Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Eda Karadağ

      Eda Karadağ

      Bu nasıl bir ocak ayı?

      29 Ocak 2020
      2020 yılına olumlu başlamak için dileklerde bulunurken bambaşka senaryolarla karşılaştık. Dünya ve Türkiye genelinde yaşanan üzücü gelişmeler piyasaları oldukça tedirgin etti. Aynı şekilde bu durumu fiyatlamalar üzerinde de hissettiğimiz için borsalarda ciddi satışlarla karşılaştık akabinde güvenli limanlara olan talebinde canlandığına şahit olduk.

      Ocak ayının ilk haftalarında patlak veren ABD ile İran gerilimi, sonrasında yerini yumuşamaya bırakınca hem küresel borsalarda risk iştahı toparlanmaya başladı hem Borsa İstanbul’da dışarıdaki havanın desteğiyle yönünü hızlı bir şekilde yukarı çevirdi. Aslında borsa için sürpriz değildi, çünkü 2020 yılının ilk ayında bir rekor denemesi bekliyorduk. ABD ile İran nedeniyle biraz geç oldu ama oldu. Borsa, tüm zamanların rekoru olan 124 bin 500 seviyesini bu anlamda test etti. Hazır konusu açılmışken endeks için 2020 yılında yeni rekor seviyelerin devam etmesini beklediğimi de buradan belirtmek isterim. Türkiye’nin makroekonomik karnesinin toparlanıyor olması, risklerin dağılması bu anlamda fiyatlamaları da olumlu etkiliyor. Algılarda ciddi bir bozulma ile karşılaşmadığımız sürece borsa için geri çekilmeleri yatırımcılar değerlendirebilir.

      ABD ile İran sonrasında Çin’deki Corona virüsü ve bunun yavaş yavaş dünya geneline yayılması, piyasaları oldukça tedirgin etti. Dolayısıyla risk iştahının tekrardan zayıflamasıyla bu sefer ciddi kayıpları da beraberinde getirdi. Yatırımcılar bu tablo karşısında güvenli limanlara doğru yönelmeye başladı. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) hala virüs konusunda endişe duyduğu ve mücadeleye devam edilmesi gerektiğinin altını çizmesi ilerleyen süreçte DSÖ tarafından gelecek açıklamaları daha da önemli kılıyor.

      Altına gelecek olursam, geçen sene olduğu gibi bu senede altın açısından olumlu bir yıl olacağını düşünüyorum. Özellikle, ABD’de Başkan Trump o koltukta görev yaptığı sürece dünya genelinde riskler dinmeyeceği gibi risk iştahının da toparlanmasını zorlaştıracaktır. Bu durum, altının da bu yıl içerisinde 1600 dolar seviyesinin üzerinde daha rahat bir seyir izleyeceğinin göstergesi olabilir. Konuya gelirsek, ABD ile İran arasındaki gerilim ocak ayının ilk haftasında altını 1610 dolar seviyesine doğru çıkardı ve sonrasında bir miktar yumuşayarak altının yeniden 1550-1580 dolar aralığına doğru gevşemesini sağladı. Çin’deki korku ise altını 1580 dolar bölgesinde tutunmasını kısa süreli desteklese bile bu yazıyı yazdığım sıralarda altın 1570 dolar seviyesinde fiyatlanıyor ancak ben altının temkinli kaldığını düşünüyorum. Her ne kadar bu akşam ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı olsa bile sürpriz bir görünümle karşılaşmadığımız sürece Fed kaynaklı altında kalıcı bir hareket beklemediğimi söyleyebilirim. Altın için jeopolitik riskler ön planda. Teknik olarak altın zaten hassas, en ufak bir haberde anında tepkisini gösteriyor. Dolayısıyla haberlerin altını çiziyorum. Teknikte, altında ana destek noktam 1555 dolar seviyesinden geçerken, yukarıda 1600 dolar psikolojik direnç alanı olarak izlenebilir. Bu iki noktanın altında veya üzerinde altın görülmedikçe temkinli seyrini bir süre daha korumasını beklerim.

      Son olarak, dolarsız olmaz diye düşünüyorum. Aslında ana resimde dolar için değişen bir durum yok. Son günlerde yeniden 5.95 TL sınırına dayanması ve ısrarla 5.90-5.95 TL aralığını ihlal etmesi yatırımcıları tedirgin ediyor. TL varlıklar için uzun süredir kırılganlığın var olduğunu dile getiriyoruz, bu açıdan sürpriz değil. Dolayısıyla TL için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) hamleleri dışında haber akışlarının etkili olduğunu gözlemliyorum. Bir dönem Libya mevzusu kuru huzursuz etti, ancak o zaman bile tepkisinde sınırlı kaldı. Kur bu duruşuyla yeni haberler, hikayeler peşinde. Yeni bir gelişme anında kurda yeni bir harekete neden olabilir. Dolar için Fed kaynaklı bir hareket beklemiyorum. Türkiye, ABD ve küresel piyasalardaki iştah daha önemli. Son günlerde, dışarıda ABD dolarında pozitif bir hareketlenme mevcut bu durum gelişmekte olan ülke para birimlerinin dolar karşısında negatif seyretmesine neden olduğu içinde kuru yukarı yönde tetikliyor. Bu hafta için Fed’in kararının dışında yarın TCMB yılın ilk enflasyon raporunu yayınlayacak. Raporda yıl sonu enflasyon hedefi ve son yayınlanan rapor sonrası Merkez’in enflasyon dilindeki değişiklikler yakından izlenmeli. Ancak buna rağmen kurda bunlardan kaynaklı bir hareket beklemediğimi yinelemek isterim. Bunu okuyan yatırımcı kur için hala bir düşünceye sahip olmadığı için son cümlelerimle konuyu daha da aydınlatmak isterim. Haber akışlarını yakından takip etmeleri gerekiyor. TL için şimdilik riskler dinmiş gibi duruyor, ancak ani bir haber tüm senaryoları değiştirebilir. Teknik görünümde, çok sıkıştı yeni bir hareket için tepkisinin sert olmasını beklerim. Kısa vadede kalıcı bir düşüş veya kalıcı bir yükseliş beklemiyorum. Yatay ve temkinli kalacaktır. Ancak kurda 2020 yılı içinde de 5.50 TL ve altına doğru bir eğim zor gibi. Yukarısı içinde 6.00 TL direnci kritik. Bu direncin üzerine doğru bir hareket kuru rahatsız edebilir ve yükselişine neden olabilir. 

       

      Yazının Devamını Oku

      Borsa, dolar ve altındaki son durum ne?

      22 Kasım 2019
      Kasım ayının üçüncü haftasını da geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Endeks bu yılın en yüksek seviyesini 108 bin 142 ile bu hafta test etmiş oldu. Ancak endekste rekorumuz 29 Ocak 2018 tarihindeki 121 bin 500 seviyesi dolayısıyla 2019 yılını bitirmeye doğru adım adım ilerlerken endekste yeni bir rekor beklemediğimi de buradan belirtmek isterim.

      Bu hafta için endekste bu kadar güçlü alımların nedenlerine bakıldığında, aslında net olarak bir gelişmenin olmadığını gözlemliyorum. Yıl içerisinde endeks çok ciddi düşüş göstermiş ve çok ucuzlamıştı. Aynı şekilde, en kötüyü de fiyatladığını düşünüyorum.

      * Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye yönelik dilinin yumuşamaya başlaması, 

      * ABD ile Türkiye arasında yapılan görüşme sonrası her ne kadar çözüme kavuşturulmasa bile yine de ABD’den gelebilecek olası yaptırım tehdidinin şimdilik rafa kalkması,

      * Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) aktif bir şekilde piyasada rol oynaması,

      * Enflasyondaki düşüş,

      * Dördüncü çeyreğe yönelik büyüme beklentilerinin toparlanmaya başlaması,

      * Dövizdeki sakinlik.

      Yukarıda saydığım gelişmeler aslında yurt içi piyasaların yıl sonuna doğru rahatlamasına oldukça destekleyici oldu. Dolayısıyla endeks yönünü sert bir şekilde yukarı çevirerek 108 bin bölgesine ulaşmış oldu. Aslında teknik olarak biraz yorulması ve yerini kar satışlarına bırakması normal. Dolayısıyla yazıyı yazdığım saatlerde endekste 106 bin 400 bölgesini izliyoruz. Yaklaşık 300 puan ekside. Bankacılık endeksi ise 260 puan ekside seyrediyor. Bu eksilere rağmen yine de yıl sonuna kadar endekste 110 bin ve üzerine doğru bir tepkinin gelebileceğini düşünüyorum. 

      Yazının Devamını Oku

      Dolar ve altında neler oluyor?

      4 Ekim 2019
      Bu hafta beklenen eylül ayı enflasyon verisi açıklandı, veri oldukça olumlu geldi.

      2017 yılından bu yana enflasyon en düşük seviyesini gördü ve yıllık tek haneli olarak açıklandı. Gıdanın yine büyük bir etkisi hissedilirken, ulaştırma ve doğalgaza yapılan zamların da etkisi sınırlı görüldü. Ekim ayı içinde düşüşün devam etmesi bekleniyor. Bu verinin ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) elinin daha da rahatladığı aşikar. Ancak, geçtiğimiz hafta TCMB Başkanı Murat Uysal’ın açıklamaları bundan sonraki süreçte agresif olmayacakları yönünde olduğu için dolayısıyla yıl sonuna kadar Merkez’den 150-200 baz puanlık bir faiz indirimi bekleniyor. Bu doğrultuda, açıklanan enflasyon verisi TL varlıklarında sınırlı pozitif bir hava yarattı sonrasında dağıldığını gözlemliyorum.

      Dışarıda ise gelecek hafta başlamasını beklediğimiz ABD-Çin müzakereleri var. Müzakereler öncesi piyasalarda hem tedirgin hem temkinli seyirlerin olduğunu izliyoruz. Gelecek hafta, Türkiye’den cuma günü ağustos ayı cari işlemler dengesi, dışarıda ise Fed Başkanı Powell konuşması ve ABD enflasyon verileri izlenecek. Bu tablo karşısında dolar/TL kurunda çok ciddi bir hareket beklemediğimi belirtmek isterim. Teknik olarak, 22 günlük ortalaması 5.70 TL seviyesinden geçiyor. Bu seviyenin üzerine zaman zaman tepkiler görsek bile çok güçlü olamadığını gözlemliyorum. Zaten yukarıda kritik direnç 5.75 TL (22 Hareketli Ortalama) seviyesi olarak izleniyor. Bu dirence doğru yükselse bile aşamaması hala yükseliş için güçlü olmadığını gösteriyor. Aşağıda da 5.67 TL yine ortalamasının geçtiği bir diğer nokta olarak takip ediliyor. Bu tablo karşısında, kur için ben bir süre daha 5.65 TL - 5.75 TL aralığını takip ederim. Bu aralığın dışında hareketler görsem bile olağanüstü bir durum olmadıkça yeniden bu aralığa geri dönmesi muhtemel. 

      Piyasalarda, risk iştahı hala çok güçlü değil. Özellikle, ABD Başkanı D. Trump’ın sert dili piyasaları tedirgin ediyor. Gelecek hafta ABD-Çin müzakereleri olacak ancak öncesinde piyasa oldukça temkinli. Açıkçası bu görüşmelerden net bir sonuç çıkmazsa piyasa olumsuz fiyatlayabilir. Bu durum yine güvenli limanlara olan talebin canlanmasını destekleyebilir diye düşünüyorum. Bu hikaye karşısında, bu hafta ons altın piyasalardaki iyimserlik ve son günlerdeki sert yükselişinin ardından 1460 dolar seviyesine doğru hızlı bir düşüş kaydetti. Ancak bu seviyenin altına doğru geçemeyerek hala net bir şekilde düşüş eğilimi içerisinde olmadığını da göstermiş oldu.

      Açıkçası, ABD-Çin, ABD-İran, İngiltere’de Brexit ve Fed’in faiz indirme sürecinde olduğumuz bugünlerde ben ons altının sağlıklı bir şekilde düşüş içerisinde olacağını düşünmüyorum. Özellikle piyasayı yatıştırıcı mesajlar gelmedikçe ons altında beklentim 1500 dolar üzerindeki seyrini koruması yönünde. Teknik olarak, ons altında 50 günlüğü 1500 dolar seviyesinden geçiyor. Bu seviye destek olarak izlenebilir. Bu desteğin altında kalıcı bir şekilde alan oluşturamıyor. Yukarıda ise 1515-1520 dolar bölgesinin aşılması kazançlarını genişletmesi adına önemli.  

       

      Yazının Devamını Oku

      Dolar ve borsa için bu hafta neler olabilir?

      29 Temmuz 2019
      Yurt içi piyasalar açısından hareketli bir hafta oldu. Geçtiğimiz hafta, TCMB’nin beklenen faiz kararı açıklandı. TCMB politika faizini 425 baz puan indirerek yüzde 24’den yüzde 19.75 seviyesine çekti.

      Yapılan anketlerde beklentiler 250 baz puan görülse bile fiyatlamalarda beklentilerin 300-400 baz puan olduğunu da görmekteydik. Dolayısıyla yapılan indirim beklentilerin çok üzerinde kalmayacak şekilde gerçekleşmiş oldu. Önemli bir toplantı oldu hem uzun bir aranın ardından faiz indirim süreci başladı hem de yeni TCMB Başkanı Murat Uysal’ın ilk toplantısıydı. 

      Karar metninde büyük değişiklikler olduğu dikkat çekti. Karar metnini incelediğimizde, global merkez bankalarının gevşemeci politika sürecine giriyor olması önemli bir etken gibi görünüyor. Bu noktada bu hafta yapılacak 31 Temmuz tarihindeki Fed toplantısı önemli olacak. Bir diğer önemli mesaj ise yıl sonu enflasyonunun Nisan Enflasyon Raporu’nda belirtilen hedefin bir miktar altında gerçekleşme beklentisi bulunuyor. Başka deyişle TCMB’nin de beklentisi enflasyonun yıl sonunda aşağı yukarı yüzde 14 seviyelerinde tamamlanacağı yönünde. Bunu eylül toplantısında 250 baz puan gibi bir miktar faiz indirimi daha olabileceği yönünde algılayabiliriz. Son olarak enflasyondaki düşüşün para politikası ile uyumlu gerçekleşmesi için temkinli duruşun devam edeceği şeklindeki ifadesini ise, enflasyona odaklı kalınacağını ve aşırıya kaçacak indirimlerin olmayacağı şeklinde bir mesaj olarak algılıyoruz. 

      Kararın ardından endeks tarafında bir miktar kar satışları görüldü. Teknik olarak bu durum sürpriz değildi. Genel görünümde, endekste hala 100 bin 500 desteğinin üzerinde olduğumuz sürece olumlu yorumumuzu korumak mümkün olabilir. Dolar/TL kurunda da karar sonrası çok büyük bir hareket olmadı, kısa süreli 5.70 TL seviyesinden 5.76 TL seviyesine doğru bir tepki görüldü. Sonrasında haftanın son işlem gününde kurda kademeli bir düşüş eğilimi görülmeye başlandı. Ancak hala kalıcı bir rahatlamadan bahsedemiyoruz.

      Dışarıda ise Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararı izlendi. Beklentiler dahilinde politika faizinde bir değişiklik yapılmadı ancak eylül ayına yönelik faiz indirimi kapısı da aralandı. Piyasalarda artık majör Merkez Bankalarının gevşemeci adımlarını konuşmaya başladık. Rusya Merkez Bankası da geçtiğimiz hafta piyasaların beklentisi doğrultusunda 25 baz puanlık faiz indirimine gitti. 

      BU HAFTA FED’İN FAİZ KARARI GÜNDEMDE OLACAK

      31 Temmuz akşamı Fed faiz kararını açıklayacak. Piyasalarda beklentiler 25 baz puanlık bir faiz indirimine gitmesi yönünde. Ancak son dönemde gelen veriler piyasaların beklentisini karşılayınca bu durum zaman zaman faiz indirim beklentisini zayıflatmıştı. Ancak genel beklenti kademeli bir şekilde faiz indirim sürecine başlaması yönünde. Bu beklenti haziran toplantısındaki açıklamalarla fiyatlamalara yansıtılmıştı. O akşam karar metnindeki değişiklikler ve Fed Başkanı Powell açıklamaları önemli olacaktır. Bundan sonraki aylar için faiz indirimine yönelik vereceği sinyaller yakından izlenecektir.  

      31 TEMMUZ TCMB YILIN 3. ENFLASYON RAPORUNU YAYINLAYACAK

      Geçtiğimiz hafta yapılan TCMB toplantısında enflasyon vurgusu, bu hafta yayınlanacak enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon beklentisinin aşağı yönlü revizesini güçlendirmiş durumda. Dolayısıyla önemli bir gün olacaktır ve soru-cevap kısmında Başkan Murat Uysal’ın vereceği cevaplarda yakından izlenmeli.

      Yazının Devamını Oku

      Geçen hafta ne oldu, bu hafta neler olacak?

      25 Şubat 2019
      Küresel piyasalarda, ABD ve Çin arasındaki ticaret görüşmeleri konuşuluyor. Geçtiğimiz hafta, ABD’de yapılan ikili görüşmelerin ardından her iki ülke hala nihai sonuca varamasa bile ABD Başkanı D. Trump’ın atmış olduğu tweet yeni haftaya küresel piyasaların pozitif açılış yapmasını destekliyor. Vergilerin yükseltilmesi için belirtilen tarih olan 1 Mart'ı ertelediğini açıklayan Trump şimdilik her iki ülke arasındaki diyalog pencerelerinin sürdüğünü bir kez daha vurgulamış oldu.

      Geçtiğimiz haftada ABD’de yapılan görüşmeler nedeniyle küresel piyasalar tedirgindi. Ancak yapılan olumlu açıklamaların etkisi ABD borsalarında sert tepkileri önleyerek, S&P 500 endeksinin hafta içerisinde ortalamalarının üzerindeki seyrini destekledi. S&P 500 endeksini bu hafta içinde yakından izlemekte fayda var. Endeks, teknik olarak ortalamalarının üzerinde ve bu hareketini ABD’nin 1 Mart tarihini uzatma haberinin ardından bir miktar daha sürdürmek isteyebilir. Bu durum içeride BIST 100 endeksini de olumlu etkileyebileceğini düşünüyoruz.

      29-30 Ocak tarihlerinde yapılan Fed toplantısının tutanakları da geçtiğimiz haftanın konuşulan konuları arasındaydı. Aslında sürpriz ifadeler yoktu ancak iki gün süren toplantının satır aralarını okumamız açısından önemliydi. Hala Fed’den bir faiz artışının masada olduğunun sinyalinin gelmesi, önümüzdeki günlerde açıklanacak ABD verileri ve Fed üyelerinin konuşmalarıyla bu durumun daha da netleşmesini sağlayacaktır. Şimdilik güvercin tonda ve bu yıl belki faiz artışını pas geçebileceğine yönelik beklentilerin piyasalarda fiyatlandığını dolayısıyla Doların çok güçlü olmadığını gözlemliyoruz.

      BIST100 endeksi geçtiğimiz hafta 100 bin 700 seviyesine doğru geri çekilmesine karşın bu seviyeden aldığı destekle yeniden yönünü yukarı çevirdi ve haftayı 103 bin seviyesinin üzerinde tamamladı. Genel görünümde hala küresel piyasalarda ralliyi konuşamıyoruz ve bu durum içeride Borsanın da yükselişini zorlaştırıyor. Bilanço sezonunda olmamız nedeniyle hisse bazlı hareketlerde izliyoruz. Gelişmekte olan ülke borsaları şubat ayında negatif ayrışmaya başlayınca bu durumda Borsa üzerinde olumsuz bir algı yarattı. Dolayısıyla, ocak ayındaki kazançlarını şubat ayında genişletmekte zorlanan endeks için 106 bin bölgesini kritik direnç olarak izlemeye bir süre daha devam edebiliriz.

      Bu haftanın ajandasında dış piyasa yakından takip edilecek.

      Fed Başkanı Powell’ın bu hafta ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi’nde ayrı ayrı yarı yıl politika sunumunu gerçekleştirecek. Aynı sunumu farklı günlerde sunacak olan Powell’ın söylemleri önemli olabilir.

      ABD’de hükümetin kapalı olmasından dolayı bazı verilerin açıklanma tarihi ertelenmişti. Bu verilerden birisi de ABD’nin dördüncü çeyrek büyüme rakamıydı. Bu hafta açıklanacak GSYIH rakamına yönelik beklentiler pek olumlu değil. Veri kaynaklı sert hareket izlenmeyebilir, etkisi sınırlı kalabilir.

      Dünya genelinde, imalat sektörüne yönelik PMI verileri açıklanacak. Verilerin ülke para birimleri üzerinde etkileri sınırlı olabilir.

      Türkiye’de ise gelecek hafta açıklanacak şubat ayı enflasyon (04 Mart) ve 06 Mart TCMB’nin faiz kararı öncesinde bu hafta veri takvimi açısından sakin ancak olası haber akışlarına karşı dikkatli olmakta fayda var.

      Yazının Devamını Oku

      Dolar/TL‘de neler oluyor?

      4 Şubat 2019
      Şubat ayının ilk haftasında Dolar kurunun 5.20 TL seviyesinin üzerinde olması piyasaları tedirgin ediyor. Ocak ayının son günlerde, 5.16 TL seviyesine doğru düşüşünün ardından bu seviyenin altına doğru hareketinde zayıf kalan dolar kuru buradan aldığı destekle yukarı yönde tepkisini veriyor. Ancak, kurun bu hareketinin yeniden yükseliş eğilimi içerisine girdiğini ben açıkçası düşünmüyorum.

      Geçtiğimiz haftaki kademeli düşüşün ardından bir miktar tepki alımlarının geldiğini dolayısıyla kur agresifleşmediği sürece bu yükselişin sınırlı kalmasını öngörmekteyim.

      Bu sabah, Türkiye’den ocak ayın enflasyon rakamları izlendi. Enflasyonda aylık bazda yüzde 1.06 artış gösterdi. Yıllık bazda ise yüzde 20.30’dan yüzde 20.35‘e artış kaydedilmiş durumda. Aynı dönemde, çekirdek enflasyon ise yıllık bazda yüzde 19.02 ile bir önceki aya göre düşüş göstermiş. Bir önceki ayın çekirdek enflasyonu yüzde 19.53 düzeyindeydi. Enflasyon üzerinde, gıdanın yine ağırlığını hissediyoruz ve mevsimsellik etkilerin ve işlenmemiş gıdadaki yükselişlerin enflasyon üzerinde etkili olduğunu gözlemliyoruz. Aynı zamanda, son dönemde, petrol fiyatları ve kurdaki düşüşün etkisini mal grubu enflasyonu üzerinde olumlu etkilediğini izliyoruz.

      Ayrıca, Antalya’da geçen haftalarda yaşanan hortumun fiyatlara yansıması şubat ayında işlenmemiş gıda fiyatlarını yukarı yönde etkilemeye devam edebilir, enflasyonda da yıllık bazda yükselişin görülmesini bu aşamada bekleyebiliriz. Hortum felaketinin ne kadarının fiyatlara ocak ayında yansıdığını tam olarak bilemiyoruz. Şubat ayında da bunun yansımaları devam edebilir.

      Çekirdek enflasyondaki düşüş nedeniyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sıkı duruşunu değiştirmesini beklemiyoruz. TCMB, geçen hafta yayınlamış olduğu 2019 yılının ilk enflasyon raporunda da bu yıl sonu için enflasyonda aşağı yönlü revizesini yaparken, enflasyon görünümüne bağlı olarak sıkı duruşunu koruyacağını bir kez daha yinelemiş oldu. Bu doğrultuda, bir süre daha enflasyonu yakından izlemeye devam edeceğiz.

      Bugün gelen enflasyon rakamının ardından dolar/TL kuru üzerinde etkisi sınırlı kaldı. Enflasyon kaynaklı zaten yeni bir hareket beklemiyorduk. Ancak, dışarıda dolar endeksinin yukarı yönde hareketini sürdürüyor olması şimdilik Dolar/TL kuru üzerinde etkisini gösteriyor. Aynı zamanda, gelişmekte olan ülke piyasalarındaki tedirgin seyirde, Dolar/TL’nin yukarı yönlü eğilimini tetikliyor.

      Dolar/TL için 16 Ocak gününden itibaren oluşan hareketi incelemek daha sağlıklı olacaktır. 16 Ocak günü TCMB açıklamış olduğu faiz kararının ardından piyasaların beklentisinin doğrultusunda politika faizini sabit tutması ve enflasyonda iyileşme görülene kadar sıkı duruşunu koruyacağını yinelemesi, piyasalara güven vermişti ve 6 Mart bir sonraki TCMB toplantısındaki faiz indirimi beklentilerini zayıflatmıştı.

      Ardından, Davos Zirvesi’nde konuşma yapan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ise, TCMB’yi desteklemiş, aynı zamanda enflasyonda iyileşme sinyallerinin başladığını belirterek, güven duygusunun daha da güçlenmesini sağladı. Bu doğrultuda, iç piyasada endekste 106 bin seviyesine doğru hızlı bir yükseliş izlenirken, dolar kurunda da kademeli bir şekilde 5.16 TL seviyesine doğru düşüş gözlemlendi. Bu açıklamalar, yabancı yatırımcıların ilgisini de çekti ve ocak ayında Türkiye’ye yönelik fon girişlerinde artışın olması, bu durumda fiyatlamalarda olumlu bir hava yaratmasını sağladı. Aynı zamanda, Türkiye’nin 5 yıllık kredi iflas takası (CDS) rakamındaki aşağı yönlü eğiliminde şimdilik Türkiye’ye yönelik risk algısının yumuşadığını ve bu durumunda kurlar üzerinde etkisinin olduğunu söyleyebilirim.

      Kısacası, 2019 yılının ilk ayında Türk varlıkları dolar karşısında değerlenerek, 5.16 TL seviyesine doğru bir hareket oluşturmasını sağladı. 31 Mart yerel seçim öncesinde, olağanüstü bir durum olmadıkça, aynı zamanda enflasyonla ilgili bir bozulma görülmedikçe TL varlıklar üzerinde agresif hareketler pek fazla beklemiyorum. Dışarısı da bu açıdan bizi destekliyor. Geçtiğimiz hafta, Fed’in güvercin tonu ve bir süre faiz artışına ara verebileceğinin sinyalini güçlendirmesi, gelişmekte olan ülke piyasalarını desteklediği gibi TL varlıklar üzerinde de baskının azalmasını sağladı. Aynı zamanda, Trump ve Fed arasındaki ilişkinin ne yönde şekilleneceğine yönelik tedirginlik duyan piyasalar, en azından Trump ve Fed ile ilgili olumsuz bir durumun şimdilik ortadan kalkması nedeniyle riskin de azaldığını belirtmesi piyasalar açısından olumlu fiyatlanmaya devam ediyor. 

      Yazının Devamını Oku

      Yeni haftada neler olacak?

      21 Ocak 2019
      Küresel borsalarda risk iştahının toparlanmaya başlaması, Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksinin de yükselişini destekledi. Cuma gününü BIST 100 endeksi 98 bin 455 puandan tamamlamış oldu. Ortalamalarının üzerine yükselmesi ile teknik olarak da endeksin güçlenmeye başladığını gözlemliyoruz.

      ABD, S&P endeksinin de kritik seviyelerde olduğunu geçtiğimiz hafta izledik. 50 günlük ortalaması olan 2 bin 620 seviyesinin üzerine yükselen endeksin de kazançlarını genişlettiğini ve bu durumunda iç piyasada endeksi beslediğini söylemek mümkün.

      Geçtiğimiz hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2019 yılının ilk faiz kararını açıkladı. Piyasaların beklentisi doğrultusunda politika faizini sabit tutan Merkez, karar metninde de sürpriz açıklamalarda bulunmadı. Cari dengede iyileşme ifadesinin eklenmesinin dışında metinde başka bir değişiklik bulunmuyor. Ancak bu karar metni, mart ayında da TCMB’nin bir sürpriz yapmama ihtimalini güçlendirdi. Tabii bu kararın daha da netleşmesi için 6 Mart toplantısına biraz daha yaklaşmak doğru olabilir. TCMB’nin ardından iç piyasadaki rahatlama hem dolar kurunun yeniden 5.40 TL seviyesinin altına doğru hareketini desteklerken, bankacılık endeksi öncülüğünde de endeksinde yükselişini sağladı.

      İç piyasada TCMB’nin kararının dışında olağanüstü bir durum olmazken, ABD Başkanı D. Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon görüşmesinin de iç piyasadaki iyimser havayı desteklediğini de eklememek olmaz. ABD ve Türkiye arasında şimdilik yeni bir gelişmenin bulunmaması fiyatlamaları bir nebze de olsa rahatlattı. Her iki ülke arasında diyalog pencereleri korunduğu sürece, iç piyasa açısından olumsuz bir durum bir süre beklemeyebiliriz.

      Dışarıda ise İngiltere’de Brexit sürüncemesi devam ederken, 29-30 Ocak tarihlerinde yapılacak Fed toplantısı öncesinde de Fed üyelerinin konuşmaları sürüyor. Ancak Fed üyelerinden sürpriz açıklamalar bulunmuyor. Hemen hemen hepsi bu yıl için 1 faiz artışını destekliyor ancak bunun kararını yıl içerisinde ABD’deki veriler ve piyasadaki havanın vereceğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla ocak toplantısı için Fed’den bir beklenti bulunmadığı için şimdilik dolar üzerinde yeni bir fiyat hareketi izlenmiyor. ABD’den açıklanan verilerinde bir süre daha dolar üzerinde etkili olmasını beklemiyoruz. Genel olarak, dışarıda dolar çok güçlü değil ve bu da gelişmekte olan ülke piyasalarının nefes almasını kolaylaştırıyor.

      Dolar kuruna baktığımızda, geçtiğimiz hafta 5.40 TL seviyesinin altına doğru gevşemeye başladı. Cuma gününü 5.35 TL çevresinde tamamladı. Kurun şimdilik yükselişinde zorlandığını gözlemliyoruz. Özellikle geçtiğimiz hafta TCMB’nin kararı ve ABD ile Türkiye arasındaki iyimserlik, kurunda geri çekilmesini destekleyen en önemli faktörlerdendi. Aynı zamanda, Dolarında çok güçlü olmayışı bu durumu destekliyor.

      BORSA

      BIST 100 endeksi ortalamalarının üzerinde seyrediyor ve teknik göstergeler endeks için olumlu. Endeks bu hareketini koruduğu sürece yükselişini sürdürmek isteyebilir. Endeks Cuma gününü 98 bin seviyesinin üzerinde tamamladığı için bu haftada bu seviyenin üzerinde kalmaya devam etmesi durumunda güçlenmesinden bahsetmek mümkün olabilir. Bu durumda hafta içerisinde 100 bin seviyesine doğru tepkilerde izleyebiliriz. Buna karşın, endeksin belli direnç noktalarında zayıflaması durumunda ise bir miktar kar satışlarının gelmesini öngörebiliriz. Ancak çok güçlü bir aşağı yönlü hareket şimdilik beklemiyoruz. Özellikle ABD’de S&P endeksi 50 günlük ortalamasının üzerinde kalmaya devam ettiği sürece hem ABD borsalarındaki kazançların sürmesini bekleyebiliriz. Bu durumunda BIST 100 endeksinin kazançlarını korumasını destekleyebileceğini düşünüyoruz.

      DOLAR/TL

      Yazının Devamını Oku

      TCMB sıkı duruşunu korumaya devam ediyor

      16 Ocak 2019
      Merkez Bankası 2019 yılının ilk faiz kararını açıkladı. Piyasaların beklentisi doğrultusunda Merkez politika faizini yüzde 24.00 seviyesinde sabit tuttu.

      Karar metnini incelediğimizde, aralık toplantısındaki metinle hemen hemen aynı sadece cari dengede iyileşme eğiliminin metne girdiği dikkat çekiyor.

      Enflasyon görünümünde belirgin bir miktar iyileşme görülse bile fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiği bu karar metninde de yer alıyor. Bu ifadesinde de aslında bir süre daha sıkı duruşunu koruyacağını ve 06 Mart günü yapılacak yılın ikinci toplantısına yönelik faiz indirim beklentisini de bir nebze de olsa azaltmış oluyor.

      06 Mart günü yapılacak toplantı 31 Mart günü yapılacak Türkiye yerel seçim öncesi bir toplantı olacak. Yerel seçim öncesinde TL varlıklarda dalgalanmalar olabilir. Diğer taraftan, Fed ‘in ise 19-20 Mart tarihlerinde de 2019 yılının ikinci toplantısını yapması bekleniyor ancak güvercin tonda Fed’in bir süre daha korunacağını öngördüğümüz için dış piyasada çok güçlü bir dolar izlenmeyebilir. Bu konjonktürde hem bugünkü karar metninde gördüğümüz hem de 31 Mart seçim öncesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 06 Mart günü de sıkı duruşunu korumasını ve politika faizini yüzde 24.00 seviyesinde sabit bırakmasını beklemek mümkün olabilir.

      Merkez Bankası 06 Mart günkü toplantısında ocak ve şubat ayı enflasyon rakamlarını almış olacak. Mart ayı toplantısında da, faizlerde bir değişiklik yapmasa bile verilerin uygun olması durumunda gelecek toplantılara yönelik faiz indirimi mesajı verebilir.

      Karar metninin piyasalara yansımasına baktığımız zaman, kararın ardından dolar kurunda 5.40 TL seviyesinin altına doğru bir hareket oluşmuş durumda. Bu hareketi ise Merkez’e yönelik faiz indirimi beklentisinin sınırlı da olsa kur üzerinde bir baskı yarattığını dolayısıyla bu baskının kalkmasının ardından kurun aşağı yönlü rahatladığını yorumlayabiliriz. Kur için yeni bir hikaye olmadıkça 5.40 TL altı hareketinde çok ısrarcı kalmayabilir. 50 günlük ortalaması 5.35 TL seviyesinden geçiyor ve TCMB’nin ardından en fazla 5.38 TL seviyesine doğru geri çekilmeyi başarabildi. Dolayısıyla kur 5.35 TL seviyesinin üzerinde kaldığı sürece düşüşünde sınırlı kalabilir ve bir süre 5.35 TL - 5.45 TL aralığını ihlal etmesini bekleyebiliriz.

       

      Yazının Devamını Oku