Piyasalarda beklentiler

18.09.2007 - 09:05 | Son Güncelleme :

Son iki haftanın 10 gününde tatil yaptığımızdan piyasalardaki gelişmeleri yakından ve günü gününe takip edemedik

Son iki haftanın 10 gününde tatil yaptığımızdan piyasalardaki gelişmeleri yakından ve günü gününe takip edemedik. O nedenle, tatil süresince piyasaların dışında konularda yazmayı tercih ettik.

Korkmaz İlkorur / RADİKAL

Tatil dönüşü, neyi kaçırdığımızı tespit etmek için baktığımızda fazla bir şey kaçırmadığımızı gördük. Zira, o dönemde piyasalar, yaşanılan dalgalanmanın ruhuna uygun bir biçimde, `iyimserlik` fazına girmişlerdi. Ancak, geçen haftanın ortasında gene `karamsarlık` fazına giriş başladı. Perşembe günü, karamsarlığı giderici teşebbüsler oldu. Ama, cuma günü, İngiltere`de Northern Rock`ın İngiliz Merkez Bankası`nın kredibilitesini tehlikeye atacak şekilde kurtarılması ile yeniden bir karamsarlık havası ortalığa hâkim oldu.

Aslında böyle bir iyimserlikten-karamsarlığa-tekrar iyimserliğe gidiş ve piyasaların fiyat ve indeks hareketleri ile bu gidiş ve gelişlere reaksiyon vermesi, daha evvelce de çok kez söylediğimiz gibi, uluslararası dalgalanmanın henüz bitmediği ve uzun süreceğinin bir göstergesidir.

İşin ilginç bir noktası da, dalgalanmanın geleceği hakkındaki görüş ve tahminlerin şimdi çok daha geniş ama bugüne değin pek akla gelmeyen veya yeni keşfedilen bir gerçekler yelpazesinde yapılmaya başlanmış olmasıdır.

Zira, geçen gün UNDP Başkanı Kemal Derviş`in de ifade ettiği gibi karmaşık, alışılmamış ve fazla bilinmeyen sentetik finans ürünleri bahis konusu. Dalgalanma ilk başladığında, iş, ABD`ye has basit bir `subprime mortgage kredisi` sorunu olarak görüldü. Ama, sıkıntı, Almanya`ya sıçrayınca işin uluslararası boyutta bir sıkıntı olduğu anlaşıldı. Başlangıçta zannedildi ki mesele `mortgage` sektörünü ilgilendiriyor.

Ama, üç gün sonra, devreye `hedge fund`, `yapılandırılmış finansman` gibi bağlantılı ürün ve kurumlar girmeye başladı, merak ve ve heyecan tırmandı. Ama gene de bir iyimserlik vardı. Zannedildi ki sıkıntıyı yalnızca `mortgage şirketleri, hedge fund`lar çekecek. Ama, kazın ayağının öyle olmadığı çabuk anlaşıldı. Bu kurumlar ile yatırım bankaları, hatta ticari bankalar arasındaki iş ilişkileri ortaya çıkınca, bankaların bilanço dışı pasiflerinin tehlike çanları çalabileceği anlaşıldı. Vaziyet böyle vahim bir noktaya ulaşınca merkez bankaları başladılar piyasalara likidite pompalamaya ve faiz düşürmeye.

Piyasalar, merkez bankalarının bu hareketi karşında güven kazandılar ve ortalığa bir müddet iyimserlik hâkim oldu.

Ama, artık uzmanlar, bu likidite pompalamasının ne kadar işe yaracağını tartışmaya başladılar.

Zira, likidite pompalamak, bir anlamda `moral hazard`a çanak tutmak anlamına geliyor. Yakın geçmişte kredi riski iştahlarını aşırı artıran, dolayısı ile batması gereken finansal kuruluşların dolaysız kurtarmalar yanı sıra piyasaya likidite sağlanarak kurtarılması bugünkü sorunu çözmediği gibi gelecekteki sorunu da çözmüyor.

O nedenle, otoriteler şaşkın vaziyetteler. Kurtarmak istemiyorlar; ancak daha büyük çaplı bir sistemik krizi istemediklerinden başka daha sıkı ve kısa vadede çözüm üretecek düzenlemelere gitmek istiyorlar. Bu bağlamda bugünlerde konuşulan, bugüne değin konuşulmayan bir şey: Bankaların bilanço dışı işlemlerine teminat olarak aldıkları teminatların piyasada olan fiyatlar esasında değerlendirilmesi (Finans terminolojisinde `mark to market` esası.

Bunu `moral hazard`a karşı bir silah olarak düşünüyorlar. Ama, bu yapılır ise, korkuluyorki yalnız `mortgage subprime kredileri` ile ilişkili değil, diğer birçok borç işleminde kullanılan teminatların yarısı gider. Bu da bankacılık sektörünü `birinci derece` sermaye gereksinimi açısından zora sokar.

Bankalar birbirine şüphe ile bakmaya başlar; birbirlerine kredi verme konusunda nazlı olmaya başlarlar. Sektörde sıkıntı hızla tırmanır. Bu gelir gider `reel sektör`e likidite kontrolleri yapılmasına ve arkasından kredi daralmasına yol açar.

Şimdi piyasalar 18 Eylül`de FED`in faiz kararını bekliyor. En azından öyle gözüküyor veya FED`in yeni bir faiz indiriminden moral bekliyor. Ama, yukarıdaki `mark to market` örneğinde verdiğimiz gibi yeni, fazla bilinmeyen ve fazla regülasyon ile denetime tabi olmayan ürün ve kurumların yarın dalgalanmaya ne gibi bir `sürpriz` katacağı beklentisi faiz indirimi ve likidite artışının marjinal katkısını azaltıyor.
Olumsuz beklentiler artıyor. Olumlu beklentilere inşallah bir sonraki yazımızda değiniriz.
Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
KAPANIŞLAR (BIST)
BUGÜN 1000 TL NE OLDU?
1.006 TL        
BORSA
1.002 TL        
DOLAR
999 TL        
EURO
1.000 TL        
ALTIN
 

bigpara

Copyright © 2018 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.