Bir Başkanlık Yarışı-Clinton Trump Savaşı

8 Kasım’da gerçekleştirilecek 58. ABD başkanlık seçimi piyasaların şuan odak noktası konumunda yer alıyor. Bunun en net sebebi de şüphesiz Trump’ın, faiz artırımı sürecinde bir bilinmezlik yaratan FED ve Başkan Yellen ile ilgili yaptığı açıklamalar.

Son günlerde ise, bu ikilinin müzakereleri (Debate)’leri olay olmakta. Öyle ki ilk debate 100 milyon kişi tarafından takip edildi. 3 raundluk savaş sonrası 8 Kasım’da seçim yapılacak. Her ne kadar Hillary Clinton aday olarak daha ön planda yer alsa da, Trump’ın da bu işi son dakikaya zorlayacağı ortada. 3. Raund ise 19 Ekim’de yapılacak. Bakalım hangi aday nakavt olacak ?

Hillary Clinton

Adayları biraz tanımakta fayda var. Çünkü bu debate’lerin çözümlemesini yapabilmek için aslolan gelişmelerin özünü bilmek gerekiyor. Hillary Clinton, 1947 doğumlu, ABD’li bir siyasetçidir. ABD’de 67. Dış şişleri bakanlığını gerçekleştirmiştrir. 1993-2001 yılları arasında ise, ABD başkanı Bill Clinton’ın eşi olarak first lady unvanıyla siyasetin ana noktasında yer almıştır. ABD başkanlığına ilk adaylığını 2008 yılında ortaya koymuş ancak ön seçimde Obama’ya kaybetmiş, 2016 yılında şansını yeniden deneyen Clinton, bu sefer ön seçimleri kazanarak en güçlü başkan adayı konumuna gelmiştir. Demokrat parti adayı Hillary Clinton görüş olarak Obama’nın devamı niteliğinde yer alırken, ABD’nin ilk kadın başkanı olma yolunda en güçlü aday olmuştur. Ancak peşini bırakmayan bazı gerçekler vardır ki, Clinton’ın zayıf noktalarını oluşturmaktadır. Bunlardan en sansasyonel olanı Bill Clinton’ın başrolünde yer aldığı olaydaki Monica Lewinsky skandalıdır. Diğer yandan dışişleri bakanlığı görevi sırasında meydana gelen Libya’nın Bingazi kentinde bulunan ve ABD konsolosluğuna’na düzenlenen saldırıda Washington'un Libya Büyükelçisi Chris Stevens ve üç konsolosluk çalışanın hayatını kaybetmesidir. Kaddafi’nin öldürülmesinden 1 yıl sonra gerçekleştirilen bu olayda, büyükelçilik çalışanlarının güvenli bir eve kaçırılması ancak burada öldürülmesi sonrası bazı e-mail yazışmalarının Hillary Clinton’ın kişisel yazışmalarında yer aldığına dair iddialar yer almıştır. Bu e-mailler hakkında defalarca senatoya ifade veren adayın, e-mail yazışmaları ve gizli açıklamaları şahsi hesabından yapması ve ihmalkarlığı yumuşak karnı konumunda yer alıyor. Trump’ın ise, en büyük kozu bunlar. Bir de sağlık sorunu ile son dönemde gündeme gelen adayın, ABD’de başkanlık adaylığı sorgulanırken, debatelerdeki güçlü duruşu bu durumu şimdilik unutturuyor. Eski bir hukukçu olan Clinton’ın öne çıkan en önemli gücü ise, sürekli siyasetin içinde yer alması ve kimilerine göre ise daha öngörülebilir bir politikacı olması.

Donald Trump

Ünlü bir emlak zengini. Aynı zamanda bir medya fenomeni. Politikacılık sürecinde ise, açıklamaları ile gündemden düşmeyen bir başkan adayı. Önlenemez bir yükseliş hikayesine sahip Trump’ın, geçmişi de oldukça tartışmaya açık. Çocukluk yıllarında çok şımarık bir çocuk olarak nitelendirilen Trump, uslansın diye askeri okula gönderilenlenlerden. Burada oldukça disiplinli bir öğrenim gören adayın mezun olduktan sonra babasının işi olan inşaat sektörünü tercih ettiğini ve Brooklyn’de önlenemez bir yükselişin adımını attığını görüyoruz. Zayıf yanı da buradan geliyor. Emlakçılık kariyeri, ilk başladığı günden beri sorgulanan Trump’ın, ilk inşaatında davalık olduğu biliniyor. Babasından aldığı ilk paranın ne kadar olduğuna dair tartışmaların bitmediği Trump’ın hikayesi, zengin bir karakter olarak taşranın hakkını nasıl savunacağına dair garip bir ironiye sahip. Zayıf yanı ise, ödemediği vergiler olarak görülüyor. Bu konuda Clinton’un eleştirilerine sürekli maruz kalan Trump’ın 18 yıl boyunca vergi ödemediği iddia ediliyor ve Trump kazançlarını ve vergi matrahını ısrarla kamuoyuna sunmuyor. Clinton’un her debate’de ısrarla üzerinde durduğu bu konu, Trump’ın şeffaf bir işadamı olmadığı tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Diğer yandan Cumhuriyetçi görüntüsü altında yer alan ırkçı ifadeler tartışma yaratıyor. Kimilerine göre aşırılık, kimilerine göre uç bir vatanseverlik. Ancak bu duruşun ABD halkının belirli kesimi tarafından da çok net destek bulduğunu bilmekteyiz. Öne çıkan en önemli gücü ise, iyi bir iş adamı olması. Çoğu kesim tarafından dahi bir girişimci olan nitelendirilen Trump’ın devlet yönetimi konusunda da başarılı olabileceği düşüncesi öne çıkıyor. Siyasete ise, 1980 yıllarında adım atan Trump’ın demokrat ve cumhuriyetçi görüş arasında sürekli yer değiştirdiği, ilk olarak demokrat tarafı seçip, sonradan Cumhuriyetçi pariteye, 2001 yılında ikiz kule saldırılarında sonran ise, yeniden demokrat partiye geçtiğini görüyoruz. Sürekli gitgelleri olan bir siyasetçi konumuda olan adayın, 2012 yılında başkanlığı kafasına iyice koyduğunu görüyoruz. Kimileri tarafından egosunu bir sanatçı gibi gösterdiğini ifade ediliyor. Kimilerine göre medya ve popüler kültür desteğini arkasına almış bir medya karakteri olarak görülüyor. Ancak adı her ne kadar sansasyonel olaylara karışmış olsa da, güçlü bir iş adamı olduğu konusunda tabanda ortak görüş hakimiyetini sürdürüyor.

Trump,  ‘’ Umrumda Değil’’

Elbette ki, Clinton’un da seçim yarışında diğer adayları egale ederken ön planda olduğu aşırı söylemleri oldu. Ancak, Donald Trump’ın bu konuda fenomen derecesine ulaştığını söyleyebiliriz. Başkan adaylığı sürecinde akıl almaz söylemlerin altına imzasını atan Trump’ın sarf ettiği cümleler ekonomik anlamda da bazı derin fiyatlamaların öne çıkmasına neden oldu. Piyasaların başkan adayı olarak Trump’ı siyasi ve ekonomik olarak bir görmesinin temelinde de bu aslında söylemler yatıyor.

Başkan olduğu sırada alacağı bazı kararların, büyük bir yaptırım niteliğinde olacağını düşündüğümüz Trump’ın özellikle Meksikalı göçmenler hakkında yaptığı yorumlar oldukça iddialı. Meksika sınırına bir büyük bir duvar çekeceğini ifade eden adayın, ülkeye gelen göçmenleri hırsız ve uyuşturucu kaçakçısı olarak nitelendirdiği görülüyor. Çin ile ticaretin daha adil hale getirilmesi gerektiğini de ifade eden Trump, Çin’in yuan’ı kasıtlı olarak olarak düşürdüğünü ve bu konuda Pekin yönetimine baskı uygulanması gerektiğini ifade ettiğini görüyoruz. Petrol konusunda da değinen Trump, göreve gelmesi ile birlikte pazar payını kontrol altına alacaklarını ve petrol üretimini artıracacaklarına dair açıklamaları olduğunu biliyoruz. Bu söylemleri ele aldığımızda ise elbette ki bu debateler sonrası oluşan tabloda, Meksika Peso’sundan, petrol fiyatlarına, dolaylı olarak Kanada dolar’ına kadar tüm para birimleri de etki altında kalıyor. Borsalar da ayrıca usulca yön değişikliğine uğrayabiliyor. Siyasi politikası bakımında da sürekli eleştiri altında kalan Trump’ın, ortadoğu ve tüm göçmenlere karşı ırkçı duruşu da ön planda.  Lise yıllarında askeri okuldan mezun olan, Trump’ın özellikle 11 Eylül saldırılarına aşırı duyarlı olduğu da biliniyor. Hatta ikiz kulelere düzenlenen saldırı sonucunda yıkılan kulelerin yerine 5 katı daha büyüğünü dikmek isteyen adayın bu isteği zamanında reddedilmiştir. Ortadoğu konusunda da oldukça hassas olan Trump, IŞİD’in üzerine bir kabus gibi çökeceğini, Camilerin ise takip altında tutulmasını ve bu görüşe dair eleştirileri ise ‘’umrumda değil’’ çıkışı ile savuşturmaya çalıştığını görüyoruz.

Piyasalar açısından da FED konusu aşırı derecede öne sahip. Trump’ın FED Başkanı Yellen’ın sakin tavrını beğenmediği ve düşük faiz uygulamasının endekslerde büyük bir balon oluşturduğunu ifade eden Trump’ın, Yellen’ın görev süresi bitmeden ayrılması gerektiğini ifade ettiği biliniyor. Trump’ın FED başkanlığı Yellen sonrası adayının ise, ABD eski hazine bakanı Larry Summers olduğu konuşuluyor. Piyasa belirsizliği bakımından da hem FED’in faizleri ne zaman artıracağı büyük bir muamma iken, bir başkan adayının seçilmesi halinde FED’e baskı yaratacağı düşüncesi, piyasaları tedirgin ediyor. Ancak bu süreçte görüş ayrılıkları büyük bir uçuruma dönüşmüş durumda. Bazıları Trump’ın gelmesi ile birlikte, FED’in faizleri hemen artıracağını ve belirsizliğin ortadan kalkacağını. Bazıları ise, başkan değişikliği olabilecek bir ekonomide faizler konusunda karar alınmamın güç olacağı düşüncesi hakim. Her halükarda bir öngörülmezlik olduğu aşikar.

Clinton önde, Trump peşinde

Bugüne kadar bir çok adayı egale eden bu ikilinin, ön seçimler sonrasındaki savaşı debate’ler ile devam ediyor. İlk ve 2. Round’u önde geçiren Hillary Clinton ise, kendine güveni yakalamış durumda. 26 eylül debate sonuçlarına göre Clinton yüzde 47.3, Trump ise, yüzde 44 seviyesine oya sahip.  9 Ekim’de gerçekleştirilen ikinci debate’de ise, Clinton ağırlığını artırırak yüzde 57, Trump ise, yüzde 34 seviyesine ulaştı. Görüntü net bir şekilde ilk iki debate’in galibini Clinton olarak görüyor. Münazaraların odak noktası ilk debate’de e-mail ve vergi skandalları üzerine olurken, ikinci debate’de Trump biraz daha ‘’bel altı’’ tartışmalar yaratarak çoğu kesimin tepkisini çekmeye devam ediyor.

Anket durumları

Kaynak: http://elections.huffingtonpost.com/pollster

Anketlerinin geneline baktığımızda ise, Hillary Clinton’un aşırı üstünlük sağladığı görülüyor. Ancak Brexit sürecinde de AB üyeliğinde kalalım yönünde oy çoğunluğunun daha yüksek olduğunu ancak sonucun Brexit olduğunu gördük. Bu nedenle anketlerin son ana kadar sadece bir göstergeden öteye geçemediği de bir kez daha göz önünde bulundurulmalıdır.

Clinton mı Trump mı ?

Dünyanın en büyük ekonomisine sahip bir ülkenin Başkanı olarak seçilecek kişinin, hem küresel ekonominin gidişatında hem de siyasi ilişkilerin tamamında bir değişim yaşatabilme ihtimalini ortaya çıkardığı görülüyor. Bu nedenle seçilecek adayın ne tür adımlar atacağı , en başta verilen vaatlerin ilerleyen dönemlerde üzerinde durulup durulmayacağı, 8 Kasım ve sonraki süreçte merakla takip edilen konulardan bir tanesi olacak.

Sorunun cevabının ise oldukça zor olduğu aşikar. İki adayın da kötünün iyisi olarak yorumlandığı bir projeksiyon karşımıza çıkıyor. Ekonomik olarak seçim sonucuna göre ilk fiyatlamalarda Clinton’ın varolan ABD ekonomisinin gidişatında bazı kalıplara bağlı olarak çok önemli bir değişiklik yapmayacağına dair ve bunun piyasa tabanında kabul edilir bir düşünce yapısına tabi olduğunu gözlemliyoruz. Trump’ın ise, hem sosyo-ekonomik hem de siyasi bakımdan önemli değişiklikler gerçekleştirebileceği beklentisi bir risk olarak görülüyor. Ancak ‘’koltuğa geçen akıllanır’’ sözü de Trump için belki de bir alternatif deyim olarak da elden bırakılmaması gerekiyor.

Trump’ın bazı kişilere göre oldukça saldırgan ve öfkeli, bazılarına göre de ABD’yi yeniden ayağa kaldıracak kurtarıcı olarak göz önünde bulundurulduğu görülüyor. Hatta bu öfkeli siyasi görüşün Dünya’nın bir çok ülkesinde yavaş yavaş büyüdüğünü görmekteyiz. Yunanistan, İngiltere, İspanya ve Fransa gibi bir çok ülkede seçimler sırasında alt tabakada büyük bir yoğunluğun bu öfke dolu siyasi görüşü desteklediği ve aşırılığı önemli derecede içten içe benimsediğini gözlemliyoruz. Bu durumun ayr bir siyasi bilim patikasında incelemekte fayda olduğunu ve bağımsızlık, dışa kapalılık, aşırılık ve kendi çıkarlarının ön planda tutulduğu bir ülke görüşünün temelde Trump’ın en büyük destekçisi konumunda yer aldığını da görüyoruz.

Hillary Clinton ise, kötünün iyisi durumunda yer alan ve Başkan Obama yönetiminde, dış işleri bakanı olarak ciddi bir görev almış bir siyasetçi durumunda. Bill Clinton’ın eşi olarak zamanında hem avantajlı hem de ara ara dezavantajlı konumda yolunda ön planda yer alan bir başkan adayı rolünde. Irkçı söylemlere müslümanlara ve göçmenlere olan barışçıl tavrı Trump ile birebir zıt durumda. Suriye konusuna olan bakış açısı ise, Türkiye açısından oldukça zıt ve karmaşık bir konu olarak ilerleyen günlerde can sıkabilecek detaylar arasında da yer alacağa benziyen bir aday.

Tüm sosyo-ekonomik ve siyasi perspektif açısından söylemleri ve vaatleri bir bütün olarak ele aldığımızda ise, seçmenler kendi safını açıkça belli eden bir Trump tehlikesini mi ? Yoksa daha az kontrol edilebilir bir şahin Hillary Clinton rüzgarını mı tercih edecek bunu göreceğiz. Ancak şununda üzerine durmak gerekiyor ki, açıkça görünen bir tehlikeye karşı mı daha hazırlıklı olunabilir. Yoksa ileride sürpriz sonuçlara gebe bir başkan adayı mı daha tehlikelidir ? bunu da zaman gösterecek.

  • BIST
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • KREDİ
118.101 Değişim: 0,74% Hacim : 3.633 Mio.TL Son veri saati : 14:16
Düşük 117.564 23.01.2018 Yüksek 118.290
Açılış: 117.844
3,7880 Değişim: 0,37%
Düşük 3,7736 23.01.2018 Yüksek 3,8032
Açılış: 3,77415
4,6434 Değişim: 0,34%
Düşük 4,6260 23.01.2018 Yüksek 4,6530
Açılış: 4,6275
162,96 Değişim: 0,62%
Düşük 161,83 23.01.2018 Yüksek 163,37
Açılış: 161,96
TL
Ay
%
  • PİYASALAR
  • ENDEKSLER
Sembol Son %

bigpara

Copyright © 2018 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.