Geleceğin dünyasında Türkiye

25.06.2001 - 00:00

Leonardo De Vinci`nin, dönemine göre uçuk eskizleri, Jules Verne`in ve çizgi roman kahramanı Baytekin`in hayal gücü sınırlarını zorlayan serüvenleri, TV dizisi Uzay Yolu fantezilerinin hayal ürünü olmaktan çıkıp kehanete dönüşerek yaşamımızın olağanları arasına girdiği günümüzde, teknolojideki gelişmelerin kümülatif hızının 2015`te nasıl bir dünya yaratacağı üzerine binlerce araştırmacı, planlamacı ve stratejist yıllardır çalışarak `bilimsel senaryolar` üretir, gelişmiş ülkeler gelecek hesaplarını bu senaryolar üzerine inşa ederek politikalar üretirken, Türkiye bu hesapların neresindedir?

Gelecek korkusu
İnsan nüfusundaki artış ve endüstri toplumlarına dönüşme süreci içinde, dünyanın geçmişindeki biyolojik oluşumların milyonlarca yılda ortaya çıkardığı ve yerine konulma olasılığı bulunmayan, yenilenmeleri ise milyonlarca yılı gerektiren petrol, kömür, doğalgaz gibi fosil atıklarına dayalı enerji kaynaklarını önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde tüketme noktasına getiren insanoğlu, tüm aymazlığına karşın bir şeyi çok iyi bilmektedir. Bugün geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler enerji tüketimlerini endüstrileşmiş ülkeler düzeyine getirecek gelişme çizgisini yakaladıklarında yeryüzünde kullanılan global enerji beş kat artacak ve biyosfer bu ölçüdeki enerji kullanımının etkilerini kaldıramayacaktır.

Teknolojinin tırmanışına koşut olarak insanların yükselen refah düzeyleri enerji tüketimini artıracağı için, geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerin enerji tüketimlerinin `global tüketim` içindeki paylarının çoğalmaması gerekecek ve gelişmiş ülkelerle `vesaire ülkeler` arasındaki çatışmalar 21`inci yüzyılda bir varolma ve varlığını sürdürme çizgisine taşınırken Türkiye hangi safta yer alacaktır...?

Daha yüzlercesinin alt alta sıralanması olası bu tür soruların yanıtlarını arayan ve geleceğe ilişkin projeksiyonlar üreten araştırma kurumları, 15 yıllık bir uzaklığın fotoğrafını, yanılgı payını minimize ederek çekebilme noktasına ulaşmışken, Türkiye`nin üç ay sonrasına net ayarı yapamamasının yaşamlarımıza ileride yükleyeceği negatif etkiler umulandan çok daha ağır olacak görünüyor.

2015`te nasıl bir dünya nüfusu
2015 yılına ulaşıldığında, 2000 yılında dünyada 6.1 milyar olan toplam nüfusun 1.1 milyar artarak 7.2 milyara yükseleceği hesaplanırken, bu artışın her alandaki olası etkileride en ince ayrıntılarına inilerek değerlendiriliyor. 1985 yılında dünya genelinde ortalama yüzde 1.7 olan nüfus artış oranının 2000 yılında yüzde 1.3`e düştüğü gerçeğinden yola çıkan uzmanlar 2015`li yıllarda bu oranın yüzde 1`e kadar gerileyeceğini ancak 2000 - 2015 arasındaki 15 yıllık dönemde dünya nüfusundaki 1.1 milyar artışın pek çok gelişmeyi de eşliğinde taşıyacağını varsaymaktadır. Dünya nüfusu genelde artarken bazı ülkeler nüfusları ölüm oranlarındaki yükseklik ve doğumların azalması sonucu düşüş gösterecek, 1.1 milyar olarak varsayılan artışın yüzde 95`inin geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde yoğunlaşması ise gündeme ayrı sorunlar getirebilecektir.

2015 yılında, bölgesel bir güç olma yolunda ilerleyen Hindistan`ın nüfusu 900 milyondan 1.2 milyara tırmanırken, Hindistan`la sınır anlaşmazlıkları, Keşmir gibi sorunları olan ve nükleer silahlanma yarışını sürdüren Pakistan`ın nüfusu 140 milyondan 195 milyona yükselecek ancak Asya`daki bir başka büyük güç olan Rusya`nın nüfusu 146 milyondan 130 -

135 milyona gerileyecektir.
ABD, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerin nüfusları önümüzdeki 15 yıllık dönemde yüzde 07 - yüzde 1 arasında artış gösterirken Avrupa ülkeleri, Japonya ve Afrika`da nüfus azalma trendine girecektir.Güney Afrika Cumhuriyeti nüfusunun 2015 yılında 43.4 milyondan 38.7 milyona gerileyeceği varsayılırken özellikle eski Varşova Paktı üyelerinin oluşturduğu doğu Avrupa ülkelerinde de nüfus inişe geçecektir. Çin ve Orta Asya ülkelerinde nüfus artışı devam edecek, 2015`lere gelindiğinde Çin dünyanın en kalabalık ülkesi olma konumunu korumayı sürdürecektir.

Gelişmiş Avrupa ülkeleri ve Japonya`da ortalama insan ömrünün uzaması sonucu nüfusun yaşlanması ve doğum oranının düşmesine bağlı olarak gençleşememe, anılan ülkelerin varolan refah düzeylerini sürdürebilmeleri için 2015`li yıllarda `işci ithal` etmelerini gerektirecek ve bu sayı 110 milyon kişi olacaktır.
Dünya genelindeki nüfus artışının bir etkisi de kentleşmenin ivme kazanması ve özellikle 10 milyondan fazla insanı barındıran mega kentlerde yoğunlaşacak nüfusun 2015`te 400 milyona ulaşacağıdır.

Kentleşmenin öne çıkması ve kentsel nüfusun aşırı artması, yerel ya da merkezi yönetimler açısından zorlu bir sınava eşlik edecek, kentlere yığılan milyonlarca yeni insana götürülecek ulaşım, sağlık, haberleşme, güvenlik, beslenme, dinlence, çalışma olanak ve hizmetleri günümüze oranla farklı boyutlara taşınacaktır. Gelişmiş teknoloji ile beslenmesi zorunluluk haline gelecek bu tür hizmet ve olanaklar, günümüzün kentsel yaşamını bilgisayarların yönlendirdiği, otomasyona bağlanmış bir düzleme çekerek `big brother` efsanesini bir boyutu ile olsun hayata geçirecektir.

Gelişmiş ülkelerde `nüfustaki yaşlanma`, biyoteknoloji alanındaki gelişmelere koşut olarak artarak devam edecek, genetik biliminin buluş ve ürünlerinden insan ömrünün uzatılması ve daha sağlıklı yaşama kavuşma yolunda yararlanacak olan `şanslı ülkeler` insanları, `çağdaş` bir kölelik sisteminin `uygar yeni efendileri` olacaklar ve 2015`in olası en büyük sorunlarından birisini gündeme taşıyacaklardır. Göç ve göçmenler.

Göç ve göçmenler
Gerek gelişmiş ülkeler nüfuslarının azalması ve yaşlanması sonucu `taze iş gücüne` duyulacak gereksinim gerekse geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler nüfusundaki artış, bu iki grup arasında yeni bir `gulf stream` yaratacak ve 2015`li yıllarda dünya tek yönlü bir göç dalgasının etkilerini yaşamaya başlayacaktır.

2015`te dünyadaki gelişmiş 50 ülke nüfuslarının yüzde 15`ini göçmenlerin oluşturacağı varsayılarak, bu oranın göç alan ülkelerde yaratacağı sosyo - ekonomik ve politik sorunları şimdiden saptamaya ve çözüm üretmeye çalışan uzmanlar, özellikle Avrupa`da yoğunlaşacak bu oluşumu 2015`in `risk faktörleri` arasında ilk sıraya oturtmaktadır.

Göçmenlerin, göç alan ülkelerde sosyal ve kültürel dengeler üzerinde `değişiklik yaratacak` etkilere neden olması ve bunun sonucunda `milliyetçi söylemlerin` bazı siyasi partilerce gündeme taşınmasını güçlü bir olasılık olarak gören uzmanlar, 2015`e damgasını basacak olaylar arasında kültürel çatışmalar, etnik lobilerin baskın etkisini işaret etmektedir.

Göçmen işciler ve zorunlu göçmenlerin, yerleştikleri ülkelerde zaman içinde `orijin ülkelerin` etnik lobilerine hizmet edecekleri, orijinleri itibariyle zaman zaman silahlı anlaşmazlık ve terörist aktiviteleri destekleyebilecekleri düşünüldüğünde özellikle Arnavut, Kürt, Ermeni, Tamil, Eritre ve Etiyopya kökenli göçmenlerin yaratabilecekleri olası sorunların nitelikleri anlaşılır olmaktadır.

Sosyal ve politik tansiyonda negatif bir hareketlilik, gerginlik ve çatışmaya eşlik edebilecek bu gelişmeler aynı zamanda göç alan ülkelere, sindirilmesi koşuluna bağlı olarak kültürel bir zenginliğin yanı sıra ekonomik dinamizmi de getirebilecek ve pozitif etkileşimleride olabilecektir.

2015`li yıllarda doruğa çıkması beklenen bir başka gelişme ise beden gücüne dayalı göç hareketlerinin beyin göçünüde kapsayacak biçimde genişlemesi ve şu anda sayıları dünya genelinde 1.5 milyon olan göç etmiş beyin sayısının 2015`te 6 milyon dolayına tırmanacağıdır. 6 milyon rakamı yüksek görünmemekle birlikte tümünün yetişmiş, meslek ve kariyer sahibi kişilerden oluşacağı düşünüldüğünde gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin `beyin göçü` nedeniyle büyük bir kan kaybına uğrayacağı ve gelişme süreçlerinin sekteye uğrayacağı ayrı bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dünya genelinde nüfus artışının bir önemli etkiside `doğal kaynakların` kullanım ve tüketim eğrisinin yükselmesi ile çevre sorunlarının artan bir trend içinde gündeme gelmesi olacaktır. Doğal kaynakların tüketiminin öncelikle çağırıştırdığı enerji ve su rezervleri konusunda 2015 yılı, petrol ve türevleri açısından alarme edici olmamakla birlikte su hakkında aynı iyimserlik gelecek tahminlerine yansımamaktadır.


Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
KAPANIŞLAR (BIST)
BUGÜN 1000 TL NE OLDU?
1.009 TL        
BORSA
998 TL        
DOLAR
1.002 TL        
EURO
1.000 TL        
ALTIN
 

bigpara

Copyright © 2017 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.