Ordulu sıkıntıdan kendi kendine konuşuyor

18.07.2003 - 09:22 | Son Güncelleme : 18.07.2003 - 09:22

Geçen yıl kilosu 1.6 milyona satılan fındık bu yıl da neredeyse aynı fiyata verilecek. Eskiden bir kilo fındıkla on kilo patates alan üretici, bugün 1.5-2 kilo alabiliyor

Karadeniz tek ürüne dayalı kalkınma çabalarının sıkıntısını yaşıyor. Mısır, ayçiçeği, soya tarlalarına yüksek taban fiyatı teşviğiyle fındık bitti. Fındık diken üretici devletin sektörden elini çekmesiyle sudan çıkmış balığa döndü. Fındık artık para etmiyor, geçen yıl 1 milyon 600 bin liradan satılan ürün bu yıl da neredeyse aynı fiyata verilecek. Eskiden soya yağı üretmek için kurulan tesisler şimdi Hazine`nin elinde kalan fındığı sıvı yağa dönüştürüyor. Oysa Türkiye geçen yıl sıvı yağ üretmek için ham ayçiçeği yağı ithalatına 640 milyon dolar ödedi.

Fındığın en çok üretildiği illerden biri olan Ordu`yu dolaştık. Üreticiyle, tüccarla ve sanayiciyle konuştuk. Görünen o ki, Karadeniz`in bu sorununa kısa vadede çözüm bulmak zor. Ordu`da artık ne sanayici, ne üretici, ne de tüccar mutlu. Ordu Ticaret Borsası Başkanı Necdet Gürsoy`un deyimiyle, sokaktaki 10 vatandaştan 8`inin yüzü asık, 20 vatandaştan biri ise yürürken kendi kendine konuşuyor.

BU YIL REKOLTE DÜŞÜK
Devlet IMF`nin de baskısıyla iki yıldır taban fiyat belirlemiyor. Ancak serbest piyasa koşulları oturmamış. Varolan ticaret borsası sadece alım satımın kayıt altına alındığı bir kurum olarak kimlik kazanmış. Borsada gerçek anlamda arz ve talebe göre bir fiyat oluşmuyor. Gürsoy, Oysa alivrenin önünü kesecek olan yani tek anlamda fiyatların belirlendiği bir ürün borsasıdır diyor.

Geçen yıl 1 milyon 600 bin liraya satılan fındık için bu yıl üretici 2.5-3 milyon arasında bir fiyat istiyor. Üreticinin verdiği bilgiye göre aslında bu fiyat aralığı yakalanabilir. Zira bu yıl rekolte düşük. 550 bin ton civarında ürün bekleniyor. Ama sorun rekolteden çok fındığın aynı anda pazara çıkması. Paraya sıkışan üretici ürününü elinde tutmaktansa düşük fiyata da olsa satmayı tercih ediyor ve eskiden köylü bir kilo fındıkla on kilo patates alırken, bugün 1.5-2 kilo alabiliyor. Para kazanamayan köylü haftada bir Ordu`ya inerken şimdi iki ayda bir iniyor. Esnaf da günde 10 kilo döner yerine 2 kilo satmak zorunda kalıyor. Fındıktan kazanılan para esnafa dönmüyor. Çünkü üretici aldığı parayla ancak zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabiliyor.

Tüccar Fiskobirlik`in artık kendini yeniden tanımlaması gerektiğini düşünüyor. Fiskobirlik`in devletin emriyle fındık alıp depolayan bir kurum olmaktan çıkması gerektiğini düşünüyor. Bunun yerine aldığı ürünü pazarlamak için dünya pazarlarına satmak için uğraşmasını istiyor.

Doğu Karadeni, Batı Karadeniz`e ateş püskürüyor. Çünkü Batı Karadeniz`in verimli ovalarına dikilen fındıktan dekar başına 200 kilo ürün alınıyor. Oysa Doğu Karadeniz`de bu rakam 100 kiloyu geçmiyor. Doğu Karadeniz`deki fındık üreticisi Nasıl biz çay ekemiyorsak, Batı Karadeniz`de de fındık ekimi yasak olmalı, devlet koyduğu kuralları uygulatsın diyor. Bölgede yavaş yavaş alternatif ürünler keşfedilmeye başlanmış, bunlardan biri de kivi. Ancak bu alanda da şuursuzca dikim yapıldığı belirtiliyor. Üretim pazarlama faaliyeti ile desteklenmediği için kivinin de çözüm olmayacağından endişe ediliyor.

Zengin Avrupalı, fakir üreticinin derdini bilmiyor
Gelelim bu yılki ürünün fiyatının ne olacağına. Fiskobirlik iki gün önce geçen yıl aldığı fındıktan on bin ton satmak için ihaleye çıktı. İhalede oluşan fiyat 1 milyon 625 bin lira oldu. Bu da eylülde pazara girecek olan yeni ürünün yüksek fiyattan belirlenmesini engelliyor. Çünkü Avrupalı tüketici, bir ay önce 1 milyon 600 bin liradan aldığı fındığı bir ay sonra neden 2.5 milyon liradan alması gerektiğini anlayamıyor.

TÜCCAR SIKINTILI
Tüccarın en çok yakındığı konulardan biri de alivrecilikle suçlanması. Konuştuğumuz tüccarlar aslında düşük fiyattan mal satmaktan şikayetçi. Biz de pahalıya mal sattığımızda kazanıyoruz, ucuz fiyat bizim de işimize gelmiyor. Devletin fiyat belirlemesinden de rahatsız olmuyoruz. Ancak devlet bir fiyat söylüyor, bunu veremeyince tüccarını da zor durumda bırakıyor. Yeterli sermaye birikimimiz olmadığı için Avrupalı tüketici karşısında da duramıyoruz diyor. Yani fındıktaki sorun zengin Avrupalı ile fakir üretici arasındaki kavgadan kaynaklanıyor.

VERGİ ENGELİ
İhracatçının en çok şikayet ettiği konulardan biri Türkiye`nin komşularına yeterince fındık satamaması. Bu konudaki örnek ise şöyle İran`dan fıstık geliyor, Rusya`dan doğalgaz, kereste ve kömür geliyor ama biz ne İran`a ne de Rusya`ya fındık satabiliyoruz. Rusya Türk fındığına yüzde 40 vergi koyuyor. Almanya da bizden aldığı fındığı Rusya`ya satıyor. İşte bütün bunları aşacak olan devlettir. Devlet para verip kenara çekilen değil, sorun çözen olmalı.

İHRACATÇILAR BİRLİĞİ BAŞKANI ÖZONGUN`A GÖRE EKİM ALANLARI SINIRLANMALI

Tarla sökmeye gerek yok yeni dikim olmasın, yeter
Türkiye`nin 700-800 bin ton fındığı eritecek kapasiteye sahip olduğunu savunan İstanbul Fındık İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Özongun, Yapılması gereken şey tanıtım ve pazarlamaya destek vererek dünyadaki tüketimi artırmaktır diyor

Ufuk Özongun, Türkiye`de en fazla fındık ihraç eden üçüncü şirketin sahibi. 20 yıldır bu işle uğraşan Özongun, Giresun`da 400 kişinin çalıştığı bir işleme tesisinde fındığı kavrulmuş ve kırılmış hale getirip Avrupa`ya satıyor. Yani katma değeri yüksek ürün ihraç ediyor. Özongun`un şirketi Progıda, geçen yıl 34.4 milyon dolarlık fındık ihraç etmiş. Aynı zamanda İstanbul Fındık İhracatçıları Birliği Başkanlığı`nı da yürüten Özongun, ihracatçı ya da alivreci olarak tanımlanan tüccarın düşük fiyat istediği görüşüne katılmıyor. Türkiye, dünyanın en değerli fındığını üretiyor. Ve kim ne derse desin söylendiği gibi badem fındığın yerini alamaz diyen Özongun, bu kadar kaliteli bir ürünün 1 dolara satılmasının mümkün olmadığını savunuyor.

Özongun`a göre önemli olan tanıtım ve pazarlamaya daha fazla destek olmak. Yeni pazarlar olan ABD, Japonya, Çin, Hindistan ve Rusya gibi ülkelerde fındığı sevdirebilmek. Özongun burada, yeni ekim alanlarının yaratılmaması gerektiğine de dikkat çekiyor.

Sorun, üreticinin fındığını hasattan sonraki ilk iki ayda pazara getirmesi. Çünkü Karadeniz`de başka bir para kazanma kaynağı yok. Köylünün hastane parası da, düğün masrafı da, okul parası da fındık. Paraya sıkışan köylü fındığını neredeyse kurutmadan pazara çıkarıyor. Üretimin büyük kısmı iki ayda satıldığı için de fiyat düşüyor. Oysa ABD`de arz fazlası olduğunda devlet üreticinin, ürünün tamamını pazara sürmesini engelliyor. Ufuk Özongun sorun ve çözüm önerilerini şöyle sıralıyor...

* Fiyatları ihracatçı mı yükseltmiyor?

Hayır. Tabii ki bu bir ticarettir. Ama işlenmemiş iç fındığın olması gereken değeri 2.5 dolardır. Bir yerde arz fazlası varsa o ürünün ipini elinizde tutamazsınız. O zaman tüketicinin dediği olur. Fındığı işlenmiş olarak ihraç etmemiz gerekiyor. Oysa ihracatın yüzde 70`i işlenmemiş iç fındık olarak yapılıyor. Devlet, destekleme alımı yerine fındığa dayalı sanayii desteklese Avrupalı fabrikalar da bize daha fazla muhtaç olacak. Çünkü fabrika fındığı alıp kavurmak, kırmak istemiyor. Onlar, fındığı çikolatanın içine direkt koyacak şekilde işlenmiş istiyor. Uzun soluklu bir strateji ile fiyatlar 2.5 dolar seviyesine oturur. Fiskobirlik piyasayı regüle etsin. Bu yıl bunu başardı. Fazla olduğu zaman aldı, tam iç piyasada ürün tükenmek üzereyken sattı. Biz de Fiskobirlik`in yaptığını ABD üreticisine yaptırıyor. Ürünün yüzde 20`sini sonraya saklayacaksın diyor.

* Kim suçlu? Ya da bir suçlu aranmalı mı?

1980 yılından beri fındığa yüksek taban fiyatları verilmeye başlandı. Politikacılar, `üreticiye parayı vereyim, oyu alayım` kaygısıyla olaya yaklaştı. Özal`la başlayan bu süreç, Demirel`le devam etti. Demirel kalkıp, Kim ne veriyorsa ben 5 fazlasını vereceğim` dedi. Fiskobirlik`e tonlarca alım yaptırıldı. Yüksek fiyattan alım yapan birlik, bunu yüzde 6 verimle yağ yapmak zorunda kaldı. Hazine kasasından trilyonlar gitti.

* Ekim alanı sınırlandırılmalı mı?

Kesinlikle. Varolan fındığı sökmeye gerek yok. Bunu akıllı bir strateji ile eritebiliriz. Ama yeni alanların yaratılmaması lazım.

* Çiftçinin mağduriyeti nasıl önlenir?

Uzun vadeli bir strateji belirlenmeli. Arz fazlası olduğu dönemde çiftçi doğrudan gelir desteği ile desteklenebilir. AKP hükümeti geçen yıl, `Fındığın kilosunu 1 milyon 600 bin liradan 2 milyona çıkaracağım` diye söz verdi. Bu farkı da temmuzda doğrudan gelir desteği olarak ödedi. Böylece çiftçinin en sıkışık olduğu dönemde eli rahatladı. Köylü ürünü kurutmadan fabrikaya götürmek zorunda kalmazsa fiyat olması gereken yere oturur.

Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
KAPANIŞLAR (BIST)
BUGÜN 1000 TL NE OLDU?
1.002 TL        
BORSA
1.000 TL        
DOLAR
1.000 TL        
EURO
1.001 TL        
ALTIN
 

bigpara

Copyright © 2018 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.