Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Aylin Cevizci

      Aylin Cevizci

      Forex ‘te risk iştahı yüksek, altın 1220$ üzerinde inatçı…

      20 Temmuz 2017
      Hafta genelinde sakin veri takvimi izlesek de ABD kanadında geçtiğimiz haftadan bu yana siyasi cephede gelişen olaylar ons altının yukarı yönlü tepki vermesine yardımcı oluyor.

      Geçen hafta Trump’ın oğluna yönelik gelişmeler ons altınının yukarı ivmesini desteklerken, bu hafta sağlık tasarısının başarısızlığı kıymetli metali destekliyor. Öncelikle Trump’ın sağlık tasarısına ilişkin oylama 4 Temmuz tarihinde yapılmış fakat o konu hakkında basına sızan herhangi bir duyum yer almamıştı. İki gün önce gelen haber ise Cumhuriyetçi iki senatörün bu tasarıya karşıt görüş kullanmasıydı. Aslında bu Trump’ın ilk başarısızlığı değil ama belki sonda değil. Piyasalar bundan sonra ki süreçte vergi, bütçe kanununda alınacak aksiyonların ne tür sonuçlar ile karşımıza çıkacağını merak ediyor.

      Forex piyasaları bu tasarının sürecini ons altın fiyatında geçtiğimiz aylarda daha sert fiyatlamalar ile yansıtmıştı. Haftanın son işlem gününe yaklaştığımız da ise ons altın 1240$ seviyelerine doğru verdiği tepki hareketini bu seviye üzerinde devam ettirmek istediğini görüyoruz. Peki, sakin ekonomik akışa rağmen bu gelişmenin etkisi ons altını 1250$ -1262$ bölgesine götürebilir mi? İmkânsız değil fakat götürmek için yeni bir gündeme de ihtiyaç olabilir.

      Ons altın güvenli liman talebi ile gördüğü bu yukarı yönlü hareketinde yeni bir neden bulamadığı takdirde öncelikle sınırlı yukarı yönlü ataklar ile 1240$ üzerinde dengeye kavuşmak isteyebilir. Ayrıca şunu da belirtelim ki, altının talep tarafı halen daha zayıf ve iki hafta gecikmeli gelen CFTC raporlarında altının net pozisyonlarındaki gerileme sürüyor. Bu nedenle altın yatırımcısında alım algısının kuvvetlenmesi için piyasalarda daha güçlü nedenlere tutunmak gerekebilir. Bu hafta ise ekonomik takvimde bunu destekleyebilecek majör bir olay yer almazken gündemimizde ikincil düzey ABD verilerinin yanı sıra ECB toplantısı öne çıkıyor.

      ECB’den ekonomistler tarafından “tapering”i ima edebilecek ifade değişikliği beklenirken bu durum azalan likidite azlığı ile altında negatif baskıya neden olabilir. Ama aksi bir durum özellikle de ECB Başkanı Draghi’den genişlemeci tutumu destekleyici söylemlerin gelmesi ons altın üzerinde  pozitif rüzgarların oluşmasını sağlayabilir. Bunun dışında zayıf veri takvimiyle tamamlanacak haftada olası haber akışlarına karşı piyasalarda temkinli olmakta fayda var. Bunun yanı sıra artan risk iştahı yatırımcıları hisse senetlerine ve borsa endekslerine yönlendirdiğini görüyoruz. ABD borsalarında alıcılı tablo izlerken NASDAQ endeksinin rekorunu tazelediği dikkat çekiyor. Endekslere yönelik oluşan alım iştahının korunması da ayrıca ons altındaki negatif baskının artmasına neden olabilir.

      Sonuç olarak haftanın sakin bir şekilde tamamlanması ons altının yeniden 1227$ - 1240$ aralığında girmesini destekleyebilir. Buna karşın oluşacak sürpriz gelişmeler sarı metalin 1240$ üzerindeki seyrini güçlendirmesi ile bir sonraki etapta fiyat hareketini 1251$ direncine doğru taşımasına neden olabilir. 

       

      Yazının Devamını Oku

      Düğün sezonu yaklaşıyor, Altın mı yoksa Dolar mı alalım?

      19 Nisan 2017
      Yılın ikinci yarısına yaklaştığımız şu günlerde hafta sonları konvoy seslerinin yükselmeye başladığını söyleyebiliriz.

      Bu durum tabi ilk olarak bize, düğünlerde yaklaştı altın mı takılır yoksa nakit mi sorusunu getiriyor. Gram altın alıcısı için değerlendirme yaparken, öne çıkan iki çarpan bulunuyor. Biri Dolar/TL diğeri ise ons altın.  Öncelikle Dolar/TL’den başlamak istiyorum. Kur kritik 16 Nisan referandumunu atlattıktan sonra 3.62 seviyelerine doğru bir geri çekilme yaşasa da hafta ortasına doğru oluşan görünüm 3.65 – 3.72 aralığı. Tabi referandum sonrasında 3 ay daha uzatılan OHAL kararı var. Artık bu sürpriz bir durum değil bu nedenle karar kurda ani harekete neden olmadı. Fakat önümüzdeki süreçte ne tür bir yol haritası çizilecek erken seçim somut bir şekilde gündeme gelir mi kritik konu bu aslında. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimlerin planlanan tarihi olan 2019 yılı Mart ya da kasım ayına işaret eden bir açıklama yaptı. Fakat hükümeti o tarihten önce seçime doğru götürecek bir süreç TL’deki kırılganlığı tetikleyebilir. Bulunduğumuz nokta itibariyle kurda ne kötü ne iyi denilecek bir noktadayız ama kur için bu durum önemli bir yapıtaşı olabilir. 

      İkinci olarak referandum sonrasında kredi derecelendirme kuruluşlarından Fitch ekonomik reformların faaliyete geçmesi Türkiye’nin kredi profilini pozitif etkileyebilir şeklinde bir değerlendirmede bulundu. Diğer yabancı kuruluşlarda benzer şekilde yorumlar getiriyor. Geçtiğimiz haftalarda mali politikalarda atılan adımlar ve bunların devam etmesi ve yeni reformların aktif hale gelmesi bu bağlamda yurtdışı yatırımcısının Türkiye’nin ekonomik görünümünü olumlu değerlendirileceği gibi bu rüzgârın içeride Dolar kuruna sirayet etmesi söz konusu olabilir. Bunun yanı sıra diğer önemli husus ise enflasyon. Son alınan veriler ışığında artık çift haneli rakamlar sürpriz değil. Hele ki, ikinci yarıyıldan sonra birikimli kur etkisinin azalmasıyla birlikte enflasyondaki düşüş beklentisini de değerlendirince açıkçası mayıs verisi çok ciddi bir sıçrama yapmayabilir. Bu durumda kurda yukarı yönlü sınırlı etkiye sebebiyet verebilir. Gelelim, ABD dolarındaki etmenlere. ABD dolarında vergi reform paketi zaten Ağustos ayı sonrasına kaldı. Bu nedenle haziran ayı Fed’in faiz artırım ihtimalide %39 seviyesinde bulunuyorken, şimdilik bir faiz artışına dair dolar rallisi başlatacak bir ortam söz konusu değil. Buradaki kritik durumlar ABD & Kuzey Kore arasındaki ilişkinin nasıl ilerleyeceği ve Suriye’ye karşı hamlelerin devam edip etmeyeceği. İşte oluşan bu jeopolitik risk algısının yanı sıra sınırımızdaki Suriye gelişmelerinin bizi de içine almadığı müddetçe var olan negatif hava Doları zayıf bırakacağı gibi kurdaki aşağı yönlü çekilmeyi destekleyebilir. 

      Dolayısıyla USD/TRY kurunda takip ettiğimiz aralık 3.55 – 3.75 bandı. Bu aralıkta yaşanacak geri çekilmeler kademeli alımlar için değerlendirilebilir.

      Ons altında ise aslında yukarıda ABD doları için belirtmiş olduğum jeopolitik risk algısının yaratmış olduğu havanın sürmesi kıymetli metaldeki güvenli liman talebini canlı tutmaya devam edebilir.  Ayrıca gelecek aylarda Euro bölgesindeki seçimleri de göz ardı etmemekte fayda var. Ama aksi bir durum için kıymetli metalde 1270$ – 1244$ aralığı aşağıda izlenebilir.

      Sonuçta gram altın için bir teknik bir değerlendirmeyi (Dolar/TL * Ons Altın/31.1) formülünü kullanarak yaptığımızda kısa vadede aşağıda 145-148 TL bölgesi, yukarıda ise 150 – 153 TL bölgesi olmak üzere geniş bir aralıkta dalgalanabilir. 

       

      Yazının Devamını Oku

      Mart ayına yoğun gündemle başladık

      2 Mart 2017
      Şubat ayında Trump belirsizliği ile küresel para birimleri kararsız bir seyir izlerken, kendi iç piyasamızda referandum tarihinin de netleşmesi ile birlikte TL şubat ayını dolara karşı %4’e yakın değer kazanarak tamamladı.

      USDTRY kuru şubat ayı içerisinde, yılın ilk günlerinde bulunduğu 3.55 seviyesine kadar geri çekildi ve şimdilerde 3.60 üzerindeki yükselişlerin çok sert olmadığını görmekteyiz. Burada doların tam anlamıyla bir ralli başlatamaması hem de TCMB’nin 10 Ocak tarihinde başladığı likidite sıkılaştırma adımını halen daha sürdürüyor olmasını göz ardı etmemek gerekir. Önümüzde kritik tarihler yer alırken kısa vadede kur ve gündem hakkında kısaca yorum yapmakta fayda var.

      TRUMP VERGI REFORM PAKETINI ARTIK AÇIKLAMALI… YOKSA SÖZLÜ SÖYLEMLER DOLAR IÇIN YETERLI OLMAYABILIR…

      ABD’nin yeni başkanı D.Trump 20 Ocak tarihinde koltuğuna oturmasından bu yana sosyal medyada yapmış olduğu açıklamalar ile yeni bir fiyatlamaya neden oldu. Son olarak şubat ayı içerisinde vergi reform paketinin en kısa zamanda açıklayacağız demesine karşın bunun mart ayı ortalarına öteleniyor olması piyasalarda hayal kırıklığı yarattı. Burada araya girerek şunu belirtelim ki Trump’ın vaatleri arasında yer alan bu vergi reformu 2016 yılı sonuna kadar piyasalarda fiyatlandı. Artık merak konusu paket değil, vergi muafiyetinin ne oranda olacağı. Bugün Asya saatleri içerisinde Trump’ın ilk kongre sunumunda yer alan başlıklara baktığımızda da yine vergi reformunu tekrarlarken, alt yapı harcamalarının 1 Trilyon dolar ayrılacağına, savunma harcamalarının artıracaklarına değinmiş. Sınırlı ve kapalı olarak değerlendirdiğimiz bu söylemlerin piyasa üzerindeki etkisi yapılan fiyatlamalar nedeniyle oldukça zayıf kalmaya başladı. Bu nedenle en son mart ayı olarak belirtilen bu tarihinde gerçekleşmemesi durumunda dolar için vergi paketi etkisi sönük kalabileceği gibi gözler bundan sonra Fed’e odaklanabilir… Trump’ın vergi indirimleri piyasalarda beklenti yarattı ve fiyatlandı. Açıklanacak paketin beklentilerin gerisinde kalması durumunda ABD borsalarında satış baskısı görebiliriz ve ABD dolarında da değer kaybı oluşabilir. Bu durum içeride dolar kurunun yeniden 3.55 desteğini zorlamasını sağlayabilir. Paketin beklentileri karşılaması durumunda ise bu gelişmenin yeteri kadar fiyatlandığını ve dolar sınırlı bir yükselişe neden olabileceğini düşünüyoruz.

      FED ÜYELERI ŞAHINLEŞMEYE BAŞLADI…

      Ocak ayında faiz artırımını pas geçen Fed, toplantı metninde de piyasaları çok şaşırtmadı. Ama şubat ayı içerisinde gerek oy hakkı olan gerekse diğer alternatif üyelerin hepsi mart ayında bir faiz artırımının masada “canlı” olduğunu dile getiriyor olması %35-40 arasında şekillenen mart ayı ihtimallerini tarih yaklaştıkça %80 seviyesine ulaşmasına neden oldu. Tabi buradaki merak konusu 3 Mart günü konuşması beklenen Fed başkanı J.Yellen’ın ne kadar şahin olacağı. Diğer Fed üyelerine benzer tutumu izler ise bu ihtimalleri %100 seviyesine yakınlaştırabilir. Bundan sonraki süreçte bu ihtimali tarım dışı istihdam ve diğer ABD verileri etkileyebilir. Bununla birlikte mart ayı beklentileri ile dolar endeksinin yeniden ivme kazanması emtialar üzerinde baskı yaratacağı gibi gelişen ülke para birimlerinin de kayıplarını artırması söz konusu olabilir. Aksi bir durumu nedir derseniz, Yellen’ın söylemlerinin güvercin kalması. Bu durum genel olarak dolarda son günlerde yaşanan bu pozitif görünümü kırabilir. Fakat buna da Yellen’ın 15 Şubat tarihindeki konuşmasını hatırlatmak gerekir. Çünkü konuşmasında ABD ekonomisine dair güçlü mesajlar vermişti. Bu nedenle Yellen’dan mart ayını direkt duymayı beklemesek de piyasaları destekleyecek mesajlar vermek isteyebilir.

      YILIN IKINCI ENFLASYONU YURTIÇI PIYASALARI MEMNUN ETMEYEBILIR…

      3 Mart günü TÜİK tarafından şubat ayı enflasyon verisini alacağız. Ocak ayında %9.22 olarak gelen verinin şubat ayı beklentisi %9.75 çevresinde şekilleniyor. Çift haneli rakamlara yakınlaşan enflasyonun beklentilerin üzerinde bir artış kaydetmesi Türk Lirası üzerinde olumsuz bir algı yaratabilir. Bu nedenle aralık ayından bu yana negatif reel getiri sağladığımızı da düşününce, gözler yine likidite sıkılaştırma adımlarıyla enflasyonda istikrar hedefleyen bankaya çevrilmiş olacak. Ekonomik gelişmeleri de göz önünde bulundurduğumuzda Dolar/TL’nin 3.55 – 3.72 aralığındaki dalgalanmayı sürdüreceğini düşünüyoruz. Dolardaki yükseliş şimdilik 3.6550 seviyelerinde sınırlı kalmış görünüyor ancak 15 Mart Fed toplantısına yaklaştıkça faiz artırımı konusu spekülasyonlara neden olacak görünüyor. Bu durumda dolardaki yurtdışında güçlenme devam edebilir bu durum ise içeride dolar kurunun tepki yükselişini destekleyebilir. Yükselişte 3.70 seviyesine kadar normal karşılıyoruz. Bu seviyelere gelse bile aşmasını şimdilik beklemiyoruz.

      Yasal Uyarı Notu:

      Yazının Devamını Oku

      Dolar/TL'de tansiyon düşer mi?

      24 Kasım 2016
      2016 yılının sonlarına gelirken Dolar/TL kuru sene başından bu yana %16 değer kaybı ile yurtiçi piyasaların gündeminde olmaya devam ediyor.

      15 Temmuz darbe girişiminin ardından görülen ve yeni rekor seviyeler olarak değerlendirdiğimiz 3.10 seviyelerini bir hayli geride bıraktık. Gerek kendi iç dinamiklerimiz gerekse küresel dalgalanmadan aldığımız rüzgâr ile Liranın kırılganlığı bir o kadar arttı.

      Yurt içi piyasalarda siyasi gelişmeler halen önemini koruyor. Darbe girişimi ardından FETÖ adı altında yapılan operasyonlar gündemdeki tansiyonun yüksek kalmasını sağladı. Diğer yandan kasım ayında siyasi cephede yaşanan gelişmeler, artan jeopolitik riskler ve devam eden Fırat kalkanı operasyonu Türk Lirasının Dolar karşısındaki direncini koruyamamasına neden oldu. Ayrıca ABD’de 8 Kasım başkanlık seçimlerinde adaylardan Trump&Clinton’a yönelik çıkan haberler Dolar cephesinde volatil hareketlerin oluşmasını sağladı. Seçimleri Trump’ın kazanmasından sonra Dolar/TL görmediği rekorlar test etti ve o seviyelerden aldığı destekle test etmeye de devam ediyor.

      Küresel dalgalanmalar deniliyor peki bu dalgalanma nereye kadar sürecek

      Hükümet cephesinde yetkili ağızlardan kurda yaşanan bu oynaklığın küresel bir dalgalanma olduğu söyleniyor. Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek gibi üst mevkilerden gelen ılımlı mesajlar TL cephesindeki stresi yumuşattığı görülüyor. Fakat bunlar şimdilik sınırlı kalmakta ve yeterli değil. Çünkü Trump’ın ardından piyasada oluşan hızlı faiz artırım beklentileri Dolar cephesini bir hayli güçlü tutuyor. Bu durumda öncelikle TL üzerinde doğrudan etkisi bulunan TCMB’nin 24 Kasım günü yapacağı PPK toplantısından çıkacak kararı önemli olacak. Bu sürece kadar geçtiğimiz haftadan bu yana bir kez Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplandı. Bugün akşam saatlerinde Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yeniden toplanması bekleniyor. Kurulun toplantısından bir karar çıkmasa da piyasalarda yarattığı beklenti ile DolarTL’de sınırlı gevşemeler sağlıyor. Yurtiçi piyasalarda tansiyonun düşmesi için, faizlerde değişikliğe gidilmemesi ya da politika faizinde artırıma gidilmesi piyasa beklentileri arasında. Zaten bunun haricinde bankanın piyasaya direkt ve keskin bir etki yapabilecek elinde başka bir silah bulunmuyor. Zira ağustos ayından bu yana zorunlu karşılıklar oranında yaptığı revizeler kurdaki yükseliş üzerinde fazla etkili olmamıştı.

      Burada şunu belirtelim ki, yarın merkez bankasından TL cephesine pozitif yansıyacak bir karar çıksa bile 2017 yılında hem kendi iç dinamiklerimiz hem de ABD cephesinde gündem o kadar sakin kalmayacak. Türkiye’de yeni anayasa referandumu yetkili ağızlardan net bir şekilde ifade ediliyor. Dolayısıyla bu durum zaten bizdeki sıcaklığın canlı kalmasını sağlayacaktır. ABD cephesinde ise Trump’ın politikalarının; Fed’i hızlı faiz artırım sürecine sokması halinde Doların zayıf bir dönem yaşamasını beklemek biraz yanlış olur. Tabi bunu söyleyebilmek için 20 Ocak’ta Trump’ın koltuğa oturmasını ve harekete geçmesini beklemek gerekebilir. Bu nedenle Dolar/TL cephesinde tansiyon halen daha yüksek bu nedenle yaşanacak her yeni zirvede alımdan ziyade paritede oluşacak geri çekilmelerde kademeli alımlar düşünülebilir. 

       

      Yazının Devamını Oku

      2016 yılı tamamlanırken Japon Yeni için beklentiler ne olmalı?

      1 Kasım 2016
      2015 Aralık ayında 8 yıl aradan sonra ilk kez faiz artışına giden Fed’in askine Japonya Merkez Bankası da 2016 yılının daha ilk ayında negatif faiz oranını seçerek faiz indirime gitti. Hali hazırda devam etmekte olan gevşeme politikalarına bu şekilde bir yenisi daha eklenmiş oldu.

      Yıl ortalarına doğru gelirken ise Japonya Başkanı S.Abe’nin satış vergilerini 2,5 yıl ertelemesiyle birlikte Yen bu durumdan nemalanarak yeniden Dolar karşısında değer kazandı. Yalnızca bu değil, Temmuz ayında yapılan seçimle yeniden koltuğa oturan S.Abe’nin kendi partisinin mecliste koltuk sayısının üçte ikisine sahip olmasıyla birlikte anayasada değişiklik hakkına sahip olunca ‘Abenomics’ için kollar sıvanmaya başladı. Piyasada 27 Trilyon Yen olarak beklenen ekonomi paketi beklentilerin aksine daha düşük seviyelerde gelince Japon Yeni yine bu durumu fırsat bilerek Dolar karşısındaki kazançlarını sürdürdü. Bir de hazırlanan bu programın ekonomik büyümeye katkı sunacağı da değerlendirilince Yen, Abe’nin ekonomi paketi karşısında kendini korumuş oldu. Yıl ortasında bir de İngiltere referandumunda ‘Brexit’ kararını almamız piyasalarda Yen, Altın gibi güvenli limanlara olan ilgiyi arttırdı. Kronolojik bir şekilde sıraladığımız bu gelişmelerden sonra Japonya Merkez Bankasına (BoJ) tekrardan dönmek istiyorum. 

      Hemen hemen her BoJ toplantısı öncesinde piyasalarda bankadan ek bir parasal gevşeme adımına dair beklentiler oluşuyor. Fakat banka halen daha ek bir adım için hazır değil. Devam etmekte olan tahvil alım programına ek olarak birde politika faizinin negatif seviyelere çekilmesi bile, enflasyonun %2 hedefine doğru tam anlamıyla bir kıpırdanma yaratmış değil. Hele ki Temmuz ayında ETF alımlarının değerinin arttırılması ve Eylül ayında getiri eğrisi kontrolünü eline almaya kalkan Banka için bu adımların etkilerini görmek için henüz erken. Bu sabah ise yıl bitmeden son iki toplantıdan biri olan Kasım ayının kararını aldık. Bu ayda parasal gevşemeden ziyade enflasyon hedefi için belirledikleri süreye yaklaştıklarını ve halen daha ilerleme kaydedemediklerini gören banka bunu bir yıl öteleyerek zamanlama değişikliğini seçtiler. %2 enflasyon hedefi için 2018 mali yılı belirlenmiş oldu. Peki bu süreçte bizleri neler bekliyor kısaca değinelim.

      Öncelikle yarın akşam Fed FOMC toplantısının kararını almış olacağız. Faiz kararında bir değişiklik beklenmese de anketlerde %16.1 oranında bir ihtimal mevcut. Yarınki toplantıda 25 baz puan bir artırım olursa bu cidden sürpriz olur ve o zaman ısrarlı bir şekilde yükselmek istemeyen USD/JPY paritesinin 107.00 seviyelerine doğru yükselmesine yardımcı olur. Kararda değişiklik olmaz ise, toplantı metni bize Aralık ayı için bir sinyal verecek mi ve özellikle de tonlama nasıl olacak bunu takip edeceğiz. Zaten şuanda piyasada %71 oranında Aralık ayına yönelik faiz artırım ihtimali var. Dolayısıyla bu süreci değiştirecek olası bir durum ya ABD ekonomisinin kötüye gitmesi ya da 8 Kasım seçim sonuçlarının farklı bir yol izlemesi. Böyle bir dönemden geçiyorken strateji ne olmalı onlardan bahsedelim.
      Önümüzdeki dönemde gerçekleşecek olaylara yönelik senaryolar halinde maddeleyecek olursak,

      •    FOMC toplantısında bir karar değişikliği olmaz ve Fed şahin bir dil ile karşımıza çıkarsa ayrıca seçimlerden sürpriz bir sonuç çıkmaz ise aralık ayı toplantısına kadar güçlü dolar senaryosu devam edeceğini ve bununda parite üzerinde yukarı yönlü baskılar yaratacağı düşünülebilir.

      •    Geçtiğimiz hafta Cuma günü Başkanlık seçimi için aday olan H.Clinton’a yönelik soruşturmanın yeniden açılması piyasada Dolar satışına neden olmuştu. Bu nedenle Clinton’un seçilmesi ABD açısından olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir. Bu durum Fed’in aralık toplantısındaki faiz artırım beklentilerini güçlendirebilir.

      •    İkinci olarak faiz artışı fiyatlanırken bu süreç zarfında ABD verileri önemli ve paritede aşırı oynaklığa karşı Japon cephesinden gelen açıklamalar önemli olacak. Bu bağlamda parasal gevşeme konusunda kapısı halen daha açık olan BoJ için enflasyon hedefini de göz önünde bulundurarak ek bir adım atmasına dair piyasada beklentiler oluşursa buda Yen’in yıl sonuna doğru kayıplarını arttırmasına neden olabilir.

      •    Son olarak, ABD seçimlerinden Trump’ın galip gelmesi durumunda ise Fed belirsizlik ortamından dolayı faiz artırımını erteleyebilir. Bu durum ABD dolarında gevşemeye neden olabilir ve paritede aşağı yönlü seyirlerin etkili olması gündeme gelebilir.

      Yazının Devamını Oku

      Japonya hükümeti elindeki tüm kartları masaya bıraktı

      14 Ağustos 2016
      Japonya’da Başbakan S. Abe’nin seçimler sonrasında yeni ekonomik paketinin olacağını ve bunun Ağustos ayında açıklayacaklarını belirtmesinin ardından Yen değer kaybetmeye başlamıştı.

       

      Bu açıklamalar sonrasında medyada paketin tutarına yönelik çıkan haberler ile birlikte USD/JPY paritesi de bu durumdan faydalanarak 106.30 seviyesine kadar tırmandı. Diğer yandan Hükümet’in yanı sıra Japonya Merkez Bankası (BoJ) cephesinden de bir ek teşvik beklentisi bulunuyordu buda Yen’deki kayıpların artmasına neden oldu. Fakat öncelikle 28-29 Temmuz tarihinde BoJ’dan, 2 Ağustos tarihinde ise Japonya hükümetinden beklentilerin altında gelen teşvik adımlarıyla birlikte Yen kayıplarını toparladı. Gelen bu adımlarla birlikte USD/JPY paritesi 101.45 seviyesine kadar geriledi ve Japonya’dan gelen bu teşvik adımı metallere de pozitif yansıdı. Ons Altın ve gümüş bu durumdan faydalanarak Dolar karşısında değer kazandılar. Birkaç gün sonrasında Japonya hükümetindeki bazı yetkililerden Merkez Bankasının güvenlik duvarının korunması gerektiğine ve Bankanın ekonomiyi desteklemesi adına işbirliği içerisinde olduklarına dair mesajlar alıyorduk. Bu durumdan çıkarılacak soru şu ki gelen bu işbirlikçiyiz mesajlarına karşılık Eylül ayında BoJ’dan bir teşvik adımı gelebilir mi? Baskı hissetmediğine dair açıklamalarda bulunan banka için Hükümetin etkisini Eylül ayında görmek daha doğru olabilir.

      Ekonomi paketi sonrasında Yen tahvilleri günün yıldızı oldu

      Ekonomi paketi sonrasında piyasalarda oluşan güvenli liman algısıyla birlikte Japon tahvil talebinin arttığını izledik. Artan talep ile birlikte aşağıdaki 10 yıllık tahvil grafiğine baktığımızda fiyatların Brexit öncesi görülen seviyelerin altına geldiğini izliyoruz. Tahvil fiyatında yaşanan düşüşe bağlı olarak, tahvile olan talebin piyasaya çıkış sürecinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını söyleyebiliriz. Fakat geçen hafta ABD’den iyi gelen tarım dışı istihdam verisi sonrasında küresel piyasalarda Doların güç kazandığını izledik. Ancak geçtiğimiz hafta içerisinde ABD Dolarında yaşanan bu güçlü duruşu destekleyecek bir veri akışı olmadı ve ABD doları güçlü seyrini koruyamadı. Bunun sonucunda emtialarda ve gelişmekte olan para birimlerinde tekrar güçlü seyirler gözlendi. Halen daha Doların zayıf seyrinin Japon tahvillerine olan talebi canlı tuttuğunu görüyoruz.

      Japonya 10 yıllık tahvil fiyat grafiği

      z

      Japon Ekonomisinde büyümede sert düşüş

      Genel olarak parite için yorum yapacak olursak, önümüzdeki hafta hem Japonya tarafında hem de ABD kanadında veri takvimi bir hayli yoğun. Haftanın ilk işlem gününde Asya saatleri içerisinde Japonya’dan ikinci çeyrek dönemine ait ekonomik büyüme rakamlarını aldık. Çeyreklik bazda büyüme %0.0 seviyesinde oluştu ve bir önceki çeyreğe göre değişiklik göstermedi. Başka bir ifadeyle Japon ekonomisi ilk çeyrekten sonra ikinci çeyrekte durmuş görünüyor. Bir önceki yılın aynı dönemine göre incelediğimizde çok daha ilginç ve vahim bir tablo ile karşılaşıyoruz. Bir önceki çeyrekte yıllık %2 olan büyüme hızının, ikinci çeyrekte yıllık olarak %0.2 hızına düştüğünü görmekteyiz. Japon ekonomisinin son dönemlerde ciddi anlamda yavaşladığı ortada. Ancak bu %2’lerden %0.2’ye yaşanan bu düşüşte baz etkisinin büyük önemi olduğunu söylemek mümkün. Çünkü Japon ekonomisi 2015 yılı ilk çeyrek dönemde %4.5 gibi sert bir büyüme göstermişti. Bu baz etkisi büyüme verisinin hesaplamadan çıkması yıllık bazda %0.2 gibi düşük rakamlara gerilemesine yol açmış durumda.

      Yazının Devamını Oku