Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Eda Karadağ

      Eda Karadağ

      Merkez kararlarıyla dolu bir ay…

      23 Şubat 2022
      Piyasaların merakla beklediği mart ayına girmiş bulunmaktayız. 15-16 Mart tarihlerinde Fed toplantısı gerçekleşecek ve karar 16 Mart günü açıklanacak. Önemli bir toplantı çünkü faiz artışının yapılması bekleniyor.

      Fed’in sözlü yönlendirmeleri ve açıklanan enflasyon verileri, bu beklentiyi güçlendirmiş durumda. Kesin gözle faiz artışına bakılıyor ancak mart ayı toplantısı sonrasında atılacak adımlar daha önemli olacak. Enflasyondaki yükseliş sürüyor. Fed bunun önüne geçebilmek adına her toplantıda faiz artırabilirim diyor veya her toplantıda olmasa bile bazı toplantılarda beklentilerin üzerinde faiz artışına gidebileceğine dair sinyaller veriyor. Ciddi bir belirsizlik var ve mart ayı toplantısında verilecek mesajlar bu belirsizliğin dağılmasını sağlayabilir. Fed’i düşünürsek piyasaları ikilemde bırakmayı da sever. Mart ayı toplantısının bir başka önemli tarafı, ekonomik projeksiyonların olması. En son geçtiğimiz yıl, aralık ayı toplantısında Fed projeksiyonlarını yayınlamıştı. Bu yıl için üç faiz artışı öngörüsü vardı. Ancak Fed üyelerinden son gelen mesajlar ve enflasyondaki görünüm bu yıl üçten fazla faiz artışının gelebileceğini destekliyor.

      Bunu göz önünde bulundurursak, Fed’in bu ay yayınlayacağı projeksiyonlar (noktasal grafikte) üçten fazla faiz artışını destekleyen bir tablo çıkarsa, beklentiler biraz daha netlik kazanabilir. Olası böyle bir senaryoda, Dolarda da güçlenme bekleyebiliriz. Tabii soluksuz bir yükselişten de bahsetmiyorum. Şubat ayında toplantı yoktu ve Fed üyelerinin açıklamaları, piyasaları şekillendirmiş, Fed ile ilgili beklentileri etkilemişti. Artık her senaryoyu fiyatlara yansıttığımız için o akşam beklentilerin dışında sürpriz ifadeler, belirsizliklerin azalması ancak durumu değiştirebilir. Yoksa mevcut belirsizlikler sürer ve piyasanın kafasını karıştıran bir tablo yaratırlarsa, yeni bir fiyatlamaya neden olmayabilir. Zor bir toplantı bizleri bekler. Fed kararını verir. Olan piyasaya olur. 

      Fed sonrası gözler 17 Mart günü TCMB’de olacak. Merkezin bu yılki üçüncü toplantısı olacak. Ocak-Şubat aylarında TCMB beklentiler dahilinde politika faizinde bir değişikliğe gitmedi. Biraz geçmişi hatırlayacak olursak, TCMB eylül ayından itibaren faiz indirim sürecine başladı ve en son aralık ayı toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 15,00’dan yüzde 14,00’a indirdi. Toplamda eylül-aralık döneminde 500 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştirilmiş oldu. Aralık ayı toplantısında “arz yönlü ve para politikası etki alanı dışındaki arızi faktörlerin fiyat artışları üzerinde oluşturduğu geçici etkilerin ima ettiği alanın kullanımının tamamlanmasına karar verildiğini” ve “alınmış olan kararların birikimli etkileri 2022 yılının ilk çeyreğinde yakından takip edileceğini” karar metninde yer vermişti. Aralık toplantısından çıkan bu mesajlar, bu yılın ilk çeyreğinde Merkezden bir aksiyon gelmeme ihtimalini güçlendirdi.

      Sonrasında 20 Aralık günü yeni ekonomik paketin açıklanmasıyla birlikte Türkiye’de yeni bir dönemde başlamış oldu. Açıklanan yeni paketin, “döviz caydırıcı-TL özendirici” içerikli olması sebebiyle kurlarda son dönemde görülen yükselişin yerini düşüş aldı. Böylelikle yeni yılın ilk aylarında, döviz kurlarında sakin seyirlerin izlenmesini sağladı. Hala kurda net bir yönden bahsetmek zor olsa bile kurdaki dengeli seyrin bu şekilde devam etmesi, enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletici olabilir.

      Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enflasyonla mücadele süreci devam ediyor. Hala kısa vadede dezenflasyonist süreçten bahsetmek zor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş sürüyor. Salgın sebebiyle petrol talebinde iyileşme görülmesine karşın piyasaya yeteri kadar üretimin yapılamaması, arz sıkıntısına neden oluyor. Arz-talep dengesizliği ve bir süre daha arz konusunun devam etme ihtimali göz önünde bulundurulduğunda enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketin devam etmesine neden olacaktır. İran nükleer anlaşma görüşmeleri sürüyor. ABD’nin son dönemde bu konuya daha sıcak baktığı, İran ile anlaşmaya yakın olduklarına yönelik açıklamalar geliyor. ABD yükselen petrol fiyatlarından rahatsız ve bunun önüne geçmek için stratejik petrol rezervi satışı gerçekleştiriyor. Ancak yeterli olmuyor. İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması durumunda İran petrolünün piyasaya gelecek olması, Suudi Arabistan’dan sonra İran’ın yeterli üretimi sağlayacak olması, petrol fiyatlarında beklenen düşüşü sağlayabilir. Bu nedenle ABD bu konuda anlaşmaya sıcak bakıyor. Tabii bu süreç hala devam ediyor. Bu da bize bir süre daha petrol fiyatlarındaki yükselişin devam edeceğini gösteriyor.

      Ek olarak, Rusya ve Ukrayna meselesini de düşünürsek, kısa vadede bile olsa enerjinin yükselişi, şubat ayı enflasyon rakamları üzerinde ciddi bir baskıya neden olabilir. En son açıklanan ocak ayı Türkiye enflasyonu yıllık bazda yüzde 48,69 ve aylık bazda yüzde 11,10 seviyesindeydi. TCMB faiz indirimlerine devam edeceğini belirtiyor ancak şu an için aceleci davranmıyor. Enflasyonla mücadele sürecinde yeni tedbirlerin alınması, bunların etkilerini görmemiz gerektiğini bize gösteriyor. Önümüzde dezenflasyonist sürece ulaşmamız için biraz daha zaman bulunuyor. Şubat ayı Türkiye enflasyonu 03 Mart tarihinde açıklanacak. Ocak ayında açıklanan rakamların aşılması pek sürpriz olmayabilir çünkü piyasa hala bu beklenti içerisinde. TCMB ocak ayında bu yılın ilk enflasyon raporunu yayınladığında, 2022 yıl sonu TÜFE tahmininde 11,4 puanlık güncellemeyle yüzde 11,8’den yüzde 23,2’ye yukarı yönde revizeye gitmişti. Aynı toplantıda, yeni ekonomi paketi ışığında revize etme çalışmaların sürdüğünü, yeni politikanın temel unsurlarından birinin TL’nin kullanımını önceleyen Liralaşma stratejisi olduğunu da belirtmişti. Bu stratejinin detaylarını da toplantıda açıklamıştı. Şubat ayı toplantısında da liralaşma stratejisine vurgu yapılırken, döviz kurlarındaki dalgalanmayla ilgili ifadenin de metninde yer almadığı görülüyor. Merkez izlemede olduğunu bir süre daha mevcut politikanın korunacağının sinyalini veriyor. TCMB’nin sözlü yönlendirmeleri ve enflasyondaki görünümü baz aldığımızda, 17 Mart günü TCMB’den politika faizini sabit bırakmasına yönelik beklentiler güçlenmiş durumda. Beklentiler dahilinde bir karar, ocak-şubat ayındaki gibi iç piyasa üzerinde bir oynaklığa neden olmayacaktır.  

      Mart ayında, Merkez Bankalarının faiz kararlarını yakından takip edeceğiz. Ancak gözler Rusya-Ukrayna ile ilgili gelişmelerde de olacak. Şubat ayında jeopolitik riskler baskın kalınca dengeler değişmeye başlamıştı. Bu risk sonlanmadıkça piyasa üzerinde baskının da devam etmesini bekleyebiliriz. Tansiyonun azaldığı ve yapıcı açıklamaların geldiği durumda da risk iştahının toparlanıp, borsalarda alımlar, emtialarda da çıkışlar görmek mümkün olacaktır. Uzun geçen ocak ayından sonra şubat ayının hızlı bitmesi, güzel bir duyguydu. Cemreler düşüyor, bahar geliyor. Ancak küresel piyasalar için aynı ifadeleri kullanmak epey zorlaştı. Sonuçta mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır. 

      Yazının Devamını Oku

      Altında kararsızlık sürüyor

      1 Şubat 2022
      Küresel piyasalarda, ons altın yeniden 1800 dolar üzerine doğru yükselmeye başladı. Dolar endeksinin 97,00 puanın altına doğru gevşemesi, altının bu hareketini destekliyor. Teknik olarak hala güçlü olduğunu söylemek güç. Altında kısa vadede güçlü bir yükseliş beklentisi bulunmuyor.

      Ons altının son günlerde, 1850 dolar seviyesine doğru yükselmesi, Ukrayna-Rusya arasındaki tansiyonun artmasından kaynaklıydı. Jeopolitik riskler, altında güvenli liman algısını çalıştırınca, altında da 1850 dolar seviyesine yükseliş kaydedildi. Ancak bu tarz haber akışları enstrümanlar üzerinde kısa vadede oynaklığa neden oluyor. Hala iki ülke arasındaki gelişmeler sonlanmış değil. Ek olarak, ABD ve diğer ülkelerin Rusya’ya yönelik sert söylemleri sürüyor. Bu tablo, altınında kendisini beslemesine yardımcı olabilir. Kısacası, jeopolitik risklerle ilgili yeni gelişmeler, altın üzerinde de etkili olmaya devam edebilir. Tansiyonun daha da artması altının yeniden 1850 dolar seviyesine doğru yükselişine yol açabilir veya belki bu seviyeyi bile kırması mümkün olabilir.

      Bu temel hikayesinin dışında, ons altın için bir diğer konu Fed olarak görülüyor. Düşük faiz ortamının sonuna yaklaşıyoruz. Fed, piyasaları alıştırıyor ve mart ayında ilk faiz artışını yapmaya hazırlanıyor. Yılın kalanı için faiz artış hızının nasıl olacağıysa enflasyon verilerine bağlı olacaktır. Fed, enflasyonu düşürmeye kararlı ve enflasyonda düşüş sağlanana kadar faiz artışına devam edeceğiz şeklinde yorumlarını dile getiriyor. Fed’in agresifleşmeye devam etmesi ve en son yayınlanan aralık ayı projeksiyonlarda belirtilen üç faiz artışından da fazla yıl içerisinde faiz artırmaları, emtiaları baskılayabilir. Bu görünüm karşısında, ons altın ivme kaybeder. Fed etkisi olduğu için ons altın açısından bu sene pek iyimser değilim.

      Kısa vadeli yükseliş hareketleri görülebilir ancak orta-uzun vade için altında yön aşağı olabilir. Haftanın kalanı için ABD’de istihdam verileri ve Fed üyelerinin konuşmaları, altının seyri açısından takip edilebilir. Dolar endeksinin yeniden 97,00 puan üzerine doğru yükselmesi, altını baskılayabilir. Teknik olarak ele aldığımda, ons altın için 1815 – 1835 dolar ve 1850 dolar direnç noktaları olarak takip edilebilir. Bu dirençler kırılmadıkça altındaki yükselişi geçici bir yükseliş olarak yorumlamak mümkün olacaktır. Geri çekilmelerde, 1800 dolar altında 1760-1750 dolar destek alanı olurken, bu desteklerin üzerinde kaldığı sürece satışlarda sınırlı kalabilir. Ancak bu desteklerin altına doğru bir eğim satışların hızlanmasına neden olabilir. Kısa vade için biraz daha yatay ve kararsız seyirler devam edebilir.

      Yazının Devamını Oku

      Yine Fed Hep Fed…

      31 Ocak 2022
      Yeni yıla Fed ile girdik ve onun etkisiyle devam ediyoruz. Ocak ayı boyunca Fed’in sözlü yönlendirmeleri, istihdam ve enflasyon verileriyle piyasalarda ilk faiz artışına yönelik beklentiler şekillenmeye başladı.

      Geçtiğimiz yıl verilen mesajlar doğrultusunda Fed’in bu yılın ikinci yarısından itibaren faiz artışına başlaması beklentiler dahilindeydi. Ancak, kasım ayında verilen mesaj ve tahvil alım programının daha erken sonlanacağını belirtmeleriyle, bu beklenti mayıs veya haziran toplantılarına kaydı. Bu da yetmedi, Fed yeni yılda, enflasyondaki yükselişin önüne geçmek için gerekirse daha agresif bir şekilde faiz arttırırız demeye başladı. Bu da piyasaların yeniden beklentilerini gözden geçirmesine ve böylelikle ilk faiz artışının mart ayında başlanacağı şeklinde yorumlandı.

      Piyasada nefesler tutuldu ve 26 Ocak günü Fed’in faiz kararı izlendi. Fed beklentiler dahilinde faiz oranını sabit bıraktı. Şahin tonunu koruduğu bir toplantı oldu. Mart ayındaki toplantısına yönelik faiz artışını destekleyen açıklamalar geldi. Fed, mart ayına yeşil ışık yaktı diyebiliriz. Tahvil alım programı mart ayı başında sonlanacak. Bilanço küçültme içinde gelecek toplantılarda ele alacakları belirtildi. Buraya kadar bir sorun yok, her şey beklentiler doğrultusunda ilerliyor. Mart ayı sinyali sürpriz değil ve önceden fiyatlandığı için karar sonrası borsalarda alımlar görünüyor, altında mevcut seyrini koruyor. Kısa vadede Fed belirsizliğinin kalkmasıyla bu tepkileri gördük. Ancak asıl ifade Powell’dan geliyor. Sorulan bir soru karşısında verdiği cevapla risk iştahında düşüş gözlemleniyor ve borsalarda, emtialarda satışlar başlıyor. Fed Başkanı Powell, istihdam piyasasını riske atmadan faiz artıracaklarını ve yeterli alanlarının olduğunu belirtiyor. Bu ifade, önümüzdeki her toplantı için faiz artışının masada olduğunu ve Fed’in bu yıl için belki üçten bile fazla faiz artışına gidebileceğinin sinyali olarak yorumlanıyor.

      Karar sonrası piyasaları hareketlendiren asıl bu ifade oldu. Son dönemde verilen mesajlar nedeniyle birçok kurum Fed’in bu yıl için daha fazla faiz artırabileceğini raporlarında yer vermeye başlamıştı, o akşam bunu da destekleyen ifade olması işleri daha da ciddi bir boyuta taşıdı. Gözler, mart ayı toplantısında. 15-16 Mart tarihlerinde olacak. Mart ayında bir faiz artışı gelebilir ihtimali piyasaya verildiği için en azından bir faiz artırımı sürpriz olmayacaktır aksine piyasadaki belirsizlik sona ereceği için piyasa rahatlayacaktır. Aralık ayı toplantısında projeksiyonlar yayınlanmıştı ve bu yıl için üç faiz artışı öngörüsü bulunuyordu. Mart ayı toplantısında da bu yılın ilk projeksiyonları yayınlanacak. Faiz için alanı olduğunu belirtmesiyle üçten daha fazla faiz artışı gelebilir diye düşünen piyasa, 16 Mart günü noktasal grafiklerde bunun cevabını arıyor olacak.

      Projeksiyonlarda üçten fazla faiz artışı öngörüsü verilirse, bu durum Fed’in daha da şahinleşeceğini gösterir. Ancak şunu da belirtmek isterim, ocak ayının ilk günlerinde, Fed piyasaya erken faiz artışı sinyali verdiği için mart ayı beklentileri konuşuldu ve 26 Ocak günü gelen açıklamalarda, mart ayını göstermeleri sürpriz olmadı. Yani Fed toplantısını beklemeden piyasayı ısıttı ve oynaklığın bir nebze de olsa azalmasını sağladı. Dolayısıyla 16 Mart gününe kadar önümüzde bir süre var ve Fed üyelerinin açıklamaları mart ayında verilecek mesajların öncü sinyali olarak değerlendirilecektir. Yani, şubat ayında istihdam ve enflasyon verilerine ek olarak asıl Fed üyeleri ve Fed Başkanının piyasaya vereceği mesajlar, beklentilerin şekillenmesini sağlayabilir. Sözlü yönlendirmeler, mart ayı toplantısında oluşabilecek oynaklığın önüne geçmesini sağlayabilir.

      Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından zorlu bir sürece giriyoruz. Fed bu yıl içerisinde ne kadar şahinleşir ve ne kadar çok faiz artışına giderse, para ABD’ye kayacak ve gelişmekte olan ülkelere yönelik fon girişlerinde azalmalar meydana gelebilir. Fed dışında konuşulan bir başka konuda, Rusya-Ukrayna arasındaki tansiyonun artması ve ABD’nin Rusya’ya sert yaptırımlarda bulunacağına dair tehditlerde bulunması olarak görülüyor. Jeopolitik riskler ne yazık ki beklenmedik fiyatlamalara neden olabiliyor. Bu üçlü karşısında küresel borsalarda satışların derinleştiği gözlemleniyor. İşin siyasi tarafı olması sebebiyle alanım olmamasından dolayı bu konuya dair bir yorum yapmam güç. İşin fiyatlama kısmına baktığımda, riskler dağıldıkça, ülkeler arasındaki sorunlar azaldıkça risk iştahının daha kolay ve hızlı toparlanması beklenebilir. Bu olmadıkça salgın gibi bunu da bir risk olarak izlemeye devam ediyor olacağız. 

      Pandemiyle birlikte iki yılı devirdikten sonra artık ülkeler kendini toparlamaya başladı. Majör Merkez Bankalarından sıkılaşma adımlarının geleceği dönemde, ekonomik aktivitelerde de hızlı iyileşme beklentileri oldukça yüksek. Ancak bir enflasyon riski var. Dünya enflasyonla mücadele ediyor. Fed bunun için faiz artışına başlıyor ve gelişmekte olan birçok ülkenin de faiz artışına gittiği gözlemleniyor. Kısa vade için enflasyonda bir düşüş beklentisi bulunmuyor. Tedarik sıkıntılarının zamanla azalacak olması biraz enflasyon üzerindeki baskının da hafiflemesini sağlayabilir. Enerji fiyatlarını unutmamak gerek çünkü yükselen petrol fiyatları haliyle enflasyonu baskılamaya devam edebilir. Bu doğrultuda, petrol fiyatlarının bir dengeye oturması ve telaffuz edilen 3.çeyrek beklentileri için 100$ seviyelerine ulaşmaması, bir nebze de olsa enflasyonun düşüşünü destekleyebilir. Kısacası bu yıl içinde dünyanın enflasyonla mücadelesi devam edecektir. Enflasyon düşüş kaydedene kadar bizde bu yıl bu konuyla ilgili olarak çok fazla kafa yoruyor olacağız. 

      Borsa İstanbul için volatilitenin yüksek olduğu günlerden geçiyoruz. Kritik seviyelerdeyiz. Endeks için bu yıl içinde yeni zirveler test etmesi beklentiler dahilinde bulunuyor. 4.çeyrek bilanço dönemine başlıyoruz ve açıklanacak bilançoların hisse bazlı ayrışmalara neden olması beklenebilir. Endekste ağırlığı yüksek şirketlerden iyi karlar gelmesi yeniden endeksin 2000 puan üzerindeki hareketini kolaylaştırabilir. Kurlar cephesinde dengelenmenin bir süre daha devam etmesini bekliyorum.

      Aralık ortasında açıklanan yeni ekonomik paketiyle birlikte kurlarda sakinleşti ve son haftalardaki köpüğün alındığı görüldü. Son günlerde, 12,00 -14,00 TL aralığında yatay bir seyir izleniyor. Zaten hatırlayacak olursak, aralık ayında TCMB’den gelen ilk müdahaleler kurun 14,00 TL seviyesine ulaşmasıyla olmuştu. Yani 14,00 TL ve üzeri pek istenilen bir seviye olmaması sebebiyle olası bu seviyenin üzerine doğru bir eğim yeniden müdahaleleri beraberinde getirebilir. Kısa vade için kurlardaki oynaklığın dindiğini ve bununda endeks üzerindeki baskıyı hafifletebileceğini düşünüyorum. Jeopolitik riskler sürdüğü için bizim açımızdan da bir risk olarak değerlendiriliyor.

      Yazının Devamını Oku

      Yine Fed Hep Fed…

      25 Ocak 2022
      Yeni yıla Fed ile girdik ve onun etkisiyle devam ediyoruz. Ocak ayı boyunca Fed’in sözlü yönlendirmeleri, istihdam ve enflasyon verileriyle piyasalarda ilk faiz artışına yönelik beklentiler şekillenmeye başladı.

      Geçtiğimiz yıl verilen mesajlar doğrultusunda Fed’in bu yılın ikinci yarısından itibaren faiz artışına başlaması beklentiler dahilindeydi. Ancak, kasım ayında verilen mesaj ve tahvil alım programının daha erken sonlanacağını belirtmeleriyle, bu beklenti mayıs veya haziran toplantılarına kaydı. Bu da yetmedi, Fed yeni yılda, enflasyondaki yükselişin önüne geçmek için gerekirse daha agresif bir şekilde faiz arttırırız demeye başladı. Bu da piyasaların yeniden beklentilerini gözden geçirmesine ve böylelikle ilk faiz artışının mart ayında başlanacağı şeklinde yorumlandı. 15-16 Mart tarihlerinde toplantısı olacak ve 16 Mart akşamı biz net bir şekilde faizin artırılıp artırılmadığını görüyor olacağız.

      Fed’in ocak ayı toplantısı da 25-26 Ocak tarihlerinde bulunuyor. Ben yazıyı kaleme aldığımda ocak ayı toplantısı gerçekleşmemişti. Dolayısıyla Fed’in ocak toplantısında vereceği mesajlarda mart ayı toplantısı için aslında kritik olacak. Mart ayı beklentilerini güçlendiren açıklamaların gelmesi durumunda piyasalarda Doların bir miktar daha yükselmesine ve emtialarında negatif etkilenmesine neden olabilir. İkinci bir konuda Fed’in ne kadar agresif olacağı. En son aralık ayı toplantısında yayınlanan projeksiyonlarda Fed bu yıl için üç faiz artışı öngörüsünde bulunmuştu. Ancak o günden sonra gelen açıklamalar ve enflasyondaki görünüm, Fed’in üçten fazla faiz artışına gidebileceğini güçlendiriyor.

      Yabancı kurumlar bu yıl için Fed’den 6-7 faiz artışı gelebilir şeklinde raporlarını yayınlıyorlar. Aslında bu beklentiler daha çok mart ayı toplantısı sonrasında netleşebilir. Sonuçta daha önümüzde açıklanacak istihdam ve enflasyon verileri bulunuyor. Beklentiler yıl içerisinde değişiklik gösterecektir. Bir yandan da faiz artışı başlamasının ardından bilanço küçültme içinde adımlar gelecektir. Kısacası bu yılda her yıl olduğu gibi Fed’in yılı olarak görülüyor. Daha çok Fed’i konuşup, yazılarda ele alıyor olacağız. Ocak ayı toplantısını görmeden yazdığımı göz önünde bulundurduğumuzda, önümüzdeki aylar için beklentiler doğrultusunda Fed’in mart ayında faiz artışına başladığını ve yıl içerisinde üçten fazla faiz artışına gidebileceğini düşünürsek, Dolar pozitif bir algı yaratacaktır. Güçlenen Dolar, gelişmekte olan ülke piyasaları açısından baskı oluşmasına neden olabilir. Geçtiğimiz yıllarda da benzer senaryoları görmüştük. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir durum, birçok gelişmekte olan ülke faiz artışına gidiyor. Türkiye’de de faiz indirimi sürecindeyiz. Türkiye üzerinde Doların güçlenmesi ekstra bir baskıya neden olabilir.

      Fed dışında konuşulan bir başka konuda, Rusya-Ukrayna arasındaki tansiyonun artması ve ABD’nin Rusya’ya sert yaptırımlarda bulunacağına dair tehditlerde bulunması olarak görülüyor. Jeopolitik riskler ne yazık ki beklenmedik fiyatlamalara neden olabiliyor. Bu üçlü karşısında küresel borsalarda satışların derinleştiği gözlemleniyor. İşin siyasi tarafı olması sebebiyle alanım olmamasından dolayı bu konuya dair bir yorum yapmam güç. İşin fiyatlama kısmına baktığımda, riskler dağıldıkça, ülkeler arasındaki sorunlar azaldıkça risk iştahının daha kolay ve hızlı toparlanması beklenebilir. Bu olmadıkça salgın gibi bunu da bir risk olarak izlemeye devam ediyor olacağız.

      Pandemiyle birlikte iki yılı devirdikten sonra artık ülkeler kendini toparlamaya başladı. Majör Merkez Bankalarından sıkılaşma adımlarının geleceği dönemde, ekonomik aktivitelerde de hızlı iyileşme beklentileri oldukça yüksek. Ancak bir enflasyon riski var. Dünya enflasyonla mücadele ediyor. Fed bunun için faiz artışına başlıyor ve gelişmekte olan birçok ülkenin de faiz artışına gittiği gözlemleniyor. Kısa vade için enflasyonda bir düşüş beklentisi bulunmuyor. Tedarik sıkıntılarının zamanla azalacak olması biraz enflasyon üzerindeki baskının da hafiflemesini sağlayabilir. Enerji fiyatlarını unutmamak gerek çünkü yükselen petrol fiyatları haliyle enflasyonu baskılamaya devam edebilir. Bu doğrultuda, petrol fiyatlarının bir dengeye oturması ve telaffuz edilen 3.çeyrek beklentileri için 100$ seviyelerine ulaşmaması, bir nebze de olsa enflasyonun düşüşünü destekleyebilir. Kısacası bu yıl içinde dünyanın enflasyonla mücadelesi devam edecektir. Enflasyon düşüş kaydedene kadar bizde bu yıl bu konuyla ilgili olarak çok fazla kafa yoruyor olacağız. 

      Borsa İstanbul için volatilitenin yüksek olduğu günlerden geçiyoruz. Kritik seviyelerdeyiz. Endeks için bu yıl içinde yeni zirveler test etmesi beklentiler dahilinde bulunuyor. 4.çeyrek bilanço dönemine başlıyoruz ve açıklanacak bilançoların hisse bazlı ayrışmalara neden olması beklenebilir. Endekste ağırlığı yüksek şirketlerden iyi karlar gelmesi yeniden endeksin 2000 puan üzerindeki hareketini kolaylaştırabilir.

      Kurlar cephesinde dengelenmenin bir süre daha devam etmesini bekliyorum. Aralık ortasında açıklanan yeni ekonomik paketiyle birlikte kurlarda sakinleşti ve son haftalardaki köpüğün alındığı görüldü. Son günlerde, 12,00 -14,00 TL aralığında yatay bir seyir izleniyor. Zaten hatırlayacak olursak, aralık ayında TCMB’den gelen ilk müdahaleler kurun 14,00 TL seviyesine ulaşmasıyla olmuştu. Yani 14,00 TL ve üzeri pek istenilen bir seviye olmaması sebebiyle olası bu seviyenin üzerine doğru bir eğim yeniden müdahaleleri beraberinde getirebilir. Kısa vade için kurlardaki oynaklığın dindiğini ve bununda endeks üzerindeki baskıyı hafifletebileceğini düşünüyorum.

      Jeopolitik riskler sürdüğü için bizim açımızdan da bir risk olarak değerlendiriliyor. Türkiye şimdilik Rusya-Ukrayna için arabulucu konumunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ikili temasları sürüyor. Ancak dışarıdaki görünüm daha da bozulur, ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları devreye girer ve tansiyon daha da artarsa bu durumda Borsa İstanbul’da da satışlara neden olabilir. Enflasyon bir süre daha yüksek seviyelerde olacaktır. Enflasyondan korunma amaçlı borsa her zaman cazip bir yatırım aracı olarak bulunuyor ve bulunmaya devam edecektir. Burada önemli olan, yatırımcıların kulaktan dolma bilgilerle şirket seçmemesi olacaktır. Aracı kurumların, işlem gören şirketler hakkında detaylı raporları bulunuyor. Yatırımcıların o raporları okuyup, deneyimli kişilerden tavsiyeler alarak kendi portföylerini oluşturmaları daha sağlıklı olacaktır. Özellikle sosyal medyada yapılan paylaşımlara karşı dikkatli olmalarını öneriyorum. Seçtikleri şirketin; borçluluk rasyosu, nakit durumu, ihracat odaklı olup olmaması, geleceğe dönük yatırımları ve sektör içindeki payı, bunların hepsine bakılarak güzel seçimler gerçekleştirilebilir. Bu da kısa vadedeki oynaklıktan sizleri korur. 

      Yazının Devamını Oku

      Bir yıl daha geride kalıyor...

      23 Aralık 2021
      Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, açıkladığı yeni ekonomik tedbirlerin ardından piyasada fiyatlama davranışlarındaki bozulma azalırken, döviz kurlarındaki artışında yumuşadığı görüldü. Tedbirlerle ilgili bir süre daha detayların konuşulması ve piyasanın yeni tedbirlere alışması biraz zaman alabilir. Bu önlemler içerisinde en dikkat çekici yeni mevduat sistemi oldu.

      Dövize endeksli yeni sistemin detayları da Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklandı. Kur getirisi, TL mevduat kazancının üstündeyse aradaki farkın doğrudan vatandaşa ödeneceği belirtiliyor. Özellikle son günlerde, döviz getirisinin daha hızlı olması, yatırımcıların TL’den çıkıp dövize yönelmesine neden olmuştu. Alınan bu kararın yerinde olduğu görülmekte. İhracatçı firmalar için geleceğe yönelik bir fiyat vermek zorlaşmıştı, bu açıdan TCMB aracılığıyla ileri vadeli kur rakamı verileceği bildirildi. İhracatçılar, sanayi şirketleri için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. BES ile ilgili stopaj düşürüldü. Borsada temettü ödemeleri üzerindeki stopajda indirildi. Bunlara ek olarak başka tedbirlerde bulunuyor.

      Sonuç olarak, dövize veya altına yatırarak getiri elde etmek yerine başka seçeneklerde sunulduğu görülüyor. Yatırımcının bilgilendirilmesi, ikna edilmesi bu noktada çok önemli. Bunlar detaylı bir şekilde anlatılırsa bu doğrultuda en azından yatırımcıda yatırım araçlarını daha aktif bir şekilde kullanabilir. Yapılan açıklamalar sonrasında ilk fiyatlamalara bakıldığında, DolarTL kurunda 18,36 TL’den 11,12 TL’ye doğru geri çekilme sürdü. Kurdaki oynaklığın azaldığı ve dengelenme çabası içerisinde olduğu görülüyor. DolarTL ve BIST100 endeksinde son dönemde izlenen yükseliş sonrası her ikisinin de yüzde 50 düzeltmesi gerçekleşti. Kurdaki düşüşe paralel olarak gram altında da 1058 TL seviyesinden 640 TL seviyesine doğru geri çekilme izlendi.

      TL özendirici, döviz caydırıcı bir dizi önlem sonrasında yurt içi piyasalardaki tansiyon dindi. Oynaklık yine devam ederken özellikle döviz kurlarındaki yükselişin önüne geçilmiş durumda. Kasım ayı toplantısında faiz hamlesi konusunda sınırlı alanı kaldığını belirten Merkez, aralık ayında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 15,00’dan yüzde 14,00’a indirmiş ve alanını sonlandırdığını belirtmişti. Bu hamle sonrası ocak ayı beklentileri şekillenmeye başladı ve TCMB’nin yeni yılın ilk toplantısında piyasayı izleyeceği ve pas geçeceği şeklinde yorumlar artmış durumda. Dünyada enflasyon yükselirken, Türkiye’de de en son yapılan zamlar, petrol fiyatlarındaki yüksek seviyeler derken enflasyonu baskılayan faktörlerin sürmesi, kısa vadede enflasyondaki düşüşün zor olacağının göstergesi olarak yorumlanıyor. Türkiye kısmını sonlandıracak olursam, 20 Ocak 2022 tarihinde yapılacak olan TCMB faiz kararı için beklentiler şimdilik politika faizinin sabit bırakılacağı yönünde.

      16 Haziran 2021 günü piyasalara sıkılaşmaya başlayacaklarının ilk sinyalini vermişti. Pandemi döneminde likidite bolluğu yaratan Fed, artık muslukları kapatacağını ve faiz artırma dönemine başlayacağını belirtmiş oldu. Tabii ki bu süreç o kadar hızlı gerçekleşmedi çünkü enflasyon ve istihdam Fed içinde oldukça sıkıntılı iki gösterge. İstihdamda pandemi öncesi seviyelere ulaşmalarının zaman alacağını belirtirken, aralık ayına kadar enflasyondaki yükselişinde “geçici” olduğunu vurguladılar. Ancak Fed yıl bitmeden enflasyondaki yükselişin pek geçici olmadığına ikna oldu ve aralık ayındaki toplantılarında da enflasyondaki yükselişin bir süre daha devam edeceğini hatta yayınladıkları projeksiyonlarda da enflasyon beklentilerini yukarı yönde revize ettiklerini duyurdular.

      Tahvil alım programını azaltmaya başlayan Fed, aralık ayında bunun hızını iki katına çıkardı ve 2022 yılının ortasına kalmadan bu programını bitirmeyi planladıklarını belirtti çünkü enflasyonu yükseliyor. Varlık alım programı sonlandıktan sonra Fed’in faiz artırma dönemi başlayacak. Zaten projeksiyonlarda gelecek sene için üç faiz artış beklentisi görülüyor. Bu beklenti 2022 yılında enflasyon ve istihdam verilerine ek olarak salgının seyrine göre değişiklik gösterebilir. Fed, her sene olduğu gibi 2022’de de başrolü kimseye vermeyecektir.

      Mevcut Başkan Jerome Powell zaten 2022’de görevine devam edecek. Fed’in politikasına dair kısa vadedeki belirsizliklerin sonlanması piyasalar üzerinde bu açıdan baskının da azalmasını sağladı. Fed, 2022 yılının ilk toplantısını 25-26 Ocak tarihlerinde gerçekleştirecek. Yeni yılın ilk toplantısında özellikle aralık-ocak ayları arasında Noel tatilinin de olması sebebiyle Fed’in dilini değiştirebilecek bir gelişmenin olacağı beklenmiyor. Bu nedenle piyasalarda ciddi oynaklık yaratabilecek bir toplantı olmayabilir. Buna rağmen yine de bir Fed toplantısı olması sebebiyle zaman yaklaştıkça piyasalarda Fed belirsizliğine dair fiyatlamalar sınırlı da olsa etkisini gösterebilir. Ancak beklentilerde sapma yaratmayacaktır.

      Şimdiden herkese sağlıklı, huzurlu, bereketli ve barış dolu bir yıl diliyorum…

      Yazının Devamını Oku

      Bir yılın daha sonuna gelirken riskler peşimizde!

      29 Kasım 2021
      2019 Kasım ayından bu yana salgının hayatımızda olması ve üzerinden iki sene geçmesine rağmen hala bitmemesi, piyasalar üzerinde de baskının sürmesine neden oluyor.

      Bu yılın başından itibaren, aşıların bulunması ve dünyanın aşılanmasıyla birlikte yılın ortasında artık dünya normalleşmeye başladı. Karantinalar kaldırıldı, tedbirler hafifletildi ve seyahat yasakları rafa kalktı. Kışın gelmesiyle, havaların soğuması hastalıkların artmaya başlaması ve bununla birlikte yine Avrupa’da hızla artan vaka sayıları nedeniyle bazı Avrupa ülkelerinin tedbirlerini arttırmak zorunda kalmasına şahit olduk. Sonrasında karşımıza Güney Afrika’da görülen yeni bir varyant çıktı. En son Delta varyantıyla çalkalanan dünya şimdi Afrika’daki yeni varyantla karşı karşıya kalmış durumda.

      Yeni varyanta dair net bilgilerin bulunmaması, bilimsel sonuçlar için yaklaşık iki hafta sürebilir şeklinde açıklamalar gelmesi dünyanın kafasını karıştırmaya başladı. Yeni varyant haberiyle aşıların yetersiz kalabilme ihtimaline dair söylemler ortaya çıkınca 26 Kasım Cuma günü “Kara Cuma” niteliğinde bir gün yaşandı. Küresel borsalarda satışlar derinleşti, yarım gün açık olan ABD borsalarında bile kayıplar %2’yi aştı.

      Hafta sonu Dünya Sağlık Örgütü yapmış olduğu açıklamasında, yeni varyantın daha hızlı yayıldığına ve diğer varyantlara kıyasla daha şiddetli hastalığa neden olduğuna dair net bir kanıt olmadığını ifade etti. Bu varyantın etkilerinin sınırlı olmasının, piyasaları çok fazla etkilemeyeceği belirtiliyor. Dolayısıyla salgının seyri aralık ayında da yakından izlenecektir.

      Dünyada vakalar daha da artar, yeni varyantlara karşı aşılar yetersiz kalırsa bu durum geçtiğimiz yılki gibi bir paniğe neden olabilir. Ancak biraz daha iyimser senaryoları konuşmak gerekirse, aşıların yeni varyantlar üzerinde de etkili olması bekleniyor. Bu nedenle aşılamada geri kalmış ve aşılarını tamamlamamış ülkeler, ivedilikle aşı konusunun üzerine düşüp, ülkesinde aşılanma oranını yükseltmesinin salgınla mücadelede daha hızlı yol alınabilmesi açısından önemli olacaktır. Aralık ayında yurtdışında yılbaşı rehaveti nedeniyle her yıl olduğu gibi hacmin zayıf olduğu ve daha yatay bir piyasa izlenmesi beklenebilir. Ancak salgının hala hayatımızda olması sebebiyle yılın son ayında salgınla ilgili gelişmeler, DSÖ tarafından gelecek açıklamalar, piyasaların seyrinde daha belirleyici olabilir.

      2021 yılı petrol fiyatlarının yılı olacaktı ta ki ABD’nin koordineli bir şekilde stratejik rezerv satışı yapacağını belirtmesi ve sonrasında gelen yeni varyant haberine kadar. Dünya normalleşip, seyahat yasakları kalkmasıyla birlikte OPEC+ grubunun pandemi döneminde uyguladığı politikanın etkileri, petroldeki yükselişle kendisini göstermeye başladı. Arz – talep dengesizliği sebebiyle fiyatlarda son günlerde hızlı yükseliş görülürken bu durumda dünyada enflasyonun yükselmesine de neden oldu.

      Petroldeki yükseliş OPEC+ grubu için gayet memnun edici bir durumdu, gelirleri artıyor ve bütçe açıklarını kapatabiliyorlardı. Bu nedenle OPEC+ mevcut politikasını korumaya devam etti. Ancak dünyada fiyatlardaki artış bir sorun olmaya başladı ve ABD bunun önüne geçmek için Çin, Hindistan, Rusya, Güney Kore ve başka birçok ülkeye koordineli bir şekilde rezerv satışı yapmayı teklif etti. ABD’ye şimdilik Japonya, Hindistan’ın destek vereceği haberler arasında. En fazla satış ABD’den geleceği belirtiliyor. Ancak bu durum önceden fiyatlara yansıtıldığı için netleşen bu haber akışları sonrası, beklentilerin altında satış yapılacak olması, fiyatlarda yeni bir harekete neden olmadı.

      Asıl Varyant haberi senaryoları değiştirdi, yeni seyahat yasaklarının gündeme gelmesi petrolde talep açısından olumsuz olabileceği gibi fiyatlarda da aşağı yönlü seyrin sürmesine neden oldu. Aralık ayında salgının seyri, rezerv satışına dair haberler ve 29 Kasım tarihinde başlayan İran nükleer anlaşması görüşmeleri yakından takip edilecek. Bu gelişmeler neticesinde petrol fiyatlarının seyri daha net belirlenecektir düşüncesindeyim. Kısa vadede dalgalanmalar devam edebilir. Özellikle yeni varyantın etkisinin sınırlı kalabilme ihtimali güçlenir ve seyahat yasakları kademeli bir şekilde kaldırılırsa bu durum fiyatların hızlı bir şekilde kayıplarını toparlamasını sağlayabilir. Aralık ayında OPEC+ grubunun da aylık toplantı yapması bekleniyor.

      Son dönemde yaşanan gelişmeler sonucu grubun yeni yılda yeni üretim artışına gitmeyebilir beklentisi konuşuluyor. OPEC+ eğer beklentiler doğrultusunda yeni yılın ilk ayları için yeni üretim artışına gitmeme kararı alırsa fiyatları destekleyebilir. Brent petrolde teknik seviye verecek olursam, 80-81 dolar band aralığını direnç konumunda izliyoruz. Bu direncin kırılmasıyla yeniden 85,00 dolar seviyesine doğru bir hareketlenme görülebilir. Buna karşın, geri çekilmelerin devamında 70,45 - 69,65 dolar destek noktaları olarak bulunuyor. Belirtilen destek noktalarının altında güçlü kapanışlar görmedikçe Brent petrolde güçlü bir satış baskısı oluşmayabilir.

      Yazının Devamını Oku

      1.500 puana doğru adım adım…

      25 Ekim 2021
      ABD’de bilanço desteğini alan endeksler geçtiğimiz hafta yükselişe geçti. Hafta içerisinde alımların hızlandığı görülürken, haftanın son işlem gününde hız biraz kesildi. Dow Jones endeksi yüzde 0,21 artışla 35.677, S&P 500 endeksi yüzde 0,11 düşüşle 4.544 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,82 kayıpla 15.090 seviyesinden haftayı tamamladı.

      Bilançoların daha baskın olduğu günlerden geçmemize karşın mevcut risklerinde devam ettiğini unutmamak gerekiyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş beklentisi korunurken, bu artışın enflasyon üzerinde de baskı kurduğu dolayısıyla enflasyonda “geçici” değil “kalıcı” bir yükseliş beklentisi hala mevcut. Bu riskler devam ederken risk iştahı üzerinde de baskı kurduğu için zaman zaman endekslerde alımların yerini satışlar alabiliyor. Aslında ana resimde kararsız seyirlerin devam ettiğini söylemek mümkün. Bu hafta içinde ABD’de teknoloji devlerinden açıklanacak bilançolar ön planda olacaktır. Apple, Amazon, Microsoft, Facebook gibi şirketlerin karları ABD endekslerinin seyri açısından takip edilebilir.

      Bilançolar dışında hafta içerisinde ABD’de üçüncü çeyrek Gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) büyüme verisi açıklanacak. Veri ilk okuma olması sebebiyle fiyatlar üzerinde ciddi bir oynaklık yaratmayabilir. Bir diğer önemli veriyse ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yakından izlediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksi olarak bulunuyor. Özellikle cuma günü açıklanacak olan bu verinin enflasyonla ilgili olması sebebiyle piyasalar tarafından nasıl yorumlanacağı önemli olacaktır. ABD’de bu hafta Fed üyeleri sessizliğini korumak isteyebilir çünkü önümüzdeki hafta 3 Kasım Çarşamba günü Türkiye saati ile 21:00’da Fed faiz kararını açıklayacak.

      Karar öncesi son hafta olması sebebiyle bu hafta Fed tarafı sakin kalacaktır. Tabii cuma günkü veriyi göreceği için toplantı açısından da kritik olacağını ifade etmek isterim. Avrupa’da ise bu hafta Avrupa Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Karara dair bir sürpriz beklenmiyor. Ancak İngiltere Merkez Bankasından (ECB) faiz artışı sinyali gelirken, Fed’in de varlık alım programında azaltıma gideceğine dair beklentiler konuşulurken, ECB’nin bu beklentiler karşısında nasıl mesajlar vereceği piyasaların seyrini belirleyebilir.

      Yurt içi piyasalar içinde gündem perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) enflasyon raporu olacaktır. Bu yılın son enflasyon raporu olması sebebiyle biraz kritik. En son temmuz ayında yayınlanan raporda, Merkez bu yıl için enflasyon tahminini yüzde 12,2'den yüzde 14,1'e ve 2022 yılı içinse yüzde 7,5'ten yüzde 7,8'e yukarı yönde revize etmişti. Merkezden gelecek açıklamalar iç piyasanın seyrini etkileyebilir. 29 Ekim Cuma günü Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla 28 Ekim günü yarım gün, 29 Ekim günü tam gün iç piyasa kapalı olacak. Haftanın sonuna doğru artık tatil rehaveti nedeniyle piyasalarda işlem hacminde bir zayıflama görülebilir.

      Borsa İstanbul için haftanın sonlarına doğru tatil olmasına karşın ilk günler hareketli geçecek gibi gözüküyor. Türkiye’de de bilanço sezonu geçtiğimiz hafta itibariyle başladı ve bu hafta açıklanacak önemli şirket karları bulunuyor. Hafta içerisinde hisse bazlı ayrışmalar görülebilir. BIST100 endeksi 06 Ekim tarihinde 1.371 puandan destek alarak yükselişini sürdürüyor. Geçtiğimiz hafta endekste alımların daha da hızlandığı görüldü. Cuma günkü kapanışı 1.479 puandan gerçekleşti. Kritik seviyelerdeyiz.

      Geçtiğimiz aylarda 1.480 üzerine doğru sınırlı tepkiler izlenmesine karşın sonrasında yerini satışlara bırakmıştı. Bu hafta BIST100 endeksi 1.480 seviyesinin üzerinde güçlü seyirler oluşturabilirse bu durumda yükselişini 1.500 puan ve üzerine doğru devam ettirebilir. Endekste 1.500 puan üzerini en son mart ayında görmüştük. Yılın sonlarına yaklaşırken borsanın yeniden bu seviyenin üzerine doğru yükselmesi, iştahın artması açısından önemli olabilir. Ancak teknik olarak bu beklenti içerisinde olunmasına karşın temel olarak bunu destekleyecek gelişmelere de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Yılın son iki ayı için hala küresel borsalarda yüzde 8-10’luk bir düzeltme hareketi bekleniyor.

      Geçtiğimiz günlerde S&P 500 endeksi bu açıdan endişelendirmişti ancak yeniden 50 günlük ortalamasının üzerine yükselerek, bu ihtimalin biraz ötelenmesini sağladı. ABD’de S&P 500 endeksinin bu açıdan yakından izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Olası S&P 500 ‘ün 50 günlüğünün altına doğru bir eğimi, küresel borsalarda satışları tetikleyebileceği gibi bizim borsaya da olumsuz sirayet edebilir.

      Bu hafta için BIST 100 endeksinde 1480 üzeri seyirlerde 1510-1520 direnç aralığı takip edilebilir. Olası bu belirtilen direnç aralığına doğru bir seyir görülürse ancak aşılamazsa, kar satışları izlenebilir. Endeksin bu direnç aralığını aşamaması demek bu yükselişinde bir tepki yükselişi olduğu yorumunu getirir. Böyle bir senaryoda yatırımcıların temkinli yaklaşmasını öneririm. Geri çekilmelerde 50 günlük ortalaması 1428 seviyesine denk geliyor. 1440 desteğinden sonra 1428 desteği izlenebilir. Bu desteklerinde altına doğru bir eğim teknik görünümün bozulmaya başladığını gösterir. Bu hafta endekste ağırlığı yüksek olan şirketlerden güçlü karlar gelirse, geri çekilmelerden ziyade alımların biraz daha hız kazanması beklenebilir. Ana resimde kısa vadede olumlu seyir korunuyor ama olası bir açıklama veya küresel taraftaki bir satış, işleri değiştirebilir.

      Yazının Devamını Oku

      Fed’in ardından…

      23 Eylül 2021
      2021 yılının artık son üç ayına girmiş bulunmaktayız. Piyasalar için kritik bir ayıda geride bıraktık. Eylül ayında birçok Merkez Bankasının faiz kararları gündemdeydi. En önemlisi hiç kuşkusuz Fed olarak takip edildi.

      ABD Merkez Bankası (Fed) piyasaların beklentisi doğrultusunda politika faizinde bir değişikliğe gitmezken, ekonomik projeksiyonlarda birtakım değişiklikler vardı. Hatırlanacak olursa, en son haziran ayında projeksiyonlar yayınlanmış ve yapılan revizyonlar “şahin” bir Fed olarak yorumlanmıştı. Eylül ayı toplantısındaki projeksiyonlarda 2021 yılı için GSYIH beklentisi aşağı yönlü, enflasyon ve işsizlik beklentileri de yukarı yönde revize edildi. Noktasal grafiklerde de, gelecek yıl için faiz artışı beklentisinde komite içinde artış dikkat çekici. Tahvil alım programı içinse başlangıç belli değil ama 2022 ortasına kadar programın sonlanacağı ifade edildi.

      Bu doğrultuda piyasa artık kasım veya aralık aylarında tapering (varlık alımı azaltımı) konusuna daha sıcak bakıyor. Her ne kadar mesajlar belli olsa bile hala bir risk var. Salgın devam ediyor diğer tarafta Çin’de Evergrande krizi gündemde. Dolayısıyla piyasalarda olası senaryoları bozacak bir durum oluşmaz ve Fed’in elini zorlamazsa bu beklentiler gerçekleşme yolunda ilerler. Ancak belirttiğim risklerle ilgili küresel anlamda ekonomilerin toparlanma hızında azalma, borsalarda satışlar vs karşımıza çıkması biraz işleri sekteye uğratabilir. Bu nedenle kritik aylarda olduğumuzu düşünüyorum. Yine de o kadar pessimist değilim ve piyasanın beklentisi doğrultusunda Fed’in adımlar atacağını düşünüyorum. Fed sonrası küresel borsalarda bir rahatlama, Dolarda çok güçlü tepkilerin bulunmaması ve ABD 10 yıllık tahvil faizindeki sakin görünüm, ani hareketlerin önüne geçmiş oldu. Özellikle Fed öncesi piyasada Evergrande nedeniyle çok ciddi satışlarla karşılaşıldı.

      Sonrasında Çin’den gelen mesajlar piyasaya likidite vermeleri biraz fiyatların toparlanmasını sağladı. Yine de ekim ayında Evergrande konusu gündemde olacaktır ve verilecek mesajlar yakından izlenecektir. Fed’in ekim ayında toplantısı bulunmuyor. Kasım ayındaki toplantısına kadar eylül ayı enflasyon ve istihdam verilerini görmüş olacak. Her zaman olduğu gibi hem bu veriler hem de bu ay içerisinde Fed üyelerinden gelecek açıklamalar, kasım veya aralık aylarına dair beklentilerin şekillenmesini daha da kolaylaştırabilir. ABD borsalarında yine hareketli bir ay olacak gibi gözüküyor. Endekslerde hala bir satış ihtimali var. Bir düzeltme olabilir. Geçtiğimiz haftalarda özellikle S&P 500 endeksinde yeni zirveler test edilmişti. Ancak sonrasında devamı gelemedi. Piyasa biraz rahatlamaya başladı ancak salgın kaynaklı endişeler zaman zaman satışları tetikleyebiliyor. Ekim ayı içinde bu açıdan dikkatli olunmalı diye düşünüyorum. 

      Küresel emtia fiyatlarında bir zayıflama var. Ons altın güçlenemiyor. Yılın kalanı içinde altında kısa vadeli düşüşlerin oluşabileceğini bekliyorum. Fed ne kadar şahinleşirse altında da yukarı yönlü tepkiler bir o kadar zorlaşır. Teknik seviye verecek olursam, ons altında 1835 dolar yukarıda izlediğim bir direnç noktası olarak görülüyor. Bu direnç noktası aşılamadığı sürece altındaki yükselişin zor olabileceği kanaatindeyim. Ne zaman 1835 dolar direnci aşılır bu durumda altında 1860 dolar direncine doğru bir hedef görebiliriz. Buna karşın en son yazıyı kaleme aldığım zaman 1740 dolar seviyesinden destek bulmuştu. Bir süredir ifade ettiğim 1750-1760 dolar bandının altına doğru sınırlı bir hareket görüldü. Bu alanın altında günlük kapanışların başlaması durumunda satışların daha da hızlanmasını bekleyebiliriz. O zaman altın için yeniden 1700 dolar altını konuşmak mümkün olur. Bu nedenle ekim ayında 1750-1760 dolar destek alanını ons altın açısından takip ediyor olacağız. 

      Son olarak, petrol fiyatlarına değinmek istiyorum. Pandemi başından bu yana petrolde de ciddi hareketler görüldü. 2021 yılı aşıların bulunması, salgınla mücadelede bir yol alınması, OPEC grubunun bu süreçte her ay toplanarak petrol piyasasını dengede tutmaya çalışması fiyatlarında kademeli bir şekilde toparlanmasını sağlıyor.

      Zaman zaman kasırga etkileri sınırlı yükselişlere neden olsa kalıcı bir durum değil. En son Goldman Sachs raporlarında, Brent petrol için 80 dolar beklentisini koruduğunu ifade ediyordu. Kışın çok soğuk geçmesi durumunda 90 dolar seviyesinin bile görülebileceğine değindi. Bir tarafta her ne kadar salgın devam etse bile ülkeler 2020 yılı gibi bir süreç yaşamamak adına çabalıyor. Yeni tedbirler alınmak zorunda başka türlü önlenemez. En azından yeni tedbirlerde geçtiğimiz yılki gibi sert kurallar yok. Seyahat yasakları özellikle aşılanmayanlar için biraz zor ancak aşılama ne kadar artar ve yaygınlaşırsa en azından seyahat konusunda da bir o kadar rahatlanır. Bunlarda petrol fiyatlarını desteklemeye devam eder. Bu nedenle yabancı yatırımcılar bir süredir petrol talebinin toparlanacağını dolayısıyla fiyatlarında benzer doğrultuda ilerleyeceğinin altını çizmeye devam ediyorlar. Teknik olarak, 75 dolar üzerinde kalmaya devam etmesi yükselişini sürdürmesi açısından izlenebilir. Geri çekilmelerde ise 70 dolar biraz daha önemli ve psikolojik bir nokta. Bu noktanın altında zaman zaman seyirler oluşabiliyor ancak çok güçlü olmadıkça etkisinin sınırlı kalmasını bekleyebiliriz. Ekim ayı içinde petrol fiyatlarında dalgalanmalar görülebilir. Ancak salgın kaynaklı ciddi bir panik havası oluşmadıkça petroldeki iyimser seyrin korunmasını bu ay içinde beklediğimi belirtmek isterim.

      Yazının Devamını Oku