Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Adnan Çekçen

      Adnan Çekçen

      adnancekcen@destekmenkul.com.tr

      Euro’yu güçlü tutan ne?

      31 Aralık 2015
      Bir taraftan FED’ in faiz artırım sürecine girmesiyle, diğer taraftan AMB tarafında parasal genişleme programının hız kazanması sonucu EUR/USD paritesi 1.08 üzerinde fiyatlamasına devam ediyor.

       FED’ in ilk adımı atmasıyla bir çok piyasa aktörü Euro’nun daha da fazla zayıflayacağını beklerken diğer taraftan yıl sonu senaryoları içerisinde 1.04’ün altı ve hatta 1.00 seviyeleri dahi mevcuttu. Nitekim AMB geçtiğimiz ay programı genişlettiğini açıkladı ve FED’ de faizi artırdığını duyurdu. Ancak parite bu iki önemli aksiyona rağmen hala 1.09 seviyelerinde tutunuyor. Peki Euro’yu bu kadar güçlü tutan hikaye ne? Ya da önümüzdeki dönemde bu durum değişir ve tekrardan aşağı yönlü baskı devam eder mi?

      Daha önceki raporlarımızda da belirttiğimiz üzere AMB Başkanı Draghi’ nin son açıklaması piyasaları tatmin etmedi ve Draghi sonrası düşen Euro’ya alışkın piyasalar, son zamanların en sert yükselişiyle karşılaştı. Çünkü piyasa Draghi’ den 3 kulvarda bir genişleme hamlesi bekliyordu ancak  bu olmadı. Hem parasal genişleme programının zamanı, hem uygulanan düşük faiz politikasının daha da aşağı yönlü revize edilmesi, hem de aylık alım programının miktarı yönünde tam kapsamlı genişleme adımı açıklaması bekleyen piyasa aktörleri tatmin olacak kararlar görmeyince geri adım attı ve satılan Eurolar geri alındı. Böylece hamlenin önceden fiyatlanmasıyla karar sonrası EUR/USD paritesi güçlü seyrini korudu. Bu durum şuan itibariyle Euro’yu güçlü tutan en önemli sebep olarak karşımıza çıkıyor.

      Diğer taraftan FED’ in kritik faiz hamlesi de geldi ve yıllar sonra FFR aralığı 0.00-0.25’den 0.25-0.50 aralığına çıkartıldı. EUR/USD paritesinde ise beklenen o sert kırılım gerçekleşmedi. FED faiz artırımına gitti, dolar yükseldi ancak Euro’nun Draghi etkisiyle güçlü duruşu, bu düşüşleri sınırlandıran bir etki yarattı ve parite 1.0900 üzerinde kaldı. FED belirsizliği ortadan kalksa da 2016 yılında FED’ in faiz artırım sürecinin devam edeceğini biliyoruz. Haftaya açıklanacak Tarım Dışı İstihdam verisi bu sürecin seyri açısından belirleyici olacak. Fakat verinin beklentinin altında kalması Mart ayındaki FED  beklentilerini rafa kaldırabilir. Çünkü ABD tarafında genelde kış aylarında veriler tatmin edici açıklanmıyor. Hatta FED Aralık ayında faiz artırımına gitmeseydi ‘’kış aylarında açıklanabilecek kötü veriler’’ ile hiç gidemeyecekti yorumları dahi yapılıyordu. Dolayısıyla 1 Euro 1 Dolar senaryoları şimdilik ötelenebilir.

      Genel olarak hikayede değişen herhangi bir şey yok. Merkez bankalarının politikaları henüz değişmedi. Paritede genel trend aşağı. Ancak başta bahsettiğimiz olası gelişmeleri de göz önünde bulundurmakta fayda var. Haftaya açıklanacak TDİ verisi beklentileri karşılamaz ise piyasa yeni bir hikaye satın almaya başlar bu da doların frenlemesi anlamına gelir. Bu durum EUR/USD paritesinin toparlanmasıyla sonuçlanabilir. ABD verilerini önümüzdeki hafta takip etmek ve 2016 yılının ilk piyasa reaksiyonunu göz önünde bulundurmak gerekiyor.  

       

      Yazının Devamını Oku

      Altında dip görüldü mü?

      24 Aralık 2015
      FED’ in ilk sıkılaşma sinyali verdiği tarih olan Mayıs 2013 döneminden bu yana düşüşünü sürdüren altın tarafında nihayet FED’ in ilk faiz artırım adımı geldi, fakat beklenen sert düşüş gerçekleşmedi.

      O tarihte 1450 seviyelerinde olan ons, yaklaşık 2.5 yılda %40 değer kaybetti. Son bir yılda ise düşüşü %20’leri buldu ve dip seviye olarak 1045 seviyelerini gördükten sonra ‘’faiz artırım hamlesi’’ ile birlikte düşüş yerine toparlanma göstererek 1070 seviyesinin üzerinde dengelendi. Her faiz sinyali ile düşüş gösteren emtia son dönemde 1050 seviyelerini ‘’beklentinin önceden satın alınması’’ ile birlikte zaten fiyatlamıştı. FED eğer 25 baz puanlık bir faiz artırımı ile birlikte 2016 yılı için daha sert adımlar atacağını belirtmiş olsaydı muhtemelen 1045’inde altında bir fiyatlama görecektik. Diğer türlü eğer bu ay da pas geçseydi toparlanma ‘’daha sert bir reaksiyon’’ ile 1100 seviyelerinin de üzerine kadar devam edebilirdi. Nitekim beklenen gerçekleşti ve piyasa yeni bir hikaye ile karşılaşmadığı için tepki de sınırlı kaldı. 

      ECB’ nin ek teşvik beklentisinin fiyatlanmasından tutunda, FED’ in faiz artırım hamlesine kadar ; TCMB’nin faiz artırımına gidebileceği yönündeki beklentilerde dahil olmak üzere ; ekonomide sıkça görülen ‘’önceden fiyatlama veya beklentinin satın alınması’’ durumu çokça karşılaşılan bir durum haline geldi. Elbette bu durum sarı metal traderları içinde geçerliydi ve FED adımlarından en çok sarsılan ürün olan altın için korkulan olmadı. 

      Şuan için altın’ın ‘’düşüş hikayesini’’ yine ‘’FED faiz artırıyor beklentisi’’ oluşturuyor. Rapora göre 2016 yılında FED bu adımı 3 veya 4 defa daha gerçekleştirecek. Elbette bu süreçte yıl sonu FFR (Federal Fund Rate) tahminleri, ABD istihdam ve enflasyon datalarının yeni yıl seyri ve oy hakkı bulunan FED üyelerinin beklentileri altın fiyatlarını altının seyrini belirleyici etkenler olacak. Bu durum başta ‘’altın’’ olmak üzere bir çok emtia üzerinde kara bulutların 2016 yılında da dolaşacağı anlamına geliyor. Fakat ilk toplantıya kadar bu düşüş altın tarafında mola verebilir. 

      FED 2016 yılı ilk toplantısını Ocak ayında diğer toplantısını ise Mart ayında gerçekleştirecek. Genel beklenti de FED’in ikinci faiz artırımını Mart ayında yapacağı yönünde şekilleniyor. Fakat FED ilk faiz artırımından sonra muhtemelen yeni açıklanacak verilerinde seyrini görmek isteyebilir. Yeni FFR aralığı ile birlikte açıklanabilecek veriler toparlanma sinyalini verebilecek mi? FED ikinci faiz artırımına hazır mı? Yaklaşık 2.5 ay sonraki FED toplantısında bu soruların cevabını öğreneceğiz ancak bu zamana kadar ‘’fed faiz artırıyor’’ hikayesi yeni bir hikaye olmadığından dolayı altın düşüşlerine ara verebilir. Çünkü altın genel olarak FED toplantısı öncesi son 1 aylık süreçte bu gerilimi fiyatlamaya başlıyor. Gelecek veriler toparlanmaya işaret etmez ise (ki ABD verileri genelde kış aylarında zayıf kalıyor) FED’ in ikinci adım faiz artırım hamlesi birkaç ay ertelenebilir. Altın bu durumdan fırsat olup kayıplarının önemli bir kısmını telafi edebilir. Yani bu da altının dip seviyelerinden toparlanması anlamına geliyor. Teknik fiyatlamalarda ise belli başlı noktalar dikkat çekiyor. Şimdi bunlara bir göz atalım.

      Grafikte de görüldüğü üzere mavi kanal içerisinde hareketini sürdüren ons altın ‘’uzun vadeli’’(mavi) düşüş trendini koruyor. Fakat test edilen şuan ki 1080 direnci oldukça kritik. Eğer bu seviye aşılırsa ‘’kısa vadeli’’(siyah)  düşüş trendi yukarı yönlü aşılabilir ve alımlar 1110 ve hatta 1140 seviyelerine kadar sürebilir. Ayrıca momentum günlükte 100 ref. seviyesini uzun bir sonra yukarı yönlü geçmiş durumda. Bu durum alımların devam edebileceği yönünde sinyaller veriyor. Fakat gelişmelere bağlı olarak genel beklentimiz gerçekleşmez ve altın 1050 desteğini aşağı yönlü kırmaya çalışırsa muhtemelen FED’ in 2016 yılında daha sert adımlar atabileceği fiyatlanıyordur. Bu durum bizi 1020’lere kadar götürebilir. Ancak sarı metal Mart ayındaki toplantıya kadar düşüşlerine ‘’yeni hikaye olmadığı için’’ ara verebilir.  

       

      Yazının Devamını Oku

      TCMB, FED’e ne zaman karşılık verir?

      16 Aralık 2015
      Mayıs 2013 tarihinden itibaren fiyatlamaların içerisinde yer alan, gelişmekte olan ülke piyasalarında sermaye çıkışını artıran ve varlıklar üzerinde baskı yaratan FED’in kritik faiz kararı nihayet Çarşamba günü açıklanacak.

      Geçtiğimiz haftada dikkat çektiğimiz üzere piyasalarda FED’in olası hamlesi önceden fiyatlandı ve dolar 3.00 TL’ye kadar yükseldi.

      Ana Senaryo : 25 Baz Puanlık Bir Artış

      Son yedi günlük varlık performanslarına baktığımızda Bist100 %3.35 kayıp yaşarken, Dolar/TL %2.40, Euro/TL %3.60 ve son olarak döviz sepeti %3.00 yükseldi. Dolar endeksi ise daha öncesinde zirve bölgelerinde seyrettiği için son 7 günde düşüş yaşadı. Yani dolar gelişmiş ülke para birimlerine karşı zayıf kalırken, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratıyor. Ancak genel olarak bakıldığında şuan için piyasalarda FED’in 25 baz puanlık bir faiz artırımına gideceği bekleniyor. En azından piyasanın bu hamleyi satın aldığını düşünüyorum. Hem FED’in ilk faiz artırımı hem de 2016 yılında sürdüreceği faiz politikası fiyatlanan gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor. Yani baz senaryo FED’in Çarşamba günü 25 baz puanlık bir faiz artırımına gitmesi yönünde. Daha sonra piyasadaki oynaklığa bağlı olarak FED başkanı Yellen’dan piyasaları soğutabilecek açıklamalar gelebilir. Yani ‘’faiz artırdık ancak 2016 yılında daha sakin bir faiz politikası uygulayacağız ve verileri izlemeye devam edeceğiz’’ gibi ifadeler kullanılırsa piyasalar panik havası çok sürmeyebilir. Piyasalarda daha çok beklenen senaryo önce faiz artırımı, sonrasında piyasadaki oynaklığın zirve yapması, Yellen’ın kameralar karşısına geçip piyasaları soğutması. Bizim için ise doların önce sert bir şekilde yükselmesi daha sonra tekrardan düşüşe geçmesi söz konusu olabilir. 

      Diğer Senaryolar

      Baz senaryonun yanında piyasalar 3 ayrı senaryo ile de karşılaşabilir. FED’in faiz artırımına gitmeme ihtimali de belli başlı piyasa aktörleri tarafından beklenen bir durum. Eğer FED bu ayı da pas geçerse ve faizlerde herhangi bir değişikliğe gitmezse piyasanın reaksiyonu çok daha fazla sert olmasını bekliyorum. Çünkü bu beklenti ile dolar küresel anlamda güçlendi, ABD tahvil faizleri ki özellikle 2 yıllık tarafı yukarı eğilimini sürdürdü. Faizler sabit kalırsa FED fund rateler 0-0.25 aralığında bırakılırsa ciddi anlamda bu karar sürpriz karşılanır ve piyasalarda yoğun bir dolar satışı ve borsalarda kayda değer bir rallinin yaşanması kaçınılmaz olur. Hem faiz tarafı hem borsa tarafı hem de dolar varlıkları tarafında ‘’beklentiyi al kararı sat’’ söz konusu olacağından dolar tl tarafında agresif bir geri çekilme görebiliriz. 

      Diğer iki senaryoyu değerlendirmemiz gerekirse FED, 25 baz puanın dışında 50 baz puanlık bir faiz artışına da gidebilir ancak çok fazla beklenen bir durum değil. FED’in bu adımı çok sert karşılanır ve orta noktanın 0.50-0.75 aralığında olması Doların ateşini daha fazla artırabilir. Piyasalar 25 baz puanlık bir faiz artırımına henüz alışamazken 50 baz puanlık bir artışın yansıması yıkıcı olur. Son muhtemel senaryo da FED’in faiz artırımına 25 baz puanın altında bir artış oranı ile gitmesi olarak görülüyor. 15-10 baz puanlık bir büyüklük gibi faizlerde yapılabilecek bir güncelleme sonrası dolar tarafında yükselişler sınırlı kalabilir. Piyasanın soğuması ise yani doların önce yükselip daha sonra tekrardan gevşeme eğilimine geçmesi daha kısa sürebilir. Fakat bu sembolik gönül alma faiz artırımın hem FED açısından hem de piyasalar açısından çok fazla bir anlamı olacağını düşünmüyorum. 

      TCMB Müdahale Eder Mi? 

      FED’in kritik kararına karşı TCMB tarafının da nasıl bir önlem alacağı ciddi bir tartışma konusu olacak gibi gözüküyor. Yan politikalar ile daha çok ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini kura paralel bir şekilde yukarı çekerek piyasayı sıkan TCMB’den henüz bir faiz artırım hamlesi beklenmiyor. TCMB kimilerince Reel Efektif Kur düzeyine göre kimilerine göre ise döviz sepetinin seyrine göre devreye giriyor. Ancak doların durumu ülke olarak bir çok kesim tarafından istikrarın bir nevi göstergesi olarak kabul gördüğü için kurda ateş tekrar yükselirse ve yeni rekor gelirse, gözlerin merkeze çevrileceğini düşünüyorum. Yani kur daha önce görülen 3.07 rekorunu tazelerse ‘’kur nereye gidiyor’’ belirsizliği TL varlıkları üzerinde baskı yaratabilir. Böyle bir durumda ucu açık ve belirsiz bir yükseliş görülürse 22 Aralık PPK toplantısında Merkez kritik kararlara imza atabilir. TCMB Başkanı Erdem Başcı daha önce yaptığı sunumda yabancı para zorunlu karşılıklarıyla olası FED kararına cevap vereceklerini açıklamıştı. Ancak bunun kur tarafında yeteri kadar etkisi olacağını düşünmüyorum. Bu sebeple TCMB müdahale edecek demek için kuru en azından 3.10’nun üzerinde görmemiz gerek. Hali hazırda merkez piyasada oluşan ortalama faiz oranı olarak bildiğimiz ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini yukarı taşıyarak şimdiden hazırlık aşamasına geçmiş(grafik 1). Bu faizi ne kadar çok yukarı taşırsa TL’deki değer kazanımı artıyor. Bu da kurdaki yükselişleri sınırlandıran bir etki yaratıyor. Ancak Çarşamba günü ve sonrası yerel piyasalar açısından bir milat olabilir. Yani FED’in kararına göre biz kurda yeni bir rekorda görebiliriz veya 2.80’nin altında da bir fiyatlama görebiliriz. Aynı zamanda 2016 yılının birkaç aylık trendini FED, alacağı faiz kararıyla belirleyebilir. 

      Yazının Devamını Oku

      Dolar FED’i önceden fiyatlar mı?

      9 Aralık 2015
      Piyasalar bir taraftan kritik FED kararını beklerken, diğer taraftan ECB’ nin aldığı ek teşvik önlemlerini fiyatlamaya devam ediyor.

      22 Ekim tarihinde ECB Başkanı Draghi uygulanan parasal genişleme programını Aralık ayı itibariyle daha fazla genişleteceğini duyurmuştu. Hem faiz oranı, hem programın süresi hem de aylık tahvil alım miktarında güncelleme yapması beklenen ECB’ den piyasa istediğini alamadı ve Euro bir çok ürün karşısında değer kazandı. Ek likidite gelebilme ihtimalini yaklaşık 1 aydan fazla bir süredir fiyatlayan borsa istanbul tarafında da ECB kararı sonrası baskının arttığını görüyoruz. Yani Rusya-sınır güvenliği ve seçim atmosferi derken, TL varlıkları ECB’ den gelebilecek bol likidite haberleri ile en azından düşüşünü sınırlandırıyordu ancak beklenen ek teşvik hamlesi gelmeyince yön, Rusya geriliminde de etkisiyle iyice aşağı dönmüş durumda. Dolar/TL tarafında ise fiyatlama biraz daha farklı diyebiliriz.  

      ECB kararı sonrası piyasada Euro, bir çok para birimine karşı değer kazanırken dolar endeksini de aşağı çeken bir etki yarattı. Yani FED baskısına rağmen piyasada pozisyonların daha çok, dolar dışı Euro ve altın tarafına kaydığını görüyoruz. Dolardaki küresel gerilemede Dolar/TL tarafındaki yükselişleri sınırlandırdı. Dolar endeksinin tekrar 98.00 seviyelerine gerilemesiyle veri açısından nispeten sakin geçen bu haftada FED baskısı, TL varlıkları üzerinde ‘’henüz’’ hissedilmiyor. Ancak gerçek şu ki hem üyelerin son açıklamaları hem son gelen istihdam datası gibi kritik ABD verilerindeki güçlü seyir ; ilk adımın Aralık ayında atılabileceği sinyalini veriyor. Bu sebeple haftaya Çarşamba’ya kadar kur tarafında tekrar ‘’önceden fiyatlama’’ gibi bir yukarı yönlü baskı görebiliriz. Aynı zamanda teknik görünüme de bu çerçevede göz atmakta fayda var. 

      Günlük grafikte de görüldüğü üzere 2 ayrı bant aralığında hareket eden bir kur hareketi takip ediyoruz. Aşağıda 2.8100-2.8700 ve şuan içerisinde bulunduğumuz bir üst bant aralığı 2.8700 ve 2.9300 aralığı. Devam eden fiyatlamada 2.93 seviyesi oldukça kritik bir direnç noktası olarak karşımıza çıkıyor. FED faiz artırıyor diye kur daha öncesinde de 3.00 ve 3.07 seviyelerini hedeflemişti. Dolasıyla haftaya kadar ‘’faiz artırım beklentisi’’ ile piyasada yine dolar talebi artabilir ve kur bir üst bant aralığı olan 2.93-3.00 seviyeleri arasına yerleşebilir. Daha öncede yön tayin ederken referans aldığımız 2 önemli teknik indikatörler ise yukarı eğilimin devam edebileceğine işaret ediyor. Momentum istikrarlı bir şekilde 100 ref. noktası üzerinde yukarı eğilimini korurken tekrardan günlükte yükselişe geçti. Yani yatay seyrin grafikte görüldüğü üzere yukarı dönmesi dikkat çekiyor. Aynı zamanda RSI indikatörü de tekrardan 50-70 aralığında hareketini sürdürüyor. Henüz aşırı alım bölgesinde olmaması ve 50-70 aralığındaki istikrarlı hareket ‘’o anlık’’ oluşan trendin devam edebileceğini gösteriyor.

      Dolayısıyla FED faiz artırım sürecinde sona yaklaşmış durumda. Günlük grafiğe baktığımızda ise yukarı trendin devam ettiğini izliyoruz. 2 kritik seviyeyi bu durumda ön plana çıkarabiliriz. Eğer 2.93 seviyesi yukarı yönlü geçilirse FED beklentilerinin tekrardan fiyatlamaların içerisine girdi yorumu yapabiliriz ve kurda yukarı eğilim hızlanabilir. Yükselişlerin devamı açısından ise 2.87 desteği üzerinde kalıcılık sağlanması önemli. Eğer piyasa dinamiğini ‘’TL lehine’’ değiştirebilecek bir haber akışı olursa bu seviye üzerindeki fiyatlamayı takip ediyor olacağız. Bu seviye aşağı yönlü kırılırsa satış pozisyonları derinleşebilir ve kurda gevşemelerle beraber 2.81’ler gündeme gelebilir. Ancak bu değerlendirme FED öncesinde fiyatlama yaşanır mı yaşanmaz mı sorularına cevap arıyor. FED’in kritik kararı sonrası ne olabilir bunun yorumunu yapmak için ayrı bir analizi incelemek gerekiyor. ECB’nin kritik kararları EUR/USD tarafında önceden fiyatlanmıştı ve karar piyasaları tatmin etmeyince EUR, USD’ye karşı değer kazanmıştı. Aynı durum USD/TL tarafında da söz konusu olabilir. Yani faiz artırım beklentisiyle yine bir önceden fiyatlama süreci görebiliriz. Bu da kurda yükselişin devamı anlamına geliyor.  

      Yazının Devamını Oku

      Alım-satım stratejilerinde doğru bilinen yanlışlar - 2

      18 Kasım 2015
      TREND STRATEJİLERİ

      Piyasada oluşan fiyatların zaman içerisinde artış, azalış veya durağan eğilimleri genel olarak trend kavramını oluşturur. Herhangi bir ürünün fiyatı , yaşanan ekonomik gelişmelere paralel olarak artma eğiliminde veya azalma eğiliminde olabilir. Bu yön takibi kısa vadeli olabileceği gibi, konjonktüre paralel olarak uzun vadelide devam edebilir. İşte, enstrümanın genel eğiliminin yönüne biz “trend” adını veriyoruz. 

      Fiyatlar genel düzeyi yükselme eğiliminde ise trend “yukarı”, alçalma eğiliminde ise “aşağı” ve nihayetinde belli bir aralıkta yön tayin etmekte zorlanarak ilerliyorsa “yatay” trend adı verilmektedir.

      Grafikte fiyatların belli bir noktadan sonra artma eğiliminde olduğunu ve söz konusu ürünün trendinin yukarı bir trend olduğunu görüyoruz. 1 nolu bölümden sonra fiyatların aynı eğimde tekrardan belli bir noktaya geldiğini ve bu noktadan sonra aşağı yönlü geçemediğini görüyorsak trendimizin başlangıç noktasını 1 nolu bölümde belirleyebiliriz. Çizdiğimiz yukarı trend aşağı yönlü kırılmadığı sürece o üründe alıcı oluyoruz ve uzun bir süre pozisyonumuz koruyoruz. Bunun gerçek bir yukarı trend olduğunu 2 nolu bölümden sonra anlıyoruz ve ilk pozisyonumuzu 2 nolu bölümden giriyoruz. Trend çizgisine yaklaşılan her seviye alım için uygun bir seviye olarak görülebilir. Stop noktamızı ise çizdiğimiz trendin hemen altına koyuyoruz. Çünkü yükselen bir trendin aşağı yönlü kırılması durumunda satış baskısı artabilir ve pozisyonumuz ciddi zarara uğrayabilir. Hem 2 nolu bölümde girdiğimiz alım pozisyonumuzu trend kırılana kadar koruyoruz hem de fiyatların trend çizgisine yaklaştığı her nokta da pozisyonumuza yeni bir alım pozisyonu daha ekliyoruz. Böylece trend aşağı yönlü kırılmadığı sürece karımız artarak devam ediyor. 2-3-4 ve 5 nolu bölümde karımızı artırdığımız pozisyonumuza 6 nolu bölümde de yeni bir alım pozisyonu daha ekliyoruz. Ancak grafikte görüldüğü üzere fiyatlar bir noktadan sonra yön değiştiriyor ve trend aşağı yönlü kırılıyor ve pozisyonumuz trendin aşağısında belirlediğimiz stop noktasında zararla kapanıyor. Fakat 2 nolu bölümden itibaren alım pozisyonlarımız yüksek oranlı kara ulaştığı için son pozisyondaki zarar bizi fazla etkilemiyor ve trend stratejimiz bu nokta da karlı bir şekilde son buluyor.

      Grafikte fiyatların belli bir noktadan sonra düşme eğiliminde olduğunu ve söz konusu ürünün trendinin aşağı bir trend olduğunu görüyoruz. 1 nolu bölümden sonra fiyatların aynı eğimde tekrardan belli bir noktaya geldiğini ve bu noktadan sonra yukarı yönlü geçemediğini görüyorsak trendimizin başlangıç noktasını 1 nolu bölümde belirleyebiliriz. Çizdiğimiz yukarı trend yukarı yönlü kırılmadığı sürece o üründe satıcı oluyoruz ve uzun bir süre pozisyonumuz koruyoruz. Bunun gerçek bir aşağı trend olduğunu 2 nolu bölümden sonra anlıyoruz ve ilk pozisyonumuzu 2 nolu bölümden giriyoruz. Trend çizgisine yaklaşılan her seviye satım için uygun bir seviye olarak görülebilir. Stop noktamızı ise çizdiğimiz trendin hemen altına koyuyoruz. Çünkü düşen bir trendin yukarı yönlü kırılması durumunda alımlar artabilir ve pozisyonumuz ciddi zarara uğrayabilir. 2-3 ve 4 nolu bölümde aynı stratejiyle satış pozisyonu açıyoruz ancak 5 nolu bölüme geldiğimizde durum biraz farklılaşıyor. Trend devam ederken fiyatlamalar bazen trendi kırmış gibi hareket edebilir ve bizi yanıltabilir. Grafikte de görüldüğü üzere 5 nolu bölümde fiyatlar trendi yukarı yönlü kırmış fakat kısa bir süre tekrardan trendin içerisine girmiş. Bu durumda diğer bölümlerde aldığımız pozisyonumuz trend kırılmış algısıyla kapatabiliriz ve bunun bir tuzak olabileceğini düşünüp diğer pozisyonlarımızı da koruyabiliriz. Bu tarz bir olaya biz düşen trend de boğa tuzağı diyoruz. Tersi durumda ise yani yükselen bir trend fiyatlar trendi kırmış gibi aşağı yönlü geçip tekrardan trend içerisine giriyorsa buna da Ayı Tuzağı denir. Trende sadık kaldığımızı varsayarak pozisyonları koruyoruz ve 6 nolu bölümde trend çizgisine yakın bir yerden satış pozisyonu açıyoruz. Burada bir önceki trend stratejisinde de olduğu gibi girdiğimiz stop noktamızı trendin üzerine koyuyoruz ve trend yukarı yönlü geçilemediği sürece sat pozisyonumuzu koruyoruz. Ancak grafikte görüldüğü üzere fiyatlar bir noktadan sonra yön değiştiriyor ve trend yukarı yönlü kırılıyor ve pozisyonumuz trendin yukarısında belirlediğimiz stop noktasında zararla kapanıyor. Fakat 2 nolu bölümden itibaren satım pozisyonlarımız yüksek oranlı kara ulaştığı için son pozisyondaki zarar bizi fazla etkilemiyor ve trend stratejimiz bu nokta da karlı bir şekilde son buluyor. Fakat boğa tuzağı veya ayı tuzağı gibi durumların da gerçekleşme ihtimali göz ardı edilmemelidir. Bu trend stratejimizde 2-3-4 ve 6 nolu bölümde kara ulaşırken 5 ve 7 nolu bölümde zararla kapatmış oluyoruz.

      Bu piyasada en çok bilinen, en çok karşılaşılan, en basit olarak görülen ancak ne hikmettir ki en az yapılan yatırım stratejilerinden biridir. Uzun vadeli trendi takip etmek, alınan pozisyonun korunması yukarıda ki gibi basit görülen ancak sadık kalınamayan bir harekettir. Hızlı FX piyasalarında makro ekonomik görünümü iyi analiz edip, Merkez Bankalarının politikaları doğrultusunda hareket etmek gerekir. Gün içerisinde alım satım yapmak birden fazla yöne bakmaya neden olduğu için yanlış hamle yapma ihtimalini de artırır. Fakat yukarıdaki çalışma gibi bir trend yakalayıp trend bozulmadığı sürece hamle değiştirmemek, uzun vadeli istikrarlı kazancı beraberinde getirebilir.

      Yazının Devamını Oku

      Alım satım stratejilerinde doğru bilinen yanlışlar - 1

      11 Kasım 2015
      DESTEK-DİRENÇ STRATEJİSİ

      Basit olarak görülen ancak yapılmayan en önemli strateji hatalarından biri de destek ve direnç noktalarının belirlendiği fiyat aralığında pozisyona yanlış yerden germek. Alım pozisyonlarında destek seviyesi üzerine stop koymak veya satımda direnç seviyesinin olduğu yere stop koymak düşülen en büyük yanlış hamlelerdendir. Bu bölümde destek - direnç stratejilerinden bahsetmeden önce bu kavramların tanımını iyi bilmek gerekiyor.
       
      Destek ; gerilemekte olan fiyatların belli bir noktadan itibaren artık daha aşağılara inmemesi ve o seviyeden yoğun bir talep (alım)  ile karşılaşmasıdır. İşte fiyatın gerilemesinde yoğun olarak talep ile karşılaşılmak üzere gerilemenin sona erdiği noktamız, destek noktasıdır. Direnç ise ; yükselmekte olan fiyatların belli bir noktadan itibaren daha yukarı çıkamayarak, o seviyenin yoğun bir arz (satış) ile karşılaşmasıdır. İşte fiyatın yükselmesinde yoğun olarak satış ile karşılaşarak, daha ileri gidemediği son nokta, direnç noktasıdır.

      1) Destek Stratejisi

      Grafikte görüldüğü üzere fiyatlar belli bir noktaya kadar gerileyip o seviyenin altına gelememekte ve yükselişe geçmektedir .  Dolayısıyla yatırımcı bu seviyeye yakın yerleri alıma uygun yerler olarak görmeli ve bu seviye üzerinde alıcı olması gerekir. Grafikte 1 nolu bölümde alım seviyesi olarak görülebilir ancak oranın henüz güçlü bir destek noktası olduğunu bilmiyoruz. Fiyatlar ikinci defa aynı seviyeye gelip daha da aşağı gelemiyorsa burası bize güçlü bir destek noktası olduğu sinyalini veriyor. Bu sebeple 2 nolu bölüm bizim işleme girmemiz için uygun bir nokta gibi gözüküyor. 2 nolu bölümde biz, bu seviyenin daha önce denendiğini ve geçilemediğini biliyoruz ve tekrar yükselişe geçebilecek beklentisiyle buradan alıma giriyoruz. Alıma girdiğimiz yerde aşağı yönlü kırılma olasılığına karşı yani aldığımız yerden fiyatların aşağı doğru gitme ihtimaline karşı stop noktamızı ‘’destek seviyesinin altına’’ koyuyoruz. Stop aralığı konusunda alım seviyesinin 30-40 pips kadar aşağısı uygun olabilir ancak karımızı alacağımız seviye aralığını geçmemesi gerekiyor. Yani eğer aldığımız seviyenin 40 pips aşağısına stop koyuyor isek en bu aralık kadar da bir kar hedefimizin olması gerekiyor.

      Stratejimiz 2 nolu bölümden sonra da başarılı bir şekilde 5 nolu bölüme kadar devam ediyor. 3-4 ve 5 nolu bölümde aynı stratejiye devam ediyoruz ve destek seviyesi olarak belirlediğimiz bölgenin üzerinde alıcı kalmaya dikkat ediyoruz. Elbette piyasa doğası gereği fiyatlar sonsuza kadar böyle gitmeyecek. Teknik analizin çıkış noktası olarak görülen ‘’tarih tekerrürden ibarettir’’ sözüne bağlı kalarak geçmişte olan bir şeyin devam edeceği beklentisini satın alıyoruz. 6 nolu bölüme geldiğimizde ise yine destek noktasına yakın bir yerden alıma girip stop seviyemizi destek noktasının altı olarak belirliyoruz. Fakat grafikte de görüldüğü üzere güçlü destek noktası aşağı yönlü kırılıyor ve fiyatlardaki satış baskısı artıyor. Bu noktada pozisyonumuz, belirlediğimiz stop noktasında zararla kapanıyor. Önceki fiyatlamalarda yani 2-3-4 ve 5 nolu bölümde pozisyonlarımızı karlı olarak kapattığımız için son işlemdeki zararımız totalde bizi fazla etkilemiyor.  Stoplandığımız seviye bize yeni bir fırsat daha veriyor. Destek seviyesinin aşağı yönlü kırılmasıyla satış baskısının artabileceğini biliyoruz. Bu sebeple grafikte de görüldüğü üzere stoplanılan seviyeden fiyatların aşağı yönlü gidebileceği beklentisiyle bu sefer satış pozisyonuna giriyoruz. (6 nolu bölüm) Bu seviyeden girdiğimiz satış pozisyonun stop noktası ise kırılan destek noktasının üzeri olması gerekiyor. Çünkü destek noktası kırılabilir ancak fiyatlarının kesinlikle aşağı yönlü gideceğinin bir garantisi yok. Fiyatlar tekrardan destek noktasını bu sefer aşağıdan yukarı doğru kırabilir ve satış pozisyonumuzu ciddi zarar sokabilir. Bu sebeple sat pozisyonuna girdiğimiz noktada stop seviyesi yukarı da kırılan destek noktasının hemen üzerine koyuyoruz ve bu seviye altında satış pozisyonumuzu koruyoruz. Grafikte de görüldüğü üzere son pozisyonumuzda sat pozisyonu olarak değiştiriyoruz karlı olarak kapatıyoruz.

      2)    Direnç Stratejisi

      Yazının Devamını Oku

      Piyasalar normale döndü ama...

      5 Kasım 2015
      Haziran ayından bu yana yerel piyasalar üzerinde dolaşan belirsizlik süreci nihayet son buldu ve sandıktan tek parti hükümeti çıktı.

      Koalisyon veya tek partili bir hükümet sisteminden ziyade piyasanın umudu seçim sonrası hükümetin kurulması ve siyasi istikrarsızlığın bitmesi yönündeydi. Yani TL varlıklarında seçim öncesi alıcı olmayı tercih eden piyasa aktörleri, hükümetin kurulabilme ihtimalini göz önünde bulundurarak pozisyonlarını korudu. Nitekim hafta başı itibariyle sonuçların açıklanması sonrası gece açılışında kur, sabah açılışında da endeks bu haberi beklenildiği gibi olumlu fiyatladı. Cumayı 79500 üzerinde kapatan Borsa İstanbul seçim sonrası ilk işlem gününde 83653’de açılış gerçekleştirirken, kur tarafı da 2.9160 kapanışının ardından yeni haftayı 2.80 seviyelerinde açtı.
       
      Elbette seçim sonrası oluşan hava oldukça pozitif karşılandı. Ülkenin CDS primi (risk primi) son 3 ayın , gösterge tahvil faizi de tek hanelerde ve son 4 ayın en düşük seviyesine kadar geriledi. FED’ in işaret ettiği Aralık ayı yaklaşırken bu olumlu tablo sonrası TL varlıklarının pozitif ayrıştığını görüyoruz. Ancak seçim sonrası en çok merak edilen konu doların yeni dönemdeki seyri. Acaba yükseliş trendi bitti? Dolar/TL boşluk yaparak gerçekleştirdiği açılışı sonrası düşüşünü sürdürür mü? Yoksa kurun yükselişi içerisinde 16 kuruşluk bölümü, seçim veya koalisyon belirsizliğinden kaynaklanıyordu ve hükümet kurulumu ile beraber piyasa bu kaybı geri mi aldı? Ben son cümlenin daha ihtimal dahilinde olduğunu düşünüyorum. 

      7 Haziran öncesi Dolar/TL 2.65 seviyesindeydi. Seçimden koalisyon sonucu çıkması ile beraber ortaya çıkan belirsizlik süreci, artan terör olayları ve yaşanan saldırılar sonrası kurun 3.07 seviyelerine kadar yükseldiğini izledik. Yani yaklaşık 42 kuruşluk bir yükseliş söz konusuydu. Elbette bu yükseliş içerisinde, yurtdışında yaşanan gelişmelerin yarattığı baskı da mevcuttu. Yani içerde yaşanan belirsizlik bir yandan TL satışını hızlandırırken diğer yandan yurtdışında FED’in yarattığı baskı, Çin’de yaşanan kaygılar ve hatta yaz döneminde Yunanistan meselesinin bir Euro krizine dönüşebilme süreci kuru yukarı taşıyan dış kaynaklı etkenler olarak izlendi. Ancak bu 14 kuruşluk geri çekilmeye bakarsak, bu seçim belirsizliğinin yarattığı kayıplar geri alınmış olabilir. Çünkü hükümetin kurulması piyasalar açısından yepyeni bir hikaye değil. Piyasaların coşkusu bu nedenle kısa vadeli kalabilir. 

      Grafikte görüldüğü üzere seçim sonrası kurda son zamanların en sert düzeltmesi yaşandı. Ancak yükseliş trendinin korunduğunu görüyoruz. Uzun vadeli analiz grafiğinde sert çekilme sonrası kur, önemli bir yukarı trendin dip noktasını test etti.(3) İç piyasada siyasi belirsizliğin kalkmasıyla pozitif olarak satın alınabilecek kısa vadede hikaye kalmamış olabilir. Bu nedenle artık yurtdışı haber akışının ve verilerin, daha fazla fiyatlanabileceği bir döneme giriyoruz. ABD verileri olumlu gelmeye devam ederse kurda tekrardan 2.86 üzeri bir fiyat görebiliriz. FED Başkanı Jennet Yellen ve diğer önemli üyelerin son açıklamalarına bakılırsa Aralık ayı faiz artırımı için uygun bir tarih. Güçlü dolar ve petroldeki düşüş FED’in enflasyon hedefini zora sokuyor. Ancak Fed Başkan yardımcısı Stanley Fischer son değerlendirmesinde bunun sonsuza dek devam etmeyeceğini ve enflasyon hedefinden uzak olunmadığını ifade etti. Yani FED yetkilileri bir yandan açıklanacak ABD verilerini görmek istiyor bir yandan da piyasaları faiz artırımına hazırlıyor. Bu gelişmeler göz önüne aldığımızda dolarda yeni bir yükseliş trendine girilebilir ve tekrardan 2.95 seviyelerine doğru bir hareketlenme söz konusu olabilir. Fakat yükselişi koruyabilecek tek hikaye şuan için ABD’nin Aralık ayında faiz artırımına gitme ihtimali gibi gözüküyor. Piyasa dinamiğini hareketlendirecek yeni bir dalga çıkmadığı sürece bu beklenti Dolar’daki düşüşü sınırlı kılabilir. Teknik olarak da bakıldığında kurun hala bu trendi koruduğunu görüyoruz. Ancak ABD verileri zayıflığa işaret ederse FED faiz artırımına gidemezse kurda geri çekilmeler , seçim öncesi dönemde görülen geri çekilmelerden daha agresif olabilir. Bu sebeple ABD verileri yine kurun seyri açısından belirleyici olacaktır. İzlenmesi gerekiyor. Özetle geldiğimiz noktada Dolar’da trendin aşağı döndüğünü söylemek fazla iyimser bir tahmin olur. Evet piyasalar normale döndü. Ancak normal olan zaten kurun yükseliş trendini korumasıydı. 

      Yazının Devamını Oku

      Draghi güçlü euro istemiyor

      27 Ekim 2015
      Geçtiğimiz hafta boyunca küresel piyasalarda merkez bankalarının üst üste verdiği ek teşvik sinyalleri sonrası tüm gelişmekte olan ülke para birimlerinde iyimser hava hakimdi. Avrupa Merkez Bankasının (AMB) piyasalara su serpen açıklamaları kısa vadede oldukça olumlu fiyatlandı.

      Geçtiğimiz hafta boyunca küresel piyasalarda merkez bankalarının üst üste verdiği ek teşvik sinyalleri sonrası tüm gelişmekte olan ülke para birimlerinde iyimser hava hakimdi. Avrupa Merkez Bankasının (AMB) piyasalara su serpen açıklamaları kısa vadede oldukça olumlu fiyatlandı.

      Özellikle gelişmekte olan ülke piyasaları başta olmak üzere tüm küresel piyasalar Draghi’nin açıklamasında 3 ayrı noktayı satın aldı diyebiliriz. Birincisi ‘’parasal genişleme derecesinin Aralık ayında yeniden değerlendirilmesi gerekebilir’’ şeklindeki ifadeydi.

      Yani hali hazırda yürütülen aylık 60 milyar Euro’luk varlık alım programının tutarı Aralık ayındaki toplantı da bir kez daha gözden geçirebilir ve artırıma gidilebilir. Elbette bu ifade sonrası akıllara da şu soru gelmiyor değil. Aylık tutar ne kadar artırılır? LTRO, TLTRO veya VDMK  alımı gibi programlar ile varlık alım programının başka versiyonlarını daha önce uygulamaya koyan AMB, gerçek parasal genişleme programında örneğin 10 milyar Euro’luk bir artırımıma gidecek? Yani yaratılamayan talep veya enflasyon böyle düşük oranlı bir güncellemeyle mi sağlanacak?

      Elbette böyle bir hamle kısa vadede finans sektörü açısından ve özellikle hisse senedi piyasaları açısından olumlu ancak reel sektör açısından sevindirici olmasa gerek. Bu sebeple toplantı notlarında sadece böyle bir ifadenin yer alması tek başına yeterli olmayacağından dolayı Draghi’den ikinci ek genişleme sinyali daha geldi.

      Aylık 60 milyar Euro tutarında kamu sektörü alım programı çerçevesinde devlet tahvili almaya geçtiğimiz Mart ayında başlayan AMB’nin bu programı 2016 Eylül ayına kadar devam edecek. Toplamda 1 trilyon Euro’dan fazla bir tutarda harcama yapmayı planlayan Draghi, gerektiğinde Eylül sonrasında da programa devam edilebileceğini duyurdu. Bu ikinci dalga sonrası piyasalardaki Euro satışı derinleşirken belki de piyasaları asıl şaşırtan son açıklamada sert bir şekilde fiyatlamaların içerisine girmeye başladı.

      Gösterge faizi yüzde 0.05’de tutan ve tarihinde ilk defa eksi yüzde 0.02  mevduat faizi uygulayan AMB faizleri daha da aşağı çekmeyi bile düşünmüş. Faizleri en son geçtiğimiz yıl Eylül ayında düşüren AMB bu tarihten itibaren faizlere hiç dokunmadı. Hatta Mario Draghi 2014 Eylül ayı faiz kararı sonrası yaptığı basın toplantısında, faiz oranlarında teknik bir ayarlamanın artık mümkün olmadığını dile getirmişti. Demek ki son toplantıda bunun mümkün olabileceği tartışılmış. AMB elbette henüz bir hamle yapmış değil.

      Faiz veya program tutarında herhangi bir değişikliğe gidilmedi ancak gidilebileceğine dair sinyaller verildi. İhracat tarafında istenilen seviyeye ulaşılamadığı için muhtemelen Draghi Aralık ayını işaret ederken bu tarihe kadar Euro’nun daha fazla değer kazanmasını istemiyor. 3 önemli nokta üzerinden verdiği bu mesajlar sonrası piyasa aktörleri özellikle Aralık ayına kadar Euro’da çok fazla kalmayabilir. Bu da yaklaşık 2 ay boyunca Euro’nun bir çok para birimine karşı zayıflaması anlamına geliyor. Ancak Draghi uygulanan program ile enflasyon yaratmaya çalışıyorsa sadece programın tutarını artırması yeterli olmayabilir. Ya da programın bitiş tarihini daha fazla uzatması da. Bunların yanında bu 3 kritik kararı birden alması gerekiyor.

      Yani Aralık ayı geldiğinde hem miktar tarafında hem zaman tarafında hem de fiyat tarafında yani faiz tarafında güncelleme yapması gerekebilir. Bu çok yönlü radikal kararın bir benzerini AMB 2014 Haziran ayındaki toplantısında açıklamıştı. Koşullu LTRO (uzun vadeli refinansman operasyonu) programı yanında mevduat faizleri yüzde eksi 0.1'e çekilmiş ( ki AMB böylece negatif faiz uygulayan ilk büyük merkez bankası oldu) ve genişleyici adımların devam edebileceği mesajı verilmişti.

      Yazının Devamını Oku