Enflasyon geri mi dönüyor?

20.06.2001 - 00:00

Geçen 10 yıl enflasyon yanlıları açısından o kadar iyi geçmedi. Ancak, global piyasalarda dikkatler, daha yavaş büyüme kavramı yerine enflasyona odaklanmaya başlarken, rehabilitasyon henüz ufukta görünmüyor. Enflasyon yanlıları kırık bir saat gibi her 12 saatte bir doğru zamanı söyleyebiliyor. Yoksa onların haklı olduğu bir yer var mı?

Petrol ve gıda fiyatlarının artmasıyla birlikte enflasyonist çıkışın süratlenmesi nedeniyle, 1970`lerin stagflasyonuna (aynı anda hem durgunluk hem enflasyon durumu ÇN) benzer bir ortam oluştuğuna ilişkin sinyaller var. ABD, Avrupa ve Japonya hem zamanlama hem de karakter açısından çok değişik döngüler deneyimliyor.

ABD ekonomisi, teknoloji ve telekomünikasyonun egemenliğinde geçen 19`uncu yüzyıl tarzı bir yatırım patlaması döneminin sonuna geldi. Bu dönemin sonunda, aşırı arz durumları ve keskin envanter ayarlamaları yaşanıyor. Ancak, ekonomide görülen yavaşlama, hareketli enflasyon rakamlarının eşliğinde cereyan ediyor. Mayıs ayının tüketici fiyatları, Nisan ayının yüzde 0.3 rakamından sonra, Mayıs ayında tahminlerin üzerine yükselerek, yüzde 0.4 oranında artabilir.

Japonya deflasyonist
Gıda ve enerji de dahil olmak üzere, çekirdek tüketici fiyat endeksi Mayıs ayında düşmüş olsa bile, yılın ilk dört ayında keskin bir atış gösterdi. Aile harcamaları, borsalardaki çalkantılara, işsizliğin artışına ve borç düzeylerinin yükselmesine rağmen canlı kaldı.

Japonya da, 10 yıl süren bir durgunluktan sonra, kendi deflasyonist mecrasını izliyor. Fiyatlar düşüyor ve geçen yıl yüzde 1.7 büyüyen ekonomi daralmaya başlıyor. Buna karşın, Avrupa`daki döngü, euronun zayıflığı nedeniyle daha da kötüye giden pertol fiyatlarının da etkisiyle daha geleneksel gözüküyor.
Teknolojiye daha az expoze olması, ABD tarzı bir zafiyetten korudu. Euro alanı geçen ay itibarıyla yılda yüzde 3.4 gibi bir orana ulaştı. Aynı rakam Nisan ayında yüzde 2.9`du. Britanya orta yerde duruyor - teknolojiye, kıta Avrupasından daha açık ve daha düşük bir enflasyon oranına sahip. Ancak geçen hafta Mayıs ayında enflasyonun yüzde 1.7`ye sıçraması - aynı rakam Nisan ayında yüzde 1.1`di - piyasaların, yavaş büyüme yerine aşırı ısınmaya odaklanmasına neden oldu.
Bu arka plan çerçevesinde, dünyanın, 1970`lerde görülen türden bir enflasyonist şok yaşayacağına inanmak bir hayli zor. Başlangıç noktası daha tercih edilir gibi. Geçen yıl endüstrileşmiş ülkelerde görülen ve enflasyonun en genel ölçüsü olan Gayri Safi Yurt İçi Hasıla deflatörü, sadece yüzde 1.25`di. Ancak, uzun bir dönem enflasyon oranlarının olduğundan daha yukarıda hesaplanmasından sonra, bu kez, enflasyon oranının bugünlerde olduğundan daha aşağı düzeylerde hesaplandığı olasılığı da yok değil. Hangi varsayımların neden yanlış gittiğini görmek için bir araştırma yapmak gerek.

Üç açıklama
Bank for International Settlements`ın son yıllık raporuna göre, beklenenden daha iyi çıkan enflasyon performansını üç şekilde açıklayabiliriz. Birincisi, enflasyonist güçlerde kalıcı bazı değişiklikler oldu ve bunlar ekonomistlerin modellerine yansımadı. Bunların arasında, ürün piyasalarındaki rekabetin çok artmasından kaynaklanan bir etki var. Bu etki şirketlerin fiyat savaşlarına girmesini önledi. Diğer unsurlar arasında, düzenlemelerden vazgeçilmesi gibi yapısal reformlar ve Avrupa`da tek para birimi kullanan tek bir piyasa oluşumu da var.
İkinci tür açıklama, mal ve bilgisayar fiyatlarının düşmesinde görülen iyi enflasyon performansı gibi geçici unsurları öne çıkartıyor. ABD ve Avrupa`da görülen mevcut enflasyonist tırmanma, geçici fiyat şoklarının tersine dönmesi şeklinde görülüyor.
Üçüncü kategori, enflasyonu geleneksel anlamda saptayan unsurlardan oluşan bir karışım. Bunlardan birincisi, işsizliğin yapısal oranlarında görülen düşüş. Bu, emek piyasalarında görülen daha geniş esneklik sayesinde gerçekleşti. ABD ve Birleşik Krallık`da (BK) daha önceleri giderek artan ücret baskılarıyla - işsizliğin tırmanmayan enflasyonist oranı - birlikte anılan düzeylerin aşağısına düştü. Kıta Avrupa`sının şimdi bu tür birşey deneyimlediği görülüyor. İşsizlik yeni bir yapısal düzeye doğru hareketlenirken, enflasyon düşüyor.

Bir de bilgi teknolojisinin ekonomik tavrı etkilemesi var - ABD`de üretim büyümesinde görülen iyileşmeler de dahil olmak üzere. İşsizliğin yapısal oranına gelince, burada ekonomi yeni üretim trendlerine alışırken, enflasyonu aşağıya çekme olasılığı mevcut.

Ve öyle görülüyor ki, iş yerleri ücret pazarlığı yaparken,, daha düşük bir enflasyon ortamında, yukarıya doğru tırmanan fiyatların neden olduğu şokları geçici olarak görmek gibi bir eğilim duyabiliyor. Dolayısıyla gelip geçen ithalat fiyatlarını genel fiyat düzeylerine yansıtmak, 1992 yılında Avrupa döviz kuru mekanizmasından ihraç edildikten sonra BK`da görüldüğü gibi, daha az oluyor.

Bu fenomenlerden hangisi gelecekte başka türlü çalışacak? Eğer ABD`de üretimde büyüme tahminlerin aşağısında kalırsa, çıktı ile enflasyon arasındaki alış veriş daha da kötüye gidecek.Ve bu durumun böyle olduğuna işaret eden göstergeler var.

İşsizlik oranları
Goldman Sachs geçenlerde, ABD`de üretim trendi tahminlerini 2.75`den 2.25`e indirdi. Bu da, işsizliğin yapısal oranı üzerinde etkili olacak. Eğer işveren marjinleri daha da daraltılmayacaksa, gerçek ücret büyüme oranının, yeni, daha düşük üretim trendi düzeyine getirilmesi gerekiyor, bu da daha yüksek işsizlik rakamları anlamına geliyor. Goldman, işsizlik rakamları tahmini, sabit enflayson ile paralel olarak, yüzde 4.5`dan yüzde 5.25`e yükseldi. Bu rakamlar, Mayıs ayında gerçekleşen yüzde 4.4`lük gerçek işsizlik oranıyla kıyaslanabilir.

Ve bir de, yapısal değişikliğin, enflasyonist baskıları azaltmada varsayılandan daha az etkili olduğu olasılığı var - özellikle de kıta Avrupasında. Örneğin, Credit Suisse First Boston bankası ekonomistleri spekülasyonda bulunarak, euroda görülen zafiyetin, uzun dönemde, gerçek döviz kuru oranına ilişkin denge düzeyinin daha önceki tahminlerden aşağıda gerçekleşme olasılığı anlamına gelebileceğini belirtiyor.

Bu ise, euro alanındaki yapısal güçler açısından, üretimde zayıf büyüme rakamları ve şimdiye kadar inanılana göre daha zayıf potansiyel çıktı demek olabilir. Dolayısıyla, eğer euro alanı ekonomisi varsayılandan daha da hastaysa, enflasyonist baskı daha da büyük olabilir.

ABD ve BK için döviz piyasaları mesajı başka türlü. Doların gücü ve sterling döviz kurları, ithalat maliyetlerini aşağıda tutarak, enflasyona karşı bir güvenlik mekanizması gibi çalıştı.

Gerçekte, bu ekonomilerde görülen aşırı talep, deniz aşırı ülkelerden gelen arz tarafından karşılanırken, cari hesap açığı da giderek arttı. Zayıf döviz kur oranaları döngünün bu noktasında, geçmişe göre çok daha zararlı olabilir - emek piyasaları sıkı, gerçek çıktı hemen hemen mutlaka trend çıktısından daha hızlı yükseliyor ve tüketiciler harcama furyası içinde.

Para politikaları
Bu tür bir arka plana karşın, sterlingin, Bank of England`ın para politikasını sıkılaştırmaya zorlanmadan, euroya girebilmek için gereken uygun düzeylere düşürülebileceğini görmek zor. Mevcut durumda, tükettici harcamaları, potansiyel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla`dan daha hızlı bir tırmanış içinde olan kamu harcamalarına ilişkin olarak seçimler sırasında verilen sözlerin tutulabilmesi için daha yavaş yükselmek durumunda.

Sonunçta, enflasyonun geleceğinin anahtarı para politikalarında yatıyor. Eğer ABD Merkez Bankası`nın agresif faiz oranları indirme girişimleri, güçlü bir iyileşmeye ön ayak olabilirse, enflasyonist bir şok oluşabilir ve dünyanın her yanına aksedebilir - özellikle de doların düşüşüne neden olursa. Ancak şu anda gerçek durum garip bir biçimde çarpık gözüküyor.

Karların son derecede baskı altında olmadığı ABD iş dünyasında görünürde enflasyonist bir durum yok. Daha az sancılı da olsa, bu durum, Avrupa ve Asya`da da geçerli. Ancak tüketiciler, özellikle İngilizce konuşan ekonomilerin, keyfi yerinde. Para politikaları onları kışkırtmaya devam ediyor. Dolayısıyla, geniş anlamda paranın yıllık büyüme oranının yüzde 15`lerin üzerinde olduğu ABD başta olmak üzere, enflasyonist bir noktanın varlığı yok sayılamaz. Güçlü bir ekonomik iyileşme bu durumu kötü birşeye dönüştürebilir. Bu durum, en iyi anlamda, muhtemel değil, olası gözüküyor. Ancak enflasyon yanlıları sadece bir nokta bile olsa, oradan gıda almaya mutlu bir şekilde devam ediyor.

Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
  • BIST
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • KREDİ
109.330 Değişim: -0,31% Hacim : 6.121 Mio.TL Son veri saati : 18:10
Düşük 108.927 15.12.2017 Yüksek 110.051
Açılış: 109.578
3,8627 Değişim: -0,62%
Düşük 3,8523 15.12.2017 Yüksek 3,8898
Açılış: 3,88685
4,5378 Değişim: -1,05%
Düşük 4,5341 15.12.2017 Yüksek 4,5881
Açılış: 4,58585
155,89 Değişim: -0,46%
Düşük 155,55 15.12.2017 Yüksek 156,87
Açılış: 156,61
TL
Ay
%

bigpara

Copyright © 2017 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.