Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Beste Naz Köksal

      Beste Naz Köksal

      Türkiye 2016 yılı enflasyonu yüzde 8.53 olarak gerçekleşti

      3 Ocak 2017
      Türkiye’nin 2016 yılı enflasyonu %8.53 oldu. Aylık bazda artış ise 1.64% olarak gerçekleşti. Enflasyonun 0.90% ile %7.60 civarı gelebileceği tahmin ediliyordu ki açıklanan rakam tahminlerin oldukça üzerinde geldi.

      Enflasyonun beklentilerin üzerinde gelme nedenlerinin en başında Kasım ayında yaklaşık %12 artış yaşayan Dolar kurunun enflasyon üzerindeki geçişkenliği ve yılbaşı öncesinde yapılan zamların etkisi yer alıyor. Enerji ve gıda fiyatları hariç çekirdek enflasyon ise %6.99’dan %7.48’e yükseliş gösterdi.  Çekirdek enflasyonda da bozulma yavaş yavaş görülmeye başlanıyor. Hükümetin 2016 yılı için Orta Vadeli Program’da (OVP) enflasyon hedefi %7.5 seviyesindeydi. Geçtiğimiz günlerde de konuşma yapan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi 2017 yılı için enflasyon hedefinin %7 olduğunu belirtti.

      2015 yılından bu yana enerji fiyatlamalarındaki gerileme dolayısıyla deflasyonist baskı içerisine giren petrol fiyatlarını katkısının da azalmaya başladığını görüyoruz. 2016 yılını enflasyona ufak bir katkı yaparak bitiren enerji fiyatları 2017’de artan kur ve petrol fiyatları nedeniyle bizleri zorlayacağı benziyor.

      Aylık bazda en yüksek artışı ‘gıda ve alkolsüz içecekler’ grubu yaşarken, onu %15 artış ile ‘konut ve ulaştırma’ grubu takip ediyor.  Yıllık bazda ise en yüksek artış %31.6 ile ‘alkollü içecekler ve tütün’ grubunda yaşanırken, bu kalemdeki artış sepet içerisinde yüksek oranda ayrıştığı görülüyor.

      ÜRETİCİ FİYATLARINDAKİ ARTIŞ ÇİFT HANEYE YAKLAŞTI

      TÜFE’de yaşanan gelişmelere ek olarak ÜFE’de yaşanan gelişmelere de bakmak faydalı olacaktır. Böylelikle yeni yıl öncesinde gelen zamların enflasyonda geçici olup olmadığı çıkarımını yapabiliyoruz. Yurtiçi ÜFE yıllık bazda %9.94 artarken, bu rakam 2015 yılında %5.71’di. ÜFE’den gelen sinyaller 2017 yılında Türkiye’yi enflasyon problemi beklediği sinyallerini çok net veriyor. Özellikle imalat sektörünün %12 artış göstermesi, yeni gelen asgari ücret zamlarını kapsamadığı gerekçesiyle enflasyon üzerinde baskının devam edebileceği beklentisini oluşturuyor.

      FAİZ İNDİRİMLERİ TCMB’Yİ ZORLAYABİLİR

      TCMB 2016 yılında üst bantta 225 baz puan indirime giderek 10.75%’ten 8.50%’ye çekmişti. Faiz indirimlerinin ekonomi üzerindeki etkisinin artık çok kısıtlı olduğunu görüyoruz. Türkiye düşük büyüme-yüksek enflasyon kısır döngüsüne doğru yaklaşıyor. Stagflasyon dediğimiz bu duruma girmememiz için TCMB’nin etkin politikalarına başlaması ve mali yönden atılacak adımlarla ÜFE üzerindeki baskısının azaltılması gerekiyor.

      Enflasyonun açıklanması ile birlikte kurda 3.54 seviyelerinden 3.58 seviyelerine doğru hızlı bir çıkış yaşadık. BIST 100 endeksinin de ufak bir kazancın ardından veri sonrası 300 puan eksiye geçtiğini gördük.

      Yazının Devamını Oku

      Fed-fiyat çelişkisi artıyor, altında fiyatlar şişti

      19 Ağustos 2016
      Ons altın fiyatlarında ciddi bir sıkışma yaşanıyor. Fiyatlar 1355-1340$ bandı arasında asılı kalırken, günlerdir süren bu seyir fiyatların ne yöne kırılacağı konusunda yatırımcıların merakını hat safhaya ulaştırmış durumda.

      Ağustos ayı boyunca Amerika’dan tarım dışı istihdam, enflasyon ve Fed’in Temmuz ayına ilişkin faiz toplantısının tutanaklarını aldık. Tüm bu verilerde piyasanın aldığı aksiyon Fed’in bu yıl içerisinde faiz artırmayacağı yönündeydi. Fakat görünen o ki ABD verilerinde Temmuz ayı ile başlayan toparlanma Fed’i Aralık ayında faiz artırımına götürebilir. Fakat piyasanın bu konuda rahat olduğunu ve fiyatlamaların doğru yapılmadığını düşünüyorum. New York Fed Başkanı Dudley ABD TÜFE’nin yayınlandığı gün önemli açıklamalarda bulundu. Piyasada fiyatların şişkinliğinden bahseden Dudley Fed’in Eylül ayında kademeli faiz artırmasını önerdi. Fed’in içinde faiz artırımı için muhalif sesler yükselmeye başlarken Ons Altın bir yandan yükseliş tepkisi göstermeye çalışıyor. Altının bundan sonra devam edebilmesi için yeni bir hikâyeden çok yeni bir likiditeye ihtiyacı var. BoJ ve BoE’den yapılan ek likidite enjeksiyonu Altın fiyatını halen daha 1400$ seviyelerine götüremiyorsa buradan da anlıyoruz ki bu iki majör Merkez Bankasının Fed’in yaptığı parasal gevşeme(QE) kadar etkili olamıyor. Bu nedenle Altının yükselmesi için daha fazla ek likiditeye ihtiyaç var.

      Şu sıra Fed’in %2 PCE enflasyon hedefini yukarı çekebileceği konuşuluyor. İstihdam piyasasında ücretlerde alınan yol bir türlü enflasyona katkı vermeye başlamazken, bu da Fed üyeleri arasında kaygı yaratıyor ve Dolarda zayıflamaya yol açıyor. 

      COMEX stoklarında fiziki talep azaldıkça Altında kar satışları yaklaşıyor olabilir. Buna karşılık Altın hisseleri endekslerinde henüz bir düşüş başlamazken, bu iki çelişkili durum altında sıkışma yaratıyor.

      Altında CFTC raporlarında gördüğümüz üzere net alım pozisyonlarında bir miktar kar alımları yaşansa da halen daha yüksek seviyelerde. Bu nedenle yükselişine kaldığı yerden devam edip, 1400$ yapabilecek gücü şuan için oldukça az. Şayet azalan fiziki altın talebine borsa yatırım fonları ve vadeli kontratlarda cevap vermeye başlar ise yüklü pozisyonların kapanmaya başlamasıyla sert bir satış hareketi görebiliriz.

      Ons Altını teknik olarak ele aldığımızda; fiyatların sıkışma alanı içerisinde bulunduğunu ve hareketlerin dar bir bant aralığında devam ettiğini görüyoruz. Elbette yaşanabilecek bir kırılma sert hareketlere sebep olacaktır. Burada Altının 1360$ seviyesini kıramadığını ve hatta 1355$ seviyesine yaklaştığında alım gücünün azaldığını görüyoruz. Olası bir düzeltme hareketinde 1330$ seviyesinin kırılmasında 1310$ seviyelerine kadar düzeltme görebiliriz. Yükselişlerinde 1375$ ana direnç noktamız.

      Yazının Devamını Oku

      Altında hikâye bitmedi ancak talep henüz güçlü değil

      28 Temmuz 2016
      Sene başından bu yana %25 değer artışı yaşayan Altın fiyatlarındaki yükseliş yavaşlamaya başladı. Bir süredir hem Brexit hem de Fed kaygıları nedeniyle güvenli liman görevi gören Ons Altına olan talebin azalmaya başladığını görüyoruz. 2015 yılını aratan bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. Aslında sene başından da belliydi ne kadar çetrefilli bir yıl geçireceğimiz.

      Hatırlarsanız Çin’in öncülüğünde global borsalarda düşüş kriziyle başlamıştık yeni yıla. Kötü şans senenin kalanında da devam etti. İngiltere Euro Bölgesinden çıkma kararı aldı. Çin’in büyüme endişeleri de devam ederken bir de 8 Kasımda ABD’de yapılacak başkanlık seçimleri belirsizliği koruyor. Tüm bu belirsizlikler yatırımcıların kısa süreli olarak Altına yönelmesine neden oldu. Fakat seçimlere kadar Ons Altın Brexit, Fed ve Çin belirsizliklerinden aldığı primi geri verebilir ki ortam biraz sakinleşmeye yüz tutunca biz de bunun sinyallerini almaya başladık.

      Fed’in Temmuz ayı toplantısı sonlandı. Faizlerde değişiklik yapılmayarak politika faizinin 0.50% düzeyinde bırakılmasında karar kılındı. 15 Haziran Fed kararını hatırlayacak olursak, 38Bin gelen şaşırtıcı tarım dışı istihdam sonrası ve kritik Brexit referandumu öncesinde karışık bir dönemdi. Şimdi ise Brexit atlatıldı ve ABD verileri toparlanmaya başladı. Tam da bu yönüyle FOMC komitesi istihdam piyasasının güçlendiği, ekonomik aktivitelerin de ılımlı bir şekilde genişlediği ve enflasyon oranının ise görece  düşük olduğu daha yumuşak bir dille ifade edildi. Faiz karar metninde görüyoruz ki, Fed Haziran ayı tedirginliği yerine daha şahin bir tonlamayla karşımıza çıktı. Piyasanın Eylül ayına ilişkin faiz artış beklentisinde yükselme görülse de Fed’in Kasım ayında yapılacak ABD başkanlık seçimlerini bekleyebileceği gerekçesiyle faiz artışını Aralık ayına da öteleyebilir.

      Altın 5 Yıllık trendini kıramadı

      Ons Altın 2011’den bu yana süregelen uzun dönem alçalan trendini kıramadı ve 1375$ seviyesinden dönüş sergiledi. Bu dönüş esnasında haftalık periyotta da geri dönüş formasyonu olan ‘Bearish Engulfing’ oluşturdu. Son tepkisinde de 1340$ seviyesinden destek almaya çalışan Altın, 1350$ seviyesini aşamaz ise alçalan trendi yine kıramamış olacak. Bu nedenle 1350$ seviyesine doğru hareketleri takip etmekte fayda var. 

       

      Yazının Devamını Oku

      Türk lirası üzerindeki baskılar azalmaya devam ediyor

      7 Haziran 2016
      Mayıs ayını ABD Dolarına karşı %5’in üzerinde kayıpla kapatan Türk Lirası hem iç siyasi gündemini hem de küresel Dolar hareketini fiyatlamıştı.

      Mevcut durumda ise Türk Lirası aleyhine işleyen her iki etmenin yarattığı baskının hafiflediği görülüyor. Siyasi endişelerin azalmasına bağlı Türkiye’nin 5 yıllık CDS oranlarının düşüşe geçmesi, buna ek olarak Cuma günü açıklanan Türkiye TÜFE ve ABD istihdam verilerinin Türk Lirası lehine gelişmesi Dolar/TL kurunun tekrardan 2.90’lı seviyelere gerilemesine neden oldu.

      Reel Getiri Sağlayan Türk Lirası’na Kısa Vadeli Girişler Yaşanabilir, Kurdaki Düşüş Devam Edebilir

      Mayıs ayı yıllık enflasyonu %6.58 gerçekleşti. Aynı zamanda %7.50 politika faizinin de gerisinde oluşu, Türk varlıklarında yaklaşık %1 reel getiri elde etme şansı kılıyor. Haziran ayı ABD istihdam verileri sonrası, Fed’in Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin faiz artırım olasılıklarının azalması, gelişmekte olan ülkelerin borsa ve para birimlerine kısa vadeli portföy girişlerinin yaşanmasına sebep olabilir. Dezenflasyon sürecinin Türk Lirası üzerindeki olumlu etkisinin yanı sıra, oynaklıkta yaşanan düşüş ile beraber tekrardan Dolar/TL kurunun gerilediğini görüyoruz. Dolar/TL’de tekrardan 2.90’ın altına gerilememiz durumunda 2.87-2.88 destek seviyelerine doğru geri çekilmeler görebiliriz. Yine de her geri çekilme hareketinde uzak ara alımların yapılarak Dolar’ın yatırımcı portföyünde yer alması gerektiğine inanıyoruz. Neden?

      ABD Fed Başkanı Yellen ve diğer eyalet Fed Başkanları dahil bu yıl Fed’in 2 kez faiz artırımı yapacağı konusunda sözlü yönlendirmede bulunuyor. Buna karşılık piyasa oyuncuları Aralık toplantısı öncesinde hiçbir toplantıya %50 dahi ihtimal vermiyor. İşte tam bu nedenle piyasa Doları fazla satmış, gereğinden düşük fiyatlamış olabilir. Bu yüzden önümüzdeki günlerde Dolar olumlu gelebilecek ABD verileri sonrasında tekrardan yükselişe geçebilir. ABD’de tam istihdam seviyesine yaklaşılması bundan böyle ücret ve enflasyon artışını tetikleyebilir ki tetiklemeden önce de Fed Başkanlarından bu yönde gelebilecek açıklamalar piyasayı hareketlendirebilir.

      Grafik 1 : USDTRY Günlük Grafik

      Dezenflasyon Süreci Faiz İndirimlerin Destekleyebilir

      Manşet enflasyonda yaşanan düşüşe çekirdek enflasyonun da eşlik etmesi, son iki toplantıda üst bantta 50 baz puan indirim yapan Merkez Bankasını Haziran ayı toplantısı için cesaretlendirebilir. Son dönemde karışık dış gündemin yarattığı belirsizliklerin nüksetmesi Merkez Bankasının da dikkatinden kaçmamış ve Mayıs ayı toplantısı faiz metnine de girmişti. Çekirdek enflasyonda iyileşme görmek isteyen Merkez Bankasının eline oldukça iyi bir fırsat geçti diyebiliriz. Çünkü yılın geri kalanında özellikle mayıs, haziran ve temmuz dönemlerinde aylık enflasyon artışının oldukça düşük gerçekleşmesi nedeniyle baz etkisinin olumlu katkılarını göremeyebiliriz. Bu kapsamda ilk olumsuz etkiyi de bu ay yaşadık. Yıllık enflasyon %6.58 seviyesinde olurken, söz konusu rakam Nisan ayında oluşan yıllık %6.57 enflasyon seviyesine göre neredeyse değişme göstermedi.

      Aynı zamanda enflasyonun yıllık bazda %7.50 politika faizinin de gerisinde oluşu, Türk varlıkları üzerinde reel getiri elde etme şansı kılıyor. Bu nedenle 25-50 baz puan ölçülü faiz indirimlerinin devamının Haziran ayında da gelmesini bekliyoruz.

      Yazının Devamını Oku

      Manşet ve çekirdek enflasyon makası açıldı

      3 Mayıs 2016
      Türkiye’nin Nisan ayı enflasyon verileri açıklandı.

      TÜİK’in yaptığı araştırmaya göre enflasyon Nisan döneminde aylık bazda %0.78 oranında artış gösterirken, mart ayında %0.04 oranında çok sınırlı bir gerileme yaşamıştı. Yıllık bazda enflasyon artış hızı %6.57 gerçekleşerek beklentilerin altında açıklandı. Geçtiğimiz ay bu rakam %7.46 düzeyindeydi ve manşet enflasyon çok hızlı bir şekilde gerileme gösterdi. Gıda ve enerji fiyatlarından arındırılmış çekirdek enflasyon verisi ise beklentilerin biraz üzerinde kalarak %9.41 oranında gerçekleşti.

      Çekirdek enflasyonun da tanımından olduğu gibi gıda ve enerji fiyatlarını çıkarttığımızda sepetin geri kalanındaki fiyat değişimi oldukça artmış durumda. Böylelikle Türkiye Nisan ayı TÜFE verilerine göre manşet enflasyon ile çekirdek enflasyon yakın zaman içerisinde ilk kez bu kadar birbirlerinden ayrışmış oldu. Geçtiğimiz yılın Nisan ayında enflasyondaki aylık artış hızı  %1.63% ile yılın en yüksek seviyesindeydi. Bu yılın Nisan ayında enflasyonun 0.78% oranında artması baz etkisini de gündeme getirdi. Bundan böyle yıllık hesaplamalarda bu yüksek rakam çıkmış olup yerine %0.78’i hesaplamalarda alacağız.

      Enflasyon datasında en önemli gerileme gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yaşandı. Gıda grubunun enflasyonu aylık bazda %1.48 gerileme kaydederken, yıllık artış oranı ise yalnızca %1.38 oldu. Gıda fiyatlarında alışık olmadığımız bu tablo tarihin en düşük artışı olarak kayıtlara geçmiş oldu. Gıda fiyatlarındaki bu düşüş işlenmemiş gıda başlığı altında izlenebilir. Çekirdek enflasyon datasına baktığımızda işlenmemiş gıda ürünleri hariç enflasyonumuz %8.32 olurken, aynı zamanda enerji fiyatlarının da enflasyon üzerindeki negatif etkisi devam ediyor. İşlenmemiş gıda ve enerji fiyatları hariç enflasyon oranı %9.50 ve bu rakam çekirdek enflasyonun bile üzerinde. Özetle gıda ve enerji fiyatlarının negatif katkısı manşet enflasyonun %6.57 seviyesine düşmesine yardımcı oldu diyebiliriz.


      Enflasyonda Beşiktaş Damgası

      Manşet enflasyon içeriğinde en fazla artış yaşayan ürün grubu ‘Spor Müsabakalarına Giriş Ücretİ’ %42.8 oranında artış gösterdi. Neredeyse ilk kez bu derece fazla artan maç biletleri hemen akıllara 11 Nisan’da açılışı gerçekleştirilen ve bilet fiyatlarının 6bin TL’ye kadar çıktığı Beşiktaş’ın yeni stat açılışı geldi. Beşiktaş bir yandan ligde şampiyonluk yarışı verirken, enflasyonda şimdiden şampiyonluğu tattı diyebiliriz.

      Yaş Sebze-Meyve Fiyatları Düşüşte

      Yazının Devamını Oku

      Dolar iştahı artmaya başladı, strateji oluşturma zamanı

      8 Nisan 2016
      Dolar, Dünya çapında zayıf bir sürece girerken Türk Lirası karşısında tekrardan kuvvetlenebilir.

      Bunun için bazı koşullar şimdiden oluşmaya başladı. Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed)’nın bir sonraki faiz artırımı için temkinli davranacağı ve üyelerin yıl içerisinde faiz artırımı için beklentilerini 4 defadan 2 defaya düşürmesi, yatırımcıların Dolar tercihlerinden vazgeçmesine neden oldu. Dolar yatırımından çıkan sermaye gelişmekte olan ülke borsa ve para birimlerine geçiş yaptı. Dış piyasada koşullar bu yönde gelişirken, Türkiye ekonomisinde kayda değer adımlar hem büyüme hem de enflasyon cephesinden geldi.

      Merkez bankası gerek sadeleşme adımı gerekse sıkı ortamı biraz daha yumuşatıp ekonomiyi canlandırma adına adım atması için beklediği ortam, enflasyonun özellikle de gıda enflasyonunun düşüşüyle elde edilmiş oldu. Mart toplantısında üst bant ve gecelik borçlanma faizinde 25 baz puan indirim yapan TCMB’nin 20 Nisan tarihli toplantısı için beklentiler üst bantta 50 baz puanlık bir indirim yapılması yönünde oluştu. Bu beklenti aslında Türk Lirasında önemli bir değer kaybı yaratmadı ne de olsa paranın değeri faiz ile ölçülür ancak Ekonomi Bakanının faiz hakkında radikal bir indirim istediğini sarf etmesi fiyatlamalarda oynaklık yarattı. Çünkü döviz sepeti daha öncesinde TCMB ve siyasi cephe arasında geçen faiz tartışmalarından nasibini almış ve Türk Lirası hem Euro hem de Dolar karşısında değer kaybetmişti.

      Buna ek olarak BDDK’nın günlük raporlarında yer alan bilgiye göre Yabancı para cinsinden mevduatlarda artış görülmeye başlandı. Dolar/Türk lirasının son dönemde izlediği düşük seyrine rağmen, düşük maliyetli Dolar alımının başladığı görülüyor. Vadeli ve vadesiz mevduatlarda yabancı para cinsinden artış görülmesini ‘Dolarizasyon’ olarak tanımlıyoruz.

      DOLAR/TL’DE STRATEJİ NE OLMALI?

      Dolar/Türk Lirası paritesinde eşik seviye olarak gördüğüm 2.8330 seviyesi aşıldı. Fakat kurun bu seviye üzerine çıkma süresi oldukça ani oldu ve bu da gösteriyor ki kurda bir miktar huzursuzluk ortaya çıkmaya başladı. Bu rahatsızlığı artışa geçen Türk Lirası opsiyon volatilitesinden de görebiliyoruz. Bu süre zarfından sonra Dolar/TL 2.8330 seviyesine yerleşebilir. Bu süreçte Türk Lirasını olumsuz etkileyebilecek etmenleri sıraladığımızda;

      *Türkiye Mart ayı manşet enflasyonu ve çekirdek enflasyonda düzelme yönlü eğilim hız kazanmıştır. TCMB’nin faiz indiriminde elini kolaylaştıran enflasyon gelişmesi karşısında siyasi cepheden daha fazla indirim(radikal) söylemlerinin başlamasıyla beraber Türk Lirası değer kayıplarına karşı hassaslaştı.

      *Yabancı yatırımcılar Mart ayında 9,592 milyon dolar alış ve 8,570 milyon dolar satış işlemi gerçekleştirdi. Yabancılar Mart ayında Borsa İstanbul’da net 950 milyon dolar alış yaptı. Ancak Nisan ayının ilk haftası 209.4 milyon Dolar DİBS satışı yapan yabancıların bunu trend haline getirmesi durumunda hem TL hem Endeks hem de faizler adına olumlu olmayacaktır. 

      Yazının Devamını Oku