimi Türkiye Hazine’sinin anlaşma yapmadığı halde S&P’nin kendi kafasına göre yaptığı bir hareket olsa da, enflasyonun yüksek çıkması kurlara bağlı enflasyon yaşandığının da çok açık bir ispatıdır.
Dövizin yukarı yönde ivmelendiği 12 Mart tarihinden bu yana alınan tedbirlere baktığımızda döviz alan yanar, kurun ekonomiyle alakası yok, TL aynı yerde, döviz değer kaybediyor tarzında açıklamalar dışında TCMB’nin yanlış olarak uyguladığı faiz artırımları ve vadeli döviz satışları dışında, gerçekten de konu ciddi kontrol altında ve gereği yapılıyor mesajı verebilecek bir eyleme tanık olamadık.
TÜFE Nisan 2018 ayında yüzde 1.87 artarak yıllık bazda yüzde 10.85 olurken, Yurt içi ÜFE yüzde 2.60 artarak yıllık bazda yüzde 16.37 seviyesine yükseldi. Üretici fiyatları kurdan dolayı artarken aynı ciroları yapmak için firmaların daha fazla krediye ihtiyaç duymaları kaçınılmaz olacaktır. Yurt içi ÜFE yükseldikçe gelecekte TÜFE de artmaya devam edebilir dersek yanlış olmaz. Yani enflasyon kurlardaki bu harekete bağlı olarak yükselmeye devam edecek gibi görünüyor.
Bu durumda nominal faizlerin yükselmesi kaçınılmaz. Aksi halde reel faizler düşük kalacak ve sermaye çıkışı başlama riski oluşur. Bu durum ciddi sıkıntılara kapı açılması anlamına geliyor.
Konu bir yandan da erken seçim ile de ilgilidir. Seçim sonrası için üretilecek senaryolar, belirsizliğin oluşabilmesi riski gibi konular seçime yaklaştıkça hem ekonomide yavaşlamaya hem de kurlarda daha sert hareketlere neden olabilir. Yatırımcılar risk seviyelerini ayarlamak durumunda kalıyorlar. Yüksek dalgalanma, yüksek riski sevenleri içeri sokarken fazla risk sevmeyenlerin de ülkeyi terk etmesine neden olabilir.
Teknik olarak yeniden yukarı sinyalleri gelmeye başlayan dolar/TL 4,22 seviyelerinde durulmadığı takdirde ekonomiye zarar verebilecek noktalara kolaylıkla gelebilir. Şimdilik ufukta bir tedbir emaresi göremedik.
Kısa vade risklerinizi az yara alacak şekilde dikkatle gözden geçirmenizde fayda var. Dolar/TL’de önemli direnç 4,22-4,23 TL seviyesindeyken, önemli destek 4,11 seviyeleridir.
Erken seçim kararıyla beraber 18.04.2018 günü Türk Lirası karşısında 4,1083 seviyelerinden 4,0051 seviyesine kadar sert bir şekilde değer kaybeden dolar bir gün sonra 4,0078 TL seviyelerinden gelen alımlarla 4,0445 TL seviyesine kadar tepki alımıyla yükseldi. 18.04 günü gelen sert düşüşle yeni bir siyasi veri fiyatlandı. Portföy ayarlamaları yapıldı. Ancak 4 seviyeleri önemli bir destekti. Yazıyı yazdığımız saatlerde bu destek hala kırılmış değildi. Grafikler 4,0051 seviyesinin altı denenmediği takdirde tekrar bir alım gelme sinyali üretiyor. 4,0850-4,1120 seviyeleri bizim için kritik direnç bölgesidir. Orta vade göstergelere göre işlem yapmak için en az bir haftaya ihtiyacımız var. O nedenle şimdilik çok güvenilir değiller. Bu süre içerisinde günlük analizlerle gidilmesi gerekiyor. 4,01 seviyelerinin altında kalmadıkça, özellikle 4.00 psikolojik desteği kırılmadıkça kalıcı bir düşüşü konuşamayacağız. Kaldı ki söz konusu USD satışının ne için yapıldığını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Acaba piyasa sığ olduğunda doları daha yukarı taşımak için TL toplanmış olabilir mi diye şüphelenmeden de edemiyoruz.
Global yorumcular, TCMB’nin faiz artırımı konusunda daha rahatladığını söyleyerek adeta faiz artırım lobisi oluşturuyorlar. Tarih 25 Nisan ve 0.50 baz puan artırım. Bu beklenti varken doların TL karşısında kalıcı düşmesi istenmez.
Günlük analizlere göre de yeniden yukarıda bahsettiğimiz dirençlerin denenmesi için tepki alımları gelebilir gibi görünüyor. 4,05 seviyeleri aşılırsa bu beklentimizin gerçekleşme ihtimali çok yükselecektir. 20.04 günü de 4,05’ler denenirse şaşırmayacağız.
Euro/dolar paritesinde sert yukarı olmadığı takdirde Dolar/TL tepki alımıyla daha önceki seviyelerini test etme potansiyeline sahiptir.
Dolar/TL normal şartlarda 3,75-3,85 TL bandında dalgalanıyordu. Bu bandın dışını yukarı yönde zorlayacağını teknik açıdan tahmin etsek de temel analiz açısından hangi haberle olacağını kestirmek oldukça zor. 12 Mart günü cari açık verileri açıklandı ve maalesef dananın kuyruğu o gün koptu. TCMB cari işlemler dengesi rakamlarını açıkladı. Bu rakamlara göre cari açık beklentilerden daha yüksek geldi. İşte o günden sonra TL döviz sepeti karşısında değer kaybetmeye başladı. Moody’s not indirimi de zaten tansiyonu germişti.
Döviz sepetinde sert yükseliş sürecinin başlaması doğal olarak Euro da pariteye bağlı gevşeme beklentimizi de suya düşürdü. Paritede hemen hemen aynı yerlerde hareket olmasına rağmen, döviz sepetinin değer kaybıyla hem Euro hem de dolar Türk Lirası karşısında değer kazanmış oldu. Şimdilik hem not indiriminin hem de cari açık verilerinin beklenenden kötü gelmesinin bir portföy hareketini gözlemliyoruz. Risk ayarlamaları yapıldıktan sonra da daha düşük hacimli ve yatay seyirli bir döviz piyasasını tekrar görmeye başlayabiliriz.
Döviz sepetinin teknik yapısına baktığımızda; 12 Mart gününden beri gelen yukarı yönlü hareketlenmenin kar satışlarının henüz yapılmadığını, RSI risk göstergesinin ise 77 seviyelerinin üzerine çıkarak rekor riskli sinyalleri verdiğini görmekteyiz. Normal şartlarda 70 seviyelerinin üzerine çıktığında kar satışlarının gelmesi beklenir. Bollinger Band göstergelerinin iyice açılması da yakında bir dalgalanma olacağının da sinyalleri olabilir. Bu iki sinyal yakın zamanda bir kar satışı potansiyelini artırmıştır. Alım yapacak olanların panik ve agresif işlem yapmamalarında teknik verilere göre fayda olabilir. Şu an için 4,40 seviyesinde olan yüzde 50 dolar ve yüzde 50 Euro'dan oluşan döviz sepetinin 4,34 seviyelerine kadar gevşemesi ihtimali fazladır. 4,34 seviyesinin altında kalmadığı sürece, bu seviyelerin destek olarak çalışacağı ve yeni çıkışların da önünü açabileceğini söyleyebiliriz.
Saygılarımla,
Ara sıra 3.85 seviyeleri sert hareketlerle denense de gelen satışlar yeni bir yükselişe izin vermedi. Teknik önemli göstergeler önümüzdeki günlerde (pazartesi için günlük düşüş sinyali dışında) yaklaşık bir ay boyunca yukarı denemelerin artabileceğini göstermektedir. 3.85 ve 3.92 direnç seviyeleri bizler için son derece önemli seviyeler olacaktır. Mevcut göstergeler bu seviyelerin denenme olasılığını artırmıştır. 3.73 seviyeleri ise önemli destek konumundadır.
Bilmeyenler için belirtelim destek seviyeleri alıcıların, direnç seviyeleri ise satıcıların gelme potansiyeli fazla olan bölgelerdir.
EUR/TL
15.01.2018 günü çapraz paritenin de etkisiyle sert bir çıkış yapan parite 4.56 seviyelerindeki direncini kırarak yükselişe geçmiş ve 4.72 TL seviyelerine kadar da yükselmiştir. Bu seviyelerden gelen sert satışlarla hemen 4.63 seviyelerine kadar gevşese de 4.63-4.70 bandında yatay seyirde tutunmaya başlamıştır. PSAR ve MACD gibi önemli günlük orta vadelerin aşağı sinyalleri üretmesi ve Bollinger Band’ın iyice daralması nedeniyle aşağı yönlü sert hareketlerin gerçekleşme potansiyeli artmıştır.
4.5660 seviyeleri önemli destek olup olası aylık bazda gevşemenin buralara kadar gerçekleşme potansiyeli artmıştır. Eğer 4.7288 TL seviyesinin üzeri denenirse yeni bir yukarı trendden bahsetmeye başlayacağız. Şimdilik bu ihtimal zayıf görünüyor.
DÖVİZ SEPETİ
Burada sinyaller maalesef dolar ve euro’daki kadar net değil. Orta vade bazı göstergeler aşağı bazıları ise yukarı sinyaller üretiyor. Bu göstergeler en güvenilir olanları. Kaldı ki kapanışı 4.2512 yapan (yüzde 50 dolar + yüzde 50 euro) döviz sepetinde sinyallerin tamamen yukarı dönebilmesi için 4.27 seviyelerinin üzerinde tutunması lazım. Şimdilik yön hala ortada ve ciddi kararsız bir görünüm var. 4.23 seviyeleri destek konumundadır.
Teknik analiz Cuma günü gece 24:00’e kadar olan bütün gelişmeleri fiyatlara dahil etmiştir. Hafta sonu olan yeni gelişmeler fiyatlara pazartesi günü yansıyacaktır. Bilginize…
Bir yandan, IMF Başkanı Christine Lagarde ABD vergi reformunun muhtemelen doların güçlenmesine neden olacağını, doların değerinin piyasada belirlendiğini açıklarken, Avrupa’ya Brexit’e odaklanmaları gerekliliğinin de altını çizdi. Çünkü Brexit Avrupa’nın yumuşak karnı ve avronun zayıflamasına neden olabilecek bir süreç. Sanki doların yükselmesini diliyor ve zemin hazırlıyor gibi bir hali var. ABD Hazine Bakanı Mnuchin ise doların zayıf olmasının ABD ekonomisi için olumlu olduğu yönündeki açıklamalarının oldukça net olduğunu, zayıf doların ABD için ticaret ve fırsatlar açısından iyi olduğunu açıkladı.
Biri IMF Başkanı ve dolar güçlenir derken diğeri ABD Hazine Bakanı doların değer kaybetmesinden memnun. İlginç tezatlıklar var.
Ancak piyasa Lagarde yerine Mnuchin’i dikkate almış görünüyor. Zira uluslar arası dolar endeksi bu açıklamaların ardından son 3 yılın en düşük değerine geriledi. ABD dolarının Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı olmak üzere 6 konvertibl para birimine karşı değerini ölçen uluslar arası dolar endeksi 88,95 seviyelerine kadar gevşedi. Örneğin, Euro’ya karşı 0,8055 değerine gelerek 17 Aralık 2014 tarihinden bugüne en düşük seviyesini de görmüş oldu.
Sadece açıklamalar mı etkili acaba demeden de kendimizi alamıyoruz. Son zamanlarda terörizme verdiği desteği afişe olan, Dünyanın tepkisini çekecek kadar dengeleri bozucu tutarsız kararlar alan, hükümeti batma noktasına gelen bir ülke istenmeyen adam ilan edilen biri tarafından da yönetiliyorsa, bugüne kadar teorik olarak sıfır risk olarak görülen ABD Dolarının kovboy yaklaşımıyla gerçekte riskli olabileceğinin farkına mı varılmaya başlanmış olunmasın sakın.
Satır aralarında serbest piyasaya inanıldığı açıklamaları yaparak spekülatörlere çiçek uzatanlar ne kadar başarılı olurlar bilemeyiz ancak, batma noktasına gelen, tutarsız açıklamalarla güven vermeyen bir hükümetin doları ne hallere sokabileceğini önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. Şimdilik rüzgar doların lehine esmiyor ve bu esinti kısa sürede de kesilmeyecek gibi.
3 Kasım 2017 günü 4,20 TL civarında olan döviz sepeti 20-30 Kasım 2017 döneminde 4,30’lar seviyesine kadar yükselmiş ancak bu seviyelerde tutunamayarak gevşemiş 4,20 TL seviyelerine geri dönmüştür.
Grafiklere bakıldığında da yatay seyirde hareket ettiğini, çıkışa pek de istekli olmadığını sizler de göreceksiniz. Teknik olarak orta vade yukarı sinyalleri olmakla birlikte yatay seyirde bu tür sinyaller güvenilir olmamaktadır. Dolayısıyla hata yapma olasılığı oldukça fazladır.
Bu hareketlerin olduğu dönemlere baktığımızda birçok bölgesel gelişmenin TL aleyhine olduğunu ancak bu olumsuzlukların fiyatlamada önemli bir etki yapmadığını görüyoruz. Fırat kalkanı harekatından Afrin’e operasyon yapılmasından tutunda ABD’nin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyarak fiilen İsrail’in başkenti yapma hamlesine BM’de engel olmasına kadar birçok olay Türk Lirasına değer kaybettirememiştir. Bu durumda Türk Lirasının nispi olarak daha da güçlendiğini söylemek yanlış olmaz.
Sizler piyasaya bakarken elinizdeki dövize bakarak yorum yapacağınızdan Dolar ve Euro’nun TL karşısındaki hareketinin daha çok Euro/Dolar paritesiyle alakalı olduğunu belirtelim.
Euro/Dolar paritesi 1,19 seviyelerinden 1,23 seviyelerine kadar yükseldi. Bu durumda Euro prim yaparken Dolar değer kaybetmiştir. Bunun Türk Lirasına yansıması da Dolar/TL’de düşüş Euro/TL’de yükseliş olarak görülmüştür. Daha önce yazılarımda tercihimi bu yüzden Euro’dan yana kullandığımı sizlerle paylaşmıştım. Bu trend bir süre daha devam edebilir. Dalgalanarak da olsa Euro/Dolar paritesinin 1,25 seviyelerine kadar yükselme potansiyeli hala var.
Burada önemli olan nokta; bir dövize bakarak Türk Lirasının durumunun yorumlanmaması gereğidir. Çapraz parite hareketleri de her dövizin TL karşısındaki durumunda değişikliklere yol açmaktadır.
Döviz neden değer kazanıyor? Diğer bir deyişle Türk Lirası neden değer kaybediyor?
Ekonomik kuramlara göre bir ülke parasının değer kaybetmesi için ya o parada ciddi bir arz fazlalığı oluşması ya da o ülke ekonomisine duyulan yabancı yatırımcı güveninin azalması gerekir. Türkiye gibi cari açık veren başka bir ülke yok. Çünkü Türkiye de ciddi oranda kayıt dışılık var. Kaldı ki komşu ülkelerde de resmi bir veri hareketi söz konusu değil. Bunun yanında İran’a uygulanan ambargo zaten burayla kayıt içi ticarette sıkıntı yaratmaktadır. Yani sistemin tamamı kayıt içi olmadığından gerçekten cari açık mı veriyoruz eğer doğruysa ne kadar cari açığımız var bunu net bir şekilde söylemek mümkün değil. Bu olay görünmeyen kalemlerle açıklanmaya çalışılsa da adı üzerinde ortada görünen bir şey yok...
Yakın zamanda Türk parasının değer kaybının spekülatif nedenlerle olduğu resmi ağızlardan bile açıkça dile getiriliyor.
Peki bu spekülasyon için herhangi bir inceleme veya soruşturma açıldı mı?
Şimdiye kadar bu yönde bir haber okumadık.
Gelelim spekülasyona karşı alınan tedbirlere;
TCMB neler yapmış önce ona bakalım.
Dövizde spekülasyonu engellemek için herhangi bir inceleme başlatmamış. Piyasaya verdiği likiditeyi azaltmamış aksine ihtiyacı olana istediği Türk Lirası’nı vermiş. Fonlama faizini yukarı çekerek de forward döviz fiyatlarının yukarı itilmesine zemin hazırlamış. Daha yapacak ne kaldı ki?
EUR/USD paritesi de son birkaç gündür yukarı yönde tepki çıkışı yapsa da önemli göstergeler aşağı sinyalleri üretiyor. Yani beklenmedik bir hareket olmazsa 1,20’lerin üzerinde satışların gelmesi teknik görünüme göre sürpriz olmaz.
Paritenin döviz üzerindeki etkisini düşünerek önce buradan başladık. Kısacası şimdilik eur/TL paritesi usd/TL paritesine göre daha güçlü duracak gibi.
Gelelim USD/TL paritesine;
Burada olumsuz etkide bulunabilecek en yakın gelişme ihtimali Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül’de yapmayı planladığı referandum. Burada Türkiye’yi müdahaleye zorlayacak bir gelişme tansiyonu yükseltebilir. Bu durum geçici süre dövizde dalgalanmalara yol açabilir.
Bir diğer olumsuz gelişme potansiyeli global piyasaları olduğu gibi etkileyecek, risk iştahını azaltabilecek ve doları değerlendirebilecek olan Kuzey Kore gerginliği. Bu konuda şimdilik karşılıklı restleşmeler olsa da daha ileri gidilmesi ciddi etkide bulunabilir.
Doların 2017 yılı içerisindeki genel trendi aşağı yönlüdür. Bu genel trendi kırabilmesi için 3,54 TL seviyesinin üzerinde tutunması lazım. Yakın vadede 3,51 TL önemli direnç konumundadır. Bu seviyenin üzerinde uzun süre kalması yukarı yönde hedeflerin konulmasına yol açacaktır. Yakın zamanda 3,46 seviyelerine kadar düşmesi ise sürpriz sayılmayacaktır.
Orta vade bazı güvenilir göstergeler USD/TL paritesinde yönün yukarı olduğunu söylemektedirler. Bu sinyal hiç kar satışı gelmez anlamında yorumlanmamalıdır. Kısa süreli kar satışları belli seviyelerde alıcılarla karşılanabilir.
Beklentimiz; Mevcut grafiklere göre bir miktar gerileme gelebilecek olsa da daha sonra 3,50 seviyelerinin üzerine çıkma potansiyelinin oldukça yüksek olduğudur.